24.07.2014

    En Güzel Nazım Hikmet Şiirleri, Aşk Sevgi Vatan Ayrılık ve Hüzün İle İlgili Şiir Arşivi

    Sponsorlu Bağlantılar

    Bugün Türk edebiyat tarihinin en büyük şairlerinden biri olan Nazım Hikmet’in ölüm yıl dönümü sebebiyle onun anısına ve eserlerine hürmeten en güzel şiirlerini paylaşmak istedim. Aşağıda Nazım Hikmet’in aşk üzerine yazdığı şiirler, sevgi vatan sevgisine dair yazdığı şiirleri, ayrılık ve hüzün ile alakalı en ünlü meşhur şiirleri sizlere sunulmuştur. Öncelikle bir giriş babında onun kendisini anlattığı güzel bir şiirle giriş yapalım:

    Ben bir insan,
    ben bir Türk şairi Nazım Hikmet
    ben tepeden tırnağa insan
    tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret…

    Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum,
    hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.

    Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan, hem
    zindandan dönen insan ruhundan, hem kitlelerin
    daha güzel günler için savaşından, hem bir tek
    insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak
    istiyorum, hem ölüm korkusundan, hem ölümden korkmamaktan
    bahseden şiirler yazmak istiyorum.

                                                                                Nâzım Hikmet

    SENİ DÜŞÜNMEK - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
    Dünyanın en güzel sesinden
    En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…
    Fakat artık ümit yetmiyor bana,
    Ben artık şarkı dinlemek değil,
    Şarkı söylemek istiyorum.

    SENİ DÜŞÜNÜRÜM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Seni düşünürüm
    Anamın kokusu gelir burnuma
    Dünya güzeli anamınBinmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
    Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur
    Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünüSebebi ne
    Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
    Sen böyle uzakken senin sesini duyup
    Yerimden fırlamamın sebebi ne?Diz çöküp bakarım ellerine
    Ellerine dokunmak isterim
    Dokunamam
    Arkasından camın
    Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
    Alaca karanlığımda oynadığım dramın

    NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken…Ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
    İçimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti…
    Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak koyu bir karanlık…Ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazamak sana dair,
    hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya…Ne güzel şey hatırlamak seni.
    Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
    Ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinde,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken…

    GÖZLERİNE BAKARKEN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Gözlerine bakarken
    güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
    bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
    kayboluyorum…
    Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
    durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:sırrını her gün bir parça veren
    fakat hiç bir zaman
    büsbütün teslim olmayacak olan…
    SEN BENİM SARHOŞLUĞUMSUN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Sen benim sarhoşluğumsun
    ne ayıldım
    ne ayılabilirim
    ne ayılmak isterim
    başım ağır
    dizlerim parçalanmış
    üstüm başım çamur içinde
    yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.
    YİNE SANA DAİR - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
    Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
    Sende uzaklığı,
    Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
    Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
    Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
    Fakat asla ümitsizliği değil…
    BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi,beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin
    Fedakarlığımı anlıyorsun
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orada beraber yaşarız
    külümün içinde külün
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar…
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    Bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
    İçimden bir şey :
    belki diyor.
    BİR AYRILIŞ HİKAYESİ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya
    çıldırasıya…
    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
    yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
    yüzde hudutsuz kere yüz…
    Kadın erkeğe dedi ki:
    -Baktım
    dudağımla, yüreğimle, kafamla;
    severek, korkarak, eğilerek,
    dudağına, yüreğine, kafana.
    Şimdi ne söylüyorsam
    karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
    Ve ben artık
    biliyorum:
    Toprağın -
    yüzü güneşli bir ana gibi -
    en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
    Fakat neyleyim
    saçlarım dolanmış
    ölmekte olan parmaklarına
    başımı kurtarmam kabil
    değil!
    Sen
    yürümelisin,
    yeni doğan çocuğun
    gözlerine bakarak..
    Sen
    yürümelisin,
    beni bırakarak…
    Kadın sustu.
    SARILDILAR
    Bir kitap düştü yere…
    Kapandı bir pencere…
    AYRILDILAR…

    SEVGİLİM YALAN SÖYLERSEM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Sevgilim yalan söylersem sana
    Kopsun ve mahrum kalsın dilim
    Seni seviyorum demek bahtiyarlığındanSevgilim yalan yazarsam sana
    Kurusun ve mahrum kalsın elim
    Okşayabilmek saadetinden seniSevgilim yalan söylerse sana gözlerim
    İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
    Ve göremesinler seni bir daha

    HASRET -02 - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Denize dönmek istiyorum!
    Mavi aynasında suların:
    boy verip görünmek istiyorum!
    Denize dönmek istiyorum!Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
    Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
    Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
    Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
    Ben sularda batan bir ışık gibi
    sularda sönmek istiyorum!
    Denize dönmek istiyorum!
    Denize dönmek istiyorum!

    GÖZLERİ SİYAH KADIN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki
    Çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben
    Koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken
    Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim
    Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim
    Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki.

    BEN SEN O - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    O, yalnız ağaran tanyerini görüyor
    ben, geceyi de
    Sen, yalnız geceyi görüyorsun,
    ben ağaran tanyerinide.

    BELKİ BEN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Belki ben
    o günden
    çok daha evvel,
    köprü başında sallanarak
    bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım.
    Belki ben
    o günden
    çok daha sonra ,
    matruş çenemde ak bir sakalın izi
    sağ kalacağım…
    Ve ben
    o günden
    çok daha sonra:
    sağ kalırsam eğer,
    şehrin meydan kenarlarında yaslanıp
    duvarlara
    son kavgadan benim gibi sağ kalan
    ihtiyarlara,
    bayram akşamlarında keman
    çalacağım…
    Etrafta mükemmel bir gecenin
    ışıklı kaldırımları
    Ve yeni şarkılar söyleyen
    yeni insanların
    adımları…
    HOŞGELDİN KADINIM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
    yorulmuşsundur;
    nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
    ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
    susamışsındır;
    buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
    acıkmışsındır;
    beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
    memleket gibi yoksuldur odam.Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
    ayağını basdın odama
    kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
    güldün,
    güller açıldı penceremin demirlerinde
    ağladın,
    avuçlarıma döküldü inciler
    gönlüm gibi zengin
    hürriyet gibi aydınlık oldu odam…Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
    O MAVİ GÖZLÜ BİR DEVDİ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Kadının hayali minnacık bir evdi,
    bahçesinde ebruliii
    hanımeli
    açan bir ev.
    Bir dev gibi seviyordu dev.
    Ve elleri öyle büyük işler için
    hazırlanmıştı ki devin,
    yapamazdı yapısını,
    çalamazdı kapısını
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan evin.O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Mini minnacıktı kadın.
    Rahata acıktı kadın
    yoruldu devin büyük yolunda.
    Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
    girdi zengin bir cücenin kolunda
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan eve.Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
    dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
    bahçesinde ebruliiiii
    hanımeli
    açan ev..

    HOŞGELDİN… - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Hoş geldin!
    Kesilmiş bir kol gibi
    omuz başımızdaydı boşluğun…
    Hoş geldin!
    Ayrılık uzun sürdü.
    Özledik.
    Gözledik…
    Hoş geldin!
    Biz
    bıraktığın gibiyiz.
    Ustalaştık biraz daha
    taşı kırmakta,
    dostu düşmandan ayırmakta…
    Hoş geldin.
    Yerin hazır.
    Hoş geldin.
    Dinleyip diyecek çok.
    Fakat uzun söze vaktimiz yok.
    YÜRÜYELİM…..
    DOSTLUK - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
    yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.Gözümüzün dilinden anlar,
    elimizin sırrını bilirsin.Namuslu bir kitap gibi güler,
    alnımızın terini silersin.O gider, bu gider, şu gider,
    dostluk, sen yanı başımızda kalırsın

    AŞK MÖNÜSÜ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
    sen ülkemin yaz geceleri gibisin
    saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
    beni unutma
    ah! saklı gülüm
    sen hem zor hem güzelsin
    şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
    sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
    sen memleketim kadar güzelsin
    ve güzel kal
    SENİN RESMİNİ BEN YAPACAĞIM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Kimseler yapamaz senin resmini
    Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin
    Aramasınlar seni renklerin atlıkarıncasında
    Dayanmış tahta parmaklığa bir bağ taraçasında iklimlerBizden en uzak gezegenin kederi
    Aramasınlar seni uyaklarında ışıkla gölgenin
    Sen oyunun dışındasın oylumların da yüzeylerinde
    Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırırKimseler yapamaz senin resmini
    Kıyıdan açılanın tan yerinden esenin
    Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
    Gümüş kanatlı bir balık sıçrıyor engindeAynaların içine girip ötelere gitme boşu boşuna geceleri
    Yitirilmiş erkekler gelir kadınlar koğuşuna geceleri
    Sen kendi resmini kendin de yapamazsın
    Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğindeSenin resmini ben yapacağım…

    ÖLÜME DAİR - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Buyrun, oturun dostlar,
    hoş gelip sefalar getirdiniz.
    Biliyorum, ben uyurken
    hücreme pencereden girdiniz.
    Ne ince boyunlu ilâç şişesini
    ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
    Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
    başucumda durup el ele verdiniz.
    Buyrun, oturun dostlar
    hoş gelip sefalar getirdiniz.Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
    Osman oğlu Hâşim.
    Ne tuhaf şey,
    hani siz ölmüştünüz kardeşim.
    İstanbul limanında
    kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
    kömür küfesiyle beraber
    ambarın dibine…Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
    ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
    simsiyah başınızı.
    Kim bilir nasıl yanmıştır canınız…
    Ayakta durmayın, oturun,
    ben sizi ölmüş zannediyordum,
    hücreme pencereden girdiniz.
    Yüzünüzde yıldızların aydınlığı
    hoş gelip sefalar getirdiniz…Yayalar-köylü Yakup,
    iki gözüm, merhaba.Siz de ölmediniz miydi?
    Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
    çok sıcak bir yaz günü
    yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
    Demek ölmemişsiniz?

    Ya siz?
    Muharrir Ahmet Cemil?
    Gözümle gördüm
    tabutunuzun toprağa indiğini.

    Hem galiba
    tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
    Onu bırakın Ahmet Cemil,
    vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
    o ilâç şişesidir
    rakı şişesi değil.
    Günde elli kuruşu tutabilmek için,
    yapyalnız
    dünyayı unutabilmek için
    ne kadar çok içerdiniz…
    Ben sizi ölmüş zannediyordum.
    Başucumda durup el ele verdiniz,
    buyrun, oturun dostlar,
    hoş gelip sefalar getirdiniz…

    Bir eski Acem şairi:
    «Ölüm âdildir» — diyor, —
    «aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»

    Hâşim,
    neden şaşıyorsunuz?
    Hiç duymadınız mıydı kardeşim,
    herhangi bir şahın bir gemi ambarında
    bir kömür küfesiyle öldüğünü? …

    Bir eski Acem şairi:
    «Ölüm âdildir» — diyor.
    Yakup,
    ne güzel güldünüz, iki gözüm.
    Yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir…
    Fakat bekleyin, bitsin sözüm.
    Bir eski Acem şairi:
    «Ölüm âdil…»
    Şişeyi bırakın Ahmet Cemil.
    Boşuna hiddet ediyorsunuz.
    Biliyorum,
    ölümün âdil olması için
    hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz…

    Bir eski Acem şairi…
    Dostlar beni bırakıp,
    dostlar, böyle hışımla
    nereye gidiyorsunuz?

    BULUT MU OLSAM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Denizin üstünde ala bulut
    yüzünde gümüş gemi
    içinde sarı balık
    dibinde mavi yosun
    kıyıda bir çıplak adam
    durmuş düşünür.Bulut mu olsam,
    gemi mi yoksa?
    Balık mı olsam,
    yosun mu yoksa? ..
    Ne o, ne o, ne o.
    Deniz olunmalı, oğlum,
    bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

    NASILSIN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
    Resmimi, suratımı baş köşeye asarlar…
    Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
    Ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
    Ne arayan beni, ne soran…Eeeehh, daha iyi be, bunun böyle olduğu…
    Minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
    İyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
    Nasılsın?…

    HASRET -01 - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
    belini sarmayalı,
    gözünün içinde durmayalı,
    aklının aydınlığına sorular sormayalı,
    dokunmayalı sıcaklığına karnının.Yüz yıldır bekliyor beni
    bir şehirde bir kadın.Aynı daldaydık, aynı daldaydık.
    Aynı daldan düşüp ayrıldık.
    Aramızda yüz yıllık zaman,
    yol yüz yıllık.

    Yüz yıldır alacakaranlıkta
    koşuyorum ardından.

    BİR FOTOĞRAFA - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Karşımdasın işte…
    Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
    Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
    Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
    Tıkandığım o an,
    Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
    Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
    Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
    Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
    Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
    bitti artık hepsi…Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
    Bakış açım belli oldu yine.
    Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
    Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
    Dağlara çarptım her esişimde.
    Yollara küfrettim her gidişinde.Demiştim sana hatırlarsan:
    “Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
    ‘zamanla bırakmamak’tir..”
    Şimdi bana, geçen o zamanın
    Unutulmaz sancısı kalır

    Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
    Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…

    YÜRÜMEK… - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    yürümek;
    yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
    havaları boydan boya yarıp ikiye
    karanlığın gözüne bakarak yürümek..
    yürümek;
    dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
    kelleni orta yere
    yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
    yürümek;yolunda pusuya yattıklarını,
    arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
    yürümek;
    yürekten gülerekten yürümek …
    PİRAYE İÇİN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Ne güzel şey hatırlamak seni;
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken…Ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
    İçimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti…
    Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak
    koyu bir karanlık…Ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazmak sana dair
    hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya…

    Ne güzel şey hatırlamak seni.
    Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipek dokumalıyım.
    Ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken…

    YUMDUM GÖZLERİMİ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Yumdum gözlerimi
    Karanlıkta sen varsın
    Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
    Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerinYumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
    Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
    Şimdi orda herşey seninle başlıyor
    Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
    Ve sana ait olmayan
    BEŞ SATIRLA - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Annelerin ninnilerinden
    spikerin okuduğu habere kadar,
    yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
    anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
    anlamak gideni ve gelmekte olanı.

    ÇEKİLMEZ BİR ADAM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Çekilmez bir adam oldum yine
    Uykusuz, aksi, lanet
    Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi
    Azgın bir hayvan döver gibi
    O gün çalışıyorum
    Sonra birde bakıyorsun ki
    Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü
    Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün
    Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün
    Kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet
    Çekilmez bir adam oldum yine
    Uykusuz, aksi, lanet
    Yine her seferki gibi haksızım
    Sebep yok olması da imkansız
    Bu yaptığım iş ayıp rezalet
    Fakat elimde değil
    Seni kıskanıyorum.

    DURUP DURURKEN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
    Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
    Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
    Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
    Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
    Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
    Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
    Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
    Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
    Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne…
    KADINLARIMIZ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
    sanki gidenler hiçbir zaman
    hiçbir menzile erişemeyecekti.
    Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
    Ve onlar
    ayın altında dönen ilk tekerlekti.
    Ayın altında öküzler
    başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
    ufacık kısacıktılar
    ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
    ve ayakları altından akan
    toprak,
    toprak,
    ve topraktı.
    Gece aydınlık ve sıcak
    ve kağnılarda tahta yataklarında
    oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
    Ve kadınlar
    birbirlerinden gizleyerek
    bakıyorlardı ayın altında
    geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
    Ve kadınlar
    bizim kadınlarımız:
    korkunç ve mübarek elleri
    ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
    anamız, avradımız, yarimiz
    ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
    ve soframızdaki yeri
    öküzümüzden sonra gelen
    ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
    ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
    ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
    ışıltısında yere saplı bıçakların
    oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
    kadınlar,
    bizim kadınlarımız
    şimdi ayın altında
    kağnıların ve hartuçların peşinde
    harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
    aynı yürek ferahlığı,
    aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
    Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
    ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
    Ve ayın altında kağnılar
    yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.

    PİRAYE İÇİN YAZILMIŞ 21-22 ŞİİRLERİ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    22 Eylül 1945Kitap okurum:
    içinde sen varsın,
    şarkı dinlerim:
    içinde sen.
    Oturdum ekmeğimi yerim:
    karşımda sen oturursun,
    çalışırım:
    karşımda sen.
    Sen ki, her yerde “hâzırı nâzır”ımsın,
    konuşamayız seninle,
    duyamayız sesini birbirimizin:
    sen benim sekiz yıldır dul karımsın…23 Eylül 1945

    O şimdi ne yapıyor
    şu anda, şimdi, şimdi?
    Evde mi, sokakta mı,
    çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
    Kolunu kaldırmış olabilir,
    - hey gülüm,
    beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi…

    O şimdi ne yapıyor,
    şu anda, şimdi, şimdi?
    Belki dizinde bir kedi yavrusu var,
    okşuyor.
    Belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir,
    - her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren
    sevgili, canımın içi ayaklar!..
    Ve ne düşünüyor
    beni mi?
    Yoksa
    ne bileyim
    fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
    Yahut, insanların çoğunun
    neden böyle bedbaht olduğunu mu?

    O şimdi ne düşünüyor,
    şu anda, şimdi, şimdi?..

    24 Eylül 1945

    En güzel deniz:
    henüz gidilmemiş olandır.
    En güzel çocuk:
    henüz büyümedi.
    En güzel günlerimiz:
    henüz yaşamadıklarımız.
    Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
    henüz söylememiş olduğum sözdür…

    30 Eylül 1945

    Seni düşünmek güzel şey
    ümitli şey
    dünyanın en güzel sesinden en güzel
    şarkıyı dinlemek gibi bir şey.
    Fakat artık ümit yetmiyor bana,
    ben artık şarkı dinlemek değil
    şarkı söylemek istiyorum…

    1 Ekim 1945

    Dağın üstünde:
    akşam güneşiyle yüklü olan bir bulut var
    dağın üstünde.
    Bugün de:
    sensiz, yani yarı yarıya dünyasız geçti
    bugün de.
    Birazdan açar
    kırmızı kırmızı:
    gecesefeları birazdan açar kırmızı kırmızı.
    Taşır havamızda sessiz, cesur kanatlar
    vatandan ayrılığa benzeyen ayrılığımızı…

    6 Ekim 1945

    Bulutlar geçiyor: haberlerle yüklü, ağır.
    Buruşuyor hâlâ gelmeyen mektup avucumda.
    Yürek kirpiklerin ucunda uzayıp giden toprak uğurlanır.
    Benim bağırasım gelir: -”Pîrâye, Pîrâye!..” diye

    HER KİTABIMIN SON SÖZÜ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Sen sanma ki sanatın
    damağında tadı var
    acı bir hıyar
    lezzeti gibi…Mısralarımda yok benim
    gözyaşlarımın tadı,
    Şiirlerim içilmez
    ingiliz tuzu gibi

    MAVİ LİMAN - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
    Seyir defterini başkası yazsın.
    Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
    Beni o limana çıkaramazsın…

    HAYDİ GÜLE GÜLE GÜLÜM - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Haydi güle gülü gülüm
    haydi güle güle
    Hani ağlamak yoktu?
    Ağlama kızım,
    gözüne batacak sürmelerin.
    Taksiye bindin işte,
    işte hapishanesinde yattığım şehrin
    geçiyorsun içinden.
    Şöför belki ben yaşta bir adam
    dikiz aynasından bakıyor sana
    anlıyor bu güzel kadının ağlamasını.
    Belki onunda içerde yatanı vardır,
    belki tanır beni, belki kendiside bizdendir.
    Biliyorum:
    Demirlerden seyrettiğim bu şehir
    kaplıcalar
    türbeler
    ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır.
    Ve sahici insanları
    benim insanlarım
    nasılda perişan…
    Fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur
    sen gözyaşları arasından
    onlara baktığın zaman.
    Sen bu şehre bundan öncede geldin demek?
    Sen bu şehre gelesinde beni aramayasın!
    Öylemi? AĞLA GÜLÜM!
    Hemde hüngür hüngür ağlamalısın.
    Hayır ağlama, Allah belamı versin benim ağlama!
    Etrafına bak:
    Ben ve şehir çoktan arkada kaldık
    SALKIM SÖĞÜT - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Akıyordu su
    gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
    Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
    Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
    koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
    Birden
    bire kuş gibi
    vurulmuş gibi
    kanadından
    yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
    Bağırmadı,
    gidenleri geri çağırmadı,
    baktı yalnız dolu gözlerle
    uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

    Ah ne yazık!
    Ne yazık ki ona
    dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
    beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!

    Nal sesleri sönüyor perde perde,
    atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

    Atlılar atlılar kızıl atlılar,
    atları rüzgâr kanatlılar!
    Atları rüzgâr kanat…
    Atları rüzgâr…
    Atları…
    At…

    Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

    Akar suyun sesi dindi.
    Gölgeler gölgelendi
    renkler silindi.
    Siyah örtüler indi
    mavi gözlerine,
    sarktı salkımsöğütler
    sarı saçlarının
    üzerine!

    Ağlama salkımsöğüt
    ağlama,
    Kara suyun aynasında el bağlama!
    el bağlama!
    ağlama!

    KAR YAĞIYOR - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Lambayı yakma, bırak,
    sarı bir insan başı
    düşmesin pencereden kara.
    Kar yağıyor karanlıklara.
    Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
    Kar…
    Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar…
    Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
    altında yağan karın.

    Lambayı yakma, bırak!
    Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
    dilsiz olduklarını anlıyorum.
    Kar yağıyor
    ve ben hatırlıyorum.

    HAVA SOĞUK - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Hava puslu, soğuk
    Kırlar koyu, kırmızı
    Saman sarısı, ölü yeşil
    Kış gelmek üzere oysaki gönül
    Kışa girmeye hazır değil

    MASALLARIN MASALI - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Su basında durmuşuz,
    çınarla ben.
    Suda suretimiz çıkıyor,
    çınarla benim.
    Suyun şavkı vuruyor bize,
    çınarla bana.

    Su basında durmuşuz,
    çınarla ben, bir de kedi.
    Suda suretimiz çıkıyor,
    çınarla benim, bir de kedinin.
    Suyun şavkı vuruyor bize,
    çınarla bana, bir de kediye.

    Su basında durmuşuz,
    çınar, ben, kedi, bir de güneş.
    Suda suretimiz çıkıyor,
    çınarın, benim, kedinin, bir de günesin.
    Suyun şavkı vuruyor bize,
    çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

    Su basında durmuşuz,
    çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
    Suda suretimiz çıkıyor,
    çınarın, benim, kedinin, günesin, bir de ömrümüzün.
    Suyun şavkı vuruyor bize,
    çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

    Su basında durmuşuz.
    Önce kedi gidecek,
    kaybolacak suda sureti.
    Sonra ben gideceğim,
    kaybolacak suda suretim.
    Sonra çınar gidecek,
    kaybolacak suda sureti.
    Sonra su gidecek
    güneş kalacak;
    sonra o da gidecek…

    Su basında durmuşuz.
    Su serin,
    Çınar ulu,
    Ben şiir yazıyorum.
    Kedi uyukluyor
    Güneş sıcak.
    Çok şükür yaşıyoruz.
    Suyun şavkı vuruyor bize
    Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze….

    MAZİ - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Kalbimde maziden bugün izler var
    Her siyah saatım bu izle erir
    Ruhumu geçmişin hicranı sarar
    Doğanlar ölür ölen dirilir

    Anladım hayatmış mazinin adı
    Yıllara karışan her şey ses verir
    Hasretle doludur geçmişin yadı
    Mazinin elemi bile tatlıdır.

    KIZIL SAÇLISINA - NAZIM HİKMET
    Şiirler

    Pembe yanaklı al dudaklı bir karım olursa eğer..
    Olursa 24 ayar ahlaklı..
    Anama bakar gibi bakar..
    İlaha tapar gibi taparım..!

    Ama…!
    Kalleş çıkarsa karım..
    Anam avradım olsun bir teneke benzin döker yakarım…!

    Kimine göre kadın..!
    Soğuk kış gecelerinde sarılıp yatmak içindir..

    Kimine göre kadın..!
    Sıcak harman gecelerinde zil takıp oynatmak içindir..

    Kimine göre kadın..!
    Ömür boyunca omuzumuzda taşıdığımız..
    En büyük sevabımız ve en büyük vebalimizdir..

    Ama sen KADINIM..!
    Benim için sen..
    Ne o..
    Ne bu..
    Şusun sen..!
    Benim can yoldaşım kavga arkadaşımsın…

    Sponsorlu Bağlantılar

    En güzel Trafik Haftası şiirleri kısa anlamlı Trafik Haftası ile ilgili şiirler

    Çok Kısa Bayrak Şiirleri Anlamlı Güzel Tek Kıtalık Bayrak İle İlgili Şiirler

    Bu sayfadaki "En Güzel Nazım Hikmet Şiirleri, Aşk Sevgi Vatan Ayrılık ve Hüzün İle İlgili Şiir Arşivi" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *