Elektrik nasıl elde edilir ve üretilir vikipedi

Sponsorlu Bağlantılar

Elektrik nasıl elde edilir ve üretilir vikipedi

ELEKTRİK NASIL ÜRETİLİR

      Elektrik bakır gibi iletken bir telin manyetik bir alan içinde hareket ettirilmesi ile üretilir. Elektrik jeneratörü, bir mıknatıs içinde dönen sarılı iletken tellerin bulunduğu ve bu tellerin mıknatıs içinde dönmesiyle elektrik akımı üreten bir makinedir. Evlerimizde, işyerlerimizde, endüstride gereksinim duyduğumuz büyük miktarlardaki elektrik enerjisini elde etmek için, elektrik jeneratörlerini döndürecek büyük güç santrallerine ihtiyaç duyarız.

         Çoğu güç santrali, jeneratörü döndürmek için ısı üretiminde bulunurlar.Fosil yakıtsantralleri ısı üretimi için doğalgaz kömür ve petrol yakarlar Nükleer santrallerde uranyum yakıtını parçalayarak ısı üretirler.
Ancak bütün bu değişik tip santraller ürettikleri ısıyı,suyu buhar haline dönüştürmek için kullanırlar. oluşan buhar ise elektrik jeneratörüne bağlı olan türbine verilir. Su buharı, türbin şaftı üzerinde bulunan binlerce kanatçık üzerinden geçerken daha önce üretilen ısıdan almış olduğu enerjiyi kullanarak türbin şaftını döndürür. işte bu dönme jeneratörünelektrik enerjisi üretmek için gereksinim duyduğu mekanik harekettir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken tellerle kullanılacağı yere gönderilir.Türbinden çıkan ısıenerjisi, diğer bir deyişle basınç ve sıcaklığı azalmış buhar ise yoğunlaştırıcı (kondanser) denilen bölümde soğutulup su haline dönüştürüldükten sonra, tekrar kullanılmak üzere santralin ısı üretilen bölümüne geri gönderilir.Yoğunlaştırıcıda soğutma işleminin sağlayabilmek için deniz, göl veya ırmaklarda bulunan su kullanılır. su kaynaklarından uzak bölgelerde ise santralin hemen yanında bulunan ve uzaktan bakıldığı zaman  geniş dev bacalara benzeyen soğutma kuleleri kullanılır. bu kulelerin üzerinde bulunan beyaz duman ise su buharıdır.  Elektrik üretmek için kullanılan diğer yöntem ise hidrolik santrallerdir. Bu yöntem ile barajlarda biriktirilen su, bir su türbini üzerinden geçirilir ve türbine bağlı elektrik jeneratörü döndürülerek elektrik üretilir. Yukarıda bahsedilen bu yöntemler büyük miktarlarda elektrik enerjisi üretmek için kullanılırlar. Bunların yanı sıra rüzgar, güneş ve jeotermal enerji kullanarak da elektrik üretilmektedir.

Su, güneş, rüzgar ve geotermal kaynaklara, yenilenebilir enerji kaynakları denilir. Bu kaynaklar diğerleri gibi tükenmezler. Petrol, doğal gaz, kömür, uranyum gibi maddeler önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde tükeneceklerdir.

 

DALGA MI PARÇACIK MI ?

 

Elektronlar ilk keşfedildiklerinde, bunların tıpkı çekirdeğin içinde bulunan proton ve nötron gibi parçacıklar oldukları sanılıyordu. Ancak daha sonra yapılan deneylerde aynı ışık parçacıkları yani fotonlar gibi dalga özellikleri de gösterdikleri ortaya çıktı.

Işığın, tıpkı havuza atılan bir taşın su yüzeyinde yaptığı dalgalanmalar gibi yayıldığı bilinmektedir. Ancak ışık, bazen de sanki maddi parçacık özelliği taşımakta ve pencere camına vuran yağmur damlaları gibi kesik kesik, aralıklı darbeler halinde gözlenmektedir. İşte aynı ikilem bu kez elektronda da yaşandı. Tabii bu durum bilim dünyasında büyük bir kargaşa yarattı. Bu kargaşa ünlü Kuramsal Fizik Profesörü Richard P. Feynman’ın sözleriyle şöyle çözüldü:

Elektronların ve ışığın nasıl davrandıklarını artık biliyoruz. Nasıl mı davranıyorlar? Parçacık gibi davrandıklarını söylersem yanlış izlenime yol açmış olurum. Dalga gibi davranırlar desem, yine aynı şey. Onlar kendilerine özgü, benzeri olmayan bir şekilde hareket ederler. Teknik olarak buna “kuantum mekaniksel bir davranış biçimi” diyebiliriz. Bu, daha önce gördüğünüz hiçbir şeye benzemeyen bir davranış biçimidir… Bir atom, bir yayın ucuna asılmış sallanan bir ağırlık gibi davranmaz. Küçücük gezegenlerin yörüngeler üzerinde hareket ettikleri minyatür bir güneş sistemi gibi de davranmaz. Çekirdeği saran bir bulut veya sis tabakasına da pek benzemez. Daha önce gördüğünüz hiçbir şeye benzemeyen bir şekilde davranır. En azından bir basitleştirme yapabiliriz: Elektronlar bir anlamda tıpkı fotonlar gibi davranırlar; ikisi de “acayiptir”, ama aynı şekilde. Nasıl davrandıklarını algılamak bir hayli hayal gücü gerektirir; çünkü açıklayacağımız şey bildiğimiz her şeyden farklıdır.

Bilim adamları, elektronların bu şekilde davranmalarını hiçbir şekilde açıklayamadıkları için çözüm olarak bu harekete yeni bir isim takmışlardır: “Kuantum Mekaniksel Hareket”. Bu noktada görülen olağanüstülüğü ve düştüğü hayreti yine Profesör Feynman, “Kendinize sürekli “Ama bu nasıl olabilir?” diye sormayın; çünkü çabanız boşunadır; şimdiye kadar hiç kimsenin kurtulamadığı bir çıkmaz sokağa girersiniz. Bunun neden böyle olabildiğini hiç kimse bilmiyor.” sözleriyle dile getirmektedir.

Ancak, burada Feynman’ın bahsettiği “çıkmaz sokak” aslında çıkmaz değildir. Burada bazılarının bir türlü işin içinden çıkamamalarının sebebi, ortadaki açık delillere rağmen bu inanılmaz sistemlerin ve dengelerin üstün bir zeka tarafından düzenlendiğinden kabul edememeleridir. Halbuki durum son derece açıktır: Bu evrensel zeka evreni kendi aynasında yansıtarak, evreni  olağanüstü dengelere dayalı ve örneksiz bir sistem olarak düzenlemiştir. İçinden bir türlü çıkılamayan, anlaşılamayan ve bilim adamlarının her fırsatta “Ama bu nasıl olabilir?” diye kendi kendilerine sordukları sorunun cevabı, her şeyin bu evrensel zeka tarafından düzenlenmiş bir dokuma  olduğu gerçeğinde yatmaktadır.

Işık Yayan Diyot (Led)

Işık yayan diyotlar, doğru yönde gerilim uygulandığı zaman ışıyan, diğer bir deyimle elektriksel enerjiyi ışık enerjisi haline dönüştüren özel katkı maddeli PN diyotlardır.

Bu diyotlara, aşağıda yazılmış olduğu gibi, İngilizce adındaki kelimelerin ilk harfleri bir araya getirilerek LED (Light Emitting Diode; Işık yayan diyot) veya SSL (Solid State Lamps; Katı hal lambası) denir.

Özellikleri

  • Çalışma gerilimi 1.5-2.5V arasındadır. (Kataloğunda belirtilmiştir.)
  • Çalışma akımı 10-20mA arasındadır. (Kataloğunda belirtilmiştir.)
  • Uzun ömürlüdür. (ortalama 100.000 – 200.000 saat)
  • Darbeye ve titreşime karşı dayanıklıdır.
  • Kullanılacağı yere göre çubuk şeklinde veya dairesel yapılabilir.
  • Çalışma zamanı çok kısadır. (nanosaniye)
  • Diğer diyotlara göre doğru yöndeki direnci çok daha küçüktür.
  • Işık yayan diyotların gövdeleri tamamen plastikten yapıldığı gibi, ışık çıkan kısmı optik mercek, diğer kısımları metal olarak ta yapılır.

Bir LED ‘in üretimi sırasında kullanılan değişik katkı maddesine göre verdiği ışığın rengi değişmektedir.

Katkı maddesinin cinsine göre şu ışıklar oluşur:

  • GaAs (Galliyum Arsenid): Kırmızı ötesi (görülmeyen ışık)
  • GaAsP (Galliyum Arsenid Fosfat): Kırmızıdan – yeşile kadar (görülür)
  • GaP (Galliyum Fosfat): Kırmızı (görülür)
  • GaP (Nitrojenli): Yeşil ve sarı (görülür)

Diyot kristali, iki parçalı yapıldığında uygulanacak gerilimin büyüklüğüne göre kırmızı, yeşil veya sarı renklerden birini vermektedir.

Işık yayan diyot ısındıkça, ışık yayma özelliği azalmaktadır. Bu hal etkinlik eğrisi olarak gösterilmiştir. Bazı hallerde fazla ısınmayı önlemek için bir soğutucu üzerine monte edilir.

Ayrıca LED ‘in aşırı ısınmasına yol açmamak için kataloğunda belirtilen akımı aşmamak gerekir. Bunun için gösterilmiş olduğu gibi devresine seri olarak bir R direnci konur. Bu direncin büyüklüğü LED ‘in dayanma gerilimi ile besleme kaynağı gerilimine göre hesaplanır.

Kirşof kanununa göre: 9=I*R+2 ‘dir. I=0.05A olup

R=9-2/0.05 = 7/0.05 = 140 Ohm olarak bulunur.

140 Ohm ‘luk standart direnç olmadığından en yakın standart üst direnci olan 150 Ohm ‘luk direnç kullanılır.

Foto Diyot

Foto diyot ışık enerjisiyle iletime geçen diyottur. Foto diyotlara polarma geriliminin uygulanışı normal diyotlara göre ters yöndedir. Yani anoduna negatif (-), katoduna pozitif (+) gerilim uygulanır.

Başlıca foto diyotlar şöyle sıralanır:

  • Germanyum foto diyot
  • Simetrik foto diyot
  • Schockley (4D) foto diyodu

Germanyum FotoDiyot

Aslı alaşım yoluyla yapılan bir NP jonksiyon diyotudur. Cam veya metal bir koruyucu içerisine konularak iki ucu dışarıya çıkartılır. (Şekil 3.26).

Koruyucunun bir tarafı, ışığın jonksiyon üzerinde toplanmasını sağlayacak şekilde bir mercek ile kapatılmıştır.

Diyodun devreye bağlanması sırasında firmasınca uçlarına konulan işarete dikkat etmek gerekir. Hassas yüzeyi çok küçük olduğundan, 1.-3mA ‘den daha fazla ters akıma dayanamaz.

Aşırı yüklemeyi önlemek için, bir direnç ile koruyucu önlem alınır. Işık şiddeti arttırıldıkça ters yön akımı da artar Foto diyot ters polarmalı bağlandığından üzerine ışık gelmediği müddetçe çalışmaz. Bilindiği gibi ters polarma nedeniyle P-N birleşme yüzeyinin iki tarafında “+” ve “-” yükü bulunmayan bir nötr

birleşme yüzeyine ışık gelince, bu ışığın verdiği enerji ile kovalan bağlarını kıran P bölgesi elektronları, gerilim kaynağının pozitif kutbunun çekme etkisi nedeniyle N bölgesine ve oradan da N bölgesi serbest elektronları ile birlikte kaynağa doğru akmaya başlar.

Diğer taraftan, kaynağın negatif kutbundan kopan elektronlar, diyodun P bölgesine doğru akar

 

*******************************

 

Diyot

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Resim:Battery.svg
Elektrik – Elektronik
Devre Elemanları
Pasif Elemanlar
Direnç
Kondansatör
Endüktans
Aktif Elemanlar
Diyot | Tristör | Transistör
Mosfet | LED | LCD
Entegre Devre | Mikroişlemci

Direncin küçük olduğu yöne “doğru yön” veya “iletim yönü”, büyük olduğu yöne “ters yön” veya “tıkama yönü” denir. Diyot sembolü, aşağıda görüldüğü gibi, akım geçiş yönünü gösteren bir ok şeklindedir.

Ayrıca, diyodun uçları pozitif (+) ve negatif (-) işaretleri ile de belirlenir. “+” uca anot, “-” uca katot denir. Diyodun anoduna, gerilim kaynağının pozitif (+) kutbu, katoduna kaynağın negatif (-) kutbu gelecek şekilde gerilim uygulandığında diyot iletime geçer.

Türkçesi için ikiz kıvıluç, ikiz uç önerilmiştir. Kıvıluç, Oktay Sinanoğlu’nun elektrot için 1978’de yayımladığı bir öneridir.

Kullanım alanları

Diyotlardan, elektrik alanında redresör (doğrultucu), elektronikte ise doğrultucu, detektör, modülatör, limitör, anahtar olarak çeşitli amaçlar için yararlanılmaktadır.

Konu başlıkları

  • 1 Kullanım alanları
  • 2 Çeşitleri
    • 2.1 Lamba Diyotlar
    • 2.2 Metal Diyotlar
    • 2.3 Yarı İletken Diyotlar
  • 3 Yapıları
    • 3.1 Kristal Diyot
      • 3.1.1 Nokta temaslı diyotların kullanım alanları
    • 3.2 Zener diyot
    • 3.3 Tünel Diyot
      • 3.3.1 Tünel Diyodun kullanım alanları
    • 3.4 Işık Yayan Diyot (Led)
    • 3.5 Foto Diyot
      • 3.5.1 Germanyum FotoDiyot
      • 3.5.2 Simetrik FotoDiyotlar
      • 3.5.3 Ayarlanabilir Kapasiteli Diyot (Varaktör – Varikap)
    • 3.6 Diğer Diyotlar
      • 3.6.1 Mikrodalga Diyotları
      • 3.6.2 Gunn Diyotları
      • 3.6.3 Impatt (Avalans) Diyot
      • 3.6.4 Baritt (Schottky) Diyot
      • 3.6.5 Ani Toplamalı Diyot
      • 3.6.6 Pin Diyot
      • 3.6.7 Büyük Güçlü Diyotlar

Çeşitleri

  • Kristal diyot
  • Zener diyot
  • Tünel diyot
  • Işık Yayan Diyot (LED)
  • Foto diyot
  • Ayarlanabilir Kapasiteli Diyot (Varaktör – Varikap)
  • Mikrodalga diyot
  • Gunn diyot
  • IMPATT diyot (Avalanş)
  • Baritt (Schottky) Diyot
  • Ani Toparlanmalı Diyot
  • Pin Diyot

Diyotlar başlıca üç ana gruba ayrılır:

  1. Lamba diyotlar
  2. Metal diyotlar
  3. Yarı iletken diyotlar

Lamba Diyotlar

Lamba diyotlar en yaygın biçimde redresör ve detektör olarak kullanılmıştır. Sıcak katotlu lamba, civa buharlı ve tungar lambalar bu gruptandır. Sıcak katotlu lamba diyodun iç görünüşü ve çalışma şekli verilmiştir. Şekilde görüldüğü gibi ısınan katotdan fırlayan elektronlar atom tarafından çekilmekte ve devreden tek yönlü bir akım akışı sağlanmaktadır. Eskiden kalanların dışında bu tür diyotlar artık kullanılmamaktadır.

Metal Diyotlar

Bakır oksit (CuO) ve selenyumlu diyotlar bu gruba girmektedirler.

Bakır oksitli diyotlar ölçü aletleri ve telekominikasyon devreleri gibi küçük gerilim ve küçük güçle çalışan devrelerde, selenyum diyotlar ise birkaç kilowatt ‘a kadar çıkan güçlü devrelerde kullanılır

Yarı İletken Diyotlar

Yarı iletken diyotları, P ve N tipi germanyum veya Silikon yarı iletken kristallerinin bazı işlemler uygulanarak bir araya getirilmesiyle elde edilen diyotlardır. Hem elektrikte hemde elektronikte kullanılmaktadır. tipik bir örnek olarak kuvvetli akımda kullanılan bir silikon diyot verilmiştir.Yarı iletken diyotlar, tıpkı öbür diyotlar gibi elektronik malzemelerdir.

Yapıları

Kristal Diyot

Nokta temaslı diyot elektronik alanında ilk kullanılan diyottur. 1900-1940 tarihleri arasında özellikle radyo alanında kullanılan galenli ve pritli detektörler kristal diyotların ilk örnekleridir.galen veya prit kristali üzerinde gezdirilen ince fosfor-bronz tel ile değişik istasyonlar bulunabiliyordu. Günlük hayatta bunlara, kristal detektör veya diğer adıyla kristal diyot denmiştir.nokta temaslı germanyum veya silikon diyotlar geliştirilmiştir.

Germanyum veya silikon nokta temaslı diyodun esası; 0.5 mm çapında ve 0.2 mm kalınlığındaki N tipi kristal parçacığı ile “fosfor-bronz” veya “berilyum bakır” bir telin temasını sağlamaktan ibarettir.

Bu tür diyotta, N tipi kristale noktasal olarak büyük bir pozitif gerilim uygulanır. Pozitif gerilim temas noktasındaki bir kısım kovalan bağı kırarak elektronları alır. Böylece, çok küçük çapta bir P tipi kristal ve dolayısıyla da PN diyot oluşur. Bu oluşum şekil 3.12 (b) ‘de gösterilmiştir.

Bugün nokta temaslı diyotların yerini her ne kadar jonksiyon diyotlar almış ise de, yinede elektrotları arasındaki kapasitenin çok küçük olması nedeniyle yüksek frekanslı devrelerde kullanılma alanları bulunmaktadır. Ters yön dayanma gerilimleri düşük olup dikkatli kullanılması gerekir.

Böyle bir diyodun elektrotlar arası kapasitesi 1 pF ‘ın altına kadar düşmektedir. Dolayısıyla yüksek frekanslar için diğer diyotlara göre daha uygun olmaktadır.

Nokta temaslı diyotların kullanım alanları

Nokta temaslı silikon diyotlar en çok mikro dalga karıştırıcısında, televizyon, video dedeksiyonunda, germanyum diyotlar ise radyofrekans ölçü aletlerinde (voltmetre, dalgametre, rediktör vs…) kullanılır.

Zener diyot

Üzerinden geçen voltajın sabitlenmesine yarayan bir diottur. Mesela 5,6V değerinde bir zenere 10V girerse çıkışta 5,6V oluşur. Fazla voltajı geçirmez…

Ana madde: Zener diyot

Tünel Diyot

Tünel diyotlar, özellikle mikro dalga alanında yükselteç ve osilatör olarak yararlanılmak üzere üretilmektedir. Tünel diyoda, esaslarını 1958 ‘de ilk ortaya koyan Japon Dr. Lee Esaki ‘nin adından esinlenerek “Esaki Diyodu” dan denmektedir.

P-N birleşme yüzeyi çok ince olup, küçük gerilim uygulamalarında bile çok hızlı ve yoğun bir elektron geçişi sağlanmaktadır. Bu nedenledir ki Tünel Diyot, 10.000 MHz ‘e kadar ki çok yüksek frekans devrelerinde en çok yükselteç ve osilatör elemanı olarak kullanılır.

Tünel diyoda uygulanan gerilim Vt1 değerine gelinceye kadar gerilim büyüdükçe akım da artıyor. Gerilim büyümeye devam edince, akım A noktasındaki It değerinden düşmeye başlıyor. Gerilim büyümeye devam ettikçe, akım B noktasında bir müddet IV değerinde sabit kalıp sonra C noktasına doğru artıyor. C noktası gerilimi Vt2, akımı yine It ‘dir. Bu akıma “Tepe değeri akımı” denilmektedir.

Gerilimi, Vt2 değerinden daha fazla arttırmamak gerekir. Aksi halde geçen akım, It tepe değeri akımını aşacağından diyot bozulacaktır.

I = f(V) eğrisinin A-B noktaları arasındaki eğimi negatif olup, -1/R ile ifade edilmekte ve diyodun bu bölgedeki direnci de negatif direnç olmaktadır. Tünel diyot A-B bölgesinde çalıştırılarak negatif direnç özelliğinden yararlanılır.

Tünel Diyodun üstünlükleri:

  • Çok yüksek frekansta çalışabilir.
  • Güç sarfiyatı çok düşüktür. 1mW ‘ı geçmemektedir.

Tünel Diyodun dezavantajları:

  • Stabil değildir. Negatif dirençli olması nedeniyle kontrolü zordur.
  • Arzu edilmeyen işaretlere de kaynaklık yapmaktadır.

Tünel Diyodun kullanım alanları

Yükselteç Olarak: Tünel diyot, negatif direnci nedeniyle, uygun bir bağlantı devresinde kaynaktan çekilen akımı arttırmakta, dolayısıyla bu akımın harcandığı devredeki gücün yükselmesini sağlamaktadır.

Osilatör Olarak: Tünel diyotlardan MHz mertebesinde osilatör olarak yararlanılabilmektedir. Bir tünel diyot ile osilasyon sağlayabilmek için negatif direncinin diğer rezonans elemanlarının pozitif direncinden daha büyük olması gerekir. Tünel diyoda Şekil 3.20 ‘de görüldüğü gibi seri bir rezonans devresi bağlanabilecektir. Tünel diyodun negatif direnci – R=80 Ohm olsun. Rezonans devresinin direnci 80 Ohm ‘dan küçük ise tünel diyot bu devrenin dengesini bozacağından osilasyon doğacaktır.

Anahtar Olarak: Tünel diyodun önemli fonksiyonlarından biri de elektronik beyinlerde multivibratörlerde, gecikmeli osilatörlerde, flip-flop devrelerinde ve benzeri elektronik sistemlerde anahtar görevi yapar

Işık Yayan Diyot (Led)

Işık yayan diyotlar, doğru yönde gerilim uygulandığı zaman ışıyan, diğer bir deyimle elektriksel enerjiyi ışık enerjisi haline dönüştüren özel katkı maddeli PN diyotlardır.

Bu diyotlara, aşağıda yazılmış olduğu gibi, İngilizce adındaki kelimelerin ilk harfleri bir araya getirilerek LED (Light Emitting Diode; Işık yayan diyot) veya SSL (Solid State Lamps; Katı hal lambası) denir.

Özellikleri

  • Çalışma gerilimi 1.5-2.5V arasındadır. (Kataloğunda belirtilmiştir.)
  • Çalışma akımı 10-20mA arasındadır. (Kataloğunda belirtilmiştir.)
  • Uzun ömürlüdür. (ortalama 100.000 – 200.000 saat)
  • Darbeye ve titreşime karşı dayanıklıdır.
  • Kullanılacağı yere göre çubuk şeklinde veya dairesel yapılabilir.
  • Çalışma zamanı çok kısadır. (nanosaniye)
  • Diğer diyotlara göre doğru yöndeki direnci çok daha küçüktür.
  • Işık yayan diyotların gövdeleri tamamen plastikten yapıldığı gibi, ışık çıkan kısmı optik mercek, diğer kısımları metal olarak ta yapılır.

Bir LED ‘in üretimi sırasında kullanılan değişik katkı maddesine göre verdiği ışığın rengi değişmektedir.

Katkı maddesinin cinsine göre şu ışıklar oluşur:

  • GaAs (Galliyum Arsenid): Kırmızı ötesi (görülmeyen ışık)
  • GaAsP (Galliyum Arsenid Fosfat): Kırmızıdan – yeşile kadar (görülür)
  • GaP (Galliyum Fosfat): Kırmızı (görülür)
  • GaP (Nitrojenli): Yeşil ve sarı (görülür)

Diyot kristali, iki parçalı yapıldığında uygulanacak gerilimin büyüklüğüne göre kırmızı, yeşil veya sarı renklerden birini vermektedir.

Işık yayan diyot ısındıkça, ışık yayma özelliği azalmaktadır. Bu hal etkinlik eğrisi olarak gösterilmiştir. Bazı hallerde fazla ısınmayı önlemek için bir soğutucu üzerine monte edilir.

Ayrıca LED ‘in aşırı ısınmasına yol açmamak için kataloğunda belirtilen akımı aşmamak gerekir. Bunun için gösterilmiş olduğu gibi devresine seri olarak bir R direnci konur. Bu direncin büyüklüğü LED ‘in dayanma gerilimi ile besleme kaynağı gerilimine göre hesaplanır.

Kirşof kanununa göre: 9=I*R+2 ‘dir. I=0.05A olup

R=9-2/0.05 = 7/0.05 = 140 Ohm olarak bulunur.

140 Ohm ‘luk standart direnç olmadığından en yakın standart üst direnci olan 150 Ohm ‘luk direnç kullanılır.

Foto Diyot

Foto diyot ışık enerjisiyle iletime geçen diyottur. Foto diyotlara polarma geriliminin uygulanışı normal diyotlara göre ters yöndedir. Yani anoduna negatif (-), katoduna pozitif (+) gerilim uygulanır.

Başlıca foto diyotlar şöyle sıralanır:

  • Germanyum foto diyot
  • Simetrik foto diyot
  • Schockley (4D) foto diyodu

Germanyum FotoDiyot

Aslı alaşım yoluyla yapılan bir NP jonksiyon diyotudur. Cam veya metal bir koruyucu içerisine konularak iki ucu dışarıya çıkartılır. (Şekil 3.26).

Koruyucunun bir tarafı, ışığın jonksiyon üzerinde toplanmasını sağlayacak şekilde bir mercek ile kapatılmıştır.

Diyodun devreye bağlanması sırasında firmasınca uçlarına konulan işarete dikkat etmek gerekir. Hassas yüzeyi çok küçük olduğundan, 1.-3mA ‘den daha fazla ters akıma dayanamaz.

Aşırı yüklemeyi önlemek için, bir direnç ile koruyucu önlem alınır. Işık şiddeti arttırıldıkça ters yön akımı da artar Foto diyot ters polarmalı bağlandığından üzerine ışık gelmediği müddetçe çalışmaz. Bilindiği gibi ters polarma nedeniyle P-N birleşme yüzeyinin iki tarafında “+” ve “-” yükü bulunmayan bir nötr

birleşme yüzeyine ışık gelince, bu ışığın verdiği enerji ile kovalan bağlarını kıran P bölgesi elektronları, gerilim kaynağının pozitif kutbunun çekme etkisi nedeniyle N bölgesine ve oradan da N bölgesi serbest elektronları ile birlikte kaynağa doğru akmaya başlar.

Diğer taraftan, kaynağın negatif kutbundan kopan elektronlar, diyodun P bölgesine doğru akar.

Simetrik FotoDiyotlar

Alternatif akım devrelerinde kullanılmak üzere NPN veya PNP yapılı simetrik fotodiyotlar da üretilmektedir.

Işığa Duyarlı Diyotların Kullanım Alanları: Uzaktan kumanda, alarm sistemi, sayma devreleri, yangın ihbar sistemleri, elektronik hesap makineleri, gibi çeşitli konuları kapsamaktadır.

Ayarlanabilir Kapasiteli Diyot (Varaktör – Varikap)

Bir P-N jonksiyon diyoda ters yönde gerilim uygulandığında, temas yüzeyinin iki tarafında bir boşluk (nötr bölge) oluştuğu ve aynen bir kondansatör gibi etki gösterdiği, kondansatörler bölümünde de açıklanmıştı.

Varaktör diyotta da P ve N bölgeleri kondansatörün plakası görevi yapmaktadır.

C = A/d = *Plaka Yüzeyi / Plakalar Arası Açıklık kuralına göre:

Küçük ters gerilimlerde “d” boşluk bölgesi dar olduğundan varaktör kapasitesi (“C”) büyük olur. Gerilim arttırıldıkça d boşluk bölgesi genişleyeceğinden, “C” de küçülmektedir.

Varaktör değişken kondansatör yerine kullanılabilmekte ve onlara göre hem ucuz olmakta, hem de çok daha az yer kaplamaktadır. Kaçak akımının çok küçük olması nedeniyle varaktör olarak kullanılmaya en uygun diyotlar silikon diyotlardır.

Varaktörün Tipik Özellikleri:

  • Koaksiyel cam koruyuculu, mikrojonksiyon varaktör 200GHz ‘e kadar görev

yapabilmektedir.

  • Kapasitesi 3-100pF arasında değiştirilebilmektedir.
  • 0-100V gerilim altında çalışabilmektedir.
  • Varaktöre uygulana gerilim 0 ile 100V arasında büyütüldüğünde, kapasitesi 10 misli küçülmektedir.

Yüksek frekanslarda L selfi birkaç nanohenri (nH), Rs birkaç Ohm olmaktadır.

Varaktörün başlıca kullanım alanları: Ayarlı devrelerin uzaktan kontrolü, TV ve FM alıcı lokal osilatörlerinde otomatik frekans kontrolü ve benzeri devrelerde kullanılır.

Telekominikasyonda basit frekans modülatörleri, arama ayar devreleri, frekans çoğaltıcılarda, frekansın 2-3 kat büyütülmesi gibi kullanım alanları vardır.

Diğer Diyotlar

Mikrodalga Diyotları

Mikrodalga frekansları; uzay haberleşmesi, kıtalar arası televizyon yayını, radar, tıp, endüstri gibi çok geniş kullanım alanları vardır. Giga Hertz (GHz) mertebesindeki frekanslardır.

Mikro dalga diyotlarının ortak özelliği, çok yüksek frekanslarda dahi, yani devre akımının çok hızlı yön değiştirmesi durumunda da bir yönde küçük direnç gösterecek hıza sahip olmasıdır.

Mikrodalga bölgelerinde kullanılabilen başlıca diyotlar şunlardır: Gunn (Gan) diyotları Impatt (Avalanş) diyotları Baritt (Schottky)(Şotki) diyotları Ani toparlanmalı diyotlar P-I-N diyotları

Gunn Diyotları

İlk defa 1963 ‘te J.B. Gunn tarafından yapıldığı için bu ad verilmiştir. Gunn diyodu bir osilatör elemanı olarak kullanılmaktadır.

Yapısı, N tipi Galliyum arsenid (GaAs) veya İndiyum fosfat (InP) ‘den yapılacak ince çubukların kısa kısa kesilmesiyle elde edilir.

Gunn diyoda gerilim uygulandığında, gerilimin belirli bir değerinden sonra diyot belirli bir zaman için akım geçirip belirli bir zamanda kesimde kalmaktadır. Böylece bir osilasyon oluşmaktadır.

Örnek: 10µm boyundaki bir gunn diyodunun osilasyon periyodu yaklaşık 0,1 nanosaniye tutar. Yani osilasyon frekansı 10GHz ‘dir.

Impatt (Avalans) Diyot

Impatt veya avalanş (çığ) diyotlar Gunn diyotlara göre daha güçlüdürler ve çalışma gerilimi daha büyüktür. Mikrodalga sistemlerinin osilatör ve güç katlarında yararlanılır.

1958 ‘de Read (Rid) tarafından geliştirilmiştir.Bu nedenle Read diyodu da denir. P+ – N – I – N+ veya N+ – P – I – P+ yapıya sahiptir. Ters polarmalı olarak çalışır.

Yapımında ana elemanlar olarak Slikon ve Galliyum arsenid (GaAs) kullanılır. Diyot içerisindeki P+ ve N+ tipi kristaller, içerisindeki katkı maddeleri normal haldekinden çok daha fazla olan P,N kristalleridir.

“I” tabakası ise iyonlaşmanın olmadığı bir bölgedir. Taşıyıcılar buradan sürüklenerek geçer ve etrafına enerji

Baritt (Schottky) Diyot

Baritt Diyotlar ‘da nokta temaslı diyotlar gibi metal ve yarı iletken kristalinin birleştirilmesi ile elde edilmektedir. Ancak bunlar jonksiyon diyot tipindedir. Değme düzeyi (jonksiyon) direnci çok küçük olduğundan doğru yön beslemesinde 0.25V ‘ta dahi kolaylıkla ve hızla iletim sağlamaktadır.Ters yöne doğru akan azınlık taşıyıcıları çok az olduğundan ters yön akımı küçüktür. Bu nedenle de gürültü seviyeleri düşük ve verimleri yüksektir.

Farklı iki ayrı gruptaki elemandan oluşması nedeniyle baritt diyotların dirençleri (lineer) değildir.

Dirençlerin düzgün olmaması nedeniyle daha çok mikrodalga alıcılarında karıştırıcı olarak kullanılır. Ayrıca, modülatör, demodülatör, detektör olarak ta yararlanılır.

Ani Toplamalı Diyot

Ani toparlanmalı (Step-Recovery) diyotlar varaktör diyotların daha da geliştirilmişlerdir. Varaktör diyotlar ile frekansların iki ve üç kat büyütülmeleri mümkün olabildiği halde, ani toparlanmalı diyotlar ile 4 ve daha fazla katları elde edilebilmektedir.

Pin Diyot

P-I-N diyotları P+-I-N+ yapıya sahip diyotlardır. P+ ve N+ bölgelerinin katkı maddesi oranları yüksek ve I bölgesi büyük dirençlidir.

Alçak frekanslarda diyot bir P-N doğrultucu gibi çalışır. Frekans yükseldikçe I bölgesi de etkinliğini gösterir. Yüksek frekanslarda I bölgesinin doğru yöndeki direnci küçük ters yöndeki direnci ise büyüktür.

Diyodun direnci uygulama yerine göre iki limit arasında sürekli olarak veya kademeli olarak değiştirilebilmektedir.

P-I-N diyotlar değişken dirençli eleman olarak, mikrodalga devrelerinde, zayıflatıcı, faz kaydırıcı, modülatör, anahtar, limitör gibi çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır.

Büyük Güçlü Diyotlar

2W ‘ın üzerindeki diyotlar Büyük Güçlü Diyotlar olarak tanımlanır. Bu tür diyotlar, büyük değerli DC akıma ihtiyaç duyulan galvano-plasti, ark kaynakları gibi devrelere ait doğrultucularda kullanılmaktadır.

ELEKTRİK NASIL ÜRETİLİR?

ELEKTRİK NASIL ÜRETİLİR?
Elektrik, bakır gibi iletken bir telin manyetik bir alan içinde hareket ettirilmesi ile üretilir. Elektrik jeneratörü, bir manyetik alan içinde dönen sarılı iletken tellerde elektrik akımı üreten bir makinedir. Evlerimizde, iş yerlerimizde, endüstride gereksinim duyduğumuz büyük miktardaki elektrik enerjisini elde etmek için, elektrik jeneratörlerini döndürecek büyük güç santrallerine ihtiyaç duyarız.
Elektrik Üretim Yolları
Oluşan buhar ise elektrik jeneratörüne bağlı olan türbine verilir. Su buharı, türbin şaftı üzerinde bulunan binlerce kanatçık üzerinden geçerken daha önce üretilen ısıdan almış olduğu enerjiyi kullanarak, türbin şaftını döndürür. İşte bu dönme, jeneratörün elektrik üretmek için gereksinim duyduğu mekanik harekettir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir.
Türbinden çıkan, enerjisi diğer bir deyişle basınç ve sıcaklığı azalmış buhar ise yoğunlaştırıcı (kondenser) denilen bölümde soğutulup su haline dönüştürüldükten sonra, tekrar kullanılmak üzere santralın ısı üretilen bölümüne geri gönderilir.

Yoğunlaştırıcıda soğutma işini sağlayabilmek için deniz, göl veya ırmaklarda bulunan su kullanılır. Su kaynaklarından uzak santrallerde ise, uzaktan bakıldığı zaman geniş dev bacalara benzeyen soğutma kuleleri bulunur. Bu kulelerin üzerinde görülen beyaz duman su buharıdır.
Elektrik üretmek için kullanılan hidrolik santrallerde ise, barajlarda biriktirilen su, bir su türbinini üzerinden geçirilir ve türbine bağlı elektrik jeneratörü döndürülerek elektrik üretilir.

Yukarda bahsedilen bu yöntemler büyük miktarlarda elektrik enerjisini üretmek için kullanılırlar. Bunların yanı sıra rüzgar, güneş ve jeotermik enerji kullanarak da elektrik üretilmektedir. Ancak bu tür kaynaklardan üretilen enerji miktarı asıl ihtiyacımızı kendi başına karşılamaktan uzaktır.

ELEKTRİK NASIL ÜRETİLİR?
ElektrikElektrİk nasil Üretİlİr? bakır gibi iletken bir telin manyetik bir alan içinde hareket ettirilmesi ile üretilir. Elektrik jeneratörüElektrİk nasil Üretİlİr? bir manyetik alan içinde dönen sarılı iletken tellerde elektrik akımı üreten bir makinedir. EvlerimizdeElektrİk nasil Üretİlİr? iş yerlerimizdeElektrİk nasil Üretİlİr? endüstride gereksinim duyduğumuz büyük miktardaki elektrik enerjisini elde etmek içinElektrİk nasil Üretİlİr? elektrik jeneratörlerini döndürecek büyük güç santrallerine ihtiyaç duyarız.
Elektrik Üretim Yolları
Oluşan buhar ise elektrik jeneratörüne bağlı olan türbine verilir. Su buharıElektrİk nasil Üretİlİr? türbin şaftı üzerinde bulunan binlerce kanatçık üzerinden geçerken daha önce üretilen ısıdan almış olduğu enerjiyi kullanarakElektrİk nasil Üretİlİr? türbin şaftını döndürür. İşte bu dönmeElektrİk nasil Üretİlİr? jeneratörün elektrik üretmek için gereksinim duyduğu mekanik harekettir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir.
Türbinden çıkanElektrİk nasil Üretİlİr? enerjisi diğer bir deyişle basınç ve sıcaklığı azalmış buhar ise yoğunlaştırıcı (kondenser) denilen bölümde soğutulup su haline dönüştürüldükten sonraElektrİk nasil Üretİlİr? tekrar kullanılmak üzere santralın ısı üretilen bölümüne geri gönderilir.

Yoğunlaştırıcıda soğutma işini sağlayabilmek için denizElektrİk nasil Üretİlİr? göl veya ırmaklarda bulunan su kullanılır. Su kaynaklarından uzak santrallerde iseElektrİk nasil Üretİlİr? uzaktan bakıldığı zaman geniş dev bacalara benzeyen soğutma kuleleri bulunur. Bu kulelerin üzerinde görülen beyaz duman su buharıdır.
Elektrik üretmek için kullanılan hidrolik santrallerde iseElektrİk nasil Üretİlİr? barajlarda biriktirilen suElektrİk nasil Üretİlİr? bir su türbinini üzerinden geçirilir ve türbine bağlı elektrik jeneratörü döndürülerek elektrik üretilir.

Yukarda bahsedilen bu yöntemler büyük miktarlarda elektrik enerjisini üretmek için kullanılırlar. Bunların yanı sıra rüzgarElektrİk nasil Üretİlİr? güneş ve jeotermik enerji kullanarak da elektrik üretilmektedir. Ancak bu tür kaynaklardan üretilen enerji miktarı asıl ihtiyacımızı kendi başına karşılamaktan uzaktır.

Elektrik Santralleri Nasıl Çalışır Nedir Vikipedi hakkında bilgi

ELEKTRİK SANTRALLARI, Elektrik enerjisi üreten bir merkezdir. Bir düğmeye basınca lamba yanar, oda ısınır, motor harekete geçer, ses ve görüntüler televizyon ekranında belirir. Işık, ısı, kuvvet, görüntüler, sesler hiçbir çaba gerektirmeden elektrikle elde edilir.

Elektrik enerjisi nedir, nereden kaynaklanır ve nasıl üretilir? Elektron salınımları: Elektrik enerjisi dışarıdan gelen bakır teller yardımıyla evlere varır. Bunlar gaz ya da su boruları gibi içi boş borular değildir. Bu ince ve içleri dolu tellerden elektrik akımını oluşturan elektronlar geçer. Elektronlar bir bakır ato-muyla diğeri arasındaki gözle görülmeyen boşluklar boyunca hereket ederler. Elektronlar, bir borudan su gibi akmazlar, ileriye geriye, saniyede 50 kez salınım yaparlar. Böylece evdeki prizden, yüksek gerilim şebekesine kadar uzanan sonsuz bir zincir oluşur.

Her elektron, evdeki elektrik telleri boyunca milimetrenin birkaç binde biri kadar salınım yapar. Bu gidiş, gelişlerin nasıl olup da bir lambayı yakmak ya da bir asansörün hareketini sağlamak gibi etkiler meydana getirdiğini kavramak zor gelebilir. Elektronlar çok sayıda olup, bir milimetre küp içinde milyarlarca elektron vardır. Fakat lamba yanarken ve motor hareket ederken elektronlar enerji kaybederler ve doğadan hiçbir şey almazlar.

O halde elektronları salınımda tutan nedir? Bunu anlamak için akım geçiren tellerin izledikleri yolları incelemek gerekir, önce evden, sonra kentten dışarı çıkılacak olursa trafolara varılır. Burada 220 voltluk düşük gerilim şebekesi sona erer; 220-380 bin voltluk yüksek gerilim şebekesi başlar. Onlarca ya da yüzlerce kilometre ilerledikten sonra sonunda kabloların bir elektrik santralında sona erdiği görülür. Santral bir dağ boğazında, nehir kıyısında, kırsal alanda ya da deniz kenarında kurulmuş olabilir.

Santralda elektrik enerjisi alter-natörlerde elde edilir. Bisikletin farını yakan düzenek bir dinamodur. Alternatör de buna benzer; fakat çok daha güçlü ve karmaşıktır. Ancak işleyiş ilkesi aynıdır. Büyük bir mıknatıs, kendi ekseni etrafında dönerek indüklemeyle elektrik üretir. Böylece elektronların şebeke boyunca evdeki prize kadar yayılan gidiş gelişleri gerçekleşir.

Sudan sağlanan enerji: Alter-natörün mıknatısı bir motorla döndürülür. Pek çok motor tipi vardır. Uygulamada bir bölgenin hammadde kaynaklarına ve özelliklerine en uygun yol seçilir, örneğin dağlarda boğaz ve vadiler barajlarla kapatılarak, deniz düzeyinden yüksek, yapay göller oluşturulur. Bu göllerde sel suları toplanır. Su gölden sağlam çelik borularla vadiye, hidroelektrik santrala kadar indirilir. Santralda yüzlerce metre yükseklikten düşerek toplanan su, altematöre bağlı bir türbinin özel paletlerine büyük bir enerji vererek onları döndürür.

Bu santral larda, yüksekteki suyun yerçekimi enerjisi, vadiye düşerken türbinin hareket enerjisine dönüşür. Bu enerji de alter-natörle elektrik enerjisine çevrilir. Bir nehrin akışı engellenerek de aym sonuç sağlanır. Ancak bu halde, yararlanılabilir suyun düşüşü çok daha azdır; fakat buna karşılık yaarlanılan su miktarı dağdan gelen sellerde-kinden çok daha büyüktür.

Burada da barajlar, boru hatları, hidrolik türbinler (öncekinden farklı) ve elektrik üreten alterna-törler söz konusu olmaktadır.

Türbinler: Suyun yüksekten düşmediği durumlarda alternatör dev bir dizel motoru ya da bir türbinle (türbogazh elektrik sant-ralları) çalıştırılır. Türbindeki yanma odasında metan ve hava karışımı yanarak sıcaklığı ve basıncı yüksek, sürekli bir gaz akımı oluşturur. Bu gaz akımı, havaya çıkmadan önce bir bacadan geçerek türbinin paletlerini döndürür.

Fakat büyük elektrik santral-larmdaki alternatörler genellikle su buharlı türbinlerle çalışırlar. Çalışmaları şöyle olur: Su, bir kazanda ısıtılarak sıcaklığı vebasıncı yüksek buhar haline getirilir. sonra buhar türbine gönderilir. Rotorun buharın akışıyla paletlerini döndürerek genişleye-bilmesi için, türbinin çıkışındaki buhar basıncının girişteki buhar basıncına göre çok daha az olması gerekir.

Bu nedenle, birikmemesi için buharın sürekli olarak uzaklaştırılması gerekir. Buhar bir bacayla havaya gönderilebilir. Fakat bu durumda, büyük miktarda yararlanılabilir ısı kaybı olur. Buharın havaya verilmesi zorunlu değildir. Çünkü buharı uzaklaştırmanın bir yolu da, soğutarak su haline getirmektir.

Bu iş için türbinden sonrk bir kondansatöre yer verilir. Kondansatörde serpantin denilen sarmal borular vardır. Bu borulardan geçen su buharı ısısının bir kısmını santral çevresindeki suya (nehir, göl ya da deniz) ya da dev soğutma kulelerinde devreden havaya vererek soğur. Böylece suya çevrilen buhar, kazana dönerek tekrar devreye sokulur.

Buharın doğrudan doğruya havaya verilmeyip kondansatöre verilmesinin üstünlüğü, kondansatörde dışarı dağılan ısının daha az olmasıdır. Çünkü kondansatörden kazana dönen su henüz çok sıcaktır ve buharlaşması için daha az bir ısı yeterli olur. Bu yoldan nehre ya da havaya verilen ısı kuşkusuz önemli bir kayıptır.

Gerçekten de kazanda üretilen ısının yarısı kayba uğradığına göre, bu kaybı küçümsemek mümkün değildir. Kaybı önlemek için, gelişmiş ülkelerde, kondansatör bu ısıyı evlerdeki termosifonlara verir. Bu iş için uygun uzaktan ısıtma şebekeleri vardır. Böylece termoelektrik santraller evlere elektrik enerjisinden başka ısı da verirler.

Termoelektrik santrallar kazanda yanan mazot, kömür ve metan gibi maddelerden yararlanırlar. Termoelektrik santrallara çalışmaları için gerekli yakıt büyük bir boru hattıyla, gemilerle ya da kara ve demiryoluyla sürekli olarak sağlanır. Bir yılda milyonlarca ton yakıt tüketilir. Bu zorluklar çok güçlü reaktörler olan nükleer santralların doğumuna yol açmıştır.

Nükleer reaktörler: Nükleer reaktörler, boyları on metreden yirmi metreye kadar değişen özel kazanlardır. 20 santimetre kalınlığında çelikten yapılırlar. Kazan yüzlerce ton yakıt doldurulup üstü suyla örtülür. Her taraf kapanır ve bir yıl için yakıt sorunu olmadan buhar üretilir. Kullanılan yakıt zenginleştirilmiş uranyumdur. Uranyuma, özel bir uranyum türü (uranyum 235) katılmıştır. Yakıt, sayıları 50. 000′i bulan, kalaydan yapılmıj ince borulara doldurulur. Bu borular silindir biçiminde bir demet oluşturmak üzere reaktördeki su havuzuna dizilmiştir.

Burası reaktörün merkezidir. Uranyum 235, reaktörün çalışmasında temel etkendir. Çünkü, bir nötronla çarpışınca parçalanır. Reaktörde oluşan ısı, reaktör havuzundaki uranyum 235 çekirdeklerinin küçük ve algıla-namayan çok sayıda sürekli parçalanmalarından elde edilir. Çekirdeklerin parçalanmasına fizikte fisyon denir. Çekirdek nötronla çarpışınca her biri karşıt yönlere giden iki parçaya ayrılır, işlem sırasında bir çift nötron açığa çıkar.

Bunlar yolları üstünde rastladıkları uranyum 235 çekirdeklerinde yeni fisyonlara neden olurlar. Serbest nötronların yaşamları kolay değildir. Reaktör havuzunda diğer elementlere göre daha az sayıda uranyum 235 çekirdeği vardır. Böylece nötronlar hedeflerine varmadan önce bir çekirdekten ötekine sürekli olarak sıçrarlar. Her bir çarpmanın sonucu bir bilinmeyendir.

Çünkü çarpışmaya uğrayan çekirdek, duruma göre nötronları soğurarak onları devreden çıkarabilir. So-ğurulmadan kurtulan nötronların sayısı, kendilerini üreten nöt-onların sayısından daha azsa, fisyon sayısı da azalır. Bu kez fisyon sonucu ortaya çıkan nötron sayısı azalır. Nükleer havuz daha az ısı üretir ve santral “sönmeye” yüz tutar. Buna karşılık nötron sayısı artarsa, ikincil fisyonlarm sayısı da artar ve böylece reaktörün enerji üretimi çoğalır. Nötronların anormal artışının denetimi, elektronükleer santrallarda rastlanan önemli bir sorundur. Bunu çözmek için denetim çubukları ya da devir pompaları ayarlanır.

Konu ile alakalı etiketler: elektrik nasıl üretilir özet, elektrikci elektrik nasil uretilir, manyetik alan ile elektrik üretimi, elektrik nasıl oluşur özet, istanbul da elektrik nasıl üretilir, özet elektrik nasıl üretilir, elektrik nasıl üretiliyor özet, elektrik hangi yollarda üretildi kısaca, elektrik nasıl üretilir kısa özet, elektrik nasil olusur kisaca bilgi, elektrik akımı nasıl üretilir, elektrik nasıl üretilir özeti, elektrik nasıl üretilir kısaca, elektrik enerjisi nasıl oluşur özetle, özet elektirik nasıl üretilir, elektrik nasıl üretilir vikipedi, yaşadığınız yerde elektrik hangi doğalkaynaklardan üretilmektedir, nasil elektrik üretilir kisa özeti, elektrik nasıl elde edilir özet, özetle elektrik nasıl elde edilir, elektrik nasıl üretilir araştır, vucudumuzda elektrik nasıl üretir özeti, yaşadığımız yerde elektrik nasıl üretilir, elektrik nasıl üretilir hayat bilgisi, elektrik nasıl elde edilir özeti,


Sponsorlu Bağlantılar

Atatürk’ün Türk dilini geliştirmek için yaptığı çalışmalar

Sonraki Sayfa »

Rüyada ele kına yakmak ne demek, ne anlama gelir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Current ye@r *