25.07.2014

    BILGI FELSEFESI (EPISTEMOLOJI) konu anlatımı kısa ders notları özet

    Sponsorlu Bağlantılar

     “Bütün gün bisikletiyle sokaklarda geziyor…Ya da varlık üzerine temel sorunlarla ilgileniyor. Bugün, mesela, banyodayken kapıyı açıp babasına bağırdı: “Nasıl oluyor da banyonun koca kapısı benim ufacık gözlerimden geçebiliyor?”

    “Aman tanrım! Sonra ne oldu?” diye sordum.

    “Babası ona kesin bir açıklama yaptı; banyo kapısı, göz, ışınların geçmesi, optik sinirlerden beyindeki görme merkezine giden yol ve beynin, gözlemciye, bellekte küçük bir kapı imgesini sağlaması…”

    “Peki bu onu tatmin etti mi?”

    Onu tanıyorsun. Ne dediğini tahmin et: “Beynin kapının gerçek büyüklüğünü bana verdiğini nasıl bilebilirim ki?”

    “Şey…”, bir an duraksadım, “Sen ne düşünüyorsun, nasıl bilebiliriz?”

    “Yapma anne!” dedi kızım, “Sen de mi?”        Çocukluk Felsefesi / Gareth B. Matthews

    Yukarıdaki alıntıda 6-7 yaşlarında bir çocuğun, bilgi felsefesinin  temel sorunlarından birini dile getirişini görmekteyiz. (Çocuk işte!) Aynı sorun  üstüne- biraz daha açıp, biraz daha geliştirerek- biz de düşünebiliriz.

    ———————————————————————————–

    “…Şöyle bir senaryo düşünün diyor kuşkucu:

    Siz dün gece uyurken günümüzdekinden çok daha ileri bir bilim ve teknolojiye hakim durumdaki bilim adamları evinize girip sizi bayıltmış, sonra da labaratuvara götürüp beyninizi kafatasınızdan çıkartmış ve onu sıvıyla dolu bir fanus içine yerleştirdikten sonra, belli duyum merkezlerine birtakım kablolar takıp, bunları deneysel uyarılar veren makinalara bağlamış olsunlar. Bu makinelerin sıradan günlük bir yaşamın bütün algılarını tamamen tutarlı bir biçimde verebilen çok ileri aygıtlar olduğunu varsayalım.

    Şimdi siz uyandığınızda her şeyiyle sıradan, yeni bir güne başladığınıza inanıyorsunuz ama, şimdi oturmuş elinizdeki bu yazıyı okuyor değilsiniz. Gerçekte karşınızda yazı filan da yok.  Aslında bu kağıdı tutabilecek elleriniz bile yok, çünkü sizin bir gövdeniz yok. Siz fanus içinde bir beyin olarak  tüm bu “normal yaşam” hayallerini, beyninizin uygun yerlerine yerleştirilmiş kablolar aracılığıyla makineye daha önce kaydedilmiş çok ayrıntılı ve tutarlı bir yaşamöyküsü CD’sinden alıyorsunuz. Sizin hiçbir algınız doğru değil, ama böyle olduğunu bilmediğiniz için, görüp duyumladığınız her şeyi doğru zannedip aldanıyorsunuz. Bu öyküye konu olan olayın dün gece gerçekleşmiş olması nasıl mantıksal bir olanaklılıksa, siz bebekken, hatta doğmadan  gerçekleşmiş olması da o ölçüde olanaklı. Yani sizin tüm yaşamınız bir düşten, bir aldanmadan ibaret olabilir. Kaldı ki  toptan hepimizinki de böyle olabilir ve tüm bir insan ırkı olarak fanus içinde düş gören beyinlerden ibaret olabiliriz….”

    Arda Denkel / Bilim, Bilgi ve Kuşku / Cogito Sayı 11

     sorular  sorular…

    -         Epistemolojinin ortaya çıkmasında ‘kuşku’nun rolü nedir?

    -         Epistemolojiyi kuşkuculuğa karşı bir ‘savunma’, ‘bilgiyi savunma’ olarak düşünebilir miyiz?

    -         Epistemolojinin temel sorunları nelerdir?

     

     

     

    BİLGİ FELSEFESİNİN (EPİSTEMOLOJİ) TEMEL SORULARI

    • Bilginin imkanı problemi

    Bilgi elde edilebilir mi? Ya da bilgi mümkün müdür? Diye de ifade edebileceğimiz bu sorun bilgi felsefesinin en temel sorusudur. Çünkü ancak bu soruya olumlu yanıt verilmesi  durumunda bilgi felsefesi olabilir.

    Genel olarak bilgi felsefesinde , bilginin mümkün olduğu görüşünde olan filozoflara dogmatikler, bilginin mümkün olmadığını söyleyen filozoflara ise şüpheciler (kuşkucular) denir.

    • Bilginin kaynağı nedir?

    Epistemolojinin ikinci temel sorusu, bilginin kaynağı ve aracının ne olduğu sorusudur. Bu soru bizi bilginin kaynağı olarak önceliği neye vereceğimiz konusu üzerinde düşünmeye götürür. Duyu ve deney mi, akıl mı, sezgi mi?

    • Bilginin alanı, kapsamı ve sınırları sorunu

    Neyi bilebiliriz? İnsan bilgisinin sınırları var mıdır? Duyularımızla algıladıklarımız dışında bir şey bilebilir miyiz? Bu ve benzeri sorulara birbirinden farklı yanıtlar verebiliriz. Kimi filozoflar bilgilerimizi deney alanıyla sınırlarken, kimi filozoflar bilgi etkinliğini akılsal bir etkinlik olarak görüp sınır koymaktan kaçınmışlardır.

    • Doğru bilginin ölçütü nedir?

    Elde ettiğimiz bir bilginin doğruluğunu nasıl test edebiliriz? Doğru nedir? Bu problem bizi bütün bilgilerimiz için vazgeçilmez bir soruna götürür. Doğru bilgi, bilginin konusuyla uyuşması mıdır? Doğru bilgi, bu bilginin zihinde var olan önceki tasarımımızla uyuşması mıdır?

      BİLGİ ELDE EDİLEBİLİR Mİ?

    Epistemolojinin bu en temel sorununa girerken öncelikle şunu belirtmekte yrar var, bu soruya olumlu yanıt veren dogmatikler üzerinde ayrıca durmayacağız. Felsefe tarihinde filozoflar  -kuşkucular dışında – bu soruya genel olarak olumlu yanıt vermektedirler. Bu nedenle biz sadece kuşkuculuğu ele alacağız.

    KUŞKU KAVRAMININ FARKLI GÖRÜNÜMLERİ

    Kuşkuculuğu, bilginin imkanını reddeden bir görüş olarak ele almadan önce felsefede kuşkukavramına değişik görünümlerde yaklaşılabileceğini belirtelim. Nedir bu yaklaşımlar? Birer birer ele alalım:

    • Bir tavır olarak kuşkuculuk

    Felsefi bilgi herşeyden önce eleştirel bir bilgi türüdür. Felsefenin bu özelliği onu, içinde, doğasında kuşkuyu taşıyan bir bilgi türü yapar. Bu bilgiyi reddetme anlamını taşımaz ama her filozof hatta her bilim adamı içinde kuşku taşıyan kişidir diyebiliriz.

    • Bir yöntem olarak kuşku

    Kuşkunun bir amaç değil, kendisinden kuşku duyulamayacak kesin bilgilere ulaşmak için bir araçolarak kullanılması anlamına gelir. Kuşku kavramının bu görünümü için iki filozofu örnekleyebiliriz. Descartes ve Gazali.

    Descartes, matematikte olduğu gibi kendisinden hiçbir şekilde kuşku duyulamayan kesin bilgilere ulaşmayı amaçlar. Filozof bu amaçla her türlü bilgisini silip, her şeye yeniden başlar. Bütün bilgilerinden kuşku duyar. Fakat daha bu noktada O’nun için kesin bir bilgi vardır: Kuşku duyuyor olduğu. Descartes ”kuşku duyduğumdan kuşku duyamam” der. Kuşku duymak için düşünmek, düşünmek için de var olmak gerekir. “Düşünüyorum o halde varım” görüldüğü gibi Descartes kuşkuyu, kuşku duyulamayacak kesinlikte bilgilere ulaşmak için bir yöntem olarak kullandı.

    Gazali de benzer şekilde kesin bilgilere ulaşmak için, tanrının ve kendisinin varlığı da dahil olmak üzere her şeyden kuşku duyar. Gazali bu kuşkularından içine atıldığını söylediği “tanrısal bir ışık”la kurtulur.

    Sponsorlu Bağlantılar

    YAZIM KURALLARI KONU ANLATIMI konu anlatımı kısa ders notları özet

    RASYONALIZM (AKILCILIK) konu anlatımı kısa ders notları özet

    Bu sayfadaki "BILGI FELSEFESI (EPISTEMOLOJI) konu anlatımı kısa ders notları özet " konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *