20.04.2014

    Affı ve tevbesi olmayan büyük günahlar nelerdir

    Affı ve tövbesi olmayan büyük günahlar nelerdir

    Tevbesi olmayan günah varmıdır hangi suçlar büyük günahtır

    Tevbesi olmayan günah var mıdır?
    İslam; itikad, ibadet ve muamelattan oluşur. itikat kısmının ihlali küfrü, diğerlerinin ihlali ise günahı gerektirir.
    Kişi kafir olmadıkça günah işlemekle dinden çıkmaz. Küfür dışında günah işleyen kişi, ne kafir ne de münafık olur, imandan çıkmaz. Bu nedenle tevbesi olmayan günah yoktur. Cenab-ı Allah “Ey iman edenler, samimi bir tevbe ile Allah’a dönün” (Tahrim, 66/8) buyurarak günah işledikleri halde kişilere iman kelimesiyle hitap etmiştir. Ancak, haramları ve helalları yalanlayıp inkar etmemek gerekir.
    Tevbe etmekle kul hakkının sorumluluğundan kurtulunmaz. Bunun için hak sahibinin hakkını ödemek ve helallaşmak gerekir.
    Hangi suçlar büyük günahlardandır?
    Çeşitli hadis-i şeriflerde anaya-babaya asi olmak,zina yapmak, yalan yere şahitlik yapmak, yalan yere yemin etmek, haksız yere adam öldürmek(bunun içine keyfi aldırılan çocuklar dahil), cephe-den kaçmak, sihirbazlık yapmak, yetim malı yemek, içki içmek ve peygamberin (S.A.V.) söylemediğini ona isnad etmek gibi günahlar büyük günahlardan sayılmıştır. Bazı alimler bu tür büyük günahların kırk’a kadar ulaşacağını beyan etmişlerdir.
    Ehli sünnetin görüşüne göre, ister büyük, ister küçük olsun, günah ve masiyet, Allah’a şirk koşulmadıkça kişiyi imandan çıkarmaz. Bu günahları isteyenlerin affedilmesi Allah’ın meşietine bağlıdır. Dilerse affeder veya suçları kadar ceza gördükten sonra cennete girerler. Bu günahları işlerken ölenler, haramları helal, helalları haram itikat etmedilerse büyük günah işlemiş olurlar; fakat dinden çıkmazlar.

    Affı olmayan günahlar nelerdir?

    Hangi suçlar büyük günahlardandır?
    Çeşitli hadis-i şeriflerde anaya-babaya asi olmak,zina yapmak, yalan yere şahitlik yapmak, yalan yere yemin etmek, haksız yere adam öldürmek(bunun içine keyfi aldırılan çocuklar dahil), cephe-den kaçmak, sihirbazlık yapmak, yetim malı yemek, içki içmek ve peygamberin (SAV) söylemediğini ona isnad etmek gibi günahlar büyük günahlardan sayılmıştır Bazı alimler bu tür büyük günahların kırk’a kadar ulaşacağını beyan etmişlerdir
    Ehli sünnetin görüşüne göre, ister büyük, ister küçük olsun, günah ve masiyet, Allah’a şirk koşulmadıkça kişiyi imandan çıkarmaz Bu günahları isteyenlerin affedilmesi Allah’ın meşietine bağlıdır Dilerse affeder veya suçları kadar ceza gördükten sonra cennete girerler Bu günahları işlerken ölenler, haramları helal, helalları haram itikat etmedilerse büyük günah işlemiş olurlar; fakat dinden çıkmazlar

    Büyük Günahlar Nelerdir, Büyük günahlar affedilirmi ,affı ve tevbesi varmıdır

    Günahlar, iki kısımdır. Beş vakit namaz, zekât, oruç, hac, umre, abdest ve hadîslerle beyan edilmiş hayırların kendilerine keffâret, yani af vesilesi olabilecek günahlar ve bir de bu tür ibadet ve taatlerin kendilerine keffâret olamıyacağı günahlar. Birinci çeşit günahlara KÜÇÜK GÜNAHLAR ve ikinci çeşit günahlara da BÜYÜK GÜNAHLAR adı verilir. Büyük günahların affı için tevbe, bazısı için hem tevbe ve hem hakların iadesi, bazıları için bunlar ve helalleşme gereklidir.  dilerse –şirk hariç- bütün günahları tevbesiz de affeder. O ayrı konu! Bu husustaki hüküm yalnız ‘a aittir ve bizim bunu kesin olarak bilmemiz imkânsızdır. Bize gerekli olan tedbirli olmak ve sebeplere, vesilelere sarılmaktır.

     ve Rasûlünün Cehennem’le, gazab, azab ve lânetle tehdit ettikleri veya haklarında şer’î ceza tatbik edilmesi emredilen günahlar büyük günahlar olarak kabul edilir. Büyük günahların sayısı konusunda çeşitli görüşler vardır. Bu sayıyı bine kadar çıkaranlar olduğu gibi, daha az miktarlarda olduğunu söyleyenler de vardır. Biz burada, âyet ve hadîsler ışığında büyük günahların en önemlilerini sıralayacağız.

    Büyük günah, büyük görüldüğünde küçülür. Küçük günah da küçük görüldüğünde büyür! İster büyük, ister küçük günah olsun işlendiğinde, kime karşı işlenmiş olduğu hatırlanmalı ve hemen ardından derhal samimi bir pişmanlık duygusu ile tevbe ve istiğfar edilmelidir. Bu açıdan bakıldığında günahın büyüğü küçüğü olmaz diyebiliriz. Ancak, Kur’ân ile de sabittir ki büyük günah da vardır, küçük günah da.
    Ana kaide olarak büyük günahların tümü aynı zamanda haram olan şeylerdir. Küçük günahlara gelince genellikle tahrimen veya tenzîhen mekrûh olarak kabul edilir.

     Teâlâ cümlemizi her türlü günahtan muhafaza buyursun ve salih ameller işlemeğe muvaffak kılsın. Âmîn. Bi hürmeti men erseltehü rahmeten lil âlemîn. Sallu aleyhi ve alâ alihi ve sahbihi ve selem…

    1. Günahların en büyüğü ve tevbe etmeksizin affı mümkün olmayanı şirktir. Yani ‘a eş-ortak koşmak veya ‘la birlikte başka ilahlara inanmak veya tapmaktır.
    Âmentü ile zikredilen hususlardan birini inkâr küfür olduğu gibi, bunu yapmaksızın da olsa ‘tan başkasına tapmak da şirktir; şirk de küfürdür ve tevbesiz affı mümkün değildir!

    2. ‘ın rahmetinden ümid kesmek. Tevbesiz af edilmeyeceğini söyleyenler vardır.

    3. ‘ın azabından emîn olmak. Bunun da tevbesiz af edilmeyeceği söylenmiştir.

    4. Zina etmek. Mükelleflerin nikâh olmadan temasta bulunmaları zina olduğu gibi;velîsiz ve şahitsiz yapılan nikâhla veya mut’a nikâhıyla olan birleşme ve kişinin ölmüş hanımıyla yapacağı ilişki de zinadır.

    5. Aralarında nikâh bağı olsa bile erkeğin hanımına arkadan (anal) temasta bulunması.

    6. Erkeğin erkekle cinsel ilişkide bulunması.

    7. Çoğu sarhoş eden şeyin azını içmek. Helâl olduğunu saymadan dahi sekir verecek kadar -hurma ve kuru üzümden yapılan- nebîz içmek de buna dahildir.

    8. Günah işlemeleri esnasında, günah işleyenlerin yanında bulunmak. Bu, çok mühimdir. İçki içenin, zina işleyenin, kumar oynayanın.. yanında bulunmak ittifakla büyük günahlardandır. Ancak o günahı engellemeye gücü olanın orada bulunması günah olmaz. Âmirlerine uyarak, onları kıramadıkları için, âmirlerinin günah işlerinde yanlarında bulunanlar, onların dans, içki ve benzeri günahlarına ortak olurlar!

    9. Sükûtla birlikte, ma’siyet işleyen âsîlerle dostluk kurmak, onlardan yardım beklemek, samimi olmak büyük günahtır ve haramdır. Zalimlerden yardım beklemek, zalimlerin zulmüne rıza göstermek gibidir. 

    10. Başkasına ait nisab miktarı, yani en az on dirhem karşılığındaki malı gizlice almak yani çalmak, yani hırsızlık yapmak veya gasb etmek, yani zorla almak.

    11. Şeriatle açıklanan cezaların dışında olmak üzere, bir müslümanı haksız olarak öldürmek. 

    12. Ana rahminde 100 günlük olduktan sonra bebeği kürtaj yoluyla aldırmak veya düşmesini sağlayacak yollarla kasten düşürmek de cinayettir.

    13. İlâçla erkekliğini yok etmek, rahmi tamamen tahrib etmek.

    14. Başkasının hizmetçisinin husyelerini dövmek veya zekerini kesmek.

    15. Suçsuz bir kadın veya erkeğe zina iftirası atmak.

    16. Birine “piç” diye hitap etmek. Çünkü bu, ana-babaya zina iftirası atmak gibidir. Birine “fahişe” ve benzer manaya gelen sözler söylemek de aynıdır.

    17. Kendisinden başka şahidin olmadığı bir hadisede, şahitliği gizlemek.

    18. Yalancı şahitlik yapmak.

    19. Karşısındakini ikna için yalan yere yemîn etmek. Buna yemîn-i ğâmus denir ki, bu tür yeminde üç suç işlenmiş olmaktadır: Yalancı şahitlik, aldatma yoluyla başkasına zarar vermek ve  Teâlânın adını yalanına âlet etmek! Bir de yemîn-i mün’akide vardır. Bir konuyu yapmak veya bir konuda güven vermek için yapılır ve meşrûdur. Yapılmazsa keffâret gerektirir. Diğer bir yemin de yemîn-i lağv’dir. Bir şey kast etmeksizin yapılır. Günah değildir; keffâret de gerektirmez.

     Teâlâ ve O’nun isimlerinden başkasına yemin etmek mekrûhtur. Talak, bayrak, vatan, ana, baba.. üzerine yemin böyledir. Amma, put, sanem v.s. üzerine tazîmen yemin etmek şirk ve küfürdür. Ta’zîm yoksa küfür sayılmaz.

    20. Meşrû bir mazereti olmadığı halde, şehîdlik ve gazîlik şerefinden mahrum olarak, savaştan kaçmak.

    21. Meşrû bir sebep yokken müslümanla harb etmek.

    22. Faiz almak, vermek, faiz işinde şahid, kâtip olmak ve faiz işinde hiyle yapmak. Bankacılığın her çeşidi de buna dahildir!

    23. Yetîmin malını zayî etmek, yemek veya almak.

    24. Bâtılı hak, hakkı bâtıl göstermek veya bir müslümanı zarara uğratmak için rüşvet almak veya vermek. Başka çaresi olmadığı ve rüşvet vermeksizin hakkını alamıyacak kişinin verdiği rüşvet, verene değil alana haramdır ve rüşvettir.

    25. Haklı ya da haksız, ana babaya isyan etmek, onlara eza cefa vermek. Haramı emrettiklerinde ana babaya itaat edilmez. Mübah işlerde emirleri yerine getirilir.

    26. Evladını günah işlenen yere götürmek veya günah işlemeğe teşvik etmek.

    27. İlim öğrenme gayesi dışında sıla-i rahmi kesmek. Özellikle fakir akrabayı terk etmek!

    28. Bir günahtan vaz geçirmek veya bir hayrı işletmek için yalan yere  ve O’nun Rasûl’üne iftira etmek. Meselâ, “Tütün haramdır” diyenlerin bunu ispat için: “Kimin ağzından duman çıkarsa, kalbinden iman çıkar!” sözünü bir hadîs olarak naklederek Peygamber aleyhisselâma iftira atmaları .. gibi!

    29. Şer’î bir özrü olmadığı halde kişinin Ramazan ayında oruç tutmaması.

    30. Ticaret yaparken eksik ölçmek veya eksik tartmak. 

    31. Fâsid, yani şeriate uygun olmayan alışverişlerle kazandığını yemek.

    32. Haram eşya satmak. 

    33. Alışverişte fiyat yükseltmek.

    34. Mal satarken yemin etmek.

    35. Namazları vaktinden önce veya vakti çıktıktan sonra kılmak.

    36. Şer’î özür yokken, sefer hali dışında iki vakit namazı birleştirmek.

    37. Kazaya kalmış namazlarını kaza etmemek. Oruç ve diğer farzlar da böyledir.

    38. Zekâtı vermemek ve verilmesi zamanı geldiği halde mazeretsiz olarak bunu ertelemek. Zekâtı müessese ve kurumlara, camiye, vakfa, tekkeye, köprü yapımına, partiye.. vermek de,vermemek gibidir. Kur’ân-ı Kerîm’i bastırmaya bile zekât verilmez. Zekât fakirin hakkıdır ve fakire teslim ve temlik edilmesi lazımdır!

    39. Hac ibadetini tehir etmek veya ölüm gelene kadar bunu sürdürmek.

    40. İhramlı iken temâsta bulunmak, katli caiz olan bir hayvanı avlamak veya öldürmek.

    41. Kadının kocasından izinsiz hac ve umre için ihrama girmesi.

    42. Haccın haramlarını, helal saymak.

    43. Hacc-ı kıran ve hacc-ı temettü’de kurban kesmemek veya kestiği kurbanın postunu satmak.

    44. Ashabdan birine sövmek. Özellikle dört halifeye ve Hazreti Âişe’ye!

    45. Ulemâya ve Kur’ân hamillerine sövmek. Hafife alınarak yapılırsa, küfür olur. Meselâ, “Âlimler yalan eder” diyen kâfir olur.

    46. Hazreti Ali’yi, Hazreti Ebû Bekr ve Hazreti Ömer’den üstün görmek.

    47. Zalim birine halkın ayıplarını bildirmek, onları şikâyet etmek.

    48. Emr-i bil ma’rûf ve nehy-i anil münker yapanların haklarına tecavüz etmek.

    49. Deyyusluk. Yani, mahreminin zina ettiğini görmek ve buna ses çıkarmamak. Bir erkek veya kadına zina yollarında yardımcı olmak (pezevenklik-kavatlık) da buna dahildir! Bu işte menfaat, yani satmak ve para almak da varsa, günah daha da büyür!

    50. Şart, durum ve imkânları elvermesine rağmen nehy-i anil münker veya emr-i bil ma’rûf yapmamak.

    51. Sihir (büyücülük) öğrenmek, öğretmek veya inanıp, bununla amel etmek.

    52. Kur’ân okumayı yüzünden öğrenip, sonradan bunu unutmak. Âyet ezberleyip, sonradan unutmak buna dahil değildir.

    53. Eti yensin ya da yenmesin herhangi bir hayvanı ateşle yakmak.

    54. Şer’î bir özrü olmadığı halde, kadının kocasıyla temastan kaçınması. Veya gücü elverdiği halde kocanın, hanımına yatak hakkını vermemesi (onunla temasta bulunmaması).

    55. Zarûretsiz olarak leş yemek. Leş te domuz eti gibi haramdır.

    56. Fitne ve fesat çıkarmak gayesiyle kötü haber dolaştırıp, yaymak. Layık olmayan birinin, lider olabilmesi için propogandasını yapmak, meselâ bir beynamazı övmek de buna dahildir!

    57. Mağlup olanın az ya da çok bir şey vermek zorunda olduğu her çeşit oyun. Buna kumar denir. Çay parasına oynansa da hüküm budur!

    58. Fâsık olsa bile bir müslümanın, yahut vergisini veren bir kâfirin malına, ırzına veya canına tecavüz etmek.

    59. Müslümanın dinine tecavüz etmek.

    60. Kâfirin dinine sövüp, onun da islâma sövmesine neden olmak.

    61. Hükümdarın, şeriatin yani ‘ın hükümlerinin dışında, hükümlerle hükmetmesi. Bunu helâl görmeden yapmak ma’siyettir. Helâl görerek yapmak ise küfürdür! Ancak, islâmın bütün hükümlerini terk ederse, bazı âlimlere göre yine küfür olur!

    62. İster yerleşim yerinde isterse bunların dışında olsun her çeşit soygunculuk. Beraberinde dövme ve işkence varsa daha büyük, öldürmek de varsa daha daha büyüktür!

    63. Zihar. Yani adamın hanımına: “Sen benim anam, bacım gibisin” demesi. “Anam avradım olsun” yahut “Avradım anam olsun” demek de zihardır. Bunu söyleyen, haramlığı kast ederse, hanımı boş olur. Ama “Seni anam gibi severim” demekte zarar yoktur. Sevgi için söylenirse tabii. Helali haram etmek için söylenirse, büyük günahtır. Bu şekilde yemin de böyledir. Ayrıca, kocanın hanımına “yavrum, kızım, anam..” gibi hitaplarda bulunması çok sakıncalı ve tehlikelidir! Kadının da kocasına “babam, kardeşim” gibi benzer ifadeler kullanması aynıdır!

    64.  ve Rasûl’ünün yasakladığı bir ma’siyetin işlenmesine yardımcı olmak veya buna teşvik etmek, fâsık ve âsîyi övmek gibidir. Meselâ oğlunun veya başka bir yakınının hırsızlık yapmasında onu cezaya çarpılmaktan kurtarmaya çalışmak veya onları hırsızlığa teşvik etmek gibi!

    65. Şehvet ve gazap duygularını tahrik etmek gayesiyle halka şarkı türkü söylemek. Tenha bir yerde insanın kendi kendine şarkı söylemesi tahrîmen mekrûhtur. Kadının bunu yapması da büyük günahtır! Sesi başkası tarafından işitilmezse o zaman tahrîmen mekrûh olur! 

    66. Kadının erkeklere şarkı söylemesi ve konferans vermesi, ittifakla haramdır!

    67. Yabancının huzurunda avretini açmak. Kadının eli yüzü hariç, bütün bedeni ve saçları dahi avrettir. Saçlar kesilip bedenden ayrılmış olsa bile, yine avrettir. Bunun için bu saçlar ya yakılmalı veya ölene kadar bir torbaya biriktirilip, ölünce beraberinde defnedilmelidir!

    68. Sidik ve necasetten korunmamak. Çünkü bu, namazı iptal eder!

    69. Verilen zekât veya sadakayı başa kakmak. Zekât ve sadaka verilen kişiye eziyet etmek.

    70. Kaderi yalanlamak. Hayır ve şerri kulun yarattığını iddia etmek veya bunların tamamen kullardan kaynaklandığını söylemek.

    Büyük günahların affı var mı?

    Soru: İman sahibi olan (namaz kılan, oruç tutan) biri şeytana uyup büyük günahlardan işlerse, (mesela zina yapmak gibi), onun affı mümkün değil mi? Yada cehennem ehli olmaması için hiç bir şansı kalmadı mı?

    Cevap: Muhterem kardeşim tevbe kapısı her kesin yüzüne açıktır. Günahı ne olursa olsun, yeter ki samimi bir şekilde dönüş yapsın ve artık geçmişi bir daha tekrarlamamaya ve artık Allah’a teslim bir kul olmaya karar versin. Zaten gerçek tevbe iki ana unsurdan oluşmaktadır. 1- Geçmişte yapılanlardan gerçek anlamda pişmanlık duyması ve bunun ıstırabını bütün vücuduyla hissetmesi 2- Gelecekte geçmişi tekrarlamamaya ve Allah’a teslim bir kul olmaya karar vermesi. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: (Ey Resulüm, benden taraf onlara) deki: Ey kendi nefislerine israf ve zulmeden kullarım, Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin; Hiç şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü o bağışlayandır; esirgeyendir. Zumer, 53)

    Tabi burada hatırlatılması gereken bazı hususlar var:

    * Bir çokları, biz daha genciz, şöyleyiz böyleyiz; şimdi sefamızı sürelim de ileri yaşlarda tevbe ederiz; olup biter; (kendi kafalarınca uyanıklık yapmak istiyorlar, böylece hem dünya keyfini kaçırmamış olacaklar, hem de bir tevbeyle ahireti de garantilemiş olacaklar.) Böyle bir düşünce şeytanın en önemli tuzaklarından birisidir. Zira herhangi bir kimsenin elinde ne zamana kadar yaşayacağının garantisi var mı? Evet şeytan bu hileyle insanları tuzağına düşürüp onları tevbesiz öbür tarafa göndermek istiyor.

    * Sonra şunu da bilmek gerekir ki insanın amelleri iyi veya kötü, yaptığı veya yapacağı amelleri de etkilemektedir. Yapılan yanlış ve günahlar, bir taraftan yeni yanlış ve günahlara zemin hazırlar, diğer taraftan iyi ve Allah rızasına uygun amellerin, işlerin önünü tıkar. Onu yapma tevfikini insanın elinden alır. İyi ameller de böyledir. Yani yapılan bir hayır iş ve güzel amel, başka hayırlara vesile olur ve yeni güzelliklere zemin hazırlar. Ve bir çok kötülüğün kapısını insanın yüzüne kapatır.

    Şimdi bu ilkeden hareketle, mümkündür ki insanın kendi yaptıkları yanlışlar tevbe edebilme kabiliyetini insanın elinden alsın ve insan tevbe etmeğe bir daha muvaffak olmasın. (Allah hepimizin yardımcısı olsun.)

    * Bir diğer husus şudur ki, evet insan ölüm amarelerini gözle görmediği müddetçe gerçek bir tevbe ederse, tevbesi kabul olur inşaallah; ancak, ta geçliğinden Rabbine dönüp de ona iyi ve samimi bir kul olmaya çalışan birisiyle, yetmişine dayandıktan sonra tevbe eden birisinin durumu asla bir olmaz. Bu ikisine verilecek sevap ve mükafat hiç aynı olur mu? Bu Allah’ın da adaletine ters düşer. Bu yüzden bakın Allah Resulü (s.a.a) bir hadisinde bunu nasıl izah ediyor: Gençliğinde Allah’a kulluk eden bir gencin, yaşı ilerledikten sonra ibadet ve itaate başlayan bir ihtiyara olan üstünlüğü, peygamberlerin diğer insanlara üstünlüğü gibidir. (Kenz-ül Ummal, Hadis: 43059)

    * Bir noktayı da hatırlatıp bitirelim. O da şudur ki günahlar iki kısımdır: Bir kısmı sadece Allah’a yönelik yapılan günahlardır ve sadece Allah hakkı söz konusudur. Bunlar da yine iki kısımdır, bir kısmı vardır ki onlar için gerçek bir tevbe ve pişmanlık ve Allah’tan bağış dilemek yeterlidir. Ancak bir kısmı vardır ki tevbeden sonra telafi gerektiren günahlardır. Mesela eğer geçmişte namaz kılmamışsa, oruç tutmamışsa, vb. bunların tevbe ettikten sonra mutlaka kazasını yerine getirmelidir. Bir kısım günahlar da vardır ki bunlar Allah’a karşı günah sayıldığı gibi, kul hakkı da içermektedir. Bu tür günahların da tevbesi, Allah’tan bağışlanma istemekle birlikte, hak sahibi kimsenin de hakkını ödemeli veya en azından onu kendinden razı etmelidir. Mesela eğer (Allah korusun) birisin malını çalmış, gasbetmişse, onu ona iade etmelidir, veya gıybetini etmiş, haksız yere kalbini kırmış, hakkında iftirada bulunmuş vs. bütün bunlarda karşı tarafı razı etmeye çalışmalıdır. Evet eğer bir kimse hakkında bir yanlış yapmışsa ve onun haberi yoksa ve bundan haberdar olduğunda daha çok rahatsız olup kin güdecek veya bir yanlış yapma ihtimali varsa, o zaman kendisine söylemeye gerek yoktur, ama onun hakkında iyilik yapmalı, ona Allah’tan mağfiret dilemeli, hakkında dua etmeli ve. Şimdilik bu kadarıyla yetiniyorum. Allah hepimizi şeytanın ve nefsimizin şerrinden korusun ve gerçek ve samimi tevbe edenlerden eylesin. Allah’a emanet olun.

    Sponsorlu Bağlantılar
    DMCA.com

    Hasbinallah ve nimel vekil nimel mevla ve niğmel masır anlamı nedir ne demektir

    En güzel dua kitabı (pdf-ebook) indir, en iyi dualar ekitap yükle

    Bu sayfadaki "Affı ve tevbesi olmayan büyük günahlar nelerdir" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *