24.07.2014

    Çanakkale Savaşı İle İlgili Kısa Tiyatro, Skeçler ve Piyesler

    Sponsorlu Bağlantılar

    ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
    (1.SAHNE (SEVKİYAT)

    DAVULCU : Ey ahali! Ecdad yadigarı vatanımıza saldıranlara haddini bildirmek için… Devlet için, vatan için, millet için; teninde canı, kalbinde imanı, dizinde dermanı bulunan herkes, bugün öğlen vakti Çarşı Caminin avlusunda toplansın. (Davul) Sevkiyat vaaaaar!… (Davul) Duyduk duymadık demeyin. (Davul) Küffar üstüne mukaddes cihad ilan edilmiştir. (Davulcu bağıra çağıra sahneden çıkar.)

    İHTİY AR : Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşlarda idik. Mukaddes cihad dediler,Galiçya ‘ya çağırdılar. Süveyş’te, Sina’da vuruştuk. Allahüekber dağlarında karlara gömüldük.(Duraklar) Şimdi de Çanakkale diyorlar. (Kükrer) Yaşlıyım ama ihtiyar değilim. inanan insan ihtiyarlamaz. Kolum Sina çölünde kaldı. Canım Çanakkale sırtlarında kalsa çok mu? (Mahsun) Kabul etmediler. (Dirilir)Yerime oğlum gidecek, benden kalan boşluğu Salih’im dolduracak. (Asker elbiseli dört genç sahneye girer. Biri Salih’tir..)

    İHTİYAR .: (Gençlere bakarak) – Hepiniz mi? .

    BiR AGIZDAN: - Hepimiz!

    İHTİYAR : – Çanakkale’ye mi?

    BİR AGIZDAN: – Çanakkale’ye!

    İHTİY AR : (Salih’in karşısına doğru yürür)-Gelemediğim için üzgünüm oğlum,Salihim.

    SALİH : -Gavura biz yeteriz baba…

    BiR AGIZDAN : – Biz yeteriz! .

    iHTİYAR :(Heybetli)- Yerimi dolduracaksın Salih!

    SALİH : Benden sonra da oğlum,baba..

    BİR AGIZDAN : Oğullarımız.

    İHTİYAR : Sonra da torunlarımız!

    BİR AGIZDAN : Torunlarımız…

    İHTİYAR : Düşmana mezar olacak toprağımız…!!!

    SALIH : meraklanma baba,mevzileri boş bırakmayacağız.Sen müsterih ol…

    İHTİYAR : (Salih’e sarılır)-A1lah yardımcın olsun.(Ayrılır)Benim için de kurşun sık gavura.(İç çekerek) Anan da sağ olup görseydi yiğidini…Git artık gecikme.(kucaklaşırlar)

    SALİH : Babasnın elini öper..Hakkını helal et baba

    İHTİYAR:Ağlamaklı)-Helal olsun. Hepinize uğurlar olsun.Gavuru def etmeden dönmeyin.Bundan sonra köyünüz yok,eviniz yok,aileniz yok.Herşeyinizle cephenin malısınız.(Ağlar)Uğurlar ola….

    2.SAHNE (EŞLERİN VEDALAŞMASI)

    ASKER-GELİN DiY ALOGU 

    EMiNE: Ne var ne yok Bey?

    MEMiŞ:(Yalandan söylediği belli olacak şekilde durgundur.) İyilik,iyilik hanım.

    EMİNE:Ne oldu Bey? Sende bir hal var. söyle hele, ne oldu?

    MEMİŞ:Ağlamayacağına,üzülmeyeceğine söz verirsen anlatayım.

    EMİNE:(telaşlıdır.)Ne oldu Bey?Yoksa,yoksa kötü bir şey mi oldu?(Memiş sessizdir.Emine,onun kolunu tutar. )Söz,ağlamayacağım,çabuk söyle!

    MEMİŞ:Düşmanlar… .Düşmanlarımız.. .Boğazımıza sarılmaya Çanakkale ‘ye geliyorlar.Vatan,evlatlarından yardım bekliyor.

    EMiNE:Öyle mi? Çok mu görmüşler mut1uluğumuzu?(Emine boynunu büker,hafifçe ağlar,gözyaşını siler.)MEMİ:Hani ağlamayacaktın,söz vermiştin?

    EMiNE:Ağlamıyorum ki.. ..Ne zaman gidecekmişsiniz?

    MEMİŞ: Hemen.

    EMİNE:(Üzgündür )Allah,size güç versin Mehmed’im!

    MEMiŞ:Elveda Eminem!

    EMİNE:Sağ salim döneceksin inşallah!

    MEMİŞ:Benim gitme vaktim geldi.Hadi Allah’a emanet ol!

    EMİNE:Dur gitme,az bekle.(Çıkar,hemen elinde küçük bir mendille gelir. Mendili Memiş”e uzatır.)

    MEMİŞ:Nedir bu?(Mendil çıkınını açar.Mendilin içinde küçük bir de bayrak da vardır.)

    EMİNE:Bu mendil,benim namusumun ve sana bağlılığımın sembolü..(Bayrağı gösterir.) Bu bayrak yüce milletimizin,bağımsızlığımızın sembolü..Bunu düşman ayakları altında çiğnetme… ..Beni ve çocuğumuzu merak etme..Biz sabırla senin zaferle ve sağ salim köye dönmeni bekleyeceğiz.(Duygulanır)Haydi git,git artık..Bir an önce vatanın imdadına yetiş. Yolun açık olsun.

    MEMİŞ:Allah senden razı olsun Hanım! Vatan, böyle analar ve kendine sadık evlatlar ister.Hoşçakal Hanım, Allah’a emanet ol! (Çıkarlar,perde kapanır.)

    3.SAHNE (MUHAREBE-CEPHE)

    (Cephede beş kişi. Durmuş, bir kenarda dalgın düşünmekte. Rüstem ayrı bir köşede mektup okumakta. Salih Çavuş nöbette. Deli Ali ile Memiş, karşılıklı bağdaş kurmuş, konuşmaktadır. Deli Ali’nin sol gözü sarılıdır. Efektten top tüfek sesleri gelir.) .

    MEMİŞ : (Deli Ali’ye) – Gözün ağrıyor mu hala?

    DELİ ALi : (Eli kalbinde) – Gözüm ağrısa ne ki,asıl yüreğim ağrıyor.Düşmanın Çanakkale’yi geçmesi ihtimalini düşündükçe, boğulur gibi oluyorum.

    MEMiş : – Hangimiz olmuyoruz ki? Gözünü merak etme, iyileşirsin inşallah.

    DELi ALİ : (Umursamaz) – Çift gözle arkaya bakmaktansa, tek gözle ileriye bakmak iyidir demişler. Küffar donanmasının yok olduğunu bir kere göreyim, diğer gözümü de vermeğe razıyım.

    MEMiş : (Hüzünlü) – Yapma bre deli! Ulvi duygularınla eritme beni.

    DURMUŞ : (Memiş’e) – Bizim deli doğru söyler be Memiş. Vatan uğruna değil bir göz, hepimiz can

    vermeye geldik. Yeter ki vatan sağ olsun. Hem öyle kolay kolay vermeyiz bu toprakları. Bizi çiğnemeden bir adım öteye gidemezler. Alt cephede, Mustafa Kemal’in cephesinde çok zaiyatlar verdirilmiştir gavura.

    (Patlama sesi)

    SALİH ÇAVUŞ:(Ufka bakarak) – Kefereler yine gülle yağmurunu hızlandırdı.Kim bilir kaç babayiğit şehit

    oluyor her güllenin cehennem ateşinde. .

    DELİ ALi : Bizim çavuş yine kitap gibi laf döşemekte. Fena mı Çavuşum? Ateş çemberinden cennete

    yol açılıyor. Biz tıkandık kaldık şuracıkta.

    SALiH ÇAVUŞ: – Sen sus delilerin delisi! Sana kalsa gülleye karşı çakıyla yürürsün.

    DELi ALi : – Çakıyla değil çavuşum, yürekle, (sarılı gözüne elini sürer) gavurun şarapneli gözüme

    değdi. Ama yüreğim sapasağlam hamdolsun. Fakat, şu beklemek yok mu? Yarasız öldürecek beni.

    MEMİŞ : – Öyle deme bre deli, gözcülük vazifesindeyiz.

    DELİ ALİ : – Boşversene. İşe yaramayız diye geri hizmete attılar bizi.Anzak çıkartmasında delilik

    etmişim. Kumandanın emrinden önce süngüye davranmışım. Yahu ne yapacaktım? Zebellah gibi Üç Anzak tepeme dikilince, buyur aslanım, hoş sefa geldiniz mi diyecektim? Sardım kurşunu, bastım süngüyü (ayağa fırlar tüfeğine sarılır) Ben mi çağırdım sizi bre! diye bağırmışım.

    MEMİş : (Pantolonundan çeker) – Çöm hele, çöm hadi, heyecanlanma.

    DELİ ALİ : – Heyecanlanmamak ne mümkün yahu! Bak, Anafartalar’da Conkbayırında, Mustafa

    Kemal’in kumandasındaki neferlere bak! Nasıl da vuruşuyorlar, göğüs göğüse? Harp diye buna derim ben. Bir de bize bak. Sıkışıp kaldık burada gözcülük yapacağız diye. Keşke Mustafa Kemal’in cephesinde olsaydım. Burada beklemek öldürüyor beni.

    RÜSTEM : (Mektuptan başını kaldırır.) – Heey! Sessiz olun yahu, bayramda mısınız Memiş?

    Kardaşlık, çek şu delinin ipini, salma üstüme.

    SALİH ÇAVUŞ : (Kalkar, yanlarına gider, çöker.) – Şehitlik istediğini biliyorum. Fakat cesedin kimsenin işine yaramaz. Yaşadıkça savaşabilirsin.(Bakınır)Suyu olan var mı?

    MEMİŞ : Kaç haftadır kavrulmuş süpürge tohumu yiyerek savaşıyoruz.

    DELİ ALi : – Ben aç karnıma savaşmaya hazırım şikayet ettiğin şeye bak

    MEMİŞ: Şikayet etmiyorum da fena susatıyor.Suyumuz da kalmadı.Sözüm ona Mehmet Onbaşı su getirecek.Bir saat oldu gideli,hala dönmedi.(Matarasını çavuşa verir.)Buyur Çavuşum,dudaklarını ıslatır hiç değilse.

    SALİH ÇAVUŞ: Ver bakalım

    DURMUŞ:Tüfeğini doldurur.) Bir gelen vaar!(silaha davranırlar.)Durun! Bizim Mehmet Onbaşı geliyor.

    MEHMET ONBAŞI:(Sahneye girer,yanında yaralı bir İngiliz subayı vardır.Kolunu omuzundan geçirmiş,sürüklemektedir.) Herif, fena yaralanmış,inleyip duruyordu.

    SALİH ÇAVUŞ:(Suyu dudaklarına götürmüşken çeker,Mehmet Onbaşıya uzatır.)Al,içir şunu,belki biraz kendine gelir.

    MEMİŞ: Al başına bir daha! Bari su buldun mu?

    MEHMET ONBAŞI:Ne gezer.(İngilizi yere uzatır.)Herifi o halde bulmamla sırtladım susyu muyu unuttum.

    DELİ ALİ: Hey büyük Allahım! Bir de bana deli derler.Şu Onbaşının yaptığına bakın dostlar! Su yerine bir başbelası getirdi.

    MEHMET ONBAŞI:Mızlanma bre deli!Gönlümüz elvermedi işte.(Matarayı İngilizin ağzuna dayar)İç lan, iç son suyumuzu!

    DELİ ALİ: Oldu olacak bir de ziyafet çek bari!

    MEHMET ONBAŞI:Öyle ya, doğru söylersin,belki karnı das açtır garibin.

    DELİ ALİ: Hoppalaaaa!Bir de kuştüyü yatak serelim altına; belki uykusuzdur.Yahu biz mi davet ettik; buyur aslanım memleketimizi al diye?…Basın kurşunu gitsin!

    SALİH ÇAVUŞ:(Geri çekilir,Deli Aliye İngilizi göstererek)Gel yap dediğini,hadi sık bir kurşun beyinciğine gebert!Hadi durma!Gözünün intikamını da almış olursun böylece

    DELİ ALİ:(Tüfeğini İngilizin kafasına doğrultur.İngiliz korkuyla büzülür,dehşetle bakar.)Geberteceğim seni!Niye geldin lan?Niye ha?

    İNGİLİZ .(Korkarak) No,no,no !

    DELİ ALİ:(Tüfeğini indirir) Yapamam…Göz göre göre yardıma muhtaç birini vuramam.(Kızgın)Onlar yapıyor ama…Ben niye yapamıyorum?

    SALİH ÇAVUŞ:(sırtını sıvazlar) Sen Türk oğlu Türksün be koçum!Yemez,yedirir:içmez,içirirsin.(Duraklar)

    Yapamayacağını biliyordum.(Onbaşıya)Bir kere de ben gideceğim suya…İnşallah,bir yaralı İngiliz de benim yoluma çıkmaz!(Gülümser)Kumanda sende Mehmet Onbaşı.

    DELİ ALİ :Bırak da ben gideyim Çavuşum…Belki şehitliğe bir yol bulurum.Göz açıp kapayana kadar dönerim.

    RÜSTEM:(Mektubu aceleyle cebine sokup gelir.)Sıra bande,bu iş benim çavuşum…Hadi izin ver de ben gideyim!

    SALİH ÇAVUŞ:Oturun oturduğunuz yerde,gözcülüğünüzü doğru dürüst yapın yeter! Ben,gideceğim.Verin mataralarınızı! (Mataraları toplar,çıkarken dönüp hepsine bakarak:)Hakkınızı helâl edin.

    BİR AĞIZDAN:Helâl olsun! (Çavuş çıkar)

    DELİ ALİ: Kafese tıkılmış kuş gibiyim.

    DURMUŞ :(Gülerek) Kartal gibi.

    DELİ ALİ :Şakanın sırası değil, kafam kaynıyor.

    MEHMET ONBAŞI:Deliliğindendir.(Arkadaşlarına dönerek)Bağlayın şu deliyi de rahat edelim.(Silah sesleri artar.)

    DURMUŞ:(Elini gözüne siper eder.dürbünle bakar.) Bir şeyler oluyor aşağılarda.Allah bre! Buve zırhlısı batıyor!

    DELİ ALİ:(Yanına fırlar) Dünya gözüyle bir kere göreyim..(Dürbünü alır,bakar..Seyirciye dönerek)Düşman zırhlısının battığını gördüm ya, öbür gözümü kaybetsem de gam yemem.

    MEHMET ONBAŞI: (Gidip bakar)Batan yalnız Buve değil arkadaşlar!Haçlı dünyasının emelleri de batıyor.

    MEMİŞ:Ve Haçlı emellerinin battığı yerde bayrağımız yeniden doğuyor.Hasta Adam,soluk almaya başladı.

    Osmanoğlu yeniden diriliyor.

    DURMUŞ:Şu gemi Queen Elizabeth değil mi? Bu koca demir yığını kaçıyor galiba.

    DELİ ALİ:Hah haaa!Tam yol tornistan etti.Gidinin kâfiri geldiğinden beter dönüyor.

    MEMİŞ:(Onbaşıya) Şimdi kazandık mı biz bu cengi?

    MEHMET ONBAŞI:Eli kulağındadır.(Yaralı İngiliz,sürünerek Memişin unuttuğu tüfeği alır,üstüste tetiğe basar,önce onbaşı vurulur.)

    MEHMET ONBAŞI:Yandım Allahım!(düşer)

    RÜSTEM:Aman Allahım!(düşer)

    DELİ ALİ:(İngilizi vurur) Kahpeee! İnsanlığı öldürdün.

    MEMİŞ: Alçaaak!

    RÜSTEM:Çanakkaleyi geçemeyecekler,geçirtmeyeceğiz.

    (Düşer,tüfeğine sımsıkı sarılır,kalır) (Müzik verilir)

    (Sahneye Salih Çavuş girer,Elinde su dolu mataralar vardır.Manzarayı görünce çarpılır.Mataralar elinden düşer.)

    SALİH ÇAVUŞ:Alahım!…(Mehmet Onbaşıya gider,nabzını tutar..) Ölmüş,şehit olmuş….(Sonra ümitle Rüstemin yanına gider,nabzını tutar..sevinçle)Yaşıyor!

    RÜSTEM:(Gözlerini açar,gülümsemeye çalışır)Sen misin Salih Çavuşum?

    SALİH ÇAVUŞ:Benim kardeşlik,bak,benim…..Su getirdim sana….Nereden aldım suyu biliyor musun?Mus-

    tafa Kemalin mevzisinden,onun neferlerinden aldım.

    RÜSTEM:Onbaşının getirdiği İngiliz bitirdi bizi…Bundan sonra suya ihtiyacım yok…Şehadet şerbetiyle hararetim dinmekte.

    SALİH ÇAVUŞ: (Hafifçe sarsar)Ölmek yok ha! Cenkten (bilgi yelpazesi.net) kaçmak yok ha! Bu cehennem gibi yerden Cennete

    uçmak yok ha!Darılırım bak sonra.

    RÜSTEM:Kaçmak değil,göçmektir bu Salih Çavuşum….Sağ dönersen köye,… oğlumu….o maviş gözlü ufaklığımı…benim yerime öp olur mu?

    SALİH ÇAVUŞ:Olur

    RÜSTEM ONBAŞI:Şehit olduğumu söyle ona..(Birden kolunu kavrar.)Vasiyetimdir Salih Çavuşum,düşmanı Çanakkaleden kov….İngiliz kahpeliğine tosladık.Onları burdan öteye geçirme..Hadi söz ver!

    SALİH ÇAVUŞ:(Gözlerini silerek)Söz sana,sözlerin en hası sana…Oğlunu göreceğim..Öpeceğim de.Ama

    Çanakkaleyi birlikte savunacağız.Bu işte bizi yalnız bırakamazsın….Anladın mı kardeşlik? Köye beraber döneceğiz……Ölmek kolay,şehitlik hepten kolay…Kolayına kaçma…Bir kahpe kurşuna teslim olma.Boşuna mı sana Zaloğlu Rüstem demişiz?Tüfeğini bırakırsan namertsin be!

    (Rüstemin başı hafifçe yana düşer,ölür.)

    SALİH ÇAVUŞ:(Hafifçe sarsar)Ölmek yok ha!Cenkten kaçmak yok ha!Sana söylüyorum Zaloğlu Rüstem,gülsene kardeşlik!..Baksana Buve battı,Queen Elizabeth kaçıyor.Zafere yürüyoruz..Baksana ha!(Rüsteme bakar,öldüğünü anlar,başını göğsüne çeker,kucaklar,ağlar…..)Şehidim,vatanım,her şeyim…..

    (Müzik verilir.Salih Çavuş,Rüstemi yavaşça yere uzatır.Ğöğüslerden çıkarılan iki bayrak şehitlere örtülür.Salih Çavuş,şehidin yanına oturur.Eliyle bayrağı tutarak aşağıdaki Bayrak şiirini bayrağımıza baka-rak okur:)

    Kartal gibi duruşun

    Şanıma şan katıyor.

    Dalga dalga vuruşun

    Canıma can katıyor

    Ey zaferin hür süsü,

    Seninle güzel gökler.

    Şehidimin örtüsü,

    Seninle coşar yürekler..

    Özgürlüğü biz senden

    İçeriz ,yudum yudum.

    Ayrılmayız gölgenden

    Seninle mutlu yurdum.

    Seni gökte buldukça,

    Artar şerefim,şanım.

    Bu diyarlar durdukça

    Yoluna kurban canım..

    Gülmenin en güzeli

    Sana bakarak gülmek;

    Ölmenin en güzeli

    Sana sarılıp ölmek…

    Salih Çavuş,yavaş yavaş kalkar;sahnenin önüne gelir.Selam durur ve yüzünde kararlı,sert bir ifade ile:)

    Bugün kandan,dumandan seçilmez Çanakkale

    Yer yerinden oynasa, geçilmez Çanakkale!

    Sponsorlu Bağlantılar

    Çanakkale Savaşında Metrekareye Kaç Mermi Düşmüştür, Metrekareye Düşen Mermi Sayısı Kaçtır

    Çanakkale Savaşı Performans Ödevi ve Tez Ödevi Geniş Bilgi

    Bu sayfadaki "Çanakkale Savaşı İle İlgili Kısa Tiyatro, Skeçler ve Piyesler" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *