Firavun ve Hz. Musa Duası

129 2
Sponsorlu Bağlantılar

Firavun ve Hz. Musa Duası, firavunun kabul olan duası, firavunun allaha dua etmesi, firavunun ettiği dua, hz.musanın duası, hz.musanın firavun için ettiği dua

Firavunla Hz. Musa iddialaşmışlar.. Firavun nil nehrini ters akıtabileceğini söylemiş. Hz. Musa’da bunun mümkün olmayacagını düşünerek kabul etmiş ve ertesi sabah halkı nehrin yanında toplanması söylenmiş.
Hz Musa akşam eve gidince yatmış, firavun ise kendisini tanrı ilan ettiği halde sabaha kadar dua etmiş “Musa’nın Allah’ı…” diyerek.
sabah oldugunda erkes nehrin kenarında toplanmş ve Firavun elinin işaretiyle nehir ters yönde akmaya başlamış.
bunu gören Hz. Musa, Allah’a(c.c.) yakarmış “beni niye burda küçük düşürdün” diye. Allah(c.c.) obana inanmay bilir acak iyide olsa kötüde olsa oda benim kulum. sen gece yatarken, o “Musa’nın Allah’ı…” diyerek sabaha kadar dua etti. ben kulum iyide olsa kötüde olsa samimi duasını kabul ederim….

Hz Musa (as)’ın, dilindeki bağın çözülmesi için yaptığı dua kabul oldu mu? Eğer kabul olduysa Firavun neden onunla alay etti?

Aşağıdaki ayetlerden anlaşıldığına göre Hz. Musa (as)’ın bütün istekleri yerine getirilmiştir.

“Musa dedi ki: “Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimin düğümünü çöz.  Ki, sözümü iyi anlasınlar. Bana ailemden birini de vezir (yardımcı) ver. Kardeşim Hârûn’u. Onunla arkamı kuvvetlendir Onu işime ortak kıl.  Böylece seni bol bol tesbih edelim. Ve seni çokça analım. Şüphesiz sen bizi çok iyi görmektesin. Allah buyurdu: “Ey Musa! Dilediğin şeyler sana verildi.”
(Tâ Hâ, 20/25-36).

Son cümlede yer alan “Ey Musa! Dilediğin şeyler sana verildi.” mealindeki ifadeden bu isteklerin tamamının verildiğini anlamak mümkündür.(bk. İbn Aşur, İlgili ayetin tefsiri).

“(Firavun dedi:)Yahut ben, meramını ifâde etmekten âciz olan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?”(Zuhrüf, 43/52)

mealindeki ayette işaret edilen husus, Hz. Musa (as)’ın iyileşmeden önceki halini anlatmaktadır. (bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri) Buna göre Firavun şöyle demek istiyordu: “Sen daha bir süre öncesine kadar doğru dürüst konuşmayı bilmezken, şimdi kalkıp bana karşı mı nutuk çekiyorsun?” 

Konunun diğer bir boyutu da bunun Firavun tarafından yapılan bir iftira olduğudur. Hain Firavun, Hz. Musa (as)’ın değerini düşürmek için, böyle bir iftirada bulunarak, dilinin hala peltek olduğunun insanlar arasında yayılmasını istiyordu. Musa (as)’ın çocukluğu zamanında mübarek dilinde bir çeşit pelteklik vardı ve bu halk tarafından da biliniyordu. Fakat yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere bilahare Hz. Musa (as)’ın  “Dilimin düğümünü çöz” diye gerçekleşen duasını Allah kabul buyurarak o arıza kendisinden yok olmuştu. (Ö. Nasuhi Bilmen, Kuran-ı Kerim’in Türkçe Meal-i Alisi ve Tefsiri, 7/3288)

O devirde mesaj ilan etme yöntemi, burada bildirildiği üzere dellal çağırtmaktı. Çünkü şu ayetler de buna işaret etmektedir:

“Firavun halkına duyuru yapıp dedi ki: “Ey benim halkım! Mısır’ın yönetimi benim elimde değil mi? Ayaklarımın altından akan şu nehirler, kanallar benim değil mi? Görmüyor musunuz? Yoksa ben, şu aşağılık, meramını bile neredeyse anlatamayan adamdan daha üstün değil miyim? Eğer o dediği gibi ise, üstüne gökten altın bilezikler atılmalı, yahut beraberinde melaikeler gelmeli değil miydi?” (Zuhruf, 43/51-53)

Bu dellallar şehir, köy ve kasabalarda konuyu halka duyururlardı. Hz. Mûsâ (as)’da risaletten sonra kekemelik yoktu. Zira Taha, 27-36 âyetlerinde nakledilen “Dilimdeki tutukluğu çöz” duası, elbette kabul edilmişti. Firavun’un böyle demesi, ilahî mesajı anlamama konusundaki inadından ileri geliyordu. Kasden önemsemiyor veya önemsemez görünüyordu. O dönemde, bir elçi gönderen hükümdar, önce onu, üzerinde ve çevresinde bütün ihtişam ve zenginliğini ispatlayacak eşyalarla donatırdı. Firavun, Mûsâ (as)’da bundan bir eser göremeyince, onun sadeliğini, elçi olmayışının delili saymak istemişti. (Suat Yıldırım. Meal, ilgili ayetlerin açıklaması)

Râzı’ye göre ise, Firavun onun iyileştiğini bilmeden konuşmuş olabileceği gibi, kendisini haklı çıkaracak delilleri getirmekten âciz olduğunu söylemek istemiş olabilir. (Râzî, ilgili ayetin tefsiri)

Firavunun duası

DUA

Hz Musa ve Firavun halkın huzurunda iddiaya girerler.
Hz Musa “benim Rabbim nil nehri ile Mısır’a hayat verir” der.
Firavun, “Ben istersem o nil nehrini tersine çeviririm” der.
Hz Musa hadi yap deyince, Firavun ondan süre ister. Ertesi gün buluşmak üzere ayrılırlar. Hz Musa emri yerine getirmenin huzuru ile evine gider ve istirahate çekilir. Firavun ise gece uyumaz ve Hz Musa’nın Rabbi’ne Nil’in sahibi olduğu için dua eder ve uyumaz. Ertesi gün bir araya gelirler ve nil nehri Firavun’un dediği gibi ters akmaya başlar. Bunun üzerine Hz Musa;
“Ya Rabbi, Ben senin söylemediğin bir şeyi söylemedim, neden böyle irade buyurdun?” der.
ElCevap;
“Senin söylediğin doğruydu ama sen uyurken O dua etti. Ben herkesin Rabbiyim, herkesin duasına icabet ederim.”
….

Allah o kadar adildir ki, kendisine tapana da tapmayana da duası karşılığına mutlaka yardım eder. Zira o Alemlerin Rabbidir.

Dua insanın kulluğunu bilmesi, aczini ifade etmesidir. Allah kulun bu halini çok sever, ve bu haldeki kulunun isteklerine hemen cevap verir. Elbette insan O’nun yardımı ve nimeti olmadan tek bir nefes bile alamaz.

 

Sponsorlu Bağlantılar

2 Yorum --> "Firavun ve Hz. Musa Duası"

  1. semih

    Bu Duanın kaynağı hangi kitap ve neresindedir lütfen bilenler yardım etsin… çunku bu duayı daha önce duymuştum başkasına anlattım böyle birşeyin olamayacağını söyledi onun bana delil lazımmmm.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *