Bakır nedir özellikleri, nasıl yapılır, bakırın hammaddesi, bakır oluşumu ve üretimi hakkında bilgi

Sponsorlu Bağlantılar
8. 94 yoğunluğunda, kızıl-esmer bir element. Simgesi: Cu

Chuquicamata’da (Şili) bir bakır dökümhanesi. Bakır metalürjisi XIX. yy. sonlarında gelişti. Maden, eritme yoluyla sıvı haline dönüştürülür ve arılaştırılarak kalıplara dökülür.

Bakır, 1100 derece dolaylarında eriyen bir madendir. Çeşitli maden filizlerini fırınlarda yakarak, oldukça karmaşık yöntemlerle elde edilir. Bu işlemden, atmosferi kirleten, zararlı, kükürtlü gazlar çevreye yayılır.

Temel filizler pek yaygın olmadığından (başlıca yataklar Şili, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri), bakır pahalı bir madendir, çelik ile alüminyum bakıra rakip çıkmıştır ve çoğu yerde bakırın yerine bunlar kullanılır.

Bakır çok kolay işlenir: dövme suretiyle kolaylıkla biçim verilebilir. İyi bir *elektrik iletkeni olduğundan, elektrik telleri ve kabloları bakırdan yapılır. Aynı zamanda iyi bir ısı iletkenidir ve uzun süre ev işlerinde kullanılmıştır (tabaklar, tencereler, kazanlar v.b.).

Havayla temas edince bakır, «bakır pası veya yeşili» adı verilen yeşilimtırak bir renk alır. İşte bazı eski yapıların damlarının ve bronz heykellerin karakteristik rengi, bu yeşildir. Bakır eşyayı parlaklığını korumak için sık sık ovalamak, parlatmak gerekir. Gemilerde yapıldığı gibi, oksitlenmeyi önleyecek bir tabaka özel cila da sürmek mümkündür.

PİRİNÇ VE BRONZ

Başka madenlerle karıştırılınca bakır, alaşımlar meydana getirir; bunların en önemlileri pirinç ve bronzdur. Pirinç veya «sarı», geniş oranda çinko kapsar. Fantezi mücevherlerde çerçeve, sap ve kaş olarak kullanıldığı gibi, lamba duyları, vanalar ve musluklar yapımında da pirinçten yararlanılır.

Bronz bazen çinko da karıştırılan bir bakır ve kalay alaşımıdır ve Tarihöncesi’nden beri kullanılagelmiştir («Bronz Çağı»). Çeşitli nitelikleri sayesinde (eritme ve kalıplama kolaylığı, ses geçirmesi, sertliği, cilâlanabilmesi ve altın rengini andıran rengi), heykel ve çanların dökümünde, aynı zamanda da süs eşyası (mücevher, şamdan, saat sarkacı) ve çeşitli eşya (yaylar, boru ekleme bilezikleri) yapımında geniş ölçüde yararlanılmaktadır.

Bakır doğada ya serbest element halinde bulunur veya çeşitli filizlerinden elde edilir. Türkiye’de kuprit Murgul’da; halkosit Ergani’de; halkoprit Küre ve Ergani’de bulunur. İlk bakır filizi M.Ö. Kıbrıs’ta ulundu. Bakırın ilimsel adı Cuprum Kıbrıs’ın (Cyprium) adından alınmıştır.

BAKIR

İnsan vücudunda toplam 80 – 100 mg kadar bulunur. Kan için gereken Hemoglobin yapımı yanında başka işlevleri de vardır. Eksikliği ve fazlalığı bazı sorunlara yol açabilir. Ağız yolu ile alınan bakır 15 dakika içersinde mideden emilir. Karaciğere geldikten sonra seruplazmin yapısına girer ve vücuttaki bakırın % 90 ı bu halde bulunur. Bunun da çoğu karaciğer ve beyindedir. Yeni doğmuş bir bebeğin karaciğerinde çok yoğun olarak bulunurken 10 yaşına geldiğinde erişkinlerle ayni orana ulaşmaktadır. Yiyeceklerdeki C Vitamini, çinko ve manganez emilimi olumsuz etkilerken protein ve taze sebzeler olumlu etkiler. Fazlası çoğunlukla dışkı az bir miktarda da idrar ile atılır.

Bakırın Etkileri

Çok az bulunmasına karşın önemli görevleri vardır.
Kandaki Hemoglobin yapımına etkilidir. Alyuvarlarda eritrocuprein halinde bulunur.
Hücre solunumu ve enerji salınımı işlevlerini gerçekleştiren sitokrom sisteminin bir parçasıdır.
C Vitamini ile birlikte özellikle kemik ve bağ dokusunda kollojen yapımını sağlar.
Dokuların iyileşmesine ve kemik yapısının sağlamlığına etkilidir.
Başta SOD (sitoplazmik superoksid dismutaz) olmak üzere bir çok enzim için gereklidir.
Oksijensiz serbest radikal metabolizmasına etkilidir. Bu yolla anti enflamatuvar etki denilen dokuların şişme ve kızarmasını giderici etki gösterir.
Bazı amino asitlerin dönüşümüne etkilidir. Tirozinin deriye ve saça renk veren melanine dönüşümünü sağlar.
Fosfo lipidlerin yapımı için gerekli olup, sinirlerin myelin ile kaplanmasına katkı yapar.
Tiroid Hormonlarından T3 ün T4 haline dönüşümünü sağlar.
Sinirlerdeki aktiviteler elektrik iletimine dayanır. Bakır da iyi bir iletken olarak bunu sağlar.
Alerjik olaylarda rol alan Histamin maddesinin kan düzeylerinin ayarlanmasına etkilidir. Bunu histamin metabolizmasını sağlayan histaminaz enzimine olan etkisi ile yapar.

Bakır Eksikliği

Bakır metabolizmasının bozukluğuna neden olan Wilson Hastalığı denilen genetik bir hastalık vardır. Bu hastalıkta serum ve saçlarda bakır düzeyi düşerken karaciğer ve beyin de bakır depolanmaktadır. Nadir görülen Menke Hastalığında ise küçük çocuklarda barsaklardan emilimin bozulması ile bakır barsak duvarında birikmektedir. Her iki hastalık da tedavi edilmediği takdirde ölümcüldür.

Kansızlık oluşur. Bakır eksikliği sık olarak demir eksikliği ile beraber görülür. Halsizlik, solukluk, ödem oluşur.
Büyümede yavaşlama, saç dökülmesi, iştahsızlık, ishal, cilt sorunları meydana gelir.
Fazla çinko alımı bakır eksikliğine yol açabilir. Bu durumda bakır eksikliği belirtileri çinko fazlalığı ile karışabilir.
Azalan kandaki alyuvar aktivitesine bağlı olarak dokuların oksijenlenme bozuklukları ortaya çıkar.
Dokuların kendini tamir etmesi gecikir.
Tiroid hormonlarının azalması sonucu hipotirodik yakınmalar, kolesterol artışı, kalpte çarpıntı gibi sorunlar ortaya çıkar.
Kemik yapısı etkilenir, sinirlerdeki iletiler yavaşlar.
Farklı kan hücrelerinin ve sistemlerin bakır eksikliğinden etkilenmesi sonucu savunma sistemi zarar görür. Bu da enfeksiyonlara eğilim ve yakalanılan enfeksiyonların ağır seyretmesine yol açar.

Bakır Fazlalığı

Bakırın fazlalığı sorunları eksikliğine oranla daha sık ortaya çıkar. Özellikle düşük çinko düzeyleri ile birlikte bulunur. Bakırın fazla olduğu durumların bir neden mi yoksa sonuç mu olduğu bu gün için kesin değildir. Yani bu hastalıklara bakırın fazla olması mı neden olmaktadır yoksa bir şekilde bu hastalıklarda kandaki bakır oranı artmaktadır diyebilmek mümkün olmamaktadır. WHO denilen Dünya Sağlık Örgütü bakırı toksik madde olarak kabul etmemektedir. Bakırın kanda fazla olarak bulunabildiği hastalıklar veya bakır fazlalığının yol açtığı sorunlar şunlardır.

Ruhsal sorunlar; anksiete, depresyon, hafıza zayıflığı, konsantrasyon bozukluğu, iştahsızlık, manik atak, şizofreni, sara, otizm gibi
Eklem, adale ağrıları, yaşlılık sorunları, kekemelik, çocuklarda hiperaktivite,
Kadınlarda adet öncesi sendromu, gebelik pre-eklampisi, doğum sonrası psikozu.
Hafif düzeydeki fazlalık belirtileri olan kişiler yanlışlıkla hastalık hastası veya nörötik kişiler olarak kabul edilebilir. Huzursuzluk, halsizlik, adale eklem ve baş ağrılarının sebebi izah edilemediğinde bakır fazlalığını düşünmek gerekir.
Saçta bakır ölçümü her zaman güvenilir sonuç vermeyebilir. Şüphe edilen vakalarda 24 saatlik idrar ve kanda seruplazmin düzeyleri bakılmalıdır. İçme sularında, su saklama ve yemek pişirmek için bakır kapların kullanılması fazlalık belirtilerine kolaylıkla yol açabilir.

Bakır Gereksinmesi

Bakırın Doğal Kaynakları
Besinler dışında bakır su boruları ve yemek kapları bakır kaynağı olarak işlev görebilirler.

Besin maddelerinden tahıl (buğday), kuruyemiş (badem, fındık, ceviz), yeşil yapraklı sebzeler (bezelye, fasülye), kabuklu deniz mahsulleri, karaciğer bakır açısından kaynak olabilirler.

Bakırın Tedavide Kullanımı

İlaç olarak kullanımı pek önerilmez. Tedavi dozu ile toksik dozu arasındaki sınır çok yakındır. Yine de kansızlık, halsizlik, vitiligo denilen derinin renksiz olma durumunda (sam yeli), allerji, mide ülserleri gibi sorunlarda düşük dozlarda kullanılır. Çok yaygın olarak romatizmal ağrılarda bileklik olarak kullanılmıştır. Bir çok kişi işe yaradığını belirtmiş ise de tedavi olarak kabul edilmesi zor olmuştur. SOD enzimi ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu enzim bakır yanında manganez ve çinko da içermektedir.

Sponsorlu Bağlantılar

GAP Projesi Önemi ve Özellikleri Hakkında Bilgi

Sonraki Sayfa »

Ülkemizde toryum nerelerden çıkarılır, Dünyada ve Türkiye’de toryum çıkarılan yerler hakkında bilgi

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Current ye@r *