17.04.2014

    Atatürkün Eğitim İle İlgili Anıları Nelerdir, Atatürk ün eğitim hakkında anısı kısa

    Çankaya’da bir ilkokul açılmıştı. Köşkün çevresinde bulunan bu okulu birgün Atatürk ziyaret etmiş.

    Öğretmen tahta başında öğrencilere ders veriyormuş. Cumhurbaşkanı girer girmez saygı işareti vermiş, çocuklar ayağa kalkmış ve oturunuz işaretini verdikten sonra yüzünü tahtaya çevirerek derse devam etmiş. Atatürk, beş on dakika ayakta ders dinlemiş ve çıkarken öğretmen yine aynı ses, aynı eda ile çocukları ayağa kaldırmış ve oturunuz işareti verir vermez derse devam etmiş.

    Gazi kapıdan çıkarken yanındakilere:
    -Gördünüz mü öğretmeni? Cumhurbaşkanına önem vermedi
    demiş ve ilave etmiş:
    -İlköğretmen vatanın en hayırlı elemanı. Onlar vatan çocuklarıyla o kadar kaynaşmışlardır ki, adeta çocuklaşmışlardır. Onların gözünde en sevgili öğrencilerdir. Bu öğretmen eğer dersini bırakıp saygısını göstermek için yanıma gelseydi ve çıkarken beni merdivenlere kadar geçirse idi, öğrencileri gözünde küçülür, belki prestijini kaybederdi. Öğrenci gözünde en saygılı, en büyük adam öğretmendir.
    demişlerdir.

    Asaf İlbay,
    Atatürk’ün Hususi Hayatı,
    Tan Gazetesi, 08 / 06 / 1949
    Tefrika

    *****

    Genç Mustafa Kemal, Manastır Askerî İdadisini de başarı ile bitirerek 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul’da Harp Okulu’na girdi. 3 senelik başarılı bir Harbiye öğreniminden sonra 10 Şubat 1902′de bu okulu Teğmen rütbesiyle bitirdi ve öğrenimine Harp Akademisinde devam etti.1903 yılında Üsteğmen olmuştu.11 Ocak 1905 tarihinde de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisinden mezun oldu

    Harp Okulunda ve Harp Akademisinde de zekâsı, yetenekleri ve üstün kişiliği ile kendisini arkadaşlarına ve hocalarına tanıtmış, onların içten sevgi ve saygısını kazanmıştı. Askerlik derslerine büyük ilgisi yanında matematiğe, edebiyata ve güzel söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardı. Harbiye’de ve Harp Akademisi’nde, memleket ve millet davaları ile ilgilenmesi, düşüncelerini cesaretle ifadeden çekinmemesi sebebiyle aydın ve inkılâpçı bir subay olarak tanınmıştı. Devir istibdat idaresi idi ve bu davranışları aleyhine olabilirdi; ancak çevresince gerçekten çok sevilişi, düşüncelerinde samimî oluşu, onun herhangi bir tertibe kurban gitmesini önlemişti. Bununla beraber Harp Akademisi’nden mezuniyetini izleyen günlerde istibdat ve padişahlık rejimi aleyhindeki düşünceleri ve durumu, şüphe çekerek birkaç ay İstanbul’da tutuklu kaldı; sonra bir nevi sürgün olarak vazife ile 5 Şubat 1905 tarihinde Suriye bölgesine, Şam’a atandı.

    Yazı devriminden sonra(1928)Atatürk’ün kara tahta başındaki resmi görülünce O’na “başöğretmen” denilmeye başlanmıştı.
    Aslında adlandırmada geç kalınmıştı.
    Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
    -Yurdu kurtardınız. Şimdi ne yapmak isterdiniz?
    Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
    -Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmak en büyük amacımdır.
    Ondan sonra Atatürk nerede görünse mutlaka orada bir okula girer öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.
    Bir gün Atatürk’ün yolu köy okuluna düştü. Tek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu.
    Atatürk sınıfa girince öğretmen kürsüsünü terk etti.
    Atatürk:
    -Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz dedi. Eğer izin verirseniz biz de sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.

    ****

    Çankaya’da bir ilkokul açılmıştı. Köşkün çevresinde bulunan bu okulu birgün Atatürk ziyaret etmiş.

    Öğretmen tahta başında öğrencilere ders veriyormuş. Cumhurbaşkanı girer girmez saygı işareti vermiş, çocuklar ayağa kalkmış ve oturunuz işaretini verdikten sonra yüzünü tahtaya çevirerek derse devam etmiş. Atatürk, beş on dakika ayakta ders dinlemiş ve çıkarken öğretmen yine aynı ses, aynı eda ile çocukları ayağa kaldırmış ve oturunuz işareti verir vermez derse devam etmiş.

    Gazi kapıdan çıkarken yanındakilere:
    -Gördünüz mü öğretmeni? Cumhurbaşkanına önem vermedi
    demiş ve ilave etmiş:
    -İlköğretmen vatanın en hayırlı elemanı. Onlar vatan çocuklarıyla o kadar kaynaşmışlardır ki, adeta çocuklaşmışlardır. Onların gözünde en sevgili öğrencilerdir. Bu öğretmen eğer dersini bırakıp saygısını göstermek için yanıma gelseydi ve çıkarken beni merdivenlere kadar geçirse idi, öğrencileri gözünde küçülür, belki prestijini kaybederdi. Öğrenci gözünde en saygılı, en büyük adam öğretmendir.
    demişlerdir.

    Sponsorlu Bağlantılar
    DMCA.com

    Farabinin Buluşları ve Çalışma Alanları, Farabi Hangi Alanlarda Çalışmalar Yaptı Neyi İcat Etti?

    Göktürkler Göçebe Bir Toplum Mudur Göktürkler Göçebe Mi Yaşardı

    Bu sayfadaki "Atatürkün Eğitim İle İlgili Anıları Nelerdir, Atatürk ün eğitim hakkında anısı kısa" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *