26.07.2014

    En yaşlı insan fosili

    Sponsorlu Bağlantılar

     3,5 milyon yıllık insan fosili bulundu
    Amerikalı bilim insanları, Etiyopya’da 3,5 ila 3,8 milyon öncesine tarihlenen erken insan atası fosili kalıntıları buldular
    ABD’nin Cleveland Üniversitesi’nden araştırmacıların Afar çölünde yaptıkları ve en ünlü insan atası fosillerinden “Lucy”nin bulunduğu yere 30 km uzaklıktaki kazılarda gün ışığına çıkarılan fosil kalıntıları arasında birkaç tam çene ve kısmen bir iskelet bulunuyor.

    Kazı ekibinin başkanlarından Dr. Yohannes Haile-Selassie, keşiflerinin, hiç bilmedikleri bir zaman çerçevesine ışık tutması açısından önemli olduğunu belirterek, “Etiyopya’da erken insanın evrimi konusunda 6 milyon yıla varan bir kaydımız var, ancak bunlar arasında küçük boşluklar bulunuyor ve bu da bunlardan birisi” diye konuştu.

    Fosil kalıntılarının ünlü “Lucy”nin türü Australopithecus afarensis ve çok daha eski bir tür olan Australopithecus anamensis arasındaki ilişkiye ışık tutucak döneme ait olduğunu belirten paleoantropologlar, eski türlerin “Lucy”nin atası olduğunu düşündüklerini, ancak bundan emin olmak için daha fazla fosile ihtiyaç olduğunu kaydettiler.

    Araştırmacılar, kazı bölgesinde çok sayıda maymun, antilop ve yaban domuzu kemiklerinin de bulunduğunu belirterek, ilk insanların şu anki kayalık Afar çölünden çok daha yeşil ve ağaçlık bir yerde yaşadıklarını gösterdiğini söyledi.

    En Yaşlı Çocuk Fosili

    Bilim insanları şimdiye dek bulunmuş olan en yaşlı çocuğu, günümüzden 3.3 milyon yıl öncesine tarihlenen bir kız çocuğu olduğu görülen fosil kalıntılarını günyüzüne çıkardılar.

    Üç yaşından büyük olmayan bir çocuğun kayda değer ölçüde tam olan iskeleti, insanların ilk atalarının insanlar ile diğer büyük insanımsı maymunlar arasındaki [evrimsel-çn] çizgiyi nasıl bulanıklaştırdığının ipuçlarını da taşımakta. Bulunan fosilin belden aşağısı insanlar gibi ayağa kalkmış olarak yürüyenleri andırmakta iken, gövdenin üst bölümü insanımsı maymunlara şaşırtıcı ölçüde benzemekte ve neredeyse şempanzelerin, ağaçlara tırmanmak için özelleşmiş parmak kemikleri kadar uzun olan bükülü parmak kemikleri sergilemekte.

    Şekil 1. Image of juvenile Australopithecus afarensis, the oldest known fossil of a girl. Credit: Zeresenay Alemseged and Copyright Authority for Research and Conservation of Cultrual Heritages (ARCCH).

    Kız çocuğunun fosili, Homo cinsinin atası olduğuna yaygın olarak inanılan Australopithecus afarensis türüne aittir. [Bilindiği gibi-çn] Homo cinsi bizim dahil olduğumuz türü, Homo sapiens’ı da kapsamakta.

    Aralıktan Gözetleyen Yüz
    İskelet KD Etyopya bölgesinde, Afar Çöküntüsü’nün çorak topraklarında bulundu. Bu bölge, Max Planck Enstitüsü Evrimsel Antropoloji Bölümü’nden paleoantropolog Zeresenay Alemseged’in ilk kez 1999 yılında meslektaşlarını yönlendirmiş olduğu bölgedir. Aşırı sıcak, ansız sellenmeler, sıtma, yırtıcı hayvanlar ile karakteristik olan bölge, insan fosil bulguları açısından zengin bir tarihçeye sahiptir.

    Araştırma grubu üyesi Tilahun Gebreselassie, 2000 yılı Aralık ayında yakıcı güneş altında tozlu bir yamaçta dışarı bakan minik bebeğin yüzünü ilk gören olmuştu. Kazılar, bir kantalop kavunundan daha büyük olmayan kemiklerden oluşan bir yığını günışığına çıkardı.

    İnce ve minik kemiklerin içine gömülü olduğu kumtaşını -neredeyse tane tane- kazımak, günümüze değin beş yıllık bir süreyi kapsamıştır.

    Büyük Bir Sellenme
    İskeletin bulunduğu kat, eski Awash Irmağı’nın görünürde çocuğun ölümüne neden olan ani bir sellenme sonucunda bebeği çakıl ve kumların arasına hızla gömdüğünü açığa çıkarmıştır. Bebeğin yaşamış olduğu bölge, o dönemde, yayın balığı, tatlısu kabukluları, timsah, suaygırı (hipopotam) ve dev kaplumbağalar açısından zengin ve susamurları ile çalılık domuzlarının daha az bulunduğu bir akarsu deltasıydı. Yakınındaki ağaçlık bölge impalaların, açık otlaklar ise fillerin, gergedanların ve Afrika antiloplarının [gnu-çn] yaşam alanıydı.

    Leğen kemiği (pelvis), omurganın alt bölümü ve kol ve bacaklarının bir bölümü bulunamamış olsa da, iskeletin büyük bölümü günyüzüne çıkarılmıştır. Bulunan iskelet tüm kafatasını, neredeyse tüm gövdeyi, sırt alt bölümündeki omurları ve ikisi dışındaki tüm dişleri içermektedir. X-ışınları incelemesi, çenede henüz patlamamış dişlerin de içerildiğini göstermiştir.

    Bu iskelet bir Australopithecus afarensis çocuğunun neye benzediğini de ilk gez gözler önüne sermiştir. Londra Üniversitesi Meslek Okulu’ndan (UCL) araştırmacı, Doktor Fred Spoor, bunun “ilk atalarımızın beyinlerinin nasıl geliştiği konusunda ipuçları verdiğini” belirtmektedir.

    Çocuğun beyin hacminin 330 cm3 olduğu sanılmaktadır. Bu, aynı yaştaki bir şempanzenin beyin hacminden çok da farklı değildir. Ancak, kendi türünün yetişkinleri ile karşılaştırıldığında, çocuğun beyin hacminin yetişkinin beyin hacminin sadece %63 ile %88’i arasında olduğu görülür. Bu, üç yaşına ulaştığında beyin gelişiminin %90’ını tamamlamış olan şempanze ile karşılaştırıldığında, göreli yavaş beyin gelişimini sergiler. Bu beyin gelişimi hızı gerçekte insanlarınkine bir ölçüde yakındır ve olasılıkla insan evrimi sürecindeki erken bir değişimi işaret etmektedir.

    Goril Omuzları
    Yine, insanlığın evrimi sürecinin az bilinen ya da bilinmeyen yönlerine ışık tutan iskelet parçaları da bulunmuştur. Bu parçalar, kürek kemikleri ve dil kemiğidir.

    İskeletin kürek kemikleri genç bir gorilinkini andırır ve çocuğun ağaçlara tırmanabildiğini düşündürür. Ağaçlar üzerinde yaşadığını destekleyen diğer kanıtlar, iskeletin şempanzeninkine benzeyen parmaklarında ve iç kulağındaki yarı dairesel kanallardan edinilmiştir. [İç kulaktaki-çn] bu kanallar sıvı ile doludur ve dengeyi sağlamakta yaşamsal önem taşır. İnsanlarda bu üç kanaldan ikisi, ayağa kalktığında dengeyi korumaya yardımcı olması için büyümüştür. İskeletteki kanlar ise insanlardakinden çok şempanzedeki kanallar gibidir.

    Dil kemiği ise gırtlağın [voice box] nasıl yapılandığını yansıtır ve bu nedenle de konuşmanın evrimi konusunda ipuçları sağlar. Bulunan kız çocuğunun dil kemiği insanlarınkinden farklıdır ve diğer büyük insansı maymunlarınkini andırır.

    İskelet, şempanze yavrularının anne şempanzelere elleri ve ayak parmaklarıyla yapışmalarına ve böylece anne şempanzenin bebeği yakından kollamaktayken aynı zamanda besin araması ve toplamasına, tehlikeden kaçmasına ve gezinmesine olanak tanıyan büyük ayak parmaklarından yoksun olması nedeniyle, insanlarınkini andırır. Bilim insanları bunun, bulunan kız çocuğunun taşınması gerektiğini, bu nedenle annesinin kendini koruma yeteneğini kısıtladığını ve olasılıkla da korunmak ve besin sağlamak için erkeğine ve daha büyük ölçekli bir grupla sosyal bağlara bağımlı kıldığı sonucuna varmışlardır.

    Araştırmacıların bulguları 21 Eylül tarihli Nature’da yayımlanmıştır.

    Daha fazla bilgi için bir kaynak… (İngilizce)

    Bütün hakları Dursun BAYRAK’a aittir.

    Kaynakça:
    Choi, C. Q. 2006. Most Ancient Child Unearthed, livescience.com

    İnsanlık tarihinin en eski kanıtı
    Etiyopya’da bundan 40 yıl önce gün ışığına çıkarılan insan fosilleri üzerinde yapılan yeni araştırmalar, bunların 195 bin yıllık olduğunu ortaya koydu. Böylece, modern insanın ortaya çıktığı 200 bin yıl geriye giden en eski kanıt bulunmuş oldu.
    Bilinen en eski insanoğluna ait kafatası 195 bin yıl öncesine gidiyor. İlk insanın Doğu Afrika’da 200 bin yıl önce ortaya çıktığı düşünülüyor.
    NTV-MSNBC VE AJANSLAR
    17 Şubat 2005 —  Araştırmayı gerçekleştiren Stony Brook Üniversitesi uzmanı Dr. John Fleagle, genetik analizlerin fosillerin 40 yıl önceki ilk belirlemelerden daha da eski olduğunu gösterdiğini vurguladı. Dünyanın en eski fosilleri 1967 yılında Etiyopya’nın güneybatısında Omo Nehri kıyısında bulunmuştu.

     


    NTVMSNBC Reklam


    YENİ TEKNİĞE GÖRE 195 BİN YILLIK
    Gün ışığına çıkarıldıkları bölgenin adıyla Omo olarak anılan fosillerden Omo I, kafatası ve iskelet parçalarından oluşurken, Omo II iskeletsiz ancak bütün bir kafatasından oluşuyor. Her iki kalıntının da Homo Sapien olduğu ve 135 bin yıllık olduğu düşünülüyordu. O zamanki yaş değerlendirmesi, iskeletlerin yanında bulunan istiridyelerdeki, radyoaktif uranyum atomlarından hesaplanmıştı. Ancak, kalıntıların bulunduğu bir kez daha modern tekniklerle inceleyen bilim adamları, kalıntıların aslında 195 bin yıllık olduğuna karar verdi.
    Buluntular iki ayrı insan iskeletinden oluşuyor. Omo 2 adlı fosilin kafatası, bir bütün halinde korunmuş durumda.

    İSKELETİN YAŞI KAYADAN HESAPLANDI
    Yeni sonuç ise modern tekniklerin bir armağanı. Bilim adamları iskeletlerin etrafındaki volkanik tüflerin içerdiği kristalleri inceledi. Kristallerdeki radyoaktif potasyum atomlarının çürümesi hesaplandı. Bu hesaba göre, iskeletlerin yatırılmasından sonra da kayalıklar volkanik değişiklikler geçirdi.

    1967 ve 2001′de ayrı ayrı bulunan kalıntılar birbirleriyle örtüşüyor.
           Kayada meydana gelen değişiklikler sonradan fosillerin üzerini örttü. Mantık gereği, örten katmanların yaşı iskeletten küçük, iskeletin altında kalan katmanlar ise yaşlı çıktı. Hesap, iskeletin sahibi Homo Sapiens’in 196 bin yıl önce öldüğünü gösteriyor. Tarafsız bilim adamları da geliştirilen tekniğin doğruluğunu vurgularken, kalıntıların dünyanın en eski fosili olduğunda birleşiyor.

    MODERN İNSANIN ŞAFAĞI
    Omo bulgularının son haliyle, bilimin elindeki fiziki bulgular insanoğlunun evrimsel sürecinin başladığı düşünülen 200 bin yıl öncesine kadar ulaşmış oluyor. İnsanoğlunun 200 bin yıl önce Doğu Afrika’da bugünkü Tanzanya civarlarında ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Bundan önceki en eski insan kalıntıları, yine Etiyopya’daki Afar bölgesinde bulunan 160 bin yıllık iskeletler.

    KÜLTÜRÜN ÇIKMASI 150 BİN YIL ALDI
    İskeletlerin yaşı ve evrimsel süreç açısından, bilim adamları modern insanın ‘modern’ özelliklerinin gelişmesinin 200 bin yıl aldığını ve hatta bu sürecin devam ettiğini vurguluyorlar. Ancak, söz konusu kalıntıların kültürel olarak ‘modern’ insan olduğunu söylemek zor.

    Etiyopya’nın Omo nehri en eski insan türlerinin ortaya çıktığı ender noktalardan biri.
            İnsanın ‘modern’ olarak nitelenmesi için birtakım kültürel özellikleri geliştirmiş olması gerekiyor. Bunlar arasında balık tutmak, müzik yeteneği, alet yapmak ve kullanmak, topluluk haline geçmek sayılabilir. İnsanoğlunun modern özelliklerini yaklaşık 50 bin yıl önce geliştirdiği düşünülürse, Etiyopya kalıntıları ‘modern insan’ın fiziksel olarak ilk oluşum evresine işaret ediyor. Kültürel özelliklerin gelişmesi ise ancak 150 bin yıl aldı.
    Makale hakemli bilim dergisi Nature’da yayımlandı.
    Sponsorlu Bağlantılar

    Denklemlerle ilgili çözümlü sorular, testler ve cevapları çıkmış sorular

    Eşlik ve benzerlik ile ilgili sorular 6.sınıf

    Bu sayfadaki "En yaşlı insan fosili" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *