25.07.2014

    Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiirleri En Kısa Şiiri, Tek Kıtalık İki Kıta Şiirleri

    Sponsorlu Bağlantılar

    Sanatkârın Ölümü 

    Gitti gelmez bahar yeli;
    Şarkılar yarıda kaldı.
    Bütün bahçeler kilitli;
    Anahtar Tanrıda kaldı.

    Geldi çattı en son ölmek.
    Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
    Yanıyor güneşte petek;
    Bütün bal arıda kaldı.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Perişan Sofra 

    Öldü; ne rüzgârlar girdi içeri,
    Ne bir kuş havalandı pencereden.
    Öldü; kimse görmedi melekleri;
    Sorma nasıl habersiz gitti giden.

    Bir uzun sefere çıktı, diyorlar;
    Gemiyi gören var mı? hani deniz?
    Sen gittin, soframız oldu târumar;
    Doğan günü yadırgıyor hâlimiz.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Ölümden Sonra

    Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
    Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
    Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
    Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
    Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
    Şimdi o dünyadan hiç bir haber yok;
    Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
    Öylesine karanlık ki gecemiz
    Ha olmuş, ha olmamış penceremiz;
    Akar suda aksimizden eser yok

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Mezarlık

    Ve şehrin şenliğine karşılık
    Susar servileriyle mezarlık.
    Susar ve hatırlar: – Bu kırık
    Aynadaki hazin perişanlık

    Sizindir, siz gafil, siz bihaber
    İnsanlar bilseydiniz ne bekler
    Bir gün açmak için bu çiçekler;
    Ölülerin sükûnu çiçekler

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Yalnızlığa Dair

    Can yoldaşın olmazsa olmasın
    Yalnızım diye hayıflanmayasın,
    Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi
    Bir anne şefkatine müsavi.
    Üç adım ötede deniz
    Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
    Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
    Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgara
    Ve kış yaz,
    Dalda kuş eksik olmaz
    Dağ başında duman
    Yalnızlık nedir göreceksin
    öldüğün zaman.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Aşk İle 

    Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut
    Unut diyor o güzel günleri unut
    Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman
    Kuşlar av peşinde balıklar pusuda
    Çok gerilerde kalmış cıktığım liman
    Yok görünürde sığınacak bir ada

    Baktım ki o musibet gün gelip çatmış
    Yolcusunda tayfasında şafak atmış
    Ne yelken kar eder ne kürek ne istim
    Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi
    Aşk ile koskoca dağları düz ettim
    Avladım sonunda o civan kekliği

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Kulak Ver Ki… 

    Kulak ver ki havasında bahçemizin,
    Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
    Nasıl dinlersen öyle, sen veya hazin.

    Kulak ver, dolaşan ruhumuzu tel tel;
    Dallardaki tomurcukları ürperten
    Bir türkü söylenmede kendiliğinden;
    Dinlenmedikçe ömrün artar, öyle güzel!

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Korktuğum Şey 

    Gün çekildi pencerelerden;
    Aynalar baştan başa tenha.
    Ses gelmez oldu bahçelerden;
    Gök kubbesi döndü siyaha.

    Sular kesildi çeşmelerden;
    Nerden dolacak bu taş nerden,
    Nergislerin açtığı yerden
    Ey kuş uçurtmıyan ejderha?

    Ne yardan geçilir, ne serden;
    Korkuyorum bu gecelerden.
    Bel bağladığım tepelerden

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Karasevda 

    Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
    Ateşlere yandığının resmidir.
    Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
    Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    Dünya bir yana, o hayal bir yana;
    Bir meşaledir pervaneyim ona.
    Altında bir ömür döne dolana
    Ağladığım yer penceresi midir?

    Bir köşeye mahzun çekilen için,
    Yemekten içmekten kesilen için,
    Sensiz uykuyu haram bilen için,
    Ayrılık ölümün diğer ismidir.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    İlk Aşk

    Felek ne kadar kahretse kalbimize,
    Zaman zaman hatırladığımız olur,
    Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize;
    Bir bahtiyarla yaşadığımız olur.

    Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
    Balkonundan gül atan cömert sevgili!
    Aşkınla deli divane olduğumuz,
    Sarmaşığa tırmandığımızdan belli.

    Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz,
    İlk aşk gecesinin masum yeminleri,
    Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz?
    Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Gündüz 

    Ey sâkin suları karıştıran el,
    Balıklara huzur vermiyen dalgıç,
    Ey zenginle fakir, çirkinle güzel
    Arasında keskin parlayan kılıç.

    Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş,
    Ey yaşamaktaki tükenmez tasa,
    Git sor niçin sana düşman kesilmiş,
    Geceden geceye uçan yarasa.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Hâtıralar

    Bilmem ki hâtıralar,
    Ne istersiniz benden,
    Gelir gelmez sonbahar?

    Bu kanad çırpış neden?
    Cama vuracak ne var
    Ey eski hâtıralar

    Sanmayın güller açar,
    Bülbül değildir öten;
    Bu rüzgâr başka rüzgâr

    Ne istersiniz benden,
    Bilmem ki hâtıralar,
    Gelir gelmez sonbahar?

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Gün Olur Ki 

    Gün olur ki ne gökyüzü para eder,
    Ne deniz kenarı, ne bağlar bahçeler.
    Gün olur ki ne kız ne rakı ne şiir,
    Hiçbir sey insanı sarmaz, kandıramaz;
    Her çeşmeden boş döner, elindeki tas.
    Gün olur ki çıldırmak işten değildir.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Gün Eksilmesin Penceremden 

    Ne doğan güne hükmüm geçer,
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

    Ve gönül Tanrısına der ki:
    - Pervam yok verdiğin elemden;
    Her mihnet kabulüm, yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Şubat Günü 

    Kim ne bilsin neydi beni uyutan?
    Uyanmadığım o sabah uykudan.

    Henüz yaşıyordum yeniden yeni
    Bir şubat gününün güzelliğini.

    Türkü kalmasın diye söylenmedik,
    Bendim o yağan kar, âsude şenlik,

    Dağlara, ovalara, şehirlere;
    Sevgilinin hülyalarına göre.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Sayıklıyan Ağaç 

    Güzü duymıyagörsün ağaç,
    Artık her günü bir işkence;
    Bir hayale dalar her gece,
    Başında gök ürperen bir taç.

    Göz kırparken ona yıldızlar,
    Baharında sanıp kendini
    Çağırır eski bülbüllerini
    Agaç pırıl pırıl sayıklar.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Madem Ki Vakit Akşam

    Mademki vakit akşam,
    Madem ne evim barkım,
    Ne de bir tek âşinam,
    Açılsın gizli sofram,
    Gelsin kadehte rakım,
    Dostum, neşem ve şarkım!
    Mademki vakit akşam!

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Şaşırdım Kaldım

    Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
    Gün kasvet gece kasvet.
    Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
    Gök mavisine hasret.

    Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
    Ummamak senden medet.
    Suyun dibine vardı ayaklarım;
    Suyun dibinde zulmet.

    Kalmadı ümidin soluk ve cılız
    Işığında bereket.
    Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
    Bir at oldu nihayet,

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Bayram Yemeği

    Korkarım felekte bir gün
    Bir bayram yemeğinde.
    Anam, babam gibi kardeşlerim de,
    En güzel dalgınlığında ömrün.
    Beni gurbette sanıp
    Keşke gelseydi bu bayram
    Diyecekler.
    Ve birdenbire yürekler,
    Aynı acıyla yanıp
    Hepsinin gözleri yaşaracak.
    Öldüğümü hatırlayarak.

    Cahit Sıtkı Tarancı

    Sponsorlu Bağlantılar

    Cahit Sıtkı Tarancı’nın en güzel şiirleri, en ünlü meşhur şiiri sözleri

    Türkçe Oscar Wilde Şiirleri Türkçe Çevirisi (Türkçesi)

    Bu sayfadaki "Cahit Sıtkı Tarancı Kısa Şiirleri En Kısa Şiiri, Tek Kıtalık İki Kıta Şiirleri" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    2 Yorum

    1. yarrakısa
      31 Ekim 2012

      Allah razı olsun bu sayfa çok işe yaradı… ADMİNE TEŞEKKÜRLER…

      :D_ _:p

    2. ayşe
      12 Şubat 2013

      bu sayfa çok işe yaradı

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *