Akdeniz Bölgesi Gezilecek Yerler ve Tarihi Turistik Mekanlar, Akdeniz’in Doğal Güzellikleri ve Tarihi Yerleri

Sponsorlu Bağlantılar

Yeşili ve maviyi buluşturan, tatili “deniz, kum ve güneş” olarak tarif edenlerin ilgi odağı Akdeniz Bölgesi, sadece kıyılarındaki değil, iç kesimlerindeki zenginlikleriyle de dikkat çekiyor. Her yıl ağırladığı 10 milyondan fazla yerli ve yabancı turistle Türkiye’nin turizm başkenti, sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde farklı olanaklar sunuyor.

Listeye antik kentler ile dantel gibi koylar ağırlığını koydu.

TERMESSOS …

Yüzlerce lahit doğaya karışmış

Antalya’nın 34 km. kuzeybatısında, Güllük Dağı’nın eteklerinde. Büyük İskender’in sefer sırasında saldırmaktan çekinip, yanı başından geçip gittiği söyleniyor. Helenistik çağda yapılan 5 bin kişilik tiyatrosu önemli yapılarından. Diğer bir önemli yapı da zemini taş bloklarla kaplı, üç yönden sütunlu galerilerle çevrili agorası. Bunlar dışında kahramanlık anıtı Hereon’u, altı tapınağı, gymnasium’u ve gözetleme kulelerini de görmek gerek. Ayrıca kentte binin üzerinde kaya mezarı ve birçok sarnıç var. Jüri üyemiz Kayhan Dörtlük; “Siz, Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen ve hiçbir yerde olmadık kadar korunmuş muhteşem eserleri gezerken yaban keçisi ve geyik sürüleri de sarp kayaların üzerinden sizi izler” diyor.

PATARA

Likya’nın ana limanı Patara, Fethiye’ye 73 km. mesafede. Antik kentteki yerleşimin geçmişi, bundan 3 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Helenistik, Bizans ve Roma dönemi kalıntılarını görmek mümkün. Carette caretta kaplumbağalarının önemli üreme alanı olan 18 kilometrelik beyaz kumsalıyla popüler. Kehanet Tanrısı Apollon ile MS 4. yüzyılda Myra’nın piskoposu olan St. Nicholas ya da diğer adıyla Noel Baba’nın doğum yeri olmasıyla da önemli. Yaşar Yılmaz; “Bu kentimizin eserlerinin günümüze ulaşmasını kumlara borçluyuz. Kazı öncesine kadar birçok eser kumlar altındaydı. Yeni ortaya çıkarılan İskenderiye Feneri’ne benzetilen Patara Feneri, 4 bin 800 kişilik tiyatrosu, Odeon’u, kente su getiren suyolları ve sarnıçları mutlaka görülmeli” diyor.

PHASELİS

Kemer’e yaklaşık 10 km. mesafedeki üç limanlı kent, efsaneye göre MÖ 690’da Argoslu kolonistler tarafından kurulmuş. MÖ 334’te Büyük İskender’in hayran kaldığı Phaselis’te bir kış mevsimini geçirdiği biliniyor. Burayı seven bir başka imparator da MS 29’da gelen Roma İmparatoru Hadrianus. Şu andaki kalıntıların çoğu Roma ve Bizans dönemine ait. Antik limanları ve kumsalıyla ünlü. Jüri üyemiz Nizamettin Şen; “Phaselis’e yat turuyla gitmeli, üçüncü koyda kumda yürümeli, tiyatro ve Roma hamamını ziyaret etmeli” diyor. Saffet Emre Tonguç ise; “Şehirdeki küçük tiyatronun sahnesinin tam arkasından tüm görkemiyle Tahtalı Dağı yükseliyor ve bir tiyatro dekoru gibi duruyor. Phaselis sizi büyülerse sakın şaşırmayın, o bunu yüzlerce yıldır bir alışkanlık haline getirmiş” diyor.

ANTALYA KALEİÇİ

Kaleiçi, Antalya’nın en eski yerleşim yeri. Helenistik çağa ait görkemli bir surun içine yerleşmiş. Daracık sokaklarıyla bir labirenti andırıyor. Eğlenceden dinlenceye, kültürden sanata, yemekten alışverişe her yönüyle dikkat çekiyor. Roma, Bizans ve Selçuklu medeniyetlerinin izleri var. Selçuklu dönemine ait Yivli Minare, tapınaktan kiliseye, sonra camiye dönüştürülen, bir yangının ardından da kalıntı haline gelen Kesik Minare Cami (Cami-i Kebir), merkezdeki ilginç yapılar. Suna- İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi görmeye değer. Bir Roma eseri olan Hadrian Kapısı en iyi korunmuş tarihi yapılardan biri. Nizamettin Şen; “Kent kültürüne tutkun olanlar mutlaka görmeli” diyor.

ASPENDOS

Aspendos, Antalya-Serik’in 8 kilometre doğusunda, MÖ 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulan bir antik çağ kenti. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için her çağda ele geçirilmek istenmiş. Açık hava tiyatrosu, Roma İmparatoru Marcus Aurelius zamanında, Mimar Zeno tarafından, 2. yüzyılda yapılmış. 17 bin kişilik tiyatronun mimari özelliğiyle sağladığı mükemmel akustik hala bir sır. 13. yüzyılda Selçuklular burayı kervansaray olarak kullanmış ve bir kemerle kuzey tarafını sağlamlaştırmışlar. Nizamettin Şen; “Özellikle Aspendos Festivali döneminde burada konser dinlemek kaçırılmaması gereken bir fırsattır” diyor.

OLYMPOS

Antalya Kemer’e yakın. Ormanlarla kaplı yemyeşil koylar, tarih ve masmavi deniziyle dikkat çekiyor. Koruma alanında bulunduğundan inşaata izin verilmiyor. Sadece bungalovlar ve ağaç evler var. Çok uzun bir sahili var. 2. yüzyıldan kalma antik şehri gezip, Yanartaş’a çıkabilirsiniz. Yüzmek için de çok uygun bir koy. Yakınlarındaki Maden, Ceneviz, Sazak ve Adrasan görmeye değer. Jüri üyemiz Orhan Atvur; “Tarihle doğanın iç içeliği sözü Olimpos’a çok uymaktadır. Çıralı sahilinin kuzeybatısında “Likya’nın sönmeyen ateşi” Yanartaş, aslan bedenli, kuyruğu yılan, sırtında bir keçi kafası taşıyan ve ağzından alevler çıkan Kimeria efsanesinin geçtiği yerdir” diyor.

APOLLON TAPINAĞI

Kleopatra ile Antonius’un ziyaret ettiği Side, Helenistik devrin önemli bir limanı ve Pamfilya’nın önde gelen kentlerinden. Surları, tiyatrosu, agoraları, kiliseleri ve tapınakları kentin en önemli binaları. Side’nin simgesi, liman bölgesinde denizle tarihi biraya getiren Apollon Tapınağı. En anıtsal Roma dönemi yapıtlarından biri. Bugün birkaç sütunu ayakta. Turistler, günbatımını Apollon Tapınağı’ndan fotoğraflamak ve görüntülemek için Side Limanı’na akın ediyor. Orhan Atvur, “Burada dünyanın en güzel güneş batışını ve dolunayın doğuşunu izlemek mümkündür” diyor.

PERGE

Antalya’nın 18 km. doğusundaki Perge, MÖ 333’te hiç direnmeden İskender’e teslim olduğundan, yakılıp yıkılmamış. Kestros (Aksu) Nehri’nin 4 kilometre batısında, iki tepe arasındaki geniş bir ovanın üzerinde MÖ 1200 yılında kurulmuş. Aziz Paul’un Perge’ye gittiği söyleniyor. Dev heykelleriyle ünlü. Ayrıca Anadolu’nun en güzel Roma hamamlarından biri de burada. Sanatçıların eserleri bu hamamın galerisinde sergilenirmiş. Sütunlu Cadde, Agora Meydanı, Acropolis (hisar), Nymphaeumda (anıtsal çeşme), mezarlık, Bazilika, hamam ve 12 bin kişilik tiyatrosu en önemli eserler arasında. Bugün Antalya müzesinde görebileceğiniz çok sayıda heykel de vaktinde Perge’deki yapıları süslemiş.

DÜDEN ŞELALESİ

Antalya’ya yaklaşık 7 km. mesafede. Sık ağaçlı ve yemyeşil görünümü ile dikkat çekiyor. Yaz kış gürül gürül akıyor. Yukarı ve Aşağı Düden olmak üzere ikiye ayrılıyor. İskender Şelalesi de denilen Yukarı Düden, Antalya’nın merkezine 10 kilometre uzaklıkta. Bu suyun kaynağı şelaleye 22 kilometre uzaklıktaki Kırkgöz Mevkii. Burada bir de mağara var. Şelale bu mağara üzerinden denize dökülüyor. Aşağı Düden Şelalesi Antalya-Lara yolu üzerinde, Karpuzkaldıran Plajı yakınlarında. Etrafında birçok yeme içme tesisi var. Düden Şelalesi’ne özel otoyla gidebileceğiniz gibi, kent içinde çalışan dolmuş ve halk otobüsleriyle de ulaşabilirsiniz.

Sponsorlu Bağlantılar

En Güzel Türk Romanları, En İyi Türkçe Roman Kitapları

Sonraki Sayfa »

Ege Bölgesi Gezilecek Yerler ve Tarihi Turistik Mekanlar, Ege’nin Doğal Güzellikleri ve Tarihi Yerleri

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Current ye@r *