Boğaz ağrısı ateş halsizlik

19 0
Sponsorlu Bağlantılar

Boğaz ağrısı ateş halsizlik

Boğaz Ağrısı ve Sık Görülen Nedenleri

Boğaz Ağrısı ve Sık Görülen Nedenleri:

Boğaz ağrısı, hastaların  en sık karşılaşılan şikayetlerindendir. Tek başına olabileceği gibi ateş, öksürük, yutma güçlüğü ile ortaya çıkabilir. Ağrının nedeni  bazen basit bir enfeksiyon olabileceği gibi, bazen de ciddi bir hastalık olabilir.

  • Enfeksiyonlar (Viral, Bakteriyel, Mantar Enfeksiyonları)
  • Alerji
  • İrritasyon
  • Travma
  • Reflü
  • Tümörler

Virüslerle oluşan boğaz enfeksiyonları:

Burun tıkanıklığı, hapşırma, genel halsizlik, boğaz ağrısı, boğaz ve genizde kuruma, ateş, kas ve eklem ağrıları virüs enfeksiyonlarının üst solunum yolunda oluşturdukları hastalıkların genel belirtileridir. Soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklar virüslerle oluşur ve özellikle sonbahar ve kış aylarında salgınlara neden olurlar.

Kızamık, su çiçeği, boğmaca gibi, yine virüslerin yol açtığı hatalıklarda da boğaz ağrısı ve ateş belirtileri gösterirler.

Viral enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde, yatak istirahati, bol sıvı alma ve ateş düşürücü, ağrı kesici kullanılması yeterlidir. Genellikle viral üst solunum yolu enfeksiyonları 1 haftada geçerler. Enfeksiyon daha uzun sürerse mutlaka bir doktora gidilmelidir. Antibiyotikler etkisizdir. Bazı ağır durumlarda virüslere etkili antiviral ilaçlar kullanılabilir.

Boğazda da bulgu veren bir diğer virüs enfeksiyonu, “enfeksiyöz mononükleoz”dur.  Lenf bezleri tutulur, bademcikte büyüme olur ve üzerini beyaz bir zar kaplar. Boyun, koltukaltı ve kasıktaki lenf bezlerinde şişme görülür. Bazen boğaz ağrısı, solumayı bile zorlaştırır, karaciğeri etkileyerek sarılığa sebep olabilir.  Aşırı halsizliğe yol açar, altı hafta veya daha uzun sürebilir. Bu hastalık, yetişkin ve buluğ çağında daha ağırdır, çocukluk döneminde ise daha hafif geçer. Tükrük ile geçtiği için “öpücük hastalığı” da denir. Buna karşın, ağızdan ele, oradan tekrar ağza geçerek de bulaşabilir. Bu yüzden, aynı havlu, yemek kapları kullanılmamalıdır. Hastalık muayene ve laboratuvar testleri ile teşhis edilebilir. Tedavi mutlak yatak istirahati, vitaminler, ateş düşürücü ve ağrı kesicilerle yapılır.

Bakterilerle olan boğaz enfeksiyonları:

Üst solunum yollarında enfeksiyona neden olan bir çok bakteri türü vardır (streptokoklar, stafilokoklar, pnömokoklar ve diğerleri).

Bu bakteriyel enfeksiyonlardan beta hemolitik streptokoklarla oluşan boğaz enfeksiyonu ayrı bir öneme sahiptir. Tedavi ihmal edilirse kalpte, böbreklerde ve eklemlerde ciddi hastalıklara neden olurlar. Hastalık belirtileri şidetli boğaz ağrısı, ateş, halsizlik, eklem ağrıları şeklinde ortaya çıkar. Bademciklerin üstünde beyaz bir tabaka oluşumu, boğazın çok kızarık olması ve boyunda ele gelen lenf bezeleri beta enfeksiyonundan şüphelenmemize neden olur. Tanıyı doğrulamak için kısa sürede sonuç veren strep A testi veya 48-72 saatte sonuç veren boğaz kültürü  yapılabilir.

Tedavi 7-10 günlük antibiyotik (penisilin veya penisilin türevleri ile) verilerek yapılır.

Diğer bakteriyel boğaz enfeksiyonlarında tedavi de  antibiyotiklerle 5-7 gün kullanılır.

Reflü ile olan boğaz rahatsızlıkları:

Boğaz ağrısı, yanma, yutma güçlüğü, kronik öksürük, mide sıvısı ve midedeki besinlerin boğazımıza gelmesi reflü hastalığının belirtileridir. Nedeni beslenme alışkanlığımıza ve sindirim sistemi hastalıklarına bağlıdır. Hastaların büyük bir çoğunluğu KBB uzmanlarına başvururlar. Tecrübeli bir hekim, öykü ve detaylı KBB muayenesi ile tanı koyabilir. Daha ileri durumlarda bir gastroenteroloji uzmanına yönlendirilmelidir. Tanıyı desteklemek için PH monitörizasyonu, endoskopik muayene, radyolojik görüntüleme, sintigrafi yapılabilir.

Reflü hastalarının uyması gereken kurallar: Sigara, alkol bırakılmalı, çay ve kahve azaltılmalı, asitli, gazlı içecekler içilmemelidir. Uykudan önceki 3 saat besin alınmamalı, baş yüksekte yatılmalı, doktorun tavsiye ettiği ilaçlar kullanılmalıdır.  Çok ileri vakalarda cerrahi tedavi uygulanabilir.

Alerjik ve irritan  maddelerle oluşan boğaz rahatsızlıkları:

Saman nezlesi ve mevsimsel alerjisi olanlarda;  burun akıntısı, burun kaşıntısı, hapşırık, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı gibi şikâyetler yanında ağız solunumu ve ona bağlı olarak ağız ve boğazın kuruması sonucu boğaz ağrısı da olabilir.
Alerjik hastalarda sık gelişen sinüzitler, geniz arkası akıntılara, boğazda tahrişe ve ağrıya yol açabilirler.

Hava kirliliği, duman, sigara, kuru hava, aşırı sıcak ya da soğuk havanın tahrişiyle özellikle burun tıkanıklığı nedeniyle ağız solunumu yapanlarda sabahları daha çok hissedilen boğaz ağrısı olabilir.

Kışın, evlerin ısıtılması sonucu oluşan kuru havanın etkisi odanın nemlendirilmesi ve sıvı alımı ile önlenebilir. Sigara, alkol alışkanlığı olanlarda, ortamda hava kirliliği olan işyerlerinde çalışan kişilerde de tahrişe bağlı olarak boğaz ağrısı oluşur. Bir müsabakada veya başka bir yerde aşırı bağıran bir insanda, hem boyun kaslarının yorgunluğu, hem de boğazın tahrişinden dolayı boğaz ağrısı görülür.

İyi eğitilmiş spiker ve şarkıcılar, boğazlarını nasıl koruyacaklarını bilirler. Derin nefes alarak, boğaz kasları yerine göğüs ile karın kaslarını kullanarak, yükses ses çıkartabilirler. Profesyonel olarak sesini kullanan kişiler bol su içmeli, sigara ve alkolden uzak durmalıdır.

Tümörlerde boğaz rahatsızlıkları:

Boğaz, dil ve nefes borusunun tümörlerinde kulaklara da yansıyan boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü sık görülür. Boğaz ağrısı, çoğunlukla uzun sürelidir. Diğer önemli şikâyetler; ses bozukluğu, boyunda şişlik, açıklanamayan zayıflama, tükürük veya balgamda kan olmasıdır.

Tanı; kulak, burun, boğaz hekimince konur. Endoskopik aletler ile muayene edilir. İki haftadan daha uzun süren ses kısıklığı, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü şikâyetleri ciddiye alınmalıdır.  Çoğunlukla uzun süreli sigara ve alkol kullanımı bu bölgede tümör oluşunda önemli bir faktördür.

Boğaz Ağrısında Neler Yapılabilir?

Soğuk algınlığı veya nezlenin yol açtığı boğaz ağrısı, bazı uygulamalarla biraz azaltılabilir;

  • Aşırı sıcak ve soğuk olmamak koşuluyla sıvı alınımı artırılmalı
  • Özellikle yatak odası kuru olmamalı, gerekirse nemlendirici buhar yapılmalı
  • Yatak istirahatı yapılmalı
  • 1 bardak suya 1 çay kaşığı tuz ile hazırlanan tuzlu su ile günde birçok kez boğaz gargarası yapılmalı
  • Hafif ağrı kesiciler, pastil ve gargaralar kullanılabilir, ancak bazı grip ve soğuk algınlığı için üretilmiş ilaçlar tansiyon, kalp, prostat büyümesi ve göz tansiyonu olan hastalar için ciddi yan etkiler yapabilir, doktora danışarak alınmalı.

Doktora Ne Zaman Gidilmelidir?

Boğaz ağrısı, basit bir soğuk algınlığına bağlı değilse, başka bir enfeksiyon hastalığı, alerji veya tahriş edici madde sebep olmuyorsa ve 10 günden daha uzun sürüyorsa önemli olabilir.

Şiddetli ve uzun süren boğaz ağrısı ile birlikte aşağıdaki şikâyetler varsa doktora gidilmelidir.

  • Nefes almada güçlük
  • Yutmada güçlük
  • Ağız açmada güçlük
  • Eklem ağrıları
  • Kulak ağrısı
  • Yüzde, gövdede, kol ve bacaklarda döküntüler.
  • 38 derecenin üzerinde ateş
  • Boyunda şişlik

Ne Zaman Antibiyotik Alınmalıdır?

Antibiyotikler, bakterilerin üremesini durduran veya onları öldüren ilaçlardır, virüslere etkileri yoktur.

Boğaz enfeksiyonlarının  %75 i virüs hastalıklarıdır. Fakat virüslerin direnci zayıflatması sonucu ve  bazı olgularda bakterileri de  hastalığa katılabilirler. Bu durumlarda da antibiyotikler gerekli olabilir.

Antibiyotiklerde en önemlisi, hekimin tavsiye ettiği şekilde tam olarak kullanılmasıdır. Yetersiz ve kısa süre antibiyotik kullanmak mikroplarda direnç oluşturur. Hastalık yeniden alevlenir. Ülkemizde düzensiz antibiyotik kullanımı mikroplarda direnç gelişimine neden olmuş ve bu yüzden birçok antibiyotik artık etki etmez hale gelmiştir.

Sık boğaz iltihabına yol açan  halk arasında beta mikrobu olarak bilinen “streptokok” türü bakterilere penisilin, eritromisin, azitromisin, amoksisilin içeren antibiyotikler tercih edilir. Diğer bakteri türlerinde başka  antibiyotik gruplarını kullanmak gerekebilir.

Boğaz Enfeksiyonlarında Ailenin Diğer Fertlerine ne Yapılmalı?

Boğazda sık görülen ve kalp eklem ve böbreklerde romatizma yapabilen beta hemolitik streptokok mikrobu varlığında, mikrobun bulaşıcılığı ve bazı kişilerin hastalanmasa bile taşıyıcı olabileceği, mikrobun kaynağı olabileceği dikkate alınarak diğer aile fertleri de değerlendirilmeli ve birlikte tedavi edilmelidir. Aile fertleri arasında temas azaltılmalı, havlu, tabak ve bardak gibi malzemeleri beraber kullanılmamalıdır. Eller sık sık yıkanmalıdır.

Halsizlik Yorgunluk:

YORGUNLUK

Yorgunluk yerine göre çeşitli biçimlerde betimlenen bir durumdur. Halsizlik, isteksizlik ya da “içe kapanma”, coşku ya da ilgi kaybı, enerji ve girişkenliğin azalması, uyuşukluk, bitkinlik gibi sözcüklerle anlatılır. Yorgun insan genellikle güçsüzlük duyar ve dinlenmek ya da uyumak ister.Uzun süreli bedensel etkinliklerin ya da yoğun bir iş gününün sonunda insanınyorgunluk duyması doğaldır. Yoğun düşünsel zorlanmaları ve şiddetli heyecanları izleyen yorgunluklar da olağandır. Böyle durumlarda yorgunluğun nedeni belirli olduğundan insan genellikle hekime başvurma gereksinimi duymaz.Oysa uzun süreli, yani kronik yorgunluk hiçbir koşulda olağan bir durum değildir. Bazen gerçek bir organik rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkar, ama genellikle ruhsal kökenlidir ya da en azından ruhsal etkenlerden kaynaklanır.Yorgunluk sürekliyse ve nedenleri saptanamıyorsa kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir belirtidir. Bu durumda bir hekime başvurulmalıdır.Sinir sistemi astenisi Nevrasteni sözcüğü sinirsel yorgunluk an-lamına gelir. Tıpta bu terim bedenselhareket ve yorgunluklar-la ilişkisi olmayan “sinirsel” kökenli bedensel güçsüzlük için kullanılır. Nevrasteninin çok sayıda belirtisi vardır. Başlıca duyusal bozukluklar arasında artkafa bölgesinde baş ağrısı, rahatsız edici duyumlarla birlikte kırıklık, sinir ağrıları (nevralji), gürültülerden korkma, irkilme, baş dönmesi sayılabilir. Başlıca işlevsel bozukluklar sindirim zorluğu ve kabızlık, başlıca kalp-dolaşım sistemi bozuklukları ise düşük tansiyon, kalp ağrıları ve bilinç kaybıdır. Sinirsel-ruhsal bozukluklar arasında da ruhsal çöküntü, bellek ve dikkat zayıflığı, özellikle sabahları yorgun uyanma, irade kaybı (abuli), uykusuzluk ve cinsel etkinlikle ilgili bozukluklar yer alır. Bu kadar çok ve çeşitli belirtinin bir arada görülmesi tablonun iyice karışmasına yol açar. Dolayısıyla hastanın ailesi ve hekimi de çoğu kez ona gereken önemi vermez. Ailesi hastanın yakınmalarının düşsel olduğunu düşünür; hekim ise çoğu zaman en çok göze çarpan belirtileri tedavi etmekle yetinir. Yorgunluk başlı başına derin araştırmalar gerektiren bir belirti değildir. Ama dikkatle değerlendirilmeli ve izlenmelidir, çünkü bazen önemli hastalıkların belirtisi de olabilir.

 

Nevrasteni Hastalarına Nasıl Yaklaşılmah?Ük akla gelen genellikle hastaya kesin dinlenme önermektir, ama bu öneri yanlıştır. Dinlenme sırasında hastanın düş gücü daha kolay çalışır; hastalık hastalığına kapılma, kendine dönük çözümlemeler yapma, takıntılarla uğraşma, aşın kendini dinleme ve umutsuzluğa düşme olasılığı artar. Oysa fazla yorucu olmayan uğraşlar her zaman olumlu etki gösterir. Hafif jimnastik ve spor yapmak, kısa ve rahat yolculuklara çıkmak çok yararlı olabilir.Nevrasteni genellikle “düşsel bir hastalık” olarak değerlendirilir; ama aslında hastanın gerçek sıkıntıları, acılan, rahatsızlık ve ağrı verici duyumları vardır. Hiçbir şeyi olmadığını, çalışması gereken bir korkak olduğunu, her şeyi abarttığını söylemek ikinci kez büyük bir yanlış yapmaktır.Nevrasteni hastası tedavi edilmelidir. Hastalığı ortaya çıkaran ruhsal nedenlerin, bunaltı ve güvensizliğin ortadan kalkması için psikoterapi gereklidir. Bunun yam sıra bazı yatıştırıcı, çöküntü giderici (antidepresif) ve güçlendirici ilaçlar da verilebilir

Ateş

Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 – 37,5 arasında ise normaldir. ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.

Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yapılmamış --> "Boğaz ağrısı ateş halsizlik"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *