Atatürk’ün askeri hayatı, siyasi hayatı, fikir hayatı hakkında bilgi ve anıları

72 0
Sponsorlu Bağlantılar

ATATÜRK’ÜN ASKERLİK HAYATI

1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.
1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Dernede görev aldı. İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 1 yıl sonra Derne Komutanlığına getirildi.
Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.
I. Dünya Savaşı’nda Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti.
Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı.

Atatürk’ün Siyasi Hayatı

Atatürk’ün siyasi etkinlikleri daha Harp okulu ve Harp akademisinde öğrencilik yıllarında başladı. Osmanlı Devleti’nin geçirdiği bunalıma çare bulma isteğiyle toplantılar düzenledi. Bu kendi vatanı ve milletine olan sevgisinden kaynaklanıyordu.
Komutanlık yıllarında Şam’da görevliyken Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu, Selanik’te görevlendirilmesinden sonra İttihat ve Terrakki Cemiyetinin etkinliklerine katıldı. Amacı ülkeye hürriyetçi ve halkın mecliste temsil edildiği bir yönetimi getirmekti.
Atatürk kurtuluş savaşı döneminde yöneticilik yönüyle ön plana çıktı. Bağımsızlığın kazanılması için halkın desteğini kazanmaya önem verdi. Atatürk’e göre bağımsızlık için mücadele tüm ulusun desteğine ve etkin bir biçimde harekete katılmasına dayanmalıydı. 19 yy.da bazı Asya ve Afrika devletlerinin bağımsızlık hareketlerine, nüfusun ancak belirli bir bölümü katılmış ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır
Atatürk’e göre ulusal bağımsızlık mücadelesi, tüm dünyaya açık bir biçimde ve halkın etkin desteğiyle yürütülmeliydi. Bu yüzden Atatürk halktan kopuk gizli örgütler içinde çalışmamış ve işgalci güçlere karşı düzensiz çete savaşlarına ve savaşçılarına güvenmemiştir.
Tamamen bir örgüt adamı olan Atatürk tüm misyonu boyunca meşrutiyet ilkesi ve hukuka bağlı kaldı. Mücadele için çok geniş ve etkin bir örgütlenmeye girişti. Dönemin öteki devlet kurucuları kendilerini destekleyen çok az örgüte sahip oldukları için, kurdukları devletler, bağımsızlık sonrası karışıklıklar içine girmiştir. Atatürk ise İzmir’in işgalinden sonra hemen Samsun’a geçerek dağınık direniş hareketlerini, yurtsever ordu komutanlarını tek komuta altında birleştirdi.
Atatürk’e göre uzun sürede yıkılmayacak sağlam ve gerçek cephe, halkın birliğinin oluşturduğu iç cepheydi. Bu yüzden önce Ankara’nın denetimini kabul etmeyen direnme hareketlerini aştı. Güçlü bir örgütlenme ile ülkenin iç bütünlüğünü sağladı.
Atatürk tüm mücadelesi boyunca hukuka bağlılığını bırakmadı. Osmanlı hükümeti resmen çalışamaz hale gelinceye kadar T.B.M.M.’deki çalışmalarında Osmanlı Hükümetini tamamen reddetmedi.
Atatürk’ün mücadelesinin özü, ulusal ve savunulabilir sınırlar içinde modern bir Türk devletinin kurulmasıydı. Kurtuluş savaşı sonrası mutlak gereklilik dışındaki konularda ödün vermekten çekinmemişti. Askeri harekatı olabilecek en erken zamanda bitirip daha önemli olan kurulacak devleti örgütleme ve reformlarla çağdaş uygarlık düzeyine yükseltme çalışmalarına başladı.
Atatürk üstün bir komutan olduğu kadar iyi bir diplomattı.
Dış politikada duygusal ve serüvenci değildi. Ülkenin çıkarlarına en uygun düşen politikayı izlemişti. Ülkenin dış sorunlarını barışsal yöntemlerle çözmeyi amaçlamıştı. Ona göre savaş kaçınılmaz ve yaşamsal olmalıydı. Milletin hayatı söz konusu olmadıkça savaş suçtu. Bu siyasetini Yurtta barış, Dünyada barış sözüyle belirtmişti. İsmet İnönü’nün de dediği gibi askeri harekatla kazanabileceklerinden daha fazla bölge, insan ve madde kaybı olmaksızın diplomasi yoluyla kazanılmıştı.
Atatürk çağdaş uygarlığa bağlıydı. O’na göre Osmanlı’nın yıkılmasında temel nedenlerden biri de Avrupa ile bağlarının kesilmesi idi. Bu yanlışın tekrar yapılmamasını söylemişti. O’nun kesin inancına göre, uluslar bağımsızlıkları için mücadelede başarılı bile olsalar, gelişme ve modernleşme yolunu gericiliğin ve karanlığın engellerinden temizleyemedikleri takdirde, çağdaş düşünce ve dünya ile uyumlu bir şekilde yaşayamazlar ve eninde sonunda daha gelişmiş devletlerin kuklası olurlardı.

Atatürkün Fikir Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk, sadece askerî bir lider değil, aynı zamanda memleket
meselelerine çözüm yolları arayan bir fikir adamıdır. O, daha gençlik yıllarından
itibaren ülkenin karşı karşıya bulunduğu zorluklarla yakından ilgilendi. Türk tarihini
ve kültürünü inceledi. Tarihten aldığı derslerden sonuçlar çıkarıp, fikirlerini geliştirdi.
Bu fikirleri aklın ve bilimin rehberliğinde hayata geçirdi. Atatürk, medeni ve müreffeh
toplum olmasının yolunu çizerken, bunun dayanağının da bilim ve fende olduğunu
şöyle ifade etmektedir. “Milletimizin siyasi, sosyal hayatında, milletimizin fikir
terbiyesinde de rehberimiz ilim ve fen olacaktır.”

Atatürk’ ün bütün fikir ve davranışları gerçekçi ve mantığa uygundur. Atatürk’ün
“ Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur” sözü onun, akıl ve mantığın yol
göstericiliğine olan güvenini gösterir.

Atatürk, Türk milletini içine düşürüldüğü geri kalmışlıktan kurtararak modern bir
toplum olabilmenin ilkelerini ortaya koydu. Ülkenin kalkınması için ne gerekiyorsa
onu yaptı. ilerleme yolundaki engelleri kaldırdı. Memleketin gelişmesi ve Türk insanının
mutluluğu onun en büyük idealiydi.

Atatürkün Hayatı Liderliği Askeri Siyasi Fikir Hayatı

ASKERLE GÜREŞ

Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü Çağırdı ve güler yüzle sordu:
Sen güreş bilir misin?
Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi Genç asker her zaman üstün geliyordu Çok neşelendi, ayağa fırladı
Ceketini çıkarıp Mehmet’e ense tuttu:
Haydi, bir de benimle güreş!
Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata’sının yüzüne hayranlıkla baktı:
“Atam,” dedi “Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi Bir Mehmet mi bu işi başarır?”
Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı

GENELGEYLE DEVRİM OLMAZ

1924 yılının ilkbaharıydı Erzurum ve Pasinler’de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler’e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:
Depremden çok zarar gördün mü, baba? diye sordu Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:
Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin? İhtiyar, Kürt şivesiyle:
Valla Padişah bilir! dedi
Atatürk gülümsedi Yumuşak bir sesle:
– Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne?
İhtiyar tekrar etti:
– Padişah bilir!

Bu cevap karşısında kaşlarını çatan Atatürk, Kaymakam’a döndü:
– Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi
Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:
– Köylere genelge yolladık Paşam, dedi Atatürk’ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:
– Oğlum, dedi, genelgeyle devrim olamaz!”

Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yapılmamış --> "Atatürk’ün askeri hayatı, siyasi hayatı, fikir hayatı hakkında bilgi ve anıları"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *