20.04.2014

    Dünyanın en büyük mafyası

    Dünyanın en büyük mafyası kimdir, dünyadaki en büyük mafya babası, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ve en güçlü mafyası kimdir, tüm zamanların en güçlü, en gaddar, en acımasız ve en büyük mafya babası hakkında bilgi, dünyadaki en büyük mafya ile ilgili bilgiler 2011-2012:

    Konu ile alakalı etiketler: mafyaların hayatı, al capone hayatı, al capone kimdir, italyan mafya babaları, dünyanın en ünlü mafya ailesi, en tanınmış mafya kimdir, en büyük mafyalar, dünyanın en büyük mafyası, ünlü mafya babalarının sözleri, mafya babası sözleri, dünyanın en buyuk mafya babaları, dünyanın en ünlü mafyası, ünlü mafya babaları, mafya babalarının sözleri, ünlü mafya sözleri, dünyanın en buyuk mafyasi, türkiye nin en ünlü mafya babaları, italyan mafya babasının sözü, ünlü mafya babaların racon sözleri, al capone sözleri, dunyanın en buyuk organ mafyası, dünyanın en büyük mafyası 2012, dünyanın en büyük mafyası kimdir, dünya mafya babaları, dünyanın en tanınmış mafyası, dünyanın en büyük mafya babası, enbüyükmafya, alkapon kimdir

    Dünyanın En Güçlü 10 Mafyası 

    10. Jamaican-British Yardies

    Jamaican-British Yardies, 1950′lerde İngiltere’ye göç eden Jamaikalılarca kuruldu. İngiltere’de uyuşturucu ticareti ve silah kaçakçılığı ile uğraşıyorlar. İngiltere’de yasal mekanizmalara sızmayı denemedikleri için diğer gruplar kadar güçlü oldukları söylenemez.

    9. Arnavut Mafyası

    Arnavut Mafyası, Arnavutluk’ta bulunan bir çok suç örgütünün bileşiminden oluşuyor. ABD ve diğer Avrupa ülkelerinde de faaliyetleri var. Arnavut Mafyası’nın uluslararası arenada tanınmasının 1980′lerde başladığı söylenir. İngiltere ve ABD’de, fuhuş, uyuşturucu ticareti ve şantaj işleri ile uğraşıyorlar. Çabuk ve vahşi intikamlarıyla tanınırlar.

    8. Sırp Mafyası

    Sırp Mafyası; Almanya, ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkeleri içeren 10′dan fazla ülkede faaliyette. Uyuşturucu ticareti, kaçakçılık, kiralık katillik, haraç, kumar ve gen hırsızlığı gibi farklı farklı alanlarda çalışıyorlar. Vozdovac, Surcin ve Zemun isimli 3 ana gruptan oluşuyor. Bu 3 grup, Sırbistan’da 30-40 kadar küçük grubu kontrol ediyor.

    7. İsrail Mafyası

    İsrail Mafyası bir çok ülkede, narkotik, uyuşturucu ticareti ve fuhuş üzerine çalışmakta. Daha önceleri saygı duyulan ve zayıfları korumasıyla tanınan İsrail Mayfası, zamanla acımasızlaşarak popülaritesini arttırdı. Rus Mayfası ile ABD politik sistemine kadar sızan bu gruba, ABD güçleri elle tutulur bir karşılık veremiyor.

    6. Meksika Mafyası

    Meksikalılar, ABD’nin en güçlü hapishane çetesine sahipler. 1950′lerde Meksikalıları diğer mahkumlardan ve gardiyanlardan korumak amacıyla kuruldu. Gasp ve uyuşturucu işleriyle de iştigal ediyorlar. Sadece ABD’de 30.000 üyesi var. Simgeleri alevden bir çember üzerine çaprazlama bıçaklar. Bu aynı zamanda Meksika’nın ulusal simgesi. Bazı üyeler bunu dövme olarak da kullanmakta. Hapishanelerde 150 adet cinayet emri verme yetkisine sahip, 2000 adet bu emirleri uygulamaya gönüllü adam olduğu söyleniyor. Küçük çeteleri ve iş adamlarını sizi koruyacağız diye zorlayıp haraç alan grup, karşı koyanları anında öldürüyor.

    5. Japon Yakuzaları

    17. Yüzyılda kurulan Yakuza grubu, ilk başlarda tehdit ve gasp ile yolunu buluyordu. Üyelerini serçe parmaklarına bakarak tanıyabilirsiniz. Bu genelde grup üyelerinden biri bir hata yaptığında lider tarafından istenen bir özür yoludur. 2500 aileden gelen yaklaşık 110.000 üyesi vardır. Günümüzde haraç, *****, fuhuş ve kaçak göçmenlik ile ilgilenmekteler.

    4. Çin Triadları
    Bir çok küçük çeteden oluşan bu grup; Çin, Malezya, Hong Kong, Tayvan, Singapur, New York, Los Angeles, Seattle, Vancouver ve San Francisco’da son derece etkili. İlgi alanları hırsızlık, kiralık katillik, uyuşturucu ticareti, gasp ve korsan ürün ticareti olan grubun temelleri 18. YY’da atıldığında o zamanki ismi Tian Di Hui imiş. Güçlendikçe faaliyetlerini daha gözden uzak ve sade yapmaya başlayan grubun 30.000 kadar üyesi mevcut. Sahte Çin Yuanı da basıp satıyorlar.

    3. Kolombiya Uyuşturucu Kartelleri

    Bu karteller, esasen uyuşturucu trafiğini kontrol edebilmek için kuruldu. Bir çok ülkede faaliyetteler. Politik, askeri ve kanuni birimlere sızan bir çok küçük organizasyona sahipler. En önemli karteller; Cali Karteli, Medellin Karteli ve Norte del Valle Karteli. Bir ara ABD ve Kolombiya arasındaki suçluların iadesini içeren anlaşma karteller için büyük tehdit oluşturmuştu ancak lordlar saklandıkları yerde bu kanunun destekçileri için ölüm emri verdiler ve kanun rafa kalktı. Bu karteller bir çok adam kaçırma ve terörist eylemin de sorumlusu olarak gösteriliyor.

    2. Sicilya-ABD Cosa Nostra Grubu

    Daha çok İtalyan Mafyası olarak bilinen bu grup, diğerlerine göre oldukça yeni çünkü kuruluşu 19. yüzyılın ikinci yarısında başladı. Genç olmalarına karşın, büyük suçları planlayıp işlemede ve bundan yakayı sıyırmada oldukça başarılılar. Haraç, uyuşturucu ve cephane ticareti ve suç işlerinde arabuluculuk (yani pis işi sizin için yaptırıp sizden para alıyor.) başlıca ilgi alanları. 3500-4000 kadar nisbeten az sayılabilecek üye nüfusu var ancak sayısız tetikçileri olduğu söyleniyor. Üye olmak için kendinizi kanıtlamanız gerekiyor ve bunu da cinayet işleyerek yapıyorsunuz. Her üye sessizlik yemini ediyor. Yani yakalandığında ne olursa olsun konuşmaması gerekiyor. Yeminini bozanlara ne olduğu ise malum.

    1. Rus Mafyası

    Rus Mafyası; SSCB zamanında kurulup günümüzde tüm dünyada faaliyetleri olan en tehlikeli mafya grubu. 500.000 kadar üyesi var. İsrail, Macaristan, İspanya, Kanada, İngiltere, ABD ve Rusya’yı içeren bir çok ülkede organize suçlar işliyorlar. Sahte kimlik kullanarak bir çok ülkeye göç eden üyeler buralarda uyuşturucu ve silah ticareti, bombalı eylemler, kaçakçılık, internet dolandırıcılığı vb işlerle uğraşıyorlar. Üyelerden biri yakalandığında öterse, çıkışta kesin öldürülür. Aşırı acımasızlıkları, şiddetten kaçınmamaları, işkenceyi sık sık kullanmaları, organ kaçakçılığı yapmaları, kiralık katillik yapmaları ve en önemlisi en büyük terörist gruplarla ilişkileri onları dünyanın en korkulan mafyası yapmaya yetiyor.
    İTALYAN MAFYA BABALARI

    En ünlü mafya babaları

    Al Capone ya da Carleoneler, film yıldızları kadar ünlü olmuş mafya simaları.. Sinemanın romantize ettiği mafya dünyasının gerçek ‘baba’ları ise kanlı bir dünyanın acımasız liderleriydi.

    ‘Şanslı Luciano’nun II. Dünya savaşı öncesinde hapishanede çekilmiş fotoğrafı.

    İSTANBUL – İşledikleri suçlarla korku salan, yaşamları her zaman merak konusu olan mafya babalarının sonları genellikle yaşamları gibi kanlı ya da hapishane köeşelerinde sonlandı. İlk ‘babaların babası’ lakabını alan Vito Ferro susuzluktan öldü. Tüm Amerika’yı peşine takan Ünlü Al Capone, filmlere konu olan hayatının son yıllarını Al Catraz’da geçirdi. Diğerleri ise…

    Vito Cascio Ferro:

    İlk ‘Babaları Babası’ Vito Ferro.

    Vito olarak tanınan Vito Cascio Ferro, 1862’de Palermo’da doğdu. 1901’de göç ettiği New York’ta, mafya içinde hızla yükseldi. Pizzu olarak bilinen haraç alma tekniğini geliştirerek ün kazandı. İşadamlarından onların iflas etmelerine neden olacak büyüklükte haraç almaktansa, küçük haraçlarla daimi bir gelir elde ediliyordu. 1909’da bir polisi öldürmekten hüküm giydi ama Sicilya’ya kaçmayı başardı. 1920’li yıllarda ‘Babaların Babası’ olarak İtalyan mafyasına hükmetti. 1929’da tutuklanarak 50 yıla mahkum oldu. Mahkumiyeti sırasında hapisanedeki lüks yaşamı hakkında pek çok hikayeler yayılmıştır. Don Vita’nun ölümü trajik oldu. 1943 yılında Amerikan askerleri İtalya’da ilerlerken mahkumlar salıverildi ancak boşaltılan hapishanede Don Vito terk edildi ve susuzluktan öldü.

    Charles ‘Şanslı’ Luciano:

    ‘Şanslı Luciano’ zirvede olduğu dönemde…

    Time dergisinin 20. yüzyılın en çok sözü geçen 20 kişisinden biri olarak gösterdiği Charles ‘Şanslı’ Luciano, 1897’da Sicilya’da doğdu. 1907’de ailesi ile birlikte Amerika’ya göç etti. Birinci Dünya Savaşı öncesinde, New York’ta küçük işlerde uğraştı. Savaşa katılmak için orduya katıldı ama belsoğukluğu hastalığına yakalandığı için askeri kariyeri kısa sürdü. Savaş sonrasında başladığı suç kariyerinde ise hızla yükseldi. 1920’lerdeki pek çok ünlü gangster gibi, Luciano da tüm gücünü ve servetini içki yasağından elde etti. Al Capone’un Chicago’daki yükselişine benzer biçimde Şanslı Luciano da New York’da hızla yükseldi. Castellammarese Savaşı’nda kaybeden taraftaydı, ancak rakip ailenin liderinin kısa süre sonra öldürülmesi sonrasında, Amerika’daki İtalyan mafyasının yapısını oluşturan ünlü Komisyonun mimarı ve en etkili kişisi Lucaino oldu. II. Dünya savaşı öncesinde hapse atılsa da işlerini parmaklıklar arkasında sürdürdü. Sicilya’daki güçlü bağlantıları nedeniyle, İtalya’nın Müttefikler tarafından işgali sırasında Amerikan istihbaratı ile işbirliği yaptı. Savaş sonrasında ise gizlice kaçtığı Küba’da, kumarhane işletmeciğinin gölgesinde eroin kaçakçılığından büyük servet ve güç kazandı. Yaşamının son yıllarında İtalya’da suç örgütünü genişletmeye çalıştı. 1962’de akciğer kanseri nedeniyle doğduğu ülkede öldü.

    Al Capone:

    Al Capone

    En ünlü Amerikan gangsterlerinden biri olan Alphonso Gabriel ‘Al’ Capone, 1893’te ABD’ye göç etmiş Napolili bir ailenin çocuğu olarak 1899’da New York’ta doğdu. Doğduğu şehirde pek çok küçük işte çalıştı. Bu işlerden biri olan bar fedailiği sırasında yüzüne aldığı üç yara nedeniyle daha sonraları kendisine yaralıyüz (scarface) lakabı takıldı. Al Capone de Şanslı Luciano gibi suç dünyasındaki yükselişini 1920’li yıllardaki içki yasağı sayesinde gerçekleştirebildi. Chicago’da içki kaçakçılığından büyük paralar kazandı. Chicago’nun banliyölerinden Cicero’da kendi adamını belediye başkanı seçtirerek elde ettiği yasal güvenceyle gücünü arttırdı. Sahip olduğu kumarhanelerle de kirli işlerini gizleyebiliyordu.

    Bu sürede rakipleri ve düşmanları arttı. 1929’a gelindiğinde düşmanlarıyla arasındaki gerilim savaşa dönüştü. O yılın 14 Şubat’ında rakip gangster çetesinden yedi kişiyi öldürttü. ‘Sevgililer Günü Katliamı’ olarak anılan bu olayın Al Capone ile bağlantısı asla kanıtlanamadı. Pek çok kirli işe ve cinayete bulaşan Capone bu suçlardan değil, 1929’da vergi kaçakçılığından tutuklandı ve ünlü Alcatraz Hapishanesi’ne kondu. 1947’de burada öldü.

    Michele Navarra:

    Michele Navarra

    Doktora derecesine sahip bir fizikçi olan Navarra mafya tarihinin en ilginç kişiliklerinden biri… 1905 yılında Carleone’de doğdu. Hayatı mafyayla pek çok bağı olan bir kadınla evlenmesiyle değişti. Kısa sürede Cosa Nostra içinde yükselerek 1940’lı yıllarda Carlenone Ailesi’nin başına ‘Baba’ olarak geçti. Uzun süre müttefiki olan Luciana Leggio’nun hırsının başına bela açacağını anlayarak Leggio’yu 1958’de öldürtmeye çalıştı ancak başarılı olmadı. Aynı yıl Leggio’nun adamaları Salvatore Riina ve Bernardo Provezano tarafından arabasının içinde kurşun yağmuruna tutuldu. Navarra’dan sonra Carleoneler’in başına sırasıyla Leggio, Riina ve Provezano geçti.

    Salvatore Greco “Ciaschiteddu-Küçük Kuş”:

    ‘Küçük Kuş’ Salvatore Grecco.

    1923’te Palermo’da doğan Greco ünlü bir mafya ailesi olan Ciaculli’lerin bir üyesi… Babası Giuseppe Greco, aile içinde süren bir kan davasında öldürüldü. ‘Küçük Kuş’ ya da “Şarap Testisi’ lakabıyla anılan Salvatore Greco ailenin başına geçerek kısa sürede güçlendi. 1957’de Amerikan Mafyası ile İtalyan Mafyası arasında gerçekleşen ‘Palermo Görüşmeleri’nde yer aldı. Daha sonra kurulan Sicilya Mafya Komisyonu’nda bulundu. Birinci Mafya Savaşı sırasında pek çok cinayetin emrini verdi. ‘Ciaculli Katliamı’ olarak bilinen olaydan sonra Venezüella’ya kaçtı. İkinci Mafya Savaşı öncesi arabulucu olmayı denese de savaşı önleyemedi. 1978’de Caracas’ta öldü.

    Angelo La Barbera:

    Angelo La Barbera

    1924 doğumlu Angelo La Barbera, kardeşi Salvatore ile birlikte büyük bir Sicilya mafya ailesini yönetti. ‘Palermo Görüşmeleri’ ve ‘Sicilya Mafya Komisyonu’nda yer aldı. La Barbera, Birinci Mafya Savaşı’ndan sonra kurulan 114’ler Mahkemesi’nde hüküm giyen az sayıdaki mafya liderinden biri oldu. 1968-75 arasında çeşitli hapishanelerde dolaştırıldı. En sonunda 1975’te üç mafya üyesi tarafından öldürüldü. Ölümü ardından üyesi olduğu mafya ailesi dağıldı. Biyografisini yazan Gaia Servadio onu hızlı ve zeki gangsterlerin sembolü olarak tanımlamıştı.

    Gaetano Badalamenti:

    Gaetano Badalamenti

    Ünlü bir Sicilyalı mafya ailesin olan Cinisiler’e mensup olan ‘Don Tano’ Badalamenti, özellikle pizza dükkanları aracılığıyla 1.65 milyar dolarlık uyuşturucu ticareti yapmasıyla mafya dünyasında ünlendi. Birinci Mafya Savaşı sonunda ağır yara alan Cinisi Ailesi’nin başına geçti. 1970’li yıllarda pizza trafiği üzerinden yürüttüğü eroin ticaretiyle milyarlarca dolar kazandı. İkinci Mafya Savaşı öncesinde Carleone’ler tarafından Komisyon’dan sürüldü ve Brezilya’ya kaçtı. 2002 yılında İtalyan Mahkemesi tarafından 1978 yılında işlediği bir cinayet nedeniyle hakkında tutuklama kararı alındı. Badalamenti 2004’te kalp yetmezliği nedeniyle bir klinikte öldü.

    Luciano Leggio:

    Cosa Nostra’nın en kanlı liderlerinden Luciano Leggio.

    En tanınmış mafya babalarından biri olan Leggio, 1925 yılında Carleone’de doğdu. Pek çok mafya babasının tersine bir mafya ailesine mensup değildi. Küçük bir çiftçinin oğlu olan Luciano Leggio küçük yaşta başladığı ‘suç kariyeri’ni 1945’te Michele Navarra tarafından kabul edilmesinden sonra Carleoneler’de devam ettirdi. Entelektüel bilgisi geniş olduğundan kendisine ‘profesör’ deniyordu. 1940’ların sonunda tanıştığı Salvatore Riina ve Bernardo Pravozano ile birlikte Carleoneler içinde hızla yükseldi. 1958’de Navarra’nın adamlarının sokak ortasında kendisini kurşun yağmuruna tutmalarından şans eseri kurtuldu. Birkaç hafta sonra Riina ve Provenzo’nun kurşunlarına hedef olan eski patronu onun kadar şanslı değildi. Navarra’nın ölümünden sonra Carleone Ailesi’nin ‘Baba’sı olan Leggio hırsını ve acımasızlığını kısa sürede gösterdi. Giderek daha sık başvurduğu şiddet, komisyonun diğer üyeleri tarafından tepkiyle karşılandı ve rakip aileler arasında gerilimi artırdı. 1974’te yakalandıktan sonra halefi Riina, onun taktiklerini artırarak sürdürdü. 1977’de Navarra’nın öldürülmesi suçuyla hakim karşısına çıktığında savunmasını kendisi yaptı. Ömür boyu hapis cezası alan Leggio, 1993’te kalp krizi nedeniyle hapishanede öldü.

    Salvatore ‘Toto’ Riina:

    ‘Canavar’ lakaplı Riina parmaklıklar arkasında.

    ‘Canavar’ ya da ‘Kısa’ olarak da bilinen Salvatore Riina, en acımasız mafya babalarından biri kabul ediliyor. 1930’da Carleone doğumlu Riina kısa sürede Carleone Ailesi içinde sivrildi. Patronu Michele Navarra için tetikçilik yapıyordu ancak asıl patronu Lucino Leggio’ydu. Leggio’ya yapılan başarısız suikast girişimi ardından Navarra’nın iki katilinden biriydi. Leggio’nun 1974’te yakalanmasından sonra ‘Babaların Babası’ olarak Sicilya mafyasının başına geçti ve selefinin kanlı taktiklerini sürüdürdü. İkinci Mafya Savaşı’nda rakipleri Stefano Bontade ve Salvatore Inzerillo de dahil pek çok kişinin ölüm emrini verdi. Mafya savaşından tek başına çıkan Riina, hemen arkasından İtalyan hükümetinin başlattığı ‘Büyük Soruşturma’ya çok kanlı cevap verdi. Olağanüstü yetkilerle donatılan yargıç Giovanni Falcone ile yargıç Paolo Borsellino, Riina’nın adamlarının yerleştirdiği bombalarla kısa aralıklarla can verdi. Riina 1993’te yakalandı ve farklı suçlardan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. İtalyan televizyonunun Capo dei Capi (Babaların Babası) adlı altı bölümlük belgeselde hayatını ve suçlarını anlattığı Riina halen cezasını çekmeye devam ediyor.

    Bernardo Provazano:

    Son ‘Babaların Babası’ Provazano 2006′da yakalandı.

    1933 Carleone doğumlu Provazono, çoğu kişi için son ‘Babaların Babası’dır. Yirmili yaşlarından önce Carleoneler’e katılan Provazona, Leggio ve Riina ile olan işbirliğini, Riina’nın 1993’te tutuklanmasından sonra Sicilya Mafyası’nın başına geçerek sürdürdü. Riina’nın tutklanmasının ardından birkaç bombalı eylem emri verse de selefinin şiddet taktiklerini sürdürmeyerek mafyayı sessiz bir döneme soktu. Onun döneminde Cosa Nostra’da bölünmeler olduğuna yönelik çok sayıda spekülasyonlar yayıldı. Bir başka iddiada da 1993’te İtalya Başbakanı Silvio Berluconi 1993’te Forza Italia hareketi ile politikaya atılırken kendisi ile irtibata geçmek istediğidir. 40 yıllık kaçışının ardından 2006 yılında yakalandı. İtalyan polisi, Provazano’nun yakalanmasından sonra Cosa Nostra’nın yeniden ses getirici eylemler yapmaya çalışacağından endişe ediyor.

     Dünya’nın En Büyük Mafyası Kabul Edilen ||>> AL CAPONE <<||

    Alphonse Capone 

    (kısaca Al Capone, okunuşu: Alkapon), (d. 17 Ocak1899, New York – ö. 25 Ocak 1947, Florida)

    İtalyan asıllı mafya lideridir.
    Amerikan ekonomisinin zor günler yaşadığı 1930′larda güç kazanmaya başlayan Al Capone dönemin yasakları ve bu yasakların doğurduğu fırsatları son derece profesyonel yöntemlerle karşılamış, böylece hem maddi hem de politik güçlerini artırmıştır.
    Büyük Buhran yıllarında neredeyse hükümet kadar söz sahibi olan ünlü gangster Al Capone suç işlemeye çocukken başladığını şu sözlerle açıklamıştır;
    Çocukken her akşam yatmadan önce Tanrı’ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı’nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua ettim. Al Capone’un işlediği en kanlı olay rakibi Bugs Moran çetesinden 7 kişiyi polis kiyafeti giymiş adamlarına öldürttüğü katliamdır. Amerika’da çok meşhur olmuştur. Kartvizitinde “Kullanılmış Mobilya Satıcısı” yazan Al Capone, 17 Mayıs 1929′da ruhsatsız silah taşımaktan bir yıl hapis cezası yedi.
    İşlediği diğer suçlardan dolayı bir türlü yakalanamayan Al Capone, vergi kaçakçılığından 22 Ekim 1931 tarihinde 11 yıl hapis cezası aldı ve Alkatraz Hapishanesi’ne girdi. Capone orada hastalandı ve çıktıktan kısa bir süre sonra da öldü.

    chicago’yu mesken tutmuş, ünlü napolili gangster… siyasi bağlantıları yüzünden uzun süre yakalanmamış, fakat gitgide sapıtmaya başladığından elindeki gücün büyük kısmını kaybetmiştir, en sonunda da bir vergi suçundan hapse atılmıştır… işin ilginç kısmı, suçlarının çoğu kanıtlamadığı için hapse girene kadar birüsü suçtan yırtmış, fakat hapse girdikten sonra
    çok daha hafiflerinden ceza yemiştir…

    En ünlü sözlerinden birisi :

    “her akşam yatmadan önce tanri’ ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. bir gün tanri’nin çalişma tarzinin bu olmadiğini anladim. ertesi gün gittim ve kendime yeni bir bisiklet çaldim ve her akşam yatmadan önce tanri’ya günahlarimi affetmesi için dua ettim”.

    Aşağıdaki söz Kurtlar Vadisi’nde Polat’ın da Kullandığı sözdür…

    “bir adamı sabah gördüğümde tesadüf olarak kabul ederim, öğlen aynı adamı bir daha görürsem kuşkulanırım. akşam karşılaştığımızda tereddütsüz silahımı çekip vururum. tesadüflere inanmam” olmuştur

    Dünyanın En büyük MafyaLarı

    İTALYAN MAFYASI Cosa Nostra

    Belirtilen örgütlerden en önemlisi açıkça Cosa Nostra’dır. İtalya’da diğer suç örgütleri ile karşılaştırıldığında, Cosa Nostra, ülke içinde ve dışında, güç ve zenginlik olarak çok iyi durumdadır. Kendi yönetim modelini dikte edip, önemli operasyonların arkasında bir motor gibi hareket etme stratejisi olan bir örgüttür.

    Cosa Nostra’nın birçok faaliyetlerinin halen bölgesel olması ve Güney İtalya’da konuşlanmasına rağmen, Cosa Nostra her geçen gün uluslararası bir yapı arz etmeye başlayarak, Avrupa ve Amerika’yı tehdit etmektedir. Avrupa ve Amerika’ya göç dalgasında etkin bir rol oynayan örgüt, Almanya örneğinde olduğu gibi ABD’de de bu sayede eroin piyasasının önemli bir bölümüne sahiptir.

    Örgütün halihazırda 180’den fazla mafya ailesi bünyesinde, yaklaşık 5.000 örgüt üyesi vardır. “Pişmanlık Yasası” çerçevesinde güvenlik kuvvetleri ile işbirliğine gidenlerin itirafları neticesinde diğer örgütler gibi Cosa Nostra da son 5 yılda büyük darbeler yemiştir. Şu anda, örgüt Sicilya mafyası ve KADEK ağırlıklı Türk mafyası başta olmak üzere, Napoli, Kolombiya, Çin ve Rus mafyalarının desteği ile ayakta durmaya çalışmaktadır.

    Sicilya mafyasının, bununla birlikte bazı problemleri bulunmaktadır. İlk olarak, İtalya’da uyuşturucu pazarında bir tekel kuramadığı gibi Avrupa’daki uyuşturucu faaliyetleri de iyice zayıflamıştır. Mafyanın 1983-1992 tarihleri arasında İtalyan Adli Makamlarına yönelik saldırıları da mezkur zayıflamanın belirgin göstergesidir. Siyasi irade ile bağların kurulması ve devletle gizli ilişkilerin tesisi, bu zayıflamanın güçlendirilmesi çalışmalarında birer aşama olarak değerlendirilmekte idi. Son zamanlarda hassas bir kamuoyunun oluşması ve değişen siyasal ortamdan ciddi rahatsızlıklar duyan Sicilya mafyası halen suç örgütü olma ve güvenlik kuvvetlerinin ana sorununu teşkil etme özelliklerini muhafaza etmektedir.
    Napoli Camorra

    Örgütün, faaliyetleri 5.731.426 nüfuslu, 549 belediyeye sahip olan Compania bölgesinde, Napoli şehrinde ortaya çıkmış olup, faaliyetleri buradan yürütülmektedir.

    Camorra’nın teşkilat yapısı, üst derecede yöneticinin bulunmadığı, tepesiz bir piramit ve başıboş çetelerin oluşturduğu bir örgüt şeklindedir. Mafya tipi organizasyonlar içinde Camorra’nın en belirgin amacı stratejik suç ittifaklarına katılarak, faaliyetlerini bölgesel sınırlar boyunca genişleterek yaymaktır. Önemli denecek ölçüde sansasyonel cinayetleri bulunmamaktadır. Halihazırda 100’den fazla mafya ailesi bünyesinde 6 ila 7 bin örgüt üyesi bulunmaktadır.

    Camorra ile ilgili en önemli tespitlerden biri de, bu örgütün uyuşturucudan elde ettiği kara parayı aklama operasyonlarını rahatlıkla Hollanda, İngiltere ve Almanya’da gerçekleştirmekte olmasıdır.

    Cosa Nostra ve Ndrangheta gibi yediği darbeler sonucunda hızlı bir düşüşe geçen Napoli’nin Camorra örgütü, gasp, haraç ve sigara kaçakçılığı yollarıyla pes etmemeyi hedeflemekte, 21 milyar dolarlık cirosu ile elemanlarını beslemeye devam etmektedir.
    Calabrion Ndrangheta

    Bu örgüt 2.146.724 milyon nüfus ve 409 belediyeli Colobrio’nun güneyinde yer alan bir bölgede ortaya çıkmış ve buradan da yönetilmektedir. Örgütün faaliyetleri genellikle İtalya’nın merkez ve kuzey bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Cosa Nostra örgütüyle yakın bağlantıları vardır. Yatay teşkilatlanma biçimine sahip olup, bölgesel veya yerel düzeyde sorumluları bulunmamaktadır.

    En çok rastlanılan faaliyeti, perakendecilerden, rakiplerden, müteşebbislerden ve iş adamlarından para toplamaktır. Fidye için adam kaçırmak da Ndrangheta’nın geleneksel finansal dayanağı haline gelmiştir. Geçmişte özellikle 1985’ten sonra Calabria klanları uyuşturucu kaçakçılığına el atmışlardır. Örgüt mensuplarının en fazla, Fransa, Almanya, İspanya, Hollanda’da yerleştiği bilinmektedir.
    Sacra Corona Unita

    Bu örgüt, Puglia bölgesinin güneyinde yapılanmıştır ve yukarıda arz edilen Cosa Nostra, Camorra ve Ndrangheta örgütleriyle özellikle uyuşturucu kaçakçılığı konusunda yakın bağlantı ve ilişkileri vardır. Örgütün bilinen faaliyetleri 1980 yılı itibarıyla tanımlandığından, yeni mafya tipi organizasyonlar içerisinde yerini almaktadır. Faaliyetlerinin az oluşu ve çok küçük bir örgüt olması gerçeğine rağmen, gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerinin niteliği itibarıyla, en az büyük örgütler kadar acımasız ve zalimdir. Örgütün değişik 50 topluluktan oluşan yaklaşık 1000 üyesi bulunmaktadır.

    JAPON MAFYASI YAKUZA

    Piramit şeklindeki örgütlenişi, alt üst ilişkisi, insanlara yaklaşımı, katı kuralları, devleti ve ülkeyi her şeyden üstün tutuşu ve görüntüsü ile Yakuza, ender bir yapıya sahiptir. Siyah takım elbiseli, beyaz kravatlı, güneş gözlüklü, çoğu ustura traşlı, vücudu dövmeli, serçe parmağı kesik Japon mafyası, işleyiş tarzıyla, Rus ve İtalyan mafyalarını geride bırakır.
    Yakuza’nın, Japonya’da saklanma ya da yer altına çekilme gibi bir sorunu yoktur. Çünkü her zaman gözler önündedir, alkışlarla siyasal zemindedir, devletin içindedir, polisle kol koladır. Devlet görevlileriyle olan bu danışlıklı hareket tarzı, Japon mafyasına toplum düzenini koruma misyonu yüklemiştir. Suç unsurlarını asgariye indirip çözümü polise havale etmek de, en önemli işlevlerindendir. Tamamen geleneksel Japon anlayışı üzerine kurulmuş olan Yakuza, yaklaşık 20 bin kişilik ordusuyla, ülke genelini en ücra sokaklarına kadar kontrolü altında tutmasıyla meşhurdur. Üyelerini aşırı sağcı sokak gençlerinden de seçen Japon mafyası, büyük holdinglerden, köşe başlarındaki küçük iş yerlerine, partilerden karakollara kadar geniş bir yelpazede görülür.

    En sert katı kurallarla donatılmış Japon mafyasının kendi arasında çelişki ya da çıkar hesaplaşmasına girdiği pek nadirdir; aksine son derece uyumlu bir çalışma tarzı vardır. Hangi üyenin hangi gruba bağlı olduğu, vücutlarına işlenmiş dövmelerle belirginleşmiştir, hangi mafya grubunun hangi alanı kontrolünde tutacağı da çok önceden beri netleştirilmiş, bölgeler paylaştırılmıştır.

    Kendi içinde hata yapan üyesinin küçük serçe parmağını keserek cezalandıran Yakuza, hataların çoğalması ile diğer parmakları da sırasıyla keser. Eğer hata affedilecek ölçüyü zorluyorsa direk polise teslim edilir, birkaç yıl cezaevine gönderilir, kendisini düzelterek gelmişse aynı grup içine terfi edilerek yeniden alınır.

    Çünkü Japon mafyası Yakuza üye olarak arasına aldığı kişilerin akıllı, uyumlu, kuralları bilen, Japonya’nın birliğine, aileye sadık ve yeri geldiğinde acımasız bir kişiliğe sahip olmasını ister. Genellikle devlete ait olmayan özel işyerlerini haraca bağlayan Yakuza, para toplama işini aksatmadan, periyodik olarak mükemmel bir şekilde organize eder. Japon mafyasının elde ettiği gelir, büyük holdinglerin ülke payına düşen kazancından daha da fazladır. Ekonomik işleyiş diğer bazı ülkelerin tersinedir. Mafya babasının elemanlarına para vermesi söz konusu değildir. Aksine üyeler dostlarını beslerler.

    Daha önceleri topladığı “vergi”lerle ayakta duran ve insanlarda derin korkulara yol açan Japon mafyası Yakuza, son yıllarda uyuşturucu ve fuhuş sektörüne yönelince, eski popülaritesini kaybetmeye başladı.
    Tayland, Filipinler, Kore gibi bazı Güney Asya ve Kolombiya, Arjantin, Brezilya gibi Güney Amerika ülkelerinden getirilen kadınlar, Yakuza aracılığıyla, fuhuş merkezlerinde Japon erkeklerine bahisle sunularak, herkesin gözü önünde, izleyenlerin alkış temposuyla fuhuş gösterileri yapılır. Böylesi yerlere, Japon olmayan erkekleri almazlar. Japon kadınlarının girmesine izin verilmez. Bu sektörden korkunç gelir elde eden Yakuza’ya, polis hiç bir şekilde müdahale etmez.

    Kirli işlerde yabancıları kullanmada uzman olan Japon mafyasının, özellikle buraya para kazanmak amacıyla gelen başta üçüncü dünya ülkeleri insanı olmak üzere, “gözü kara” kişileri seçmesi de diğer bir noktadır. Uyuşturucu trafiğinde Çin, İran, Pakistan gibi ülkelerin insanlarını taşeron olarak kullanan Yakuza, “vizesiz gençlerden seçtikleri kişileri”, görevleri bitince paçavra gibi polise teslim eder ve yurtdışı edilmesini sağlar. Bu anlamda, Japonya’ya yıllar önce gelmiş olan başta İran’lılar ve Çinliler, bu ülkeyi ve insanlarını, yakından tanımak avantajını yakaladılar. Yakuza-polis ilişkisini çok iyi bir şekilde çözdüler. Çinliler, halen Yakuza ile iç içe olmayı sürdürürken, Japonlara göre sert yapıya sahip İranlılarla Yakuza üyeleri arasında daha önceleri yaşanan yeraltı hesaplaşmaları ise zaman zaman kanlı oldu.
    Japon mafyasının, toplum düzenini sağlayıp bir anlamda ön kontrolör görevini yapması ve bunu yürütürken polisle olan paralelliği ve danışıklığını söz konusudur.
    Ayrıca bu yapıdaki elemanların, son derece işlek olan tren istasyonları yakınında, elini ağzına götürüp sesler çıkararak işaretle uyuşturucu satmaları, her gün göz önünde yaşanan bir gerçektir.

    Japon organize suç örgütü olarak tarif edilse de aslında diğer suç örgütlerinden bir kaç açıdan çok farklı özelliklere sahip olan topluluktur.
    İlk olarak yer altında değil sokaklardadır. İkincisi de siyaset ve polis ile açık ilişki içerisindedir.

    Küçük mahalle derecesinde yaşamlarını sürdüren Japonlar, güvenlik teşkilatının da kurumsallaşmaması sebebiyle suça karşı toplumsal boyutta bir korumaya sahip değillerdir. Gündüzleri işlettikleri meyhane, bakkal, seyyar arabalı yemek dükkanlarını akşam olunca hırsızlık gibi suçlara karşı koruma, ertesi güne sağlam bir şekilde mallarını çıkarmak sorunu içindedir Japonlar. Çözüm olarak işsiz suça eğilimli gençlerden, mahalleyi bekleme, gireni çıkanı kollama, malları, dükkanları geceleri korumaları istenir ve bunun karşılığında belirli bir bedel ödenmesi teklif edilir. Mahallenin bıçkın delikanlıları bunu kabul ederler.
    Verilen bu göre fazlasıyla yerine getirilir ve bu oluşum gittikçe teşkilatlaşmaya baslar ve mahalleyi de asarak bulundukları bölgelerin koruma ve güvenliğini zorla ve bedel karşılığında ellerine geçirmeye başlarlar. Bu şekilde Yakuza denilen kurum oluşmaya baslar. Bu gelişmeler özellikle Meiji dönemine (1800”lerin ikinci yarısı) kadar bu şekilde sürer. Daha sonrasında ise batılılaşma hareketleri, gelişme, ikinci dünya savaşı sonrasında başlayan hızlı sanayileşme suresi ile birlikte bu oluşum kendini daha da farklı boyutlara (holdingler-siyasilerle ile ilişkiler boyutuna) taşır.

    İşte bu sebepledir ki, halen günümüzde organize Japon suç örgütü bu kadar bariz bir şekilde ortada gezebilmektedir. Çünkü bu örgütü temelde kuranlar yine bildiğimiz tarlada çalışan Japonlardır ve kendileri için kurmuşlardır.

    Japon gece yaşantısı içerisinde olmazsa olmazlardan birisidir Japon organize suç örgütü. Bunun bir sebebi de, Japon polisinin – özellikle de karakol polislerinin- adres sorma ve yaşlılara yardim etmekten başka bir ise yaramamalarından kaynaklanmaktadır. tüm gece hayatini ayakta tutan da , göreceli olarak güvenliğini sağlayan da söz konusu Japon organize suç örgütüdür. Elbette ki bu yaptıkları görev karşılığında mekan sahiplerinden belirli bir bedel almaktadırlar bu isleri yani gece hayatini bizzat idare edenler söz konusu Japon organize suç örgütünün alt tayfasıdır. Bunlara Chinpira denilir. büyük babalar ortalarda gözükmez onlar genelde, diğer büyük grup (Kumi) babalarıyla vakit geçirirler.
    Bu Japon organize suç örgütünün en kuvvetli olduğu yerler Japonya’nın güney batısı diyebileceğimiz(Hiroshima-Yamaguchi) Çin bölgesi’dir.

    20.000 küsur üyesi 600.000 yandaşı olduğu tahmin edilmektedir. Devlet bu kadar kalabalık, güçlü, onurlu bir örgütle başa çıkamadığı için iş birliğine girişmiştir. Çoğu faaliyetine göz yumulur. Tabii ki Yakuza’nın sadece Japonya’da iş yaptığını düşünmek komiktir. Bütün uzak doğu’da faaliyet gösterir. ABD’deki mafyalarla yakın ilişki içindedir. Bir Yakuza, içinden kesinlikle çıkılamayacak bir duruma düştüğünde, işkence göreceğini ve ağzından zorla laf alınacağını gördüğünde dişleriyle dilinin altındaki damarı sertçe ısırarak intihar eder.

    “Yakuza” deyimi Hanafunda (çiçek kağıtları) adlı bir tür kart oyunundaki en kötü sonuç olan 20 sayısından türetilmiştir.toplamı 20 sayısını veren üçlü kağıt kombinasyonunun (8,9,3) Japoncasıdır Yakuza.

    “Yubitsume” denilen serçe parmağını kesme ise bir hata yada suçu affettirmek için yapılır ve bağlılığın simgesidir. Vücuda delicesine yapılmış dövmeler ise bir çeşit mertlik ve cesurluk gösterisidir. Tamamı aşırı sağcı olan Yakuza aileleri çok katı bir şeflik sistemine göre örgütlenir.

    KOLOMBİYALI KARTELLER

    Kolombiyalı karteller, birçok yönüyle birbirlerine benzemektedir. Birçok uluslararası suç örgütünden farklı olarak değişik her türlü suçla ilgilenen Kolombiyalı karteller, uyuşturucu işinde bir numaradır. Gerçekte, karteller -ki şu an kokain endüstrisinde hakim olan Cali karteli için özellikle durum böyledir- diğer gruplardan daha fazla olarak aralarında bir suç kültürü oluşturmak suretiyle işbirliğine gitmişler ve her geçen gün de bunu arttırmışlardır. Hatta kartel kendi içinde işbölümü ve uzmanlaşmaya gitmek suretiyle bir sanayi geliştirmiştir.

    Gerek Kolombiya gerekse ABD ve Avrupa’daki faaliyetlerinde, Kolombiyalı karteller, lojistik ve pazarlama gibi konularda uzmanlaşmış hücre tipi yapılanmaya sahiptir. Bu yapılanma sayesinde, örgüt üyeleri arasındaki ilişki ortadan kaldırılmakta ve örgüte ihanet en alt düzeye indirilmektedir. Cali karteli tıpkı diğer uluslararası şirketler gibi faaliyetlerini yürütmektedir.

    Örneğin, özellikle son yıllarda Batı ve Doğu Avrupa ve Eski Sovyetler Birliği topraklarında piyasasını genişletmek amacına yönelik olarak, kokaine nazaran daha ucuz, daha rahat taşınabilen ve yüksek kar marjını sağlayan Kolombiya eroinin üretimi ile ortaya çıkan diğer yan ürünlerini artırma çabası içerisine girmiştir. ABD’den sonra, Avrupa’da da bu kartellerin yaygınlaşması, bölgedeki yüksek eroin tüketimi ile bağdaştırılmaktadır.

    800 klanı ve 25 bin dolayında örgüt elemanı ve yaklaşık 100 bin yandaşı ile Kolombiya mafyası, Avrupa mafyası ile işbirliğine giderek Avrupa piyasalarına son 10 yılda Kolombiya’dan eroin sevkıyatı yapmaktadır. Hatta, bu konuda en fazla işbirliğini Türk mafyası ile gerçekleştirmekte, eroin sevki tehlikeye girdiğinde, Kolombiya mafyasının kullandığı gemiler Türk mafyasının emrine verilmektedir. En son Lucky-S ve Kısmetim 1 gemilerinde ele geçirilen tonlarca uyuşturucu maddenin orijini ve gemilerin bandıraları göz önüne alındığında olayın ciddiyeti çok daha iyi anlaşılacaktır.
    MEDELLİN KARTELİ
    Pablo Escobar 1949′da doğmuş bir köylü ve öğretmenin çocuğu. Lisedeyken de antik mezar taşlarını çalıp tüccarlara satarmış. Hapisten kaçtıktan sonra 1993′de polis tarafından vurularak öldürülmüştür.
    Pablo Escobar, yaşadığı Kolombiya’nın Medellin kasabasındaki karargahından, uluslar arası bir kokain dağıtım şebekesi örgütlemeyi başarmış bir efsaneydi.Dahası dünya çapında faaliyet gösteren yeni gangsterlerin bir prototipiydi.

    Escobar’ın 1990’da 3 Milyar Dolara varan bir servetin sahibi olduğu tahmin ediliyordu.Bu servet, gayrimenkuller ve Escobar’ın faks ve bilgisayar ağıyla denetlediği deniz aşırı yatırımlar sayesinde aklanıyordu.

    Söylentilere göre Escobar, 1000 silahlı adamdan oluşan özel bir ordu besliyordu. Soruşturmacılara, politikacılara ve polislere karşı düzenlenen geniş çaplı suikastlarda kullandığı bu ordu, ona “Narkoterörist” unvanını kazandırmıştı.
    Ama Escobar’ın eylemleri bir süre sonra çizmeyi aşmaya başladı. Bunun üzerine Escobar Kolombiya yetkililerine teslim oldu ve onlara, kokain imparatorluğunu dağıtmayı da içeren, barışçıl bir çözüm önerisinde bulundu. Ne var ki kokain işlerini, Bogota’da kendisi için özel olarak inşa edilmiş hapishaneden yönetmeyi sürdürdü.

    1992’de hapisten kaçtığı zaman, onu ortadan kaldırmak isteyenlerce tam bir sürek avı başlatıldı. CIA, taktik danışmanları desteğindeki, özel görevler için hazırlanmış bir polis timi

    Escobar’ın peşine düştü. Bu sürek avında, casus uydular ve Amerika’nın bölgeye gönderdiği bir C 130 tipi keşif uçağı da vardı. Ama Escobar’ın ölmesini isteyen başkaları da vardı.

    RUS MAFYASI (ORGANİZTSYA)

    Onlarca yıl Avrupa’yı, hatta dünyayı dehşete götüren İtalyan mafyası’nın zayıflaması en çok Rus organize suç gruplarının işine yaramıştır. Berlin duvarının yıkılmasından sonra iş hacmini yüzlere, binlere katlayan Rus mafyası “Organiztsya”, tüm Avrupa, hatta Afrika ve denizaşırı ülkelerde bile yasa dışı egemenliğini kanıtlamıştır.

    Rus mafyası, yıllık 200 milyar dolarlık cirosu ile organize edilmiş örgütler arasında birinci sıraya oturmuştur. 114 bin aktif elemana ve sayıları 3 milyona ulaşan yandaşlara sahip olan Rus örgütlü suç gruplarının en önemli faaliyet alanlarını; antik eşyaların çalınması ve bunların batıya kaçakçılığı, fuhuş, oto kaçakçılığı, silah ticareti ve uyuşturucu kaçakçılığı olarak tanımlayabiliriz. Diğer birçok faaliyetleri de bu listeye ekleyebiliriz. Ancak en çok karşılaşılan suç tipleri bunlardır.

    Rus organize suç grupları; iç ve uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren, prototip fırsatçı örgütlü suç grupları içerisinde değerlendirilmektedir. Tıpkı Sicilya mafyasında olduğu gibi, diğer rakip örgütlü suç gruplarını tasfiye etmek suretiyle kendi bölgelerinde kontrolü elinde tutmak amacına yönelik yerel düzeyde faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır. Uluslararası düzeyde de; kaçakçılık veya otodan silaha, tıbbi malzemeden ham maddeye kadar kar imkanı sağlayan her türlü yasa dışı faaliyetlerdeki hünerlerini de sergiledikleri yakinen bilinmektedir.

    Rus mafyasının en etkili klanı “Solntsevo” yani Güneş Tugayı’dır. Adını Moskova’daki bir semtten alan bu klan, Rus mafyasının Avrupa’daki en etkili koludur. Berlin, Viyana ve Roma’yı kendilerine üs olarak seçmişlerdir. Zaten, en azılı babalarından biri olan Yuri Essin’de halen Roma’da tutuklu bulunmaktadır.

    Eski Sovyetler Birliği’nin kalıntısı bazı Polit Büro üyelerinin intikamlarından çekinen Rus mafyasının babalarının, şimdilik Avrupa başkentlerinde yaşayarak irtibat müesseseleri aracılığıyla ülkedeki örgütlerini rahatça yönettikleri ve burada konuk oldukları ülkelerin mafyaları ile de işbirliğine girdikleri bilinen bir gerçektir. Hatta buralarda, “royalties” yani telif hakkı olarak kazançlarından yüzde vermektedirler. Özetle, mafya örgütleri arasında da know-how veya joint venture şeklinde ekonomik anlaşmalar olabilmektedir. Örneğin, bugün Almanya’da gayrimenkul piyasasını özellikle, Wiesbaden’de, elinde bulunduran İtalyan Camorra örgütü, Rus mafyası adına toplu konutları satın almaktadır.

    ÇİN MAFYASI; ÇİN ÜÇLÜSÜ(TRİADLAR)

    Triad’lar, gasp, uyuşturucu kaçakçılığı, fuhuş, kumar ve yan suç grupları olarak adlandırılan Çin video sektörü, kitaplar, gazeteler ve eğlence hizmetlerinin de dahil olduğu geniş bir suç yelpazesine sahiptir. Örgütün çok geniş denizler ötesi bir ağının bulunması, kolaylıkla uluslararası suç faaliyetlerine de karışmasına imkan sağlamaktadır.
    Çinli Triad’lar, Amsterdam, Londra, Manchester, New York ve San Francisco şehirlerinin de dahil olduğu Çinli toplulukların bulunduğu dünyanın her yerinde iyi bir şekilde örgütlenmişlerdir.

    Silah kaçakçılığı ile bağlantılı olarak ABD ve Avrupa’ya özellikle eroin kaçakçılığı ve hırsızlık, lüks otomobil, zengin piyasalara yat ve Çin Halk Cumhuriyeti’ne tüketim malları kaçakçılığı ve uluslararası kredi kartı sahtekarlığı gibi diğer tip suçlar, Triad’ların uluslararası boyutta yoğun olarak yürüttüğü faaliyetlerdendir.

    1994 yılında İspanyol polisinin kayıtlarına göre, İspanya’nın Galicia bölgesinde Çinli yasadışı göçmenlerin sayısındaki hızlı artışa binaen yapılan araştırmalarda, Triad’ların yasa dışı insan kaçakçılığı ve eroin ticareti başta olmak üzere birçok suçla iştigal oldukları ve hızla Avrupa Birliği ülkelerinde örgütlendikleri tespit edilmiştir.

    Sponsorlu Bağlantılar
    DMCA.com

    Dünyadaki sırrı çözülemeyen ilginç olaylar, garip ve tuhaf gizemli gerçek yaşanmış olaylar

    Köpek Cinsleri, A’dan Z’ye Bütün Köpek Irkları ve Özellikleri Hakkında Bilgi

    Bu sayfadaki "Dünyanın en büyük mafyası" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *