Azrail ölen insana gözükürmü, azrail kime nasıl görünür

215 0
Sponsorlu Bağlantılar

Azrail ölen insana gözükürmü, azrail kime nasıl görünür

İnsan ölmeden biraz evvel, öleceğini hissedebilir mi? Azrail (as) kendisine görünür mü?

İnsanlar ölürken yanında bulunanları güçlükle tanır ve bazan da hiç tanıyamaz. Bunun sebebi, ölüm anındaki insanın aklî kuvvetinin zayıflaması olduğu sanılıyorsa da, o değildir. Belki hayattakilerin katiyen anlayamadıkları ve anlayamayacakları bazı şeylerin, o durumdaki insana açılması ve onun bütün mevcudiyetinin kendi benliğine çekilmesidir. Ölmek üzere olan hastada görülen ve yanındakiler tarafından anlaşılamayan yüz ifadeleri ve bazı sözler de bu derûnî hal ile ilgilidir. Yani onun görüp, yanındakilerin göremedikleri şeylerle ilgilidir.

İbn Ebi’d-Dünya’nın (v.327/938) tahric ettiğine göre, sahabeden sonra gelen neslin (tâbi’in) meşhur fakihlerinden olan Ebu Cafer Muhammed b. Ali (v. 117/ 735), ölümü anında insana iyi ve kötü amellerinin gösterileceğini ve o esnada insanın, iyiliklere yönelip kötülüklerden göz yumacağını söylemiştir. Kıyâme Sûresi’ndeki: “O gün insan işlediği ve işlemediği (önden gönderdiği ve tehir ettiği) amellerle uyarılır. (Bütün amelleri kendisine haber verilir.)”1 âyetinin tefsirinde Hasan-ı Basri’nin (v. 110/728) şöyle dediğini Suyûtî (v. 911/1505) haber vermiştir : “Ölümü anında o kişinin hafaza melekleri iner ve ona hayır ve şer, bütün yaptıkları arzolunur. Bir iyilik görünce sevinerek bakar, ondan gözünü ayırmaz ve yüzü parlar. Bir kötülük görünce de gözünü indirir, bakmak istemez ve yüzünü ekşitir. “2

Rasûlullah (asv) in, ensârdan ölüm döşeğindeki bir hastanın yanına varıp, nasıl olduğunu, neler gördüğünü sorması ve adamın da biri beyaz, biri siyah iki şeyin kendisine hazırlandığını söylemesi üzerine Rasûlullah (asv), hangisinin kendisine daha yakın olduğunu sorar. Adam siyahın daha yakın olduğunu söyleyip kendisine dua etmesini ister. Bu istek üzerine Peygamberimiz (asv) adama dua eder ve adam bu duadan sonra siyahın uzaklaştığını haber verir ki,3 bu da son anda insana amellerinin gösterildiğine delildir. Çünkü adamın gördüğü siyah şey, kötü amelleri, beyaz da iyilikleridir.

Berâ’ İbn Azib, Ahzab Sûresi’nin : “Ona (Allah’a) kavuşacakları gün onlara (mü’minlere) sağlık dileği, (her türlü kederden) selâmettir.”4 âyeti hakkında şöyle demektedir: “Buradaki selâm, ölüm meleğinin, mü’minin ruhunu kabzedeceği zaman ona verdiği selâmdır ki, ölüm meleği ona selâmla azaptan eman vermedikçe ruhunu kabzetmez.”5 Ölüm meleği insanın ruhunu almaya gelince selâm verir, sonra kendisine âhiretteki makamı gösterilir. İnsanlar kabir ve baka alemindeki durumlarını bu andan itibaren idrak ederler ki, Hz. Ali’nin : “Gideceği yeri bilmeden bir kimsenin bu dünyadan çıkması haramdır.” dediği rivayet edilmiştir.6

Câbir b. Abdillah’dan (v. 74/693) rivayet edilen bir hadisinde Peygamberimiz (asv), çölde yaşayan Araplardan birisinin Yûnus Sûresi’ndeki : “Onlar için dünya hayatında da âhirette de müjdeler vardır.”7 âyetini sorması üzerine, âyetteki âhiret müjdesinden kastın, mü’minin ölümü anında müjdelenmesi olduğunu belirtmiştir.8

Hazreti Aişe (v. 57/676) validemizin rivayet ettiği hadis-i şeriflerinde ise Peygamberimiz (asv), herkese ölümü zamanında makamının gösterileceğini, makamını görünce mü’minin Allah’a kavuşmayı sevip isteyeceğini; kâfirin ise bunu kerih göreceğini haber vermiştir. Peygamberimiz (asv): “Kim Allah’a kavuşmayı isterse, (severse), Allah da ona kavuşmayı sever ve kim de Allah’a kavuşmayı çirkin görür (hoşlanmazsa), Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” buyurunca Hz. Aişe: “Ya Rasûlallah hepimiz de ölümü sevmeyiz.” dedi. Buyurdu ki : “O manâda değil. Bu, kişinin ölüm zamanındadır ki, mü’min (can verme anında) Allah’ın rahmeti, rızası ve Cenneti ile müjdelendiği zaman Allah’a kavuşmayı arzu eder ve Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kâfir ise Allah’ın azabı ve gazabı ile müjdelendiği zaman, Allah’a kavuşmaktan ve Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”9 Peygamberimiz (asv), yine Hz. Aişe’nin rivayet ettiği diğer bir hadislerinde : “Hiçbir Peygamberin ruhu, Cennetteki yerini görünceye kadar kabzolunmaz.”buyurmuştur ki, kendisinin son sözünün “Refîku’l-A’lâ” olması da,10 Cennetteki makamının kendisine gösterildiğine delildir.

Kur’an-ı Kerim’de insanların ölüm anında karşılaşacakları lütuf, müjde ve cezaya açık işaretler vardır. Bu, dünya hayatında iken takdim ettikleri amellere göre ve yaptıkları hayır ve şerlere göre olacaktır. “Amma ölü, mukarrabûndan (hayırda ileri geçenlerden) ise, artık onun için bir rahatlık, hoş rızık ve Na’îm Cenneti (Nimetleri bitmez bir Cennet) vardır.”11 âyetindeki rahatlığın ölüm anında olacağı bildirilmektedir.“Amma ölü, inkâr eden sapıklardan (mükezzibinden) ise, ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır…”12 âyetindeki azap da ölüm anındadır ve âhirette de onu Cehennem azabı beklemektedir.13 Tabiîn müfessirlerinden olan Mücâhid, (v. 100/718) Fussilet Sûresi’ndeki: “Gerçekten Rabbimiz Allah’tır, deyip de sonra sebat gösterenler (ve sâlih amel işleyenler var ya,) onların üzerine (ölüm anında) ; Korkmayın, mahzun olmayın, va’d olunduğunuz Cennetle müjdelenin, diye melekler inecektir.” 14 âyetinde bildirilen durumun, ölüm anında olduğunu söylemiştir.15 Buradaki müjdenin, ölüm anında, kabirde ve kıyamette (ba’ste) korkunca olmak üzere üç yerde, olduğunu söyleyen müfessirler de vardır. 16

İşte bütün bunlar, ölüm anında iyilerden ve kurtuluş ehlinden olan mü’minlerin melekler tarafından rahmet ve müjdeyle karşılanacaklarının delilidir.

Kâfirler ve vazifesini tam yapmamış olan mü’minlerin ise, melekler tarafından ölüm anında azapla müjdelenecekleri ve yerlerini görünce dünyaya dönüşü arzulayacakları Mü’minûn Sûresi’nde haber verilmektedir.17

Böylece ölümü anında kişinin makamını görüp haz veya elem duyması ile nimet ve azap başlar.18 Artık o andan itibaren tevbe kapısı kapanır ve makamını gördükten sonra iman bile makbul olmaz. 19 Çünkü imanın değeri, ğayba iman edilmesi sebebiyledir. Kur’an-ı Kerim mü’minleri överken “ğayba iman edenler” 20 diye vasıflandırmaktadır. Ahiretteki azabı gördükten sonraki iman, ğayba iman olmadığı için makbul değildir. Nitekim Fir’avn da son anında, boğulurken iman etmek istemiş, ama bu, Allah tarafından kabul edilmemiştir. 21 Gâfir Sûresi’nde de azabı gördükten sonra iman ettik diyenlere imanlarının fayda vermeyeceği açıkça bildirilmektedir.22

 Ölürken Parlak Işık Görülür mü?

 Bilmem içinizde varmı ama ben bu tür olaylara fazla meraklı olduğumdan zaman zaman böyle konuların içerdiği kitapları yada belgeselleri fazla seyrederim. En ilgimi çeken olaylardan biride ölüm anı ve bazı kişilerin o an yaşadığı tecrübeler çoğu kişinin ortak ifade ettikleri bir olay var oda ölüm anında beyaz bir ışığın oluştuğu ve onu gördüklerini söylerler acaba bu ne kadar doğru bilemeyiz ama bakalım bu konudaki araştırmalar neler söylemiş

parlak isik1 9616

İngiltere ve ABD’deki doktorlar, ölümün eşiğine gelinen andaki deneyimleri anlamak için, kalp krizi geçiren hastalar üzerinde büyük bir araştırma başlatıyor.

Bu iki ülkenin 25 hastanesindeki doktorlar, kalbi veya beyin faaliyetleri geçici olarak durmuş insanların “beden dışı” deneyimler geçirip geçirmediğini anlamak için 1500 kişi üzerinde çalışacak.

Southampton Üniversitesinin koordine ettiği araştırmanın 3 yıl sürmesi bekleniyor.

Bu tür deneyimler yaşadıklarını söyleyen bazı insanlar, o anda bir tünel veya parlak bir ışık gördüklerini, bazıları da hastanede başlarında bekleyen tıp personelini kuşbakışı gördüklerini anlatıyor.

Araştırmanın başkanlığını yürüten Dr. Sam Parnia, “Beyin durduktan sonra bilincin devam ettiğini gösterebilirseniz, bu bizi bilincin ayrı bir varlık olduğu olasılığına götürür. Bunun olduğu birçok vaka bulabileceğimizi zannetmiyoruz, ancak açık fikirli olmak durumundayız. Bu şimdi bilimsel araştırmaya konu olacak bir gizem” dedi.

Yoğun bakım doktoru olan ve ölümün eşiğindeki deneyimlerin yeterince araştırılmadığını düşünen Parnia, “Yaygın inanışın aksine ölüm belli bir an değildir. Aksine, kalp atışları durduğunda, akciğerler çalışmamaya başladığında ve beyin fonksiyonları bittiğinde başlayan bir süreç, ‘kardiak arrest’ diye tabir edilen bir tıbbi durumdur” dedi.

Parnia, “Kardiak arrest esnasında ölümün 3 kriterinin tümü vardır. Bunu, kalbin yeniden çalıştırılması ve ölüm sürecinin tersine çevrilmesi çabalarının başarıyla sonuçlanabildiği birkaç saniyeden bir saate kadar sürebilen bir dönem takip eder. İnsanların bu kardiak arrest döneminde geçirdikleri deneyimler, ölüm sürecinde hepimizin geçirmesi muhtemel deneyimi anlamada eşsiz bir pencere açmaktadır” diye anlattı.

Azrail (as) herkese aynı surette mi görünüyor?

Ölüm anında, Azrail (as) insanın dünyadaki ameline göre suret değiştirir mi?

“(Kafirlerin ruhlarını) şiddetle söküp çıkaranlara. (Müminlerin ruhlarını yavaş yavaş) kolaylıkla çekip alanlara.” (Naziat, 1-2)
Azrail (as) dört büyük melekten birisi olup ruhları almakla vazifelendirilmiştir. Nurani bir varlık olduğu için insan gibi bir surette kalmaz. Değişik suretlere girip, değişik şekiller alabilir.
Ruhun alınması sırasındaAzrail (as) kişinin iman ve ameline göre değişik suretlerde gelir. Mümin bir kimsenin ruhunu, güzel bir surette gelerek, tereyağından kıl çeker gibi, şefkatle alır. Kâfir bir kimsenin ruhunu ise korkunç bir surette gelerek, yünlerin içinden dikenli bir çalının çekilmesi gibi şiddetle alır.
Rivayet edilir ki; İbrahim (as) ölüm meleğine der ki:
“Kâfir bir kimsenin ruhunu aldığın andaki suretini bana göstermeğe gücün var mı? Azrail (as):
“Sen buna tahammül edemezsin.” der. İbrahim (as):
“Evet, ben tahammül ederim.” der. Azrail (as):
“Yüzünü benden çevir.” der. İbrahim (as) yüzünü çevirir. Sonra Azrail’e (as) dönüp bakınca, dehşetli bir şekilde görür: Saçları karışmış, pis kokulu, siyah elbiseli, ağzından ve burnundan ateş alevleri ve dumanları akan simsiyah bir adam. Bu hali gören İbrahim (as) bayılır. Kendine gelince şöyle der:
“Ey Azrail, ölüm anında kâfir bir kimseye yalnız bu suretini göstersen ona bu yeter.”
Bu seferde mümin bir kimsenin ruhunu aldığı andaki suretini görmek ister. Azrail (as):
“Yüzünü çevir.” der. İbrahim (as) yüzünü çevirir. Döndüğünde Azrail’i (as) güzel yüzlü, güzel elbiseli, güzel kokulu bir genç olarak görür. Şöyle der:
“Ölüm anında mümin hiçbir şeyle karşılaşmayıp, ancak senin bu güzel suretini görse ona kâfidir.(İmam Gazali, Kalplerin keşfi, 322 )
İşte dünya imtihanında, asıl vazifesini anlamayıp Allah’ın (cc) emirlerine ilgisiz kalanların, ruhunu teslim ederken karşılaşacağı sıkıntılar ve iman edip sâlih amel işleyenlerin ebedi yolculuğunun başında kazanacağı ilk mükâfat böyledir.

Azrail nasıl görünür

Onk. Dr. Haluk Nurbaki’den gerçek bir hatıra-
Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.

Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap’ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap’ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir’e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki ****staz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki aaaahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:

-”Doktor bey,” dedi. ”Ben size…dargınım.” ”Niçin?” diye sordum.
-“Siz…dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH ‘ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?”

Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O’nu üzmemeye çalışarak:
–“Doktora ulaşmak kolaydır” dedim. ”Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın…”

Konuşmaya mecali olmadığından “Ben o isteği duyuyorum” manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler “hızlandırılmalı öğretime” dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:
-“Doktor bey,” dedi. ”Ben ölürken ne söylemeliyim?”
-“Senin durumun çok özel” dedim. ”Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ”Muhammed” (s.a.v) sana yeter.”

O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap’a sürekli morfin yapıyor ve O’nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
-“Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.” dedi. “Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. “Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste “Muhammed” diyemezsem?.

İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap’ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.

Ertesi gün O’na:
-“Hiç korkma!” dedim. “İğneyi vurdurabilirsin.

Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
-“Doktor bey…Azrail bana nasıl görünecek?”
-“Kızım,” dedim. “O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.”

Salı günü Serap’ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
-“Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!” dedi ve devam etti:
-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve “yataktan kalkması imkansız” denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-Doktor bey’e söyleyin, dedi. Azrail, O’nun söylediğinden de güzelmiş

Konu ile alakalı etiketler: ölürken azrail, ölürken azrail görülürmü, azrail nasıl görünür, ölürken azraili görecekmiyiz, azrail ölürken, azrailin nasıl görünür, azrail nasil görünüyor, ölürken azraille konuşabilecekmiyiz, hasta yatağında azrail görünürmü, serab nasıl görünür, azrail görülürmü, öldüğümüzde azrail i görcekmiyiz, azrail nasil görünür, azrail hiç görünürmü, azrail nasıl görünü, azrail gorulurmu, azrail nezaman görünür, azralin nasıl görülür, ölmeyene azrail neden görülür, ezrail nezaman gozukur, azrayil nerde görünür, ölürken azraille konusanlar, azrail can alırken gözükürmü, ölüm anında azrail görünürmü, hastaya azrail görünürmü 

Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yapılmamış --> "Azrail ölen insana gözükürmü, azrail kime nasıl görünür"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *