24.04.2014

    Albert Einstein’in Tüm Buluşları ve İcatları Nelerdir

    Albert Einstein’in Tüm Buluşları ve İcatları Nelerdir, albert einstin buluşları, einstein bütün icatları, Einsteinin hayatı boyunca yaptığı icatlar ve keşiflerin listesi, einstein neleri buldu, einstein neyi icat etti, einsteinin keşfettiği şeyler nelerdir:

    Görelilik kuramını geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür.

    Fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi. Kendisi özellikle zaman ve uzay için düzenlenmiş bağlılık (izafiyet) teorisiyle tanındı. Bu teori üç bölüme ayrılır: Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren sınırlı bağlılık (1905); eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren genel bağlılık (1916); elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri. Albert Einstein, ilk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar.Söylediği güzel bir söz vardır “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar”

    Albert einstein ne buldu, Albert einstein’ın buluşları nedir, Albert einstein neyi buldu, Albert einstein neleri buldu

    Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi.

    Bu teori üç bölüme ayrılır:

    1. Newton mekaniğinin uygulanabildiği alanı kısıtlayan ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görelilik (1905);
    2. Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
    3. Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.

    İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

    Albert Einstein’in hayatı boyunca yaptığı bütün icatlar ve buluşlar

    Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi. Kendisi özellikle zaman ve uzay için düzenlenmiş bağlılık İzafiyet Teorisi ile tanındı.

    Bu teori üç bölüme ayrılır:

    1. Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne sürenÖzel Görelilik (1905);
    2. Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
    3. Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.

    İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.”demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

     

     

    Özel Görelilik Kuramı,

    Albert Einstein tarafından 1905′te Annalen der Physik dergisinde, “Hareketli cisimlerin elektrodinamiği üzerine” adlı 2. makalesinde açıklanmış ve ardından 5. makalesi “Bir cismin atıllığı enerji içeriği ile bağlantılı olabilir mi?” başlıklı makalesiyle pekiştirilmiştir.

    Kuram olarak Görelilik, ilk olarak Galileo Galilei’nin hızlarla ilgili düşüncesinde ortaya çıkmıştır. Galilei’ye göre sabit hızla giden bir gözlemci veya sabit duran gözlemci aynı fiziksel yasaları kullanmalıdır. Örneğin sabit hızla giden bir gemide yukarı doğru bir taş atarsanız aynı yere düşecektir – sabit durduğunuzda olduğu gibi. Bu anlayış Newton fiziğinde formülasyona dökülmüştür. Sabit hızla giden bir cisim veya sabit duran bir cisim için geçerli olan Newton denklemlerinin şekli aynıdır. Burada şunu belirtmekte fayda var. Sabit hızla giden bir cisim gözlemciye göre tanımlanmaktadır. Eğer bir cisimle beraber aynı sabit hızla gidiyorsanız sizin için cisim hareketsiz görünecektir. Fakat dışarıdan bakan bir gözlemci için cisim hareketli kabul edilir. Görelilik kelimesi burada ortaya çıkmaktadır. Bizim gözlemlediğimiz hızlar mutlak değildir. Ancak gözlemciye göre tanımlanmaktadır. Ama gözlemlenen olay için geçerli olan yasaların şekli aynıdır.

    Sabit hızla giden (ivmelenmeyen) referans sistemlerine eylemsiz referans sistemi denir. Bu kavramın özel görelilik kuramında çok önemli bir yeri vardır. Özel görelilik kuramına göre hiç bir eylemsiz referans sisteminin bir diğerine bir üstünlüğü yoktur ve hepsinde yapılan gözlemler aynı derecede geçerlidir.

    Düzgün-doğrusal hareketli cisimlerin elektrodinamiğinde Einsten şunları keşfetmişti:

    • Bizler 3 uzay ve 1 zaman boyutunun meydana getirdiği, 4 boyutlu uzay-zaman evreninde yaşıyoruz.
    • Zaman boyutu ve akışı, hareketli cisimlerin hızına bağlıdır.
    • Kütle, hareketli cisimlerin hızına bağlıdır.
    • Cismin hareket doğrultusundaki boyu, cismin hızına bağlıdır.
    • 4 boyutlu evrende “aynı anda olma” kavramı da mutlak değildir, görelidir, yani aynı andalık gözlemciden gözlemciye değişir.
    • Farklı hızda hareket eden cisimlerin uzay-zaman referansları birbirinden farklıdır.
    • Işık hızı evrendeki üst hız limitidir.

    Özel görelilik kuramının gücü ve sağlamlığının en önemli nedeni,sadece iki kabullenim (postulate)üzerine inşa edilmiş olmasıdır. Bu kabullenimler:

    • Fizik yasaları evrenin her yerinde ve bütün eylemsiz referans sistemlerinde aynı şekilde işler.(Bu kabüllenim evrensel bir referans sitemin yokluğundan kaynaklanmaktadır.Eğer fizik yasaları birbirine göre bağıl harekette bulunan farklı gözlemcilere göre farklı olsalardı ;gözlemciler,bu farklılıkları kullanarak uzayda hangisinin “durgun”,hangisinin “hareketli” olduklarını bulabilirlerdi.Fakat böyle bir farklılık yoktur ve görelilik ilkesi bu gerçeğin ifadesidir.)
    • Işığın hızı, bütün eylemsiz referans sistemlerinde aynı ve sabittir.

    Kuramın temel aldığı bu iki kabullenimden biri çürütülemediği sürece kuram doğruluğunu koruyacaktır.

    Özel görelilik, kendi zamanı için inanılması güç pek çok öngörülerde bulunmuştur, bunlardan en önemlileri:

    • Cisimler hızlandıkça zaman cisim için daha yavaş akmaya başlayacaktır, ışık hızına ulaşıldığında zaman durmalıdır.
    • Cisimler hızlandıkça kinetik enerjilerinin bir kısmı kütleye dönuşür, durağan kütleye sahip cisimler hiçbir zaman ışık hızına erişemeyeceklerdir.
    • Cisimler hızlandıkça hareket doğrultusundaki boyları kısalmaya uğrayacaktır.

    Özel görelilik, mantığımıza ve sağ duyumuza aykırı bir evren tanımladığından bilimciler 100 yılı aşkın bir süredir bunun doğruluğunu gözleri ile görmek ve bir açık bulmak umudu ile deneyler yapıp durmaktadırlar. Bu öngörülerin pek çoğu 1905′dan günümüze dek defalarca denenmiş ve doğru çıkmıştır:

    • İçlerinde çok hassas atom saatleri taşıyan uçaklar değişik yönlere doğru değişik hızlarla hareket ettirilmiş ve saatlerin kuramın hesaplarına yeterince uygun olarak yavaşladığı/hızlandığı gözlenmiştir. [1]
    • Zamandaki yavaşlamanın sadece saatte meydana gelmediğini, gerçekte yaşandığının kanıtı ilk olarak nötrino ve mü-mezon deneylerinde ortaya çıkmıştır. Güneşten dünyamıza gelen nötrino ve müonların ışık hızına çok yaklaştıkları (%99.4) için ömürlerinin (yaşam sürelerinin) Dünya’da üretilen durağan olanlara göre çok daha uzun olduğu görülmektedir. [2]
    • Parçacık hızlandırıcılarındaki hızlandırma deneylerinde bugüne kadar kütlesi olan hiçbir cisim, atom veya elektron ışık hızına çıkarılamamıştır. Hız arttıkça kütlesi de arttığı için ivmelendirilmesi zorlaşmaktadır.

    Genel görelilik kuramı

    Genel görelilik kuramı, ivmeli devinim ile kütleçekimi açıklamasını özel göreliliğe birleştiren, genelleyen kuramdır. 1916′da Einstein tarafından ortaya konmuştur. Genel görelilikten önce,Newton’un kütleçekim kuramı geçerli kabul ediliyordu. Newton’un formülleri (yatay atış, dikey atış vb) bugun de duyarlılık gerektirmeyen uygulamalarda geçerlidir. Ancak aya roket göndermek gibi duyarlı işlerde Einstein formülleri kullanılmaktadır. Genel olarak Newton mekaniğinde Kuvvet (F), Görelilik kuramında ise Kütle (M) önemli ve önceliklidir. Genel görelilik ile Einstein şunları ortaya çıkartmıştır:

    • Yerçekimi (kütleçekimi) ve ivmeli devinim birbirinden ayırt edilemez (Eşitlik ilkesi)
    • Kütle, içinde bulunduğumuz uzay-zaman’ı eğip bükmektedir.
    • Yerçekimi bir kuvvet değildir, uzay-zaman’ın geometrik eğriliğinden ortaya çıkar.

    Genel görelilik, kendi zamanı için inanılması güç pek çok öngörülerde bulunmuştur; bunlardan en önemlileri:

    • Eğer kütle uzay-zamanı geometrik olarak eğiyorsa, Güneşin çok yakınından geçip gelen uzak yıldızların ışıkları eğrilmiş olmalıdır. Bu eğrilik güneş çektiği için dış bükey değil de uzay-zamanın eğriliğine uygun iç bükey olmalıdır.
    • Çok çok yoğun kütleler uzay-zamanı öylesine bükebilir ki, uzay-zaman kendi üstüne katlanır ve içine çöker, böylesine yoğun bir kütle görülemez çünkü ışık dahi bu uzay-zaman eğriliğinden, çökmesinden kurtulamaz.
    • Kütle uzay-zamanı eğiyorsa bu eğilmeden zaman da etkileniyor(göreceli) olmalıdır. Eğilmiş zaman yavaş akmalıdır.
    • Hareketli büyük kütleler etraflarındaki bir kısım uzay-zamanı da sürükleyebiliyor olmalıdır.
    • Kütle uzay-zamanı eğiyorsa, kütle yakınındaki eğrilikten ilerleyen ışık, uzağındaki düzgün uzay-zamanda ilerleyenden daha uzun yol almalıdır.
    • Yüksek kütleli oluşumların ani hareketleri uzay-zamanda ani değişimlere, eğrilik dalgaları oluşmasına neden olabilir.

    Bu öngörülerin hemen hepsi 1916′dan günümüze dek gözlenebilmiş, defalarca kez denenmiş ve doğru çıkmıştır:

    • 1919′da ilk kez İngiliz bilimciler güneş yakınından gelen ışığın eğri çizdiğini gözlemlediler. Daha sonraları yapılan bütün gözlemler eğriliğin GG’nin hesapladığı ile oldukça yakın olduğunu gösterdi.
    • Evrende hiç ışık vermeyen ve etrafındaki her şeyi içine çekecek kadar yoğun kütle gösteren oluşumların varlığı tespit edildi. Karadelik adı verildi.
    • Kütle yakınında ve uzağında çok hassas atom saatleri ile yapılan deneylerin hepsi kütle yakınında zamanın GG’nin hesaplarına uygun olarak yavaşladığını gösterdi.
    • Geçen yıl açıklandığı üzere çok hassas jiroskoplarla donatılmış LEGOS1 ve LEGOS2 uydularının 11 yıl süren ölçümleri dünyanın etrafındaki uzay-zamanı sürüklediğini ortaya koydu.
    • Güneşin ardına geçen Viking uzay araçlarından dünyaya gönderilen sinyallerin olması gerekenden daha uzun sürede dünyaya ulaştığı, yani uzay-zamanın güneş tarafından eğilmesinden etkilendikleri ortaya çıktı.
    • 1993′te Hulse ve Taylor, ikiz yıldızların spiral hareketinden uzay-zaman eğrilik dalgalarının oluşumunu gözleyerek nobel kazandılar.

    Kütle, uzayı olduğu kadar zamanı da bükmektedir. Zamanın bükülmesi kütlenin merkezinde geleceği işaret eder şekildedir. Etkiyen hiçbir kuvvet olmadığı için, cisim kendi geleceğine doğru ilerlemektedir (düşmektedir).

    Einstein – Einstein neler icat etti – Einsteinin icatlari – Einsteinın icatları nelerdir

    9 Ocak 1931… Dünyanın bir numaralı fizikçisi Albert Einstein ve en önde gelen astronomu Edwin Hubble, güney Kaliforniya’daki Mount Wilson Gözlemevi’nin yolunu tutarlar. Şoför onları zikzaklar çizen çamurlu bir dağ yolundan, Pasadena’nın 1.5 km üzerindeki zirveye kurulmuş gözlemevi kompleksine götürüyordu.
    Hubble, çığır açan astronomik gözlemlerini dönemin en büyük teleskopuna sahip Mount Wilson gözlemevinde yapmıştı. Hubble 1924’te, teleskopun o günün standartlarıyla devasa boyutlardaki -yaklaşık 2.5 metre çapındaki- aynasıyla Samanyolu galaksisinin, uzayın uçsuz bucaksızlığındaki sayısız ‘ada evrenden’ yalnızca biri olduğunu saptamıştı. Hubble ve yardımcısı Milton Humason, spiral şeklinde dönen bu galaktik disklerin hareketlerini izlemiş ve daha da şaşırtıcı bir sonuca ulaşmıştı: Uzay, galaksileri birbirlerinden uzaklaştıracak şekilde genişliyordu.

    EVRENİ KAĞIT ÜSTÜNDE ÇÖZMÜŞTÜ

    Mount Wilson Tepesi’nde baharı anımsatan güneşli bu ocak gününde, 51 yaşındaki Einstein, büyük bir zevkle dünyanın en büyük teleskobunu kurcalıyordu. Oyun oynayan bir çocuk gibi, ev sahiplerinin dehşet dolu bakışları altında teleskopun iskelesine tırmandı. Einstein’ın yanında eşi Elsa da vardı. Kendisine, dev teleskopun evrenin yapısını belirlemek amacıyla kullanıldığı söylendiğinde Elsa şu yanıtı verdi: “Öyle mi, eşim Albert aynı işi bir kağıt parçası üzerinde yapıyor.”
    Einstein, Hubble’ın kozmik genişlemeyi teleskop gözlemleriyle saptamasından henüz yıllar önce, evrenin genişlemesini kuramsal olarak Genel Görecelik Kuramı’nda tasarlamıştı. Gözlemlerde uzaya atılan her bakışın ucu dönüp dolaşıp Einstein’ın teorisine varıyor.
    Makalenin tamamını National Geographic dergisinin Mayıs sayısının sayfalarında bulabilirsiniz.

    EİNSTEİN BUZDOLABI DA İCAT ETMİŞTİ

    Olağanüstü bir teorisyen olduğu kadar tamirciliğe de meraklı olan Einstein, dönemin yeni mekanik buzdolaplarının gürültüsünden hiç hazzetmiyordu. Berlin’deki bir ailenin hatalı contalardan sızan toksik soğutucu yüzünden can verdiğini öğrenince, hemen kolları sıvadı. Budapeşteli genç bir fizikçi olan Leo Szilard ile bir beyin fırtınası yaptı. İkili 1930’da oynak parçaları olmayan, elektrik gerektirmeyen ve soğutucuyu sabit, güvenli bir basınçta dolaştıran bir buzdolabı için patent aldı.

    EİNSTEİN’IN BUZDOLABI ÜRETİLEMEDİ

    yarattıkları tasarım standart buzdolaplarının sızıntıya yatkın ve gürültülü mekanik kompresörünü devre dışı bıraktı. Einstein ve Szilard bunun yerine marifetli bir pompa koydu. Einstein’ın sözleriyle aktarmak gerekirse, bu pompanın işleyişini sağlayan “Sıvı sodyum ve potasyum karışımını hareket ettiren bir manyetik kılavuz alanının yaratıldığı değişken elektrik akımıdır. Bu karışım bir kasa içinde değişken yönlerde hareket eder ve pompanın pistonu işlevini görür. Böylece soğutucu madde mekanik yoldan sıvılaşır ve yeniden buharlaşmasıyla soğuk yaratılır.”
    Bu tasarım elektrikle çalışmaktaydı, ama iki fizikçi sadece ısının ya da su basıncının çalıştırdığı varyantları da ortaya koydu.
    Sessiz çalışan bu buzdolabı hiç bakım da gerektirmeyecekti. Ne var ki, asla üretilmedi. Araya 1929’da tüm dünya ekonomilerini sarsan Büyük Bunalım’ın finansal zorlukları girdi ve daha az tehlikeli soğutuculara dayanan yeni teknolojilerin bulunması Einstein-Szilard modelini geçersiz kıldı

    9 Ocak 1931… Dünyanın bir numaralı fizikçisi Albert Einstein ve en önde gelen astronomu Edwin Hubble, güney Kaliforniya’daki Mount Wilson Gözlemevi’nin yolunu tutarlar. Şoför onları zikzaklar çizen çamurlu bir dağ yolundan, Pasadena’nın 1.5 km üzerindeki zirveye kurulmuş gözlemevi kompleksine götürüyordu.
    Hubble, çığır açan astronomik gözlemlerini dönemin en büyük teleskopuna sahip Mount Wilson gözlemevinde yapmıştı. Hubble 1924’te, teleskopun o günün standartlarıyla devasa boyutlardaki -yaklaşık 2.5 metre çapındaki- aynasıyla Samanyolu galaksisinin, uzayın uçsuz bucaksızlığındaki sayısız ‘ada evrenden’ yalnızca biri olduğunu saptamıştı. Hubble ve yardımcısı Milton Humason, spiral şeklinde dönen bu galaktik disklerin hareketlerini izlemiş ve daha da şaşırtıcı bir sonuca ulaşmıştı: Uzay, galaksileri birbirlerinden uzaklaştıracak şekilde genişliyordu.

    EVRENİ KAĞIT ÜSTÜNDE ÇÖZMÜŞTÜ

    Mount Wilson Tepesi’nde baharı anımsatan güneşli bu ocak gününde, 51 yaşındaki Einstein, büyük bir zevkle dünyanın en büyük teleskobunu kurcalıyordu. Oyun oynayan bir çocuk gibi, ev sahiplerinin dehşet dolu bakışları altında teleskopun iskelesine tırmandı. Einstein’ın yanında eşi Elsa da vardı. Kendisine, dev teleskopun evrenin yapısını belirlemek amacıyla kullanıldığı söylendiğinde Elsa şu yanıtı verdi: “Öyle mi, eşim Albert aynı işi bir kağıt parçası üzerinde yapıyor.”
    Einstein, Hubble’ın kozmik genişlemeyi teleskop gözlemleriyle saptamasından henüz yıllar önce, evrenin genişlemesini kuramsal olarak Genel Görecelik Kuramı’nda tasarlamıştı. Gözlemlerde uzaya atılan her bakışın ucu dönüp dolaşıp Einstein’ın teorisine varıyor.
    Makalenin tamamını National Geographic dergisinin Mayıs sayısının sayfalarında bulabilirsiniz.

    EİNSTEİN BUZDOLABI DA İCAT ETMİŞTİ

    Olağanüstü bir teorisyen olduğu kadar tamirciliğe de meraklı olan Einstein, dönemin yeni mekanik buzdolaplarının gürültüsünden hiç hazzetmiyordu. Berlin’deki bir ailenin hatalı contalardan sızan toksik soğutucu yüzünden can verdiğini öğrenince, hemen kolları sıvadı. Budapeşteli genç bir fizikçi olan Leo Szilard ile bir beyin fırtınası yaptı. İkili 1930’da oynak parçaları olmayan, elektrik gerektirmeyen ve soğutucuyu sabit, güvenli bir basınçta dolaştıran bir buzdolabı için patent aldı.

    EİNSTEİN’IN BUZDOLABI ÜRETİLEMEDİ

    yarattıkları tasarım standart buzdolaplarının sızıntıya yatkın ve gürültülü mekanik kompresörünü devre dışı bıraktı. Einstein ve Szilard bunun yerine marifetli bir pompa koydu. Einstein’ın sözleriyle aktarmak gerekirse, bu pompanın işleyişini sağlayan “Sıvı sodyum ve potasyum karışımını hareket ettiren bir manyetik kılavuz alanının yaratıldığı değişken elektrik akımıdır. Bu karışım bir kasa içinde değişken yönlerde hareket eder ve pompanın pistonu işlevini görür. Böylece soğutucu madde mekanik yoldan sıvılaşır ve yeniden buharlaşmasıyla soğuk yaratılır.”
    Bu tasarım elektrikle çalışmaktaydı, ama iki fizikçi sadece ısının ya da su basıncının çalıştırdığı varyantları da ortaya koydu.
    Sessiz çalışan bu buzdolabı hiç bakım da gerektirmeyecekti. Ne var ki, asla üretilmedi. Araya 1929’da tüm dünya ekonomilerini sarsan Büyük Bunalım’ın finansal zorlukları girdi ve daha az tehlikeli soğutuculara dayanan yeni teknolojilerin bulunması Einstein-Szilard modelini geçersiz kıldı

    Sponsorlu Bağlantılar
    DMCA.com

    Tarçın hamilelere zararlımı

    Göz kapaklarımda ağrı var, göz kapağım ağrıyor nedeni nedir ne tür bir hastalık belirtisidir

    Bu sayfadaki "Albert Einstein’in Tüm Buluşları ve İcatları Nelerdir" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    10 Yorum

    1. Ayşe
      2 Ocak 2013

      Çok güzel bir paylaşım olmuş teşekkürler..

    2. misafir
      18 Mart 2013

      güzel bir site teşekkürler

    3. ghhhhhhhhhfdf
      27 Mart 2013

      çok uzun yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

    4. nisa
      28 Mart 2013

      cookkkkk uzzuuuuuuzzzzzznnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn

    5. ttt
      29 Nisan 2013

      cok uuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzuuuuuuuuuuuuuun nnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn amaaa cooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook guuuuuuuuuuuuuuuuuuuzzzzzzzzzzzzzzzeeeeeeeeeeeeelllllllllllllllllll

    6. SUDE KAHRAMAN diyor ki
      20 Aralık 2013

      BEN HEPSİNİ 1 SAAT 25 DAKİKADA YAZDIM ÇOK KISA OLMUŞ DEDİ ÖĞRETMEN HEPSİNİ YAZDIM AMA 90 VERDİ

    7. eslem nur şahin
      31 Aralık 2013

      çok güzel süper beyendim hhhhhaaaaaaarrrrrriiiiiikkkkkkkkaaaaa türkçe öğretmenim beyenecek

    8. 10 Şubat 2014

      ben aradığım şeyi bulamadım

    9. 3 Mart 2014

      güzel tüm bilim insanını buldum

    10. 10 Mart 2014

      Çççççççççoooooooookkkkkkkkkkkkkkk uuuuuuuuuuzzzzzzzuuuuuuuuuunnnnnnnn
      ama yinede olsun sonuşta içnde bilgi vvvvaaaaaarrrrr

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *