25.07.2014

    BURDUR ismi nerden gelmiştir, adını nasıl almıştır, efsanesi hikayesi nedir

    Sponsorlu Bağlantılar

    BURDUR Eski adı Askaniya’dır. İsmini yanında kurulmuş olduğu Burdur gölünden alır.

    Burdur Adı Nereden Gelmektedir?

    burdur ismi nerden gelmiştir burdur adını nerden almıştır ismi nereden gelmiştir adını nereden almıştır burdurun adı gelmektedir
    Burdur, Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde, Göller Bölgesinde yer almaktadır. Burdur adının nereden geldiği hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Birinci görüş, Burdur adının “Polydorion” kelimesinin daha sonra, “Polydor” şekline dönüştüğü, oradan da Burdur şekline dönüştüğüdür. İkinci görüş ise Burdur yöresinin eski adı Limobrama “Göl Kenti” anlamına gelen Limobria kelimesinden türemiştir. Sonradan da değişerek Burdur olmuştur. Fakat Antik Çağlarda Burdur’un yerinde herhangi bir şehir bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Bunun için bu iki adın kesin olarak ne zaman kullanıldığı bilinmemektedir.

    Üçüncü görüş ve en akla yatkın olanı da; Burdur şehrinikuran Türkmen boylarından Kınalı Oymağı mensupları, konaklama yeri ararken, burayı buluyorlar ve bölgenin güzelliğikarşısında “Cennet Buradadır” demişler ve “Burada Dur” sözü zamanla hece düşmesine uğramış ve Burdur’a dönüşmüştür.

     

    BURDUR

    İlk insanların yaşadıkları, yerleşim yerleri, antik kentleri ve Türk İslam eserleri ile önemli bir turizm merkezidir. Burdur İnsuyu mağarası ve gölleriyle ilgi çekmektedir.

    TARİHÇE

    Çeşitli kaynaklar ve arkeolojik bulgular, antik dönemde Pisidia olarak adlandırılan bölgede yer alan Burdur ilinde Paleolitik Çağdan bu yana yaşanıldığını göstermektedir. Yeşilova ilçesinin Başkuyu köyünde bulunan kaya resimlerinden anlaşıldığına göre Paleolitik Çağda bu bölgede ilk insanın varlığı kesinlikle anlaşılmıştır.

    İl merkezine bağlı Hacılar Köyünde yapılan kazılarda M.Ö. 7 bin yıllarına tarihlenen “Keramiksiz Neolitik” üzerinde lX-VI katlar (M.Ö.5400), insanın yeryüzünde hayvanı ehlileştirip, köyler kurarak çanak çömlek yapmasını öğrendiği, toplayıcılıktan üretime geçerek belli bir yere bağlandığı merkezlerin en önemlilerindendir. Burada ortaya çıkarılan ana tanrıça figürleri ile boyalı insan yüzlü çanak çömlekleri dünya arkeolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bölge, Frig, Roma, Bergama Krallığı ve Bizans dönemlerini yaşamıştır. Daha sonra Selçuklular, Hamitoğulları ve Osmanlılar bölgede hakim olmuşlardır.

    COĞRAFYA

    Burdur, Akdeniz Bölgesinin iç kısmında ve Göller Yöresi adı verilen bölgede yer almaktadır. Güneyde Antalya, Batıda Denizli, Güneybatıda Muğla, Doğu ve Kuzeyde Isparta ve Afyon illeri ile çevrilidir.Burdur, kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. İlde çok sayıda göl ve orta boy akarsu bulunmaktadır. Türkiye’nin önemli göllerinden olan Burdur Gölü her türlü su sporları için elverişlidir. İlin diğer bir gölü Salda Gölü’dür.

    Burdur, kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak bir iklime sahiptir.

    İLÇELER

    Burdur ilinin ilçeleri; Ağlasun, Altınyayla, Bucak, Çavdır, Çeltikçi, Gölhisar, Karamanlı, Kemer, Tefenni ve Yeşilova’ dır.

    TURİZM

    Antik Kentler
    Burdur’a 30 km. Ağlasun 7 km. uzaklıktadır. Bugün kalıntıları hala ayakta olan ve Belçikalı bir ekip tarafından kazısı yapılan antik şehir, M.S II. yy.da en parlak dönemini yaşamıştır. Burdur’a 45 km. uzaklıkta bulunan Bucak ilçesinin 25 km. doğusundaki Çamlık Köyü’ndedir. En parlak dönemini M.S. II yy.da yaşayan Cremna Antik Kenti bir Psidya şehridir. Roma Çağı’na ait eserler hala ayaktadır. Akropol (yukarı şehir) kısmında forum (meydan), bazilika (mahkeme salonu) kilise Elsodra (Kemerli yapısı) ve kütüphane yapısı vardır. Bu binada yapılan kazılar sonunda içinden 9 adet mermer tanrı heykeli ortaya çıkarılmıştır. Bunlar Burdur Müzesinde sergilenmektedir. İl merkezine 108 km. uzaklıkta bulunan Gölhisar ilçesinin batısında bulunan üç tepe kurulu olan Cibyra Antik kenti Oineanda Balbura, Bubon (İbecik) antik şehirlerinin birleşerek meydana getirdikleri Tedropolis’in başkentidir. Cibyra’da ayakta kalan başlıca yapılar; stadyum, aşağı ve yukarı agora, Belediye meclis salonu, tiyatro, mezarlılar ve anıtsal su yoludur. Burdur’a 24 km. uzaklıkta bulunan Hacılar köyündedir. Göçebelikten yerleşik hayata geçen ve evlerinin bahçe duvarlarını yapan, yiyecek ve içeceklerini saklamak için kaplar yapan ilk insanların burada bıraktıkları kalıntılar Dünya arkeolojisi açısından çok önemlidir. Kazılarda başlıca üç çağ tespit edilmiştir. Bu dönemlere ait çıkarılan eserler Burdur Müzesi’nde sergilenmektedir. Burdura 15 km. uzaklıkta Kuruçay köyü sınırları içinde prehistorik bir höyüktür.

    Tarihi Eserler
    Şehir merkezinde Pazar mahallesinde bir tepe üzerinde yer alan Ulu Cami Felekküddin Dündar Bey tarafından 1294 yılında yaptırılmıştır. Bucak ilçesinin 7 km. batısına düşen İncirdere köyündedir. Anadolu Selçuklu sultanlarından Gıyaseddin Keyhüsrev bin Keykubad tarafından 13. yy.da yaptırılmıştır. Hanın en dikkat çeken tarafı oldukça büyük ve sade olan kitabeli giriş kapısıdır. Bucak ilçesi Susuz köyündedir. Anadolu Selçuklu devri 13. yy. kervansaraylarındandır. İpek Yolu üzerinde bulunur. Kareye yakın dikdörtgen planlı hanı en çok göze batan yeri batı cephesindeki giriş kapısındadır.

    Tarihi Konaklar
    İl merkezindeki sivil Osmanlı mimarisini yansıtan Taşoda, Çelikbaş, Baki Bey ve Mısırlı konakları görülmeye değer güzelliktedir.

    Mİlli Parklar ve Korunan Alanlar
    Sütçüler Sığla Ormanı

    Mağaralar
    İl sınırlarındaki İnsuyu Mağarası önemli bir turizm değeridir.

    İnsuyu Mağarası

    Göller
    Şehir merkezine 4 km. uzaklıktadır. Burdur Gölü tektonik bir göldür. Dünyada nesli tükenmekte olan “dikkuyruk” ördeklerinin % 70′ine ev sahipliği yapmaktadır. Endemik kuş türlerinin barınma alanı olan Burdur Gölü uluslararası öneme sahip bir sulak alandır. 85 kuş türü yaşar. Türkiye’nin en temiz ve derin gölüdür. Suyunun temizliği ve berraklığı ile Burdur’un en güzel mesire yeridir. Aksu çayı üzerindeki baraj Bucak ilçesine 35 km uzaklıktadır. Bölgenin enerji ve sulama ihtiyacını karşılamanın ötesinde doğal güzellikleri ile mesire yeri olarak ilgi görmektedir.

    Kuş Gözlem Alanı
    Çorak Gölü Kuş Alanı,Solda Gölü Kuş Alanı,Karataş Gölü Kuş Alanı,Varışlı Gölü Kuş Alanı ve Burdur Gölü Kuş Alanı Burdur ili sınırları içinde bulunmaktadır.
    Burdur Kapalı Havzası

    ULAŞIM

    Burdur, Batı Akdeniz Bölgesinde Afyon ile Ege Bölgesi, Isparta ile İç Anadolu Bölgesine açılan karayolları bağlantılarını sağlayan bir konumdadır.
    Otogar Tel : (+90-248) 233 53 90 İzmir, Ankara, Isparta, Afyon, Denizli ve İstanbul’a demiryolu ile bağlı olup yaz ve kış aylarında hareket saatlerinde değişiklik yapılarak sefer düzenlenmektedir.
    İstasyon Tel :(+90-248) 233 19 30 Hava ulaşımı 25 km. uzaklıkta bulunan Isparta Süleyman Demirel Havalimanından gerçekleşmektedir.
    Hava Limanı Tel: (+90-248) 233 35 90

    YEME-İÇME

    Burdur il merkezi Yukarı Pazar Semtinde üretilen “ceviz ezmesi” olarak adlandırılan ceviz tatlısı ve Burdur’a has “Burdur şiş” tadılmaya değerdir. Sagalassos Antik Kenti yolu üzerinde bulunan alabalık tesislerinde dinlenerek, yöreye has yoğurt ile alabalık yenebilir.

    ALIŞVERİŞ

    Bakırcılar çarşısında işlenerek süslenmiş bakır hediyelik eşyalardan alınabileceği gibi özel sipariş de verilebilir.

    BAKİ BEY KONAĞI

    Merkez Değirmenler Mahallesindedir. 17.yy.  Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerindendir.

    Konak, zemin katı pencere bitimine kadar  devam eden taş temelin üzerinde ahşap ve kalın masif kerpiç duvarlardan oluşmuş  iki katlı bir yapıdır. Üst kata taş merdivenle çıkılmaktadır. Üst katın bahçeye  ve ara sokağa bakan geniş bir eyvanı vardır. Eyvanın tavanı çıtalarla süslüdür  Çıtaların arası da yeşil, kırmızı toprak boyalarla süslenmiştir. Konağın beşik  çatısı alaturka kiremitlerle örtülmüştür. Saçağın ahşap yüzeyleri de aynen  eyvanın tavanı gibi yeşil, kırmızı toprak boyalarla süslü çıtalarla  donatılmıştır. Direkler arasındaki boyalı süslü sivri kemerler, eli  böğründeler, geniş ve boyalı çıkma çıtalı bu saçaklık mimariyi tamamlayan  aksesuarı oluşturmaktadır.

    Eyvanın doğu kenarında selamlık, yani  Başoda yer almaktadır. Konağın en göz alıcı odası başodadır. Başoda kapısından  başlayarak pencere, vitray pencereleri, dolap kapakları ve üstündeki nişleri,  davlumbaz, pencere üzerinde dolaşan pervazlar, yüklük kapakları, dört tarafı  çeviren koltuk silmeleri, tavan ve tavan göbekleri altın ve gümüş varakla ve  kalem işi boyalarla süslüdür. Motifler, bütünüyle devrin bitkisel süslemelerini  yansıtırlar. Bütün bu altın ve gümüş kaplamalar, ahşap işçiliği ile kalem işi  denilen boyalı süslemeleriyle ender rastlanan güzellikte bir başoda ortaya  çıkarmıştır. Başodanın tabanı iki kademelidir. Cumbalı kısım döşemeden  yükseltilmiştir.

    Başodadan sonra eyvana ve içten  bir birine açılan iki küçük oda yer alır. Gerek malzeme ve gerekse süsleme  yönünden sade olmakla birlikte altın-gümüş varak kaplamalı ve kalem işi olarak  yapılan süslemeler göze çarpar. Bu odalardan biri ahşaptan, süslemeli  davlumbazlıdır. Diğer ikinci küçük oda da ahşap tavan çıtalarla karelere  bölünmüş ve pervazları kalem işi boyalı süslenmiştir.

    TAŞODA

    17.yy.dan kalma Osmanlı sivil mimari örneklerinden biridir.  Bina iki katlıdır. Birinci kat taş, ikinci  kat kerpiç ve ahşap yapı malzemesi ile inşa edilmiştir. Özellikle Başodanın  doğu duvarı ve altındaki sivri kemerli iki yanı açık ahır kısmı kesme köfeki  taşındandır. Ev, bahçenin batı kısmına yerleştirilmiştir. Birinci kata çıkışı  sağlayan merdiven sahanlığının altı, aynı zamanda çeşmedir. Kesme taş  bloklardan yapılan bu çeşme, bugün de kullanılmaktadır. Evin zemin katında  sivri kemerli ahırdan başka, iki büyük, bir de küçük oda vardır.

    Ahşap  korkuluklu merdivenle önce ikinci kattaki sofaya çıkılır. Dikdörtgen biçimdeki  sofanın güney ve batı cephesi boyunca odalar sıralanır. Kuzey kısmında ise bir  köşkü bulunur. Bu sofa çıtalarla oluşturulmuş kafesler ile dışa kapatılmıştır.  Sofanın çatı kısmı ahşap çıtalarla çakma tekniğinde yapılmış olup, çıtalar ve  çıtalar arasındaki büyüklü küçüklü üçgenler; mavi, kırmızı ve yeşil renklerle  boyanmıştır. Sofanın kuzey kısmında başoda yer almaktadır.

    Başoda bol pencerelerle ışıklandırılmıştır. Ahşap yüklük, dolap,  davlumbaz, tavan ve pencere pervazlarının kalem işi altın-gümüş varak kaplı  süslemeleriyle yapının en göz alıcı odasıdır. Kuzey yönde tabandan yükseltilmiş  seki odayı ikiye ayırdığı gibi, tavanı da ikiye bölmektedir. Bu ayırma,  sofadaki gibi duvarlara bitişik yükselen, üzerleri kalem işi enine zikzak  motiflerle süslü, alt ve üst kısımları kum saati biçimli-oymalı beş yüzlü sütün  çelerdir.

    Bu sütün çelerin aynısı tavana da yatay olarak yapılmıştır. Odanın  girişinde yüklük boyunca zeminden alçaltılmış dar bir pabuçluk yer alır. Odanın  ışıklandırılması iki yönden, iki sıralı pencerelerle sağlanmaktadır. Bunların  içindeki vitray pencereler odaya ayrı bir güzellik vermektedir. Alt sıra  pencerelerin dış kısımları, demir lokmalı parmaklıklı ve düz ahşap kepenklidir. İç  kısımları ise; pervazlar kalem işi çiçek motifli ve pencere ve dolap  aynalarında alçı kabartma ve altın varak kaplı harflerle Osmanlıca ve Farsça  olarak yazılmış birer mısralık, konağı ve sahibini öven yazılar bulunmaktadır. Binanın, Başodadan başka sofaya açılan dört odası daha vardır. Bu  odaların sofaya açılan ahşap kapaklı pencereleri, sofadan odalara ışık  girmesini sağlamaktadır. Bitişiğindeki oda, bir kapı ile Başodaya geçişlidir.  Güney cephede alçı şerbetlikle, ahşap tavan işlemesiyle geleneksel Türk evi  karakterini yansıtan ikinci bir Başoda yer alır.

    MISIRLILAR EVİ

    Merkez Oluklaraltı  caddesindedir. 19.yy. yapısıdır. İki katlı, taş temel üzerine bağdadi olarak  yapılmış olup, çatısı alaturka kiremit ile örtülmüştür. Alt katta kışlık odalar  ve kiler, üst katta ise ortadaki ince uzun sofaya açılan dört oda yer  almaktadır. Tavanlar ahşap işlemelidir. Bol sayıda pencereler ışıklandırmayı  sağlar ve ahşap kepenklidir. Odaların alçı şerbetlikler, ahşap yüklükler,  ahşap tavan ve tabanlar ortak özellikleridir. Başodanın tavan süslemeleri ve  alçı şerbetliği diğerlerine göre daha özenlidir. Tavanda dairelerle  oluşturulmuş, çiçek motifleriyle bezenmiş bir orta göbek ve bunu çevreleyen  baklava dilimi motiflerle süslü bir bordür yer almaktadır.

    SAGALASSOS

    Ağlasun İlçesini ve Sagalassos antik Kentini  görmeye sizleri çekebilecek pek çok neden bulabilirsiniz.Ağlasun ilçesinin girişinde yemyeşil bir ova  sizleri karşılar. Sagalassos’un önündeki bu ovada kiraz, ceviz, organik sebze  ve meyveler, özellikle Yeşilbaş beldesindeki   alabalık tesisleri,  cana yakın ve  misafirperver Ağlasun halkına hayran kalırsınız. Ağaçlar arasında yer yer  görünen evler iç turizme dönük yayla turizmi kapsamında ağırlığı Antalya’dan  gelen yerli turistlerin yaz aylarını geçirdikleri mekanlar olmuştur.

    Sagalassos; aşkların, ihtirasların ve imparatorların gözde şehri. Torosların  eteklerinde kurulu şehri tekrar tekrar görmek isteyeceksiniz. Bulutların  arasındaki şehirde girişte konutlar, aşağıda hamam, aşağı Agora(çarşı), seramik  üretim merkezi sizi karşılar. Daha yukarı doğru ilerledikçe sağ tarafta  tiyatro, neon kütüphanesi şehrin merkezinde yukarı agora meclis binası kilise  sol üst tarafta Heroon sizi içine çeker. Bir anda kendinizi Roma döneminde  buluverirsiniz. Yoğun kalabalık bir kült kenti Sagalassos Yukarı Agorada  hararetli siyasi konuşmalar, güçlü roma   imparatorlarının emirleri senato, ağıdan Macellumdan butiklerden  pazaryerinden sesleri duyar gibi olursunuz. Antoninler çeşmesinden su içen ve  birbirlerinin gözlerinde kaybolan aşıklar sizlere hoş bir duygu yaşatır.

    Sagalassos Antik  Kenti; Burdur ili, Ağlasun ilçesi, Güneybatı Torosların güneye bakan yamaçları  üzerinde 1490-1600 metreler arasında yer alan kentin en önemli özellikleri  arasında Romanın beş önemli seramik üretim merkezlerinden biri olması da vardır.  Şehir,Romanın en iyi imparatorlarından beşincisi olan İmparator Hadrian (M.S.  2. yy.)döneminde ekonomik siyasi ve sosyal anlamda en iyi dönemini yaşamıştır.  Şehrin şehir plancılığı açısından sekillenme yöntemi ile imarı ve 1000 yıllık  seramik üretim merkezi  olma özelliği  2009 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine girmesini sağlamıştır.

    1989’dan yılında  başlayan 1990 senesinde bu yana  Prof.  Dr. Marc Waelkens başkanlığında yürütülen, kazılarda pek çok yapı ve  eser ortaya çıkarılmıştır. 2007 ve 2008 yılarındaki kazılarda ortaya çıkan ve 5  metre civarında boyu olabileceği tahmin edilen İmparator Marcus Aurelius veİmparator Hadrian’a ait heykeller, gören insanları büyülemeye  yetmektedir. Burdur Arkeoloji müzesinde turistlerin ilgisine sunulmuştur. Sagalassos, küçük Asya’da belki de  günümüze terk edildiği günden günümüze zarar görmeden  en iyi koruna gelmiş antik yerleşimlerden  biridir.

    Sagalassos antik  kentinin yazılı kaynaklardan bilinen tarihi, Büyük İskender’in M.Ö. 333  yılındaki fethi ile başlar. İskender’in ölümünün ardından kent, kısa bir süre  seleflerinin idaresinde kalır. M.Ö. 281 itibariyle, Seleukoslar’ın kontrolü  altına girer. M.Ö. 188-133 yılları  arasında Attaloslar’ın Bergama Krallığı’nın parçası olur. M.Ö. 129’dan itibaren  çeşitli Roma eyaletleri içine dâhil edilen Sagalassos, son olarak M.Ö 39’da  Roma’nın Galatya eyaletinin en önemli kenti olur. M.S. 5.–7.yy’larda,  ardı ardına gelen depremler ve özellikle Arap saldırıları ile bölgenin nüfus  yitirmesine paralel olarak Sagalassos terk edilme sürecine girer.

    Sagalassostan,sizi  sürükleyen şehri tekrar görmeye ve gördüklerinizi dostlarınızla paylaşmaya  yönlendiren pek çok nedeniniz olduğunun farkına varak ayrılacaksınız.

    Sagalassos Archaeological Research Project Web Sayfası için TIKLAYINIZ.

    Sagalassos Antik Kenti Web Sayfası için TIKLAYINIZ.

    BURDUR MÜZESİ

    Burdur günümüzde Antalya, Muğla, Denizli, Afyon ve Isparta illeriyle çevrili   olup, antikçağda İsavria, Lykonia ile doğudan, Pamphylia ile güneyden, Likya ve   Karia ile batıdan Firigya ve Galatia ilede kuzeyden çevrili Pisidia antik   coğrafyasında bulunmaktadır.

    Burdur’un tarih   öncesi (Prehistorik) geçmişi paleolitik çağlara kadar uzanmaktadır. Daha sonra   sırasıyla Neolitik (8000 – 5500), Kalkolitik (5500 – 3200) çağlara ait somut   buluntular hacılar ve Kuruçay kazıları ile ortaya çıkmıştır.

    İşte böylesine zengin   bir prehistorik ve klasik çağlar arkeolojisine sahip Burdur, 1950′li yılların   ortasında bir müze oluşturma çabasına girmiş; 1957 – 1960 yılları arasında dört   sezon arkeolojik kazılar yapılan Hacılar Höyük ile bütün dünyanın dikkatini   üzerine çekmiştir. Bu girişimlerin sonucunda Burdur Müzesi 1963 yılında resmen   kurulmuş oldu. 12 Haziran 1969 yılında Müzenin bulunduğu yerde Şeyh Mustafa veya   Küçük Şeyh Bulgurzade Ağa Medresesinin Kütüphanesi olarak kullanılan, Hicri 1239   tarihli Necipefendi Kütüphanesi ve çevresinde yeni oluşturulan yapılarda, Burdur   Müzesi insanlığın ve bilim dünyasının hizmetine açılmıştır. Zengin bir   arkeolojik potansiyele sahip olan ilimiz kısa bir zaman içerisinde Müzesini   geliştirerek Ülkemizdeki sayılı müzeler içerisinde belli bir yere gelmiş   olmasına rağmen yerleşim yeri ve sergileme imkanının yetersizliği görülmüş ve   1992 yılında müzenin batı kısmı kamulaştırılarak müzeye dahil edilmiştir. Alan   olarak genişleyen müze günün gereksinimine uygun olarak yeni teşhir salonları ve   eski eser depoları yapımına 9 Haziran 2001′de Dönemin Kültür Bakanı Sayın   İstamiyan TALAY tarafından temeli atılarak başlanmış ve 6 yıl süren revizyon çalışmaları sonunda yine önemin Kültür ve Turizm Bakanı Sayın ATİLA KOÇ tarafından 7 Temmuz 2006 tarihinde kapılarını ziyaretçilere ve bilim dünyasına   açmıştır.

    12 Mart 2010 Cuma günü ilimize gelen Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL’ün Burdur   programının son durağında Burdur Arkeoloji Müzesi yer aldı.

    2007 – 2008   yılları kazı çalışmaları sonucunda, bulunduğu günden bu yana dünya arkeolojisinin   ilgi odağı haline gelerek adından söz ettiren Hadrian ve Marcus Aurelisu’a ait   heykel ve heykel parçaları müzemizin içerisinde hazırlanan özel bir bölümde   Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL’ün müzemizi onurlandırması ile ilk kez   ziyaretçilere ve bilim dünyasının ziyaretine açıldı

    Burdur Müze Müdürlüğü Web Sayfası için TIKLAYINIZ.

    KÜLTÜR ENVANTERİ – AĞLASUN
    Sponsorlu Bağlantılar

    BOLU ismi nerden gelmiştir, adını nasıl almıştır, efsanesi hikayesi nedir

    BURSA ismi nerden gelmiştir, adını nasıl almıştır, efsanesi hikayesi nedir

    Bu sayfadaki " BURDUR ismi nerden gelmiştir, adını nasıl almıştır, efsanesi hikayesi nedir" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    3 Yorum

    1. sevil
      6 Mart 2012

      meraba ben sizden uzun bir şekilde burdurun efsanesini istiyorum bana yardım edermisiniz acaba

    2. hümeyra
      13 Mart 2012

      superrrr

    3. yağmur
      20 Mart 2014

      ben sizden kıza öz burduru tanıtan şeyler istiyorum lütfwen türkçe için

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *