24.04.2014

    Albert einstein aşk sözleri, dini inançla ilgili sözleri, felsefe ve dünya evren hakkında cümleleri

    Albert einstein aşk sözleri, dini inançla ilgili sözleri, felsefe ve dünya evren hakkında cümleleri

    Aşka düşmekten yer çekimi sorumlu değildir. Gravitation is not responsible for people falling in love. burada ingilizcedeki ‘falling in love’ türkçe aşık olmak manasına gelsede, yer çekimi ile olan bağlantısını ve aradaki ironiyi kaybetmemesi için ‘aşka düşmek’ olarak çevirilmiştir

    Aşka düşmekten yer çekimi sorumlu değildir.

    Albert Einstein ‘e Ait Özlü Sözler 

    Eğer içimde dini denebilecek bir şey varsa bu,bilimin ortaya çıkarabileceği ölçüde,dünyanın yapısına karşı sınırsız hayranlığımdır(1954)
    Albert Einstein

    ”Bir peşin hükmü yok etmek, bir atomu parçalamaktan daha zordur..”

    “Bir hatayı iki defa tekrarlamayan, en mükemmel insandır..”

    “Duyabileceğiniz en güzel ve en derin heyecan mistik heyecandır. Bütün hakiki ilim bundan çıkar. Gönülden gelen manevi heyecanı tanımayan, yaratılmış tabiat karşısında hayrete düşmeyen ve bu mükemmelliği, muazzamlığı, muhteşemliği yaratan Allah’ın huzurunda huşu ile eğilmeyen kimsenin ölüden farkı yoktur. Bizim sınırlı aklımızla anlayamadığımız, gözlerimizle görme kudretinden mahrum bulunduğumuz şeyin gerçekten var olduğunu, parlak bir güzellik halinde kendini gösterdiğini bilmek, işte hakiki dindarlığın temelinde bu bilgi ve bu duygu vardır.”

    “Hayal kurma bilgiden daha önemlidir.”

    “Gerçek yalnızca bir illüzyondur. Ama bitmek bilmeyen bir illüzyon.”

    “İlimsiz din topal, dinsiz ilim kördür.”

    ” Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını çözmüş olurduk. ”

    “İnsanoğlunun değeri benliğinden elde ettiği özgürlüğün derecesinde saklıdır!.”

    “Gençliğimizde düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle ilgilidir, sonraları ise tüm sevgimiz düşüncemiz olur.

    “Evrenin en anlaşılmaz özelliği anlaşılabillir olmasıdır.”

    Yüce Tanrıyı anlamak çok zordur; o, esrarengizdir fakat hiç bir zaman kinci ve kötü değildir.
    Albert Einstein

    ALBERT EİNSTEİN’IN EN ÜNLÜ SÖZLERİ

    “Relativite kuramım başarıyla kanıtlanırsa almanya benim bir alman olduğumu iddia edecek, fransa ise dünya vatandaşı olduğumu açıklayacaktır. kuramım gerçek dışı çıktığında ise, fransa bir alman olduğumu söyleyecek, almanya ise bir yahudi olduğumu açıklayacaktır.”
    fransız felsefe cemiyeti’ne konferansından.
    6 nisan 1922

    ” Bir de yunan grameri öğretmeninin Einstein’e söyleyerek tarihe geçtiği bir söz vardır..”
    ”sen adam olmazsın!.. ”

    Einstein aktif profesörlük yaparken bir öğrencisi ona sordu:” bu seneki sorular geçen seneki soruların aynısı? “”doğru!” dedi ve ekledi, “ancak bu sene bütün cevaplar farklı!”

    ” Einstein sürekli çıktığı seminerlerden çok sıkılır ve yine bir seminere giderken bunu şöförüyle paylaşır, şoför onun yerine kendisinin çıkmasını teklif eder. sürekli aynı şeyleri anlattığı için ezberlediğini ve aksamadan çıkıp anlatabileceğini söler. bölelikle einstein dinlenecektir. seminer başlar ve şöför hiç şaşırmadan anlatır her şeyi. son söz bittiğinde adamın biri bir soru sorar kürsüde bulunan şöför bir müddet durakladıktan sonra şöle der ” bu öylesine basit bir sorudur ki bunu en arka sırada oturan şöförüm bile yanıtlayabilir. ”

    Albert Einstein Sözler …

    Albert Einstein, yüzyılımızın önemli isimlerinden birisi hiç şüphesiz. Onu, ilk defa Galile tarafından dile getirilen fakat kendisinin geliştirdiği İzafiyet Teorisi, ayrıca madde-enerji ilişkisini veren ünlü (E=mc2) denklemi ve 1922′de Nobel Ödülü almasını sağlayan fotoelektrik etki üzerindeki çalışmalarıyla tanıyoruz.

    Einstein, sadece iyi bir fizikçi ve matematikçi değildi, matematiği, fizikte iyi kullanabilme kabiliyetine de sahipti. Evren’i en azından mekanik anlamda iyi anlayabilen başarılı bir sentezciydi.

    Kimine göre bir keman virtüyözüydü aynı zamanda. Annesi ona, küçükken keman dersleri aldırmıştı ve müziği seviyordu. Yakından tanıyanlara göre ise bir virtüyöz olamadı ancak, amatörler arasında da hatırı sayılır bir yeri vardı.

    Batı’nın kendi kriterleri açısından 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden birisi olarak kabul ettiği Einstein, aslında felsefi meselelerle çok erken yaşlarda ilgilenmeye başlamıştır. Bunda kısmen, evlerinde kiracı olarak kalan Max Talmey adlı bir öğrencinin payı olduğunu söyler.

    Küçük Einstein henüz 13 yaşındayken, Leibniz’in bazı metinlerini ve Kant’ın Saf Aklın Tenkidi’ni, Talmey ile birlikte okuyup tartışmıştır. Daha sonra, madde ve enerji arasındaki eşdeğerlik ilkesine dair notlarında, ünlü Alman filozofu Leibniz’den de bahsedecektir.

    Einstein bilimsel gerçeklik, felsefe, etik ve siyasete dair yazılar yazmış, sosyal konular üzerinde de düşünmüş ve kanaatlerini fiziksel metaforlarla değil de, herkesin anlayacağı bir dille ifade etmiştir. Bunlar, esas olarak Einstein’ın düşünce yapısı hakkında (her ne kadar bazı tarafları; yetiştiği dönem, ortam ve din kültürüne bağlı olarak bize garip ve ters gelse de) fikir vermesi açısından önemlidir. İşte bunlardan bazıları:

    “Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı.”

    “Konfor ve mutluluk, benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat, ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye lâyık şeyler gibi geldi. Hatta ahlâkın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum.”

    “Hayat her zaman bir birşey olmaktır, asla mevcut olmak değil.”

    “Kozmik dini tecrübe, derin bir bilimsel araştırma sırasında birden beliren en soylu, en güçlü şeydir. Kendi çabalarını ve yeteneğini anlamayan, bilimsel düşüncede hiçbirşeyin kendiliğinden oluşmayacağını görmeyen kişi, bilimsel bir eseri doğurabilecek tek şey durumundaki doğrudan pratik hayatın gücü olan his gücünü değerlendirmesini de bilemez.”

    “Dinin gerçeği benim için, insanın kendisini bir başka insanın yerine koyabilmesi, onun sevinciyle sevinip, onun üzüntüsüyle kederlenmesidir.”

    “Emredici ahlâk, insanlığın en kıymetli geleneğidir. Ahlâki davranış, basitçe, hayatın belli zevklerine sırt dönmenin emredilmesine dayanmaz. Daha ziyade, bütün insanlar için daha mutlu bir kader olarak kabul edilen faydaya dayanır.”

    “Şu kâinatın akla dayandığı veya en azından anlaşılır olduğu kanaati (ki bu, dini duyguya yakındır) bütün bilimsel çalışmaların temelini teşkil eder. Bu kanaat, aynı zamanda benim Tanrı anlayışımı oluşturur.”

    “Bence, bir kişiye hayranlık duyulması doğru değildir. Tabiatın, çocukları arasında yetenekleri çok çeşitli olarak dağıtması kendindendir ve oldukça yetenekli bu çocukların sayısı da bir hayli fazladır. Bunların büyük kısmının sessiz ve silik bir varlık sürdürdüğü kanaatindeyim. Bunlardan bazılarına ölçüsüz olarak hayranlık duyulması, bana ne doğru, ne de iyi bir beğeni olarak geliyor, zira insanlar, onlara insanüstü zekâ ve karakter atfediyorlar. Kesin olarak benim payıma düşen şu; bana atfedilen kapasite ve mükemmellik ile gerçekte sahip olduğum arasında gerçekten gülünç bir tezat var. Eğer güzel bir teselli bulmasaydım, hakkımdaki bu kanı, benim için dayanılmaz olacaktı. Bulduğum teselli, tarih boyunca kıymeti sadece ruhi ve ahlâki planda olan insanların kahraman kabul edildiği gerçeğidir. Maddeci çağımızda çok sık tenkit edilse de, bu olgu, insanların çoğunun, kişinin sahip olduğu bilgiye ve dürüstlüğe, zenginlik ve güçten daha fazla değer biçtiğini ispat eder.”

    “Sosyal adalet ve sorumluluğa dair şiddetli idealim, insanlarla doğrudan biraraya gelme konusunda bilinen yetersizliğimle her zaman zıtlık arzetmiştir. At koşulan bir araba için biçilmiş bir kaftan, yani tek kişilik bir koşu takımı için uygun bir atım. Böyle bir tecerrüd bazen acıdır ama, diğerlerinin anlayış ve sempatisinden uzak olmaktan üzüntü duymuyorum. Muhakkak birşeyler kaybediyorum bu bakımdan, fakat diğerlerinin alışkanlıklarından ve peşin hükümlerinden kendimi kurtarıyorum ve ruh duruluğumu böylesine hareketli temeller üzerine dayandırma arzusunda değilim.”

    “Benim barışseverliğim bende insiyaki bir duygudur. Çünkü insanın öldürülmesi, bende tiksinti doğurmaktadır. Benim teorim, entelektüel bir teoriden doğmuyor, bilakis her türlü kan dökücülük, vahşet ve kine karşı duyduğum derin antipatiden ileri geliyor. Bu reaksiyonumu akılcılaştırmaya yönelebilirdim, ama bu gerçekte “a posteriori” (olaydan sonra, ondan ibret alarak geliştirilecek bir tepki) bir düşünce olacaktı.”

    “İnsanları barışçılığa kazandırmak, sosyalizme kazandırmaktan daha kolaydır. Ekonomik ve sosyal meseleler bugün çok daha zordur, fakat erkeklerin ve kadınların barışçı çözümlere inandıkları bir noktaya ulaşmaları gerekmektedir. Siyasi ve iktisadi problemlere bir işbirliği anlayışı içinde yaklaşılması ümit edilir. Her şeyden önce sosyalizm için değil ama pasifizm (barışçılık) için çalışmamız gerektiği kanaatindeyim”

    “Modern eğitim tarzı, araştırma merakını henüz tam olarak boğamamıştır. Nazenin bir çiçeğe benzeyen araştırma merakı teşvik ve özellikle hürriyete ihtiyaç duyar, aksi takdirde sararıp solar. Gözlem ve araştırma yapma hazzının baskı, zorlama veya ödev duygusundan kaynaklandığına inanmak ciddi bir hatadır”

    “Birşeyi ezberlemektense, her türlü cezayı çekmeyi tercih ederdim”

    “Benim tipimde bir adamın gelişme sürecinde, bütün çabayı varlık hakkındaki entelektüel kaygıya teksif etmek için sadece şahsi ve anlık konularla ilgilenmek, yavaş yavaş bırakıldığında bir dönüm noktası meydana gelir. Benim gibi bir adamın varoluşunda esas olan şey “ne” düşündüğü ve “nasıl” düşündüğüdür”

    “İnsanlar dinlenmeli mi? Evet ama dinlenme nedir? Yattıkları zaman dinlenen insanlar vardır ve bunlar uyurlar, diğer bir kısım insanlar uyanık iken dinlenirler; bazılarının ise dinlenmek için çalışmaları veya yazmaları ya da eğlenmeleri gerekir. Herkese, nasıl dinlenilmesi gerektiğini göstermek için bir kanun çıkarırsanız, bu sizin herkesi aynı kabul ettiğiniz anlamına gelir. Aynı olan iki insan bile yoktur”

    “Belli bir hisle, saf düşüncenin, eskilerin rüyasını gördükleri, gerçeği yakalama istidadına sahip olduğunu düşünüyorum”.

    Einstein, Kuantum Mekaniği’ni içine pek sindiremiyordu ve bugün bu konuda bazılarından tenkit almaya devam etmektedir. Aslında Kuantum Mekaniği’ne cephe alması (1926), belirsizliği kabullenememesinden dolayıdır.

    Heisenberg belirsizlik, Born da probabilite (olasılık) prensibini geliştirdiğinde, sadece determinizm değil, şartlı determinizm de bundan yara almıştı. Halbuki Einstein’a göre, Evren’deki işleyiş, belli ilke ve prensiplere, yani bir düzene göre olmalıydı.

    Ünlü “Tanrı zar atmaz!” sözünü de bu yüzden söylemişti. Aynı şekilde, olayları karmaşık yollarla açıklamak isteyenlere, “Tanrı titizdir ama kötü niyetli değildir.” diyordu.

    Sponsorlu Bağlantılar
    DMCA.com

    Kilometre düşürme nasil yapilir

    2011′deki önemli bilimsel keşifler, buluşlar ve icatlar

    Bu sayfadaki "Albert einstein aşk sözleri, dini inançla ilgili sözleri, felsefe ve dünya evren hakkında cümleleri" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *