Ege bölgesi doğal güzellikleri, tarihi eserleri, gezilecek görülecek yerler, turistik mekanlar ve doğal varlıkları

Sponsorlu Bağlantılar

Ülkemizde turizm denince akla Akdeniz ve Güney Ege sahilleri gelse de tatil yapılabilecek adaların hepsi Marmara ve Kuzey Ege’de bulunuyor. Bozcaada rüzgârıyla ve şaraplarıyla, Gökçeada tarihiyle ve kültürüyle, Marmara Adası sakin ve mütevazı haliyle, Avşa ise sazlı cazlı gümbür gümbür havasıyla öne çıkıyor. Rotamız sadece adalarla sınırlı değil elbette. Sırasıyla Bozcaada, Troya, Çanakkale, Gelibolu, Gökçeada, Erdek, Kapıdağ Yarımadası, Avşa Adası ve Marmara Adası’ndayız.
************************************************** *******************************************

Bozcaada
Adalar genelde ilk görüşte güzelliğini belli etmeyen, ama ayak bastıktan sonra hiç bitmeyecek bir aşkla bağlandığınız yerlerdir. İlk bakışta insanı saran sıcak bir havaları yoktur. Önce hep boz ve terkedilmiş bir görüntü karşılar sizi. Bozcaada da durum farklı değil. Ama bu görünüşe aldanmayın. Çünkü bu boz görüntünün arkasında uçsuz bucaksız bağlar, pırıl pırıl deniz, küçük koylar, kekik kokulu tepeler, lezzetli şaraplar ve yemekler olduğunu unutmayın. Adada uzun süre Rumlar yaşamış. Bu dönemden kalan evler sıra sıra. Adanın yüzölçümünün üçte birini bağlar kaplıyormuş. Bağcılık ve şarapçılık Bozcaada için sadece ekonomik faaliyet olmasının ötesinde bir yaşam biçimi. Pek çok koyu denize girmeye müsait. En meşhuru; Ayazma Plajı. Adada ne kadar kuvvetli rüzgâr esse de burası dingin. Göztepe, adanın en yüksek tepesi. Size ada üzerinde olduğunuzu anlatacak tek manzaraya sahip.

************************************************** ************************************************** **

Bozcaada’nın belki de tek sorunu, sıcak günlerde iyi gelse de, hiç eksik olmayan rüzgârı. Ama Bozcaada bunu avantaja da çevirmiş. Bu rüzgârın enerjisinden yararlanmak için elektrik üreten 17 rüzgâr gülü var. Ponente Feneri’nin yanındaki rüzgâr güllerinden sadece biri bile adanın enerji ihtiyacını karşılıyormuş. Burası, yanınızda getirdiğiniz bir ada şarabıyla beraber gündüze son noktayı koymak için gelenek haline gelmiş bir yer. Önünüzde Ege Denizi, yanınızda ihtişamlı rüzgâr gülleri ve bir deniz feneri. Güneşin batışıyla da ayrı bir güzel…
************************************************** ************************************************** ***

Bozcaada, deniz mahsulleri ve şarabın tadını en iyi çıkarabileceğiniz yerlerden biri. Balığın en lezzetlisi ve bu balığa eşlik eden sebzeyle güzel bir akşam yemeğpini denize karşı yiyebilirsiniz….
************************************************** ************************************************** **

Bozcaada’dan sonra Gökçeda’ya gitmek için Çanakkale’ye doğru geçiyoruz. Yol üzerinde Çanakkale’ye 30 kilometre kala tarihi M.Ö. 3000’li yıllara dayanan, üst üste kurulan dokuz ayrı medeniyetin kalıntılarını taşıyan Troya Antik Kenti bulunuyor. Çanakkale denince iki ünlü savaş hatırlanır. İlki M.Ö. 1200’e doğru yapılmış efsanevi Troya Savaşı, ikincisi ise bundan yüzyıllar sonra bağımsızlık destanımızın yazıldığı Çanakkale Savaşları. Çanakkale, Marmara’nın bitip Ege’nin başladığı boğazın Anadolu kıyısında kurulmuş bir tarih ve tatil kenti. Destanların yazıldığı Boğaz hâkimi bu kent, doğal güzellikleri ile önemli bir kültür turizm potansiyeline sahip. Çanakkale’den feribota binerek yaklaşık bir buçuk saatlik bir yolculuktan sonra Gökçeada’ya ulaşıyoruz.

************************************************** *************************************************

Kültürlerin geçit yeri Gökçeada
Gökçeada, Türkiye’nin sahip olduğu en büyük ada. Denizin ortasında bir huzur kenti. Denizi, rüzgârı, binbir çeşit tadı ile farklı bir tatil arayanlar için ilginç bir adres. Adanın merkezi tipik bir Anadolu kasabasını andırıyor. Gökçeada, merkez ilçe ve yedi köyden oluşuyor. Adanın nüfusu 8 bin dolayında. Çeşitli kültürlerin buluştuğu Gökçeada’da camiler, kiliseler, manastırlar ve eski Rum evleri birarada bulunuyor. Merkeze 4 km uzaklıktaki Kaleköy, görmeniz gereken ilk yer. Kaleköy, adanın eski yerleşimlerinden. Kaleköy’de ana caddenin bir yanı plaj ve çay bahçelerine ayrılmışken, diğer yanında oteller, pansiyonlar ve restoranlar yeralıyor.

************************************************** *************************************************

Adanın her yerinden denize girmek mümkün. Güney sahillerindeki Tuz Gölü’nün yanındaki Aydıncık en kalabalık plajlardan. Buranın kum plajında hem denize girebilir hem de sörf yapabilirsiniz.
************************************************** ************************************************

Gökçeada’dan sonra bu kez Eceabat- Kabatepe Limanı’nı kullanarak tarihi Gelibolu Yarımadası’nı da turlayarak Kapıdağ Yarımadası’na yöneleceğiz. Gelibolu Yarımadası, tarihi yönüyle olduğu gibi doğal güzellikleriyle de görenleri büyülemekte. Batık gemiler, toplar, siperler, kaleler ve burçlar ile savaşla ilgili yüzlerce başka kalıntıdan oluşan geniş bir yelpazenin yanı sıra, 250 bini aşan Türk şehidinin ve yine 250 bini aşan Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz ve Fransız askerinin mezarları ve anıtları burada. Gelibolu öyle bir coğrafya ki içinizi kaplayan heyecan, bütün gezi boyunca sizi esir alacak.
************************************************** *************************************************

Marmara’nın sahil cenneti, Erdek
Marmara Denizi’ne bir el gibi uzanan Kapıdağ Yarımadası’nın girişinde Erdek yer alıyor. Erdek, ılıman iklimi, sakin suları, upuzun altın renkli plajıyla Türkiye’de iç turizmin en eski merkezlerinden biri. Bir zamanlar orta direğin tatil yeri olarak anılan bu ilçe, tarih ve doğasıyla şimdi çok sayıda yabancı konuğu da ağırlıyor. Erdek sahilleri, Edincik altlarından başlayıp Çuğra’ya kadar uzanıyor. Çakıllı olmayan altın renkli kum şeridiyle kaplı bu sahillerin hemen her noktası kamp yerleri ve konaklama tesisleriyle dolu. Hemen arkasındaki yerler ise yazlık sitelerin istilasına uğramış durumda. Erdek Körfezi’ni en iyi görebileceğiniz yer Seyitgazi Tepesi. Bu tepe aynı zamanda Dilek Tepesi olarak da biliniyor.

************************************************** **************************************************

Marmara’nın şirin mantarı; Kapıdağ Yarımadası
Kapıdağ Yarımadası birçok kişinin ismini bile bilmediği bir yer. Bandırma ve Erdek, Kapıdağ Yarımadası’nın merkezi konumunda oldukları için genelde bu yerlerin ismi hep ön plana çıkar. Fakat Kapıdağ bu iki kentten ibaret değil. Kapıdağ Yarımadası, Marmara Denizi’nin ortasına doğru uzanan, 1500 metre genişliğinde dar bir toprak parçasıyla karaya bağlanan bir yarımada. Tarihi 2700 yıl öncesine dayanan dünyanın en görkemli medeniyetlerinden biri olan Kyzikos şehir devleti de burada kurulmuş. Kıyı kıyı tüm yarımadanın etrafında dolaşmanız mümkün. Yarımada turu yaklaşık 110 km sürüyor. Köyler arasındaki mesafe ise 3 ile 15 km arasında değişiyor. Yarımada boyunca benzin istasyonu bulunmadığından tura tedarikli çıkmanızda fayda var.

************************************************** *********************************************

Cıvıl cıvıl bir ada, Avşa
Feribot Avşa’ya yaklaşırken iskelenin iki tarafında boylu boyunca uzanan plajda göreceğiniz kalabalık ürkütebilir sizi. Avşa Adası, ulaşım kolaylığı ve her keseye uygun konaklama imkânı nedeniyle bütün yaz boyunca böyle kalabalık oluyor. Gençliğe hitap eden kafe-bar ve diskoları, pırıl pırıl denizi, çok güzel sahil şeridiyle her yıl popülaritesini korumayı başarıyor. Kıyıların neredeyse tamamı plaj. Eğer otomobilinizle diğer koylara giderseniz daha rahat edersiniz. Özellikle çok kalabalık olan Avşa Çarşı’ndan kaçınıp sığ denizi ve sakin plajıyla Yiğitler Köyü’nü veya Altınkum’u tercih edebilirsiniz. Yemek konusunda Avşa Adası’nda alternatif bol. Plajın yanında ve arkasındaki caddelerde birçok balık lokantası ve her türlü yiyeceği bulabileceğiniz yerler mevcut.

Sponsorlu Bağlantılar

Ege Bölgesinin Toplam Nüfusu Kaçtır

Sonraki Sayfa »

Ege kültürü, Ege bölgesinin kültürel özellikleri hakkında bilgi

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Current ye@r *