22.08.2014

    Babadan oğula mektup (duygusal, anlamlı ve ibret verici sözler ve nasihatler)

    Sponsorlu Bağlantılar

    Günümüz metropol ve modern hayatının getirdiği bir takım sıkıntılar ve popüler kültürün bazı muhafazakar çevrelerde bıraktığı öfkeyi acıma duygusuyla birlikte ele alan kısa bir şiir. Şiirin özü bir babanın değişen dünyaya ayak uyduran oğluna mektup şeklinde yazdığı öğütler ve nasihatlerden oluşuyor. Geneline hakim olan tema ibret verici sözlerdir.

    Bir babanın oğluna mektubu

    oğluna mektup
    Halk Böyle Istiyor Oğlum

    ‘Bir babanın doğum gününde
    oğluna mektubudur… Görülmüştür.’

    Sevgili oğlum
    Bugün tam on yedi yaşındasın
    Görüyorum ki artık
    Her şeyin farkındasın
    Ama ne zaman ararsam seni
    Ya diskoda
    Ya barda
    Ya da televizyon karşısındasın

    Haklısın oğlum
    Devir artık bu devir
    Sen de çemberini çağına göre çevir
    Senin neyine
    Resim roman şiir
    Senin neyine
    Sanat vesair
    Ne diyor meşhur televizyon büyükleri
    Vur patlasın çal oynasın
    Devir artık bu devir

    Nasılsa
    Son düğmesi de koptu insanlığın
    Vefa can çekişiyor arka sokaklarda
    Umut mendil sallıyor giden trenlerin ardından
    Onur, adres arıyor mezarlıklarda
    Dostluklar çöp tenekelerinde sahipsiz
    Ve anahtar teslimi aşklar satılık köşe başlarında
    Hem de üç kuruş mutluluklara…

    Ama sen de haklısın
    Sana mı kaldı
    Kurtarmak vatanı
    Sana mı kaldı
    Uyandırmak yatanı
    Sana mı kaldı
    Duvara yapıştırmak
    Bu memleketi satanı
    Anasını ağlatanı….

    Gel gör ki oğlum
    Senin de kurtuluşun yok bu gidişten
    Ne etsen- ne yapsan
    Bir düğün
    Bir bayram
    Bir lale devri
    Hangi ekrana baksan

    Kim kiminle evleniyor
    Kim kiminle çıldırıyor
    Kim kime daldan dala
    Gelinim olur musun diyor

    Kimisi sahte gelin
    Kimisi zengin bir prens
    Kimisi de insanlıktan bir yudum bir nefes
    Bekliyor da bekliyor

    Bak her gün ayrı bir kanalda
    Bambaşka bir ‘ünlüler çiftliği’
    Her kanalda şöhret olmanın dayanılmaz hafifliği
    Ve işte böyle
    Pazara dökülüyor bir bir
    Herkesin yumak yumak ipliği
    Yıllar var ki oğlum
    Birileri işte
    Bizi hep böyle gözetliyor…
    Ve sen de görüyorsun ki
    Bu sahneler
    Bizi ne de güzel özetliyor

    Kimin umurunda yarınlar
    Kimin umurunda çocuklar
    Kimin umurunda bu isyankar çığlıklar
    Bir kavgadır
    Bir yarıştır
    Bir rezalettir gidiyor.
    Kime sorsan
    Cevaplar dünden hazır
    Halk böyle istiyor oğlum
    Halk böyle istiyor
    Gel gör ki
    Bir reyting uğruna
    Ne ‘güneşler batıyor’ oğlum
    Ne güneşler batıyor….

    Bir babadan yeni bir iş kuran oğula mektup…

    Babadan oğula mektup

    Oğlum ,yeni bir iş kurdun biliyorum. Kurduğun şirketin başına geçtin.

    Sorumlulukların ve yetkilerin belli. Yaratanın sana verdiği bir servet. Bir kısmet. Bir lütuf.

    İşinde tayin edeceğin bütün insanların o işlerde ehil olup olmadıklarını bak. Dürüst ya da doğru olup olmadıklarına önem ver. İşine, üretime ve müşterilere ne kadar samimi hizmet verdiklerini takip et. Çevresini makamı ile istismar ettiklerini, ilgili davrandıklarını, ihmal ettiklerini izle.

    Kendini, ben olmazsam hiçbir iş olmaz sananlara iş verme. Yağmur iyilerin de, kötülerin de üzerine yağar unutma. Olayları değiştiremiyorsanız, bakış açınızı değiştir.

    Seni kuşatan ne servet, ve ne de insanlar senin gurur kaynağın değil.

    Mevlana derki; ‘’Ey İnsan Kaf dağı kadar Yüksekte olsanda, Kefene Sığacak Kadar Küçüksün. Unutma herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.’’

    ————

    Padişahın biri birkaç yardımcısıyla kırlara gezmeye çıkar. Ağacın altında uyuyan birini görür, Yanındakilere,

    ‘’Şu garibi uyandırın, yılan falan zarar verebilir’’ der.

    Adam uyandırılınca, bakar ki karşısında padişah, başlar söylenmeye,

    ‘’’Niye beni uyandırdınız, rüyada ne güzel padişahtım, saraylarım, ordularım vardı, şöyle emrediyordum, şunları yapıyordum…’’

    Bunun üzerine padişah kahkaha ile güler;

    ‘’İyi ama bak kendin söylüyorsun, rüyada diyorsun, rüyadaki padişahlığın ne kıymeti var, bak gözünü açınca, padişahlık bitti’’ der.

    Adam sükunetle cevap verir:

    ‘’Benim padişahlığım gözümü açınca bitiyor, senin ki gözünü kapatınca bitecek, ne farkı var?’’

    ——–

    Bir bilgeye sormuşlar oğlum;

    “Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?

    “Terzimi,” diye cevap vermiş.

    “Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?

    O da nereden çıktı? Neden terzi?” dendiğinde;

    Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:

    “Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama başka insanlar öyle değil. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep . aynı gözle görürler.’’

    ———

    Mükemmel insan, anlayan insandır. Güzel söz söyleyen değil oğlum. Söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyendir.

    Oğlum öyle ol ki, bütün insanları yüreğinde gör. Dünyayı okuyanların arasında ol.

    Günlerden bir gün bir baba ve zengin ailesi oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı, insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek. Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler.

    Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu,

    “insanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?”

    “Evet!”

    “Ne öğrendin peki?”

    Oğlu cevap verdi, “Şunu gördüm: bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var, onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.”

    Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı.

    Oğlu ekledi, “Teşekkürler, baba, ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!”

    İşte ey oğul;

    Sen işini doğru yönetirsen yanlış olmaya kimse cesaret edemez.
    Bir ipekböceği gibi olma oğul.. Yoksa, etrafını ipekle örersin. Neler olduğunu anlayamazsın. Bakarsın ki, etrafın daralmış. Boğulur durursun. Birde görürsün ki, kelebek olmuş uçmuşsun. Tabi ki, az bir ömrü kalan kelebek olarak uçup yok edilirsin.

    Ey Oğul!

    Edebeali gibi derim;

    Ey Oğul!
    ‘’Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar,
    uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..

    Ey Oğul!

    Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.’’

    Demedi deme.

    Dr.Mehmet CAVLI – BUGÜN

    Sponsorlu Bağlantılar

    Yaşamak için en iyi şehir 2012′de hangisi, yaşanılacak en uygun kent

    Maden suyu, soda mıdır?

    Bu sayfadaki "Babadan oğula mektup (duygusal, anlamlı ve ibret verici sözler ve nasihatler)" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *