20.04.2014

    Geçmişten Günümüze Telefonun Tarihçesi Gelişimi ve Dünden Bugüne Telefon Resimleri

    Geçmişten Günümüze Telefon ile ilgili etiketler: 

    geçmişten günümüze telefonun gelişimi,

    geçmişten günümüze telefon çeşitleri,

    geçmişten günümüze telefon resimleri,

    telefonun tarihçesi,

    geçmişten günümüze televizyon,

    geçmişten günümüze telefon araçları,

    geçmişten günümüze bilgisayar,

    geçmişten günümüze iletişim araçları,

    geçmişten günümüze iletişim araçları telefon

     


    1876 yılında Alexander Graham Bell telefonu icat ettiğinde insan iletişiminde yeni bir çığır açıldı. Bell’in buluşundan önce bir mesajı en hızlı iletmenin yolu Mors alfabesiyle telgraf hatlarından ulaştırmaktı. Ancak telgraf kullanımında insan sesinin teller aracılığıyla aktarılmasına olanak yoktu. Kendi dönemine göre yeni bir yöntem sayılan telgraftan önce acil mesajların atlı ulaklar duman işaretleri güvercinler ve gemiler kullanılarak iletilmesi gerekiyordu. 1870′li yıllarda pek çok insan telgrafı geliştirmek için çaba harcıyordu. Ancak Bell tek başına ipi göğüslemeyi başardı. Bell tüm hayatını sağırların eğitimine adamıştı. Bir yandan da telgrafı geliştirmeye ve bu sayede para kazanmaya çalışıyordu. Deneyleri sırasında bir odadan diğerine gerdiği telin yansıttığı ses titreşimlerini duydu. Bu zayıf sesi diğer mucitler de duymuş olsalar bile büyük farklılığı kavrayamadıkları hemen hemen kesindi. Bell insan kulağının titreşimleri güçlendirmesi konusundaki derin bilgilerinin yardımı ve tel aracılığıyla insan sesinin aktarılmasının mümkün olduğunu kavradı. Böylece telefon doğdu. On yıl içerisinde önce Amerika’ya daha sonra da tüm dünyaya yayıldı.

    XIX. yüzyılın son çeyreğinde Morse telgrafı standart araçları kuralları ve uzmanlarıyla tam örgütlenmiş bir kamu hizmeti durumuna gelmişti. Ve sayısız araştırmacılar daha da geliştirmek için harıl harıl çalışmaktaydılar. Çabaları özellikle iki yön izlemekteydi: En kısa zamanda masrafları karşılayacak azami hızı ulaşımda sağlamak; bir de Morse alfabesini bir yana bırakıp mesajları normal yazıyla alabilmek…

    Birincisini duplex (çift taraflı haberleşme) tekniğiyle yani her iki yönden birden mesaj göndermek yoluyla sağladılar. Bu güzel icat iki kişinin eseri oldu: Wheatstone (1852) ve Amerikalı Stearns (1868). Ünlü Thomas Edison da bunu 1871′de guadruplex sistem haline soktu.

    İkinci sorun için ilk çözüm bulan İngiliz Davit Hughes (1831-1900) oldu.1855′te alfabenin harflerine karşılık olan bir klavye teklif etti. Ama yine de en köklü çözüm yolunu basit bir telgraf teknisyeni olan Fransız Emile Baudot (1845-1903) gösterdi. 1874′te karma bir yol Hughes ile şirketinin kullandığı Morse makinelerinin birleştirilmesini teklif etti. Ve bunu gerçekleştirmeyi başardı. Böylece yazılı bir telgraf meydana getirmekle kalmadı birkaç mesajı (5-6 taneyi) birden gönderme imkânını da sağlamış oldu.

    Açıkgöz bir adam olan Baudot icadının beratını almaya ve makinesini P.T.T.’ye kabul ettirmeyi başardı. Bunun kendisine paraca bir tatmin sağladığı söylenemezse de adının Morse’unki gibi gelecek kuşaklara bir cins isim olarak kaldığını görmek kıvancına erişti.

    Telefon Baudot’nun ilk denenmesi sırasında icat edildi.

    Bu icadın da uzun bir geçmişi olmuştur. İlkini sicimi: telefonu (Hooke) bir yana bırakalım; 1782′de sesleri 800 m. uzağa götürmeyi deneyen Papaz Dom Gauthey’i de anıp geçtikten sonra bu alanda ciddi ilk çalışmayı yapmış olan Amerikalı Charles Page’a (1812-1873) gelelim. Page yumuşak demir parçacıklarını hızla mıknatıslamak ve mıknatıslığını gidermek yoluyla sesleri almayı başarmıştı. Meslektaşı Cenevreli fizikçi Auguste de la Rive (1801-1873) bunu geliştirdi ve işi telefonun gerçek ön-icatçısı olarak sayacağımız Alman fizikçi Philipp Reiss (1801-1873) ele aldı .

    Reiss makinesi sesin titrediği bir zardı ve bu titremeler elektrik devresini kapatmaktaydı.

    Reiss uluslararası üne sahip bir bilgin değildi. Öyle ki çalışmaları kendini aynı çalışmalara vermiş olan Amerikalı profesörün kulağına rastlantıyla çalındı. Bu bir diksiyon profesörünün oğlu olup 3 Mart 1847′de Edinburg’da doğan Graham Bell idi. Kendisi de babası gibi fonetikle konuşma mekanizması ve sağır dilsizlerle ilgilenmişti. Bu alandaki incelemeleri sırasında Holmholtz’un “İşitme Duyusu Açısından Müziğin Fizyolojik Teorisi” (1863) adlı eserinden elektromıknatısın etkilediği bir diyapazon aracılığıyla nasıl sesler elde edilebileceği hakkında fikir edinmiş ve elektrik konusunda incelemeler yapmaya başlamıştı.

    1872′de A.B.D.’ye göç eden ve Boston Üniversitesine ses fizyolojisi profesörü olarak atanan Bellsağırlarla ilgili projelerini bir yana atmış değildi; hatta bir sağır kadınla evlenmişti. O kadar ki 1875′te bir telgraf maniplesi aracılığıyla bir diyapazonu onlar için titreştirmişti. Günün birinde diyapazonun yerine mıknatıslı maden parçaları kullandı ve bunlardan birinin kuru bir ses çıkararak elektromıknatısa gidip yapıştığını gözlemledi. Ani bir esinlemeyle irkildi. Maden parçacıklarının yerine bir zar yerleştirdi ve zarı titreşimlerine göre direnci değişen bir elektrik devresine bağladı. Sonra telin öbür ucunda çalışmakta olan asistanına seslendi: “Bay Watson gelin! size ihtiyacım var.” Watson şaşkın ve ürkek bir tavırla koşup geldi: Patronunun sesini telefondan duymuştu.

    Bu olay 10 Mart 1876′da olmuştu. O zamanlar ilim adamları bu icadı Amerika’nın en olağanüstü buluşu olarak nitelemekteydiler ama o haliyle çok olduğu da bir gerçekti. Bir elektrik jeneratörüyle çalışmıyordu. Elektrik akımını yaratan vericideki manyetik alanın değişimleriydi ve bu telden geçerek alıcıdaki elektromıknatısı harekete getiriyordu. Bu durumda 10-12 metreyi aşamazdı. Aygıtı ilk geliştiren Edison oldu (1876). Vericiye bir pil bağlayarak gücünü artırdı. 1878′ de Hugnes mikrofon’u icat etti ve böylece zarların titreşimleri sonucu elde edilen sesleri büyük oranda yükseltmek mümkün oldu.

    Böylesine olağanüstü bir buluş sözgelişi New York’ta iken Boston’daki arkadaşının sesini duymak görülmemiş bir heyecan yarattı; olaylara kıskançlıklara kinlere ve davalara konu oldu. ilk davayı açan Amerikalı değerli teknisyen Elisha Gray (1835-1901) idi. içine kapanık bir araştırmacı olan Gray telefonu Graham Bell’le aynı zamanda bulmuş ama ne yazık ki beratını ondan iki saat sonra istemişti. Bu 120 dakikalık gecikme mahkemelerin haklarını reddetmesi için yetti. Graham Bell’in icadını telgraf şirketi Western Union’a teklif edip (1877) reddedilmesinden sonra kurulan Bell Telephone Şirketi aleyhine; sözde başka mucitler geliştiriciler ve rakipler tarafından bir yığın davalar açılmaya başlanmış bir yandan da berat meseleleri çevresinde tatsız didişmeler ve açgözlü çekişmeler almış yürümüştü.

    Bütün davalar art arda gerçek mucidin lehine sona ermekteydi. Telefon da bir yandan durmadan yayılmakta teller şehirlerden şehirlere uzanmaktaydı. 1880 yılında Amerika’nın 35 eyaleti telefon santralına kavuşmuş ve 70.000 abone kaydetmişti. Bell 4 Ağustos 1922′de Halifax’da öldüğünde A.B.D. ve Kanada’daki 17 milyon abonelik şebekede ulaşım bir dakika durduruldu.

    1876′da telefonun icadı bunca hayranlık dolu bir şaşkınlık yarattıktan sonra fonografın etkisi ne oldu bir gözünüzün önüne getirin. Oysa bu konu da ani olarak patlak vermemiş çalışmalar az çok kulaktan kulağa duyulmuştu. Bilim adamları uzunca bir süreden beri uğraşmaktaydılar; hatta 1857′de yarı yola varmışlardı bile. O yıl mütevazı bir basın musahhihi olan Fransız Edouard-Leon Scott (1817-1879) gerçek bir kaydedici fonograf imal etti. Bu altında bir silindirin döndüğü madeni bir sivri uç ve buna bağlı bir zardan oluşmuştu. Bu zarın önünde konuşulunca ya da şarkı söylenince sesler sivri madeni uç aracılığıyla silindirin üzerinde titreşimli izlet bırakıyordu.

    Bu kaydetmenin tersinin olabileceği yani sivri ucu bu izlerden bir daha geçirmek yoluyla söz ya da müziği yeniden meydana getirmek bambaşka bir alandı elbet. Ve kolay kolay kimsenin aklına gelecek şey de değildi. Bunu ilk düşünen Charles Cros (1842-1888) adında bir Fransız oldu. Cros şair mizahçı hem de bilim adamıydı. Bir yandan şiirler yazıyor bir yandan da teorik olarak renkli fotoğraf gezegenlerarası ulaşım ve fonograf tasarlıyordu. Tasarıları gerçekleşti ve 1877′de Bilimler Akademisine “paleophone” adını verdiği gerçekte bir fonograf olan bir aletin planını sundu.

    Edison’un bu çalışmadan haberi oldu mu? Yoksa yalnızca bir rastlantı sonucu olarak mı bilmiyoruz; tıpatıp aynı ilkelere dayanan makinesi için berat istedi. Edison’u bu makinenin önünde çocukça bir şarkı olan “Mary had a little lamb -Mary’nin minik bir kuzusu var” şarkısını söylerken görenler makinenin az sonra hımhım bir sesle bunu tekrarladığını duydular.

    1878′in fonografı bir oyuncaktı ama inanılmaz bir gelişme gösterdi ve günümüzün elektrofon ve mikrosiyon plaklarına bir yığın yeni buluş ve icatlara yol açtı
    Geçmişten Günümüze Telefon Resimleri Dünden Bugüne Telefon Fotoğrafları Eski Telefon Fotoları













     

     

    Telefonun Geçmişten Günümüze Değişimi

    Edinburg doğumlu Alexsander Graham Bell, Amerikan yurttaşlığına geçmişti ve sağır bir kıza aşıktı. Sağırlara nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyordu. Boston Üniversitesi’nde ses fizyolojisi profesörü iken sesleri mekanik olarak yeniden üretme fikri kafasını sürekli meşgul ediyordu.

    Ses dalgaları, elektrik akımına dönüştürülebilirse, o zaman elektrik akımının da bir devrenin öteki ucunda yeniden sese dönüşürülebileceğini düşünüyordu. 1876 yılıydı. Bir gün sesi taşımak üzere tasarladığı bir araçla deney yaparken, pilin asiti pantolonuna döküldü. Asistanı Thomas Watson’dan, Watson’ın binanın başka bir tarafında olduğunu bilmeden yardım istedi.

    Bundan sonra neler olduğunu laboratuvar notlarında şöyle anlatır: “Ağızlıktan şu tümceyi söylemiştim: ‘Bay Watson, buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.’ Şaşılacak bir şey, ama geldi ve söylediklerimi duyup anladığını söyledi. O’ndan sözlerimi yinelemisini istedim. Harfi harfine yineledi. Sonra yer değiştirdik Watson, kitabın birinden ağızlığa birkaç bölüm okurken alıcıdan dinledim. Çıkan seslerin alıcıdan geldiğine hiç kuşku yoktu. Duyulan ses yüksek, ama anlaşılmaz ve boğuktu. Ne söylendiğini çıkaramadım, ama rastgele bazı sözcükler çok açıktı; en sonunda da çok açık ve anlaşılır biçimde “Bay Bell, söylediklerimi anladınız mı” tümcesi duyuldu.

    İsim:  106520091230110328555.jpg<br />
Görüntüleme: 21509<br />
Büyüklük:  32,0 KB (Kilobyte)

    Bell, bir yıl sonra telefonun patentini aldı. Birkaç ay sonra Bağımsızlık Bildirgesi’nin yayımlanışının 100. yıl kutlamalarının en coşkulu günleriydi. Konuk Brezilya İmparatoru 2.Pedro, “Bu konuşuyor” diye haykırarak onu bütün dünyaya duyurdu.

    Telefon bulunduğu sıralarda, Amerikalı bir belediye başkanı “Bir gün her kentte bir tane olacak” dediğinde cüretkar bir öngörü sayıldı. İngiltere’de de Postane Başmühendisi Sir William Preece, bir halk komitesinde, “Amerikalıların telefona ihtiyaçları var, ama bizim yok. Bizim elimizde bir yığın haberci çocuk var” dedi.

    Arthur C. Clarke, yirminci yüzyılın sonlarından önce dünyadaki her köyde değil, her evde bir telefon olacağını daha o günden tahmin etmişti.

    Thomas Edison, telefonu geliştirdi, gramofonun habercisi olan fonografı buldu. Joe Nickell, bu şeyin kolay kabul görmediğini şöyle anlatır: “1878′de, Fransız Bilimler Akademisi’nin üyeleri Du Moncel’in, Thomas Edison’un son buluşu ile ilgili olarak gerçekleştireceği bir gösteriye tanıklık etmek için toplanmışlardı. Toplantıya ünlü fizikçi Jean Bouilland da katılmıştı. Küçük, ilkel fonograf konuşmaya başladığı sırada (Du Moncel’in biraz önce söylediği sözleri yanlışsız yinelerken) 82 yaşındaki Bouilland, fizikçinin üzerine atılıp boğazına sarıldı.

    “Seni sefil!” diye bağırdı.”Bir vantroluğun hileleriyle bize aldatmak istemeye nasıl cüret edersin! “Bouilland, bir tek insanların konuşabildiğini, makinelerin konuşamayacağını “kavramış” biriydi!”
    Maxwel’in konuyla ilgili makalesi aslında 1865 yılında yayınlanmıştı.

    Maxwel’in Elektromanyetik Dalga Kuramı, büyük bir düşünsel başarıydı ama bazı İngiliz ve Avrupalı bilim adamlarının fazlaca ilgisini çekmemişti. Makalesinin yayınlanışından tam 23 yıl sonra 1887 yılında Alman fizikçi Heinrich Hertz (1857-1894), elektromanyetik dalgaların varlığını denel olarak kanıtladı.

    Hertz, bunu başarabilmek için, dalgaları yayan bir verici ve bir alıcı yapmıştı. Böylelikle dalgaların iddia edildiği gibi hareket ettiklerini kanıtlayabilecekti; ama o zamanların iyi donanımlı laboratuvarlarının çoğunda bulunabilecek basit elektrikli teçhizatı kullanmıştı.

    Hertz’in vericisi, aküyle çalışan bir endüksiyon bobiniydi; yani günümüz otomobillerinde bulunan ateşleme bobinine (kontakt) benzeyen ve ayarlanabilir bir kıvılcım boşluğu bulunan bir kıvılcım veya endüksiyon bobiniydi. Ayrıca vericinin üzerinde çift kutuplu anten olarak işlev gören iki tane düz metal plaka bulunuyordu.

    Hertz’in alıcısı küçük bir boşlukla ayrılmış bir tel devreydi. Vericilerin boşluğundaki salınım yükü, Uzay’da ışıyan elektromanyetik dalgalar, alıcıya ulaşırken, telde bulunan sabit elektronların hareket etmesine ve devredeki boşlukta bir kıvılcımın oluşmasına neden oluyordu.

    Sonuçta, Hertz’in laboratuvarında kıvılcımlı telsiz telgraf sistemi doğmuş oldu. Üzerinde yapılacak önemsiz değişikliklerle Hertz’in cihazı, kodlu mesajlar gönderebilecek bir biçime dönüştürülebilirdi. Ama ne var ki Hertz, iletişim teknolojisiyle ilgilenmiyordu.

    Sonuçta o, Maxwell’in kuramsal çalışmasının önemli bir kısmını deneylerle doğrulayan bir bilim adamıydı. Hertz’in yaptığı deneyleri açıklayan popüler, çağdaş yorumlar, bu deneylerin olası pratik kullanımlarından söz ediliyordu; ama Hertz, araştırmasının bu yönüne ilişkin olarak hiçbir yorumda bulunmadı.

    İsim:  448920091230110333775.jpg<br />
Görüntüleme: 20987<br />
Büyüklük:  46,2 KB (Kilobyte)

    Bu sıralarda İngiltere’de Sir Oliver Lodge (1851-1940) da benzer çalışmalar yapıyordu. Bu çalışmaların aksayan yanları bulunmasına karşın, Hertz, telsiz dalgalarının, telgrafın keşfinde ilk adımları yansıtır.

    İsim:  490020091230110402626.jpg<br />
Görüntüleme: 22563<br />
Büyüklük:  36,1 KB (Kilobyte)

    Hertz ve Lodge, verici ve alıcı cihazları belirli bilmsel ilkeleri kanıtlamak amacıyla yapmışlardı; ama yine de Lodge, Alman meslektaşına kıyasla, teknolojik sorunlarla daha fazla ilgileniyordu. Sözgelimi, elektrik dalgaları üzerine yaptığı araştırma, fırtınalı havalar sırasında yeterli koruma sağlayamayan yıldırımsavarların gelişkin hale getirilmesine yönelik bir araştırmadan türemişti.

    Uygulamaya yönelik ilgisine ve elektromanyetik ışıma hakkındaki üstün bilgisine rağmen Lodge, telsiz telgraf düşüncesine ilk yönelenlerden birisi olamadı.

    İsim:  146120091230110351215.jpg<br />
Görüntüleme: 20798<br />
Büyüklük:  22,0 KB (Kilobyte)

    1892 yılında bir başka İngiliz fizikçi (tabi ki o da bir Sir), Sir William Crookes, popüler bir bilim dergisinde, Hertz’in keşfettiği dalgaların mucizelerini öven bir makale yazmıştı. Crookes’in kehanetlerine göre bu dalgalar, gelecekte hava koşullarının kontrol edilmesini, daha iyi ürünler yetiştirilmesini, aktarım telleri kullanmaksızın evlerin aydınlatılmasını sağlayacaktı; o sıralarda ise tellere, direklere, kablolara veya pahalı aletlere gerek duymayan bir telgraf sisteminin yaratılmasında kullanılabilirlerdi.

    Tarihçi Hugh G.J.Aitken ise, 1892 yılının telsizle iletişimin gelişiminde bir sınır çizdiğine inanıyor. Önceleri, elektromanyetik dalgalar üzerine yapılan deneyler, Maxwell Kuramı’nı geçerli kılma amacını güdüyordu. Ama 1892 yılından sonra deney yapan kişiler, sinyal gönderme sistemlerine, yeni cihazların geliştirilmesine veya icat edilmesine ve bilimsel makaleler yerine, patent başvuruları gerektiren ticari gelişmelere yöneldiler.

    Lodge, 1894 yılında İngiliz Bilim Geliştirme Derneği’nin yıllık toplantısında, icat ettiği vericiyi tanıttı. Yaklaşık 55 metrelik bir uzaklığa, mors alfabesiyle sinyaller gönderdi ve telsiz telgrafın sunacağı olanakları anlattı. O sıralarda Lodge, telsizle iletişim konusunda bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyordu ve bu alandaki bilgisi oldukça fazlaydı.

    Bunun yanısıra, bu konunun gelecekte çok büyük bir etkiye sahip olacak yönleri üzerinde de çalışmalarda bulunuyordu ki bunlar arasında en önemlisi ’seçici akort’ tu. Bu buluş, telsizle iletişimden yararlanan kişilerin daha düşük frekanslarda haberleşmelerini sağlayacak ve böylelikle başka sinyallerin araya girmesini engelleyecekti.

    İsim:  700620091230110339899.jpg<br />
Görüntüleme: 20853<br />
Büyüklük:  28,9 KB (Kilobyte)

    XIX. yüzyılın son çeyreğinde Morse telgrafı standart araçları, kuralları ve uzmanlarıyla tam örgütlenmiş bir kamu hizmeti durumuna gelmişti. Ve sayısız araştırmacılar daha da geliştirmek için harıl harıl çalışmaktaydılar. Çabaları özellikle iki yön izlemekteydi: En kısa zamanda masrafları karşılayacak azami hızı ulaşımda sağlamak; bir de Morse alfabesini bir yana bırakıp mesajları normal yazıyla alabilmek…

    Birincisini duplex (çift taraflı haberleşme) tekniğiyle yani her iki yönden birden mesaj göndermek yoluyla sağladılar. Bu güzel icat iki kişinin eseri oldu: Wheatstone (1852) ve Amerikalı Stearns (1868). Ünlü Thomas Edison da bunu 1871′de guadruplex sistem haline soktu.

    İkinci sorun için ilk çözüm bulan İngiliz Davit Hughes (1831-1900) oldu.1855′te alfabenin harflerine karşılık olan bir klavye teklif etti. Ama yine de en köklü çözüm yolunu basit bir telgraf teknisyeni olan Fransız Emile Baudot (1845-1903) gösterdi. 1874′te karma bir yol Hughes ile şirketinin kullandığı Morse makinelerinin birleştirilmesini teklif etti. Ve bunu gerçekleştirmeyi başardı. Böylece yazılı bir telgraf meydana getirmekle kalmadı, birkaç mesajı (5-6 taneyi) birden gönderme imkânını da sağlamış oldu.

    Açıkgöz bir adam olan Baudot, icadının beratını almaya ve makinesini P.T.T.’ye kabul ettirmeyi başardı. Bunun kendisine paraca bir tatmin sağladığı söylenemezse de adının Morse’unki gibi gelecek kuşaklara bir cins isim olarak kaldığını görmek kıvancına erişti.

    İsim:  537420091230110408983.jpg<br />
Görüntüleme: 20248<br />
Büyüklük:  35,7 KB (Kilobyte)

    Geçmişten günümüze telefon modelleri

    1876 yılında Alexander Graham Bell telefonu icat ettiğinde insan iletişiminde yeni bir çığır açıldı Bell’in buluşundan önce bir mesajı en hızlı iletmenin yolu Mors alfabesiyle telgraf hatlarından ulaştırmaktı Ancak telgraf kullanımında insan sesinin teller aracılığıyla aktarılmasına olanak yoktu Kendi dönemine göre yeni bir yöntem sayılan telgraftan önce acil mesajların atlı ulaklar duman işaretleri güvercinler ve gemiler kullanılarak iletilmesi gerekiyordu 1870′li yıllarda pek çok insan telgrafı geliştirmek için çaba harcıyordu Ancak Bell tek başına ipi göğüslemeyi başardı Bell tüm hayatını sağırların eğitimine adamıştı Bir yandan da telgrafı geliştirmeye ve bu sayede para kazanmaya çalışıyordu Deneyleri sırasında bir odadan diğerine gerdiği telin yansıttığı ses titreşimlerini duydu Bu zayıf sesi diğer mucitler de duymuş olsalar bile büyük farklılığı kavrayamadıkları hemen hemen kesindi Bell insan kulağının titreşimleri güçlendirmesi konusundaki derin bilgilerinin yardımı ve tel aracılığıyla insan sesinin aktarılmasının mümkün olduğunu kavradıBöylece telefon doğdu On yıl içerisinde önce Amerika’ya daha sonra da tüm dünyaya yayıldı

    XIX yüzyılın son çeyreğinde Morse telgrafı standart araçları kuralları ve uzmanlarıyla tam örgütlenmiş bir kamu hizmeti durumuna gelmişti Ve sayısız araştırmacılar daha da geliştirmek için harıl harıl çalışmaktaydılar Çabaları özellikle iki yön izlemekteydi: En kısa zamanda masrafları karşılayacak azami hızı ulaşımda sağlamak; bir de Morse alfabesini bir yana bırakıp mesajları normal yazıyla alabilmek

    Birincisini duplex (çift taraflı haberleşme) tekniğiyle yani her iki yönden birden mesaj göndermek yoluyla sağladılar Bu güzel icat iki kişinin eseri oldu: Wheatstone (1852) ve Amerikalı Stearns (1868) Ünlü Thomas Edison da bunu 1871′de guadruplex sistem haline soktu

    İkinci sorun için ilk çözüm bulan İngiliz Davit Hughes (1831-1900) oldu1855′te alfabenin harflerine karşılık olan bir klavye teklif etti Ama yine de en köklü çözüm yolunu basit bir telgraf teknisyeni olan Fransız Emile Baudot (1845-1903) gösterdi1874′te karma bir yol Hughes ile şirketinin kullandığı Morse makinelerinin birleştirilmesini teklif etti Ve bunu gerçekleştirmeyi başardı Böylece yazılı bir telgraf meydana getirmekle kalmadı birkaç mesajı (5-6 taneyi) birden gönderme imkânını da sağlamış oldu

    Açıkgöz bir adam olan Baudot icadının beratını almaya ve makinesini PTT‘ye kabul ettirmeyi başardı Bunun kendisine paraca bir tatmin sağladığı söylenemezse de adının Morse’unki gibi gelecek kuşaklara bir cins isim olarak kaldığını görmek kıvancına erişti

    Telefon Baudot’nun ilk denenmesi sırasında icat edildi

    Bu icadın da uzun bir geçmişi olmuştur İlkini sicimi: telefonu (Hooke) bir yana bırakalım; 1782′de sesleri 800 m uzağa götürmeyi deneyen Papaz Dom Gauthey’i de anıp geçtikten sonra bu alanda ciddi ilk çalışmayı yapmış olan Amerikalı Charles Page’a (1812-1873) gelelim Page yumuşak demir parçacıklarını hızla mıknatıslamak ve mıknatıslığını gidermek yoluyla sesleri almayı başarmıştı Meslektaşı Cenevreli fizikçi Auguste de la Rive (1801-1873) bunu geliştirdi ve işi telefonun gerçek ön-icatçısı olarak sayacağımız Alman fizikçi Philipp Reiss (1801-1873) ele aldı 

    Reiss makinesi sesin titrediği bir zardı ve bu titremeler elektrik devresini kapatmaktaydı

    Reiss uluslararası üne sahip bir bilgin değildi Öyle ki çalışmaları kendini aynı çalışmalara vermiş olan Amerikalı profesörün kulağına rastlantıyla çalındı Bu bir diksiyon profesörünün oğlu olup 3 Mart 1847′de Edinburg’da doğan Graham Bell idi Kendisi de babası gibi fonetikle konuşma mekanizması ve sağır dilsizlerle ilgilenmişti Bu alandaki incelemeleri sırasında Holmholtz’un “İşitme Duyusu Açısından Müziğin Fizyolojik Teorisi” (1863) adlı eserinden elektromıknatısın etkilediği bir diyapazon aracılığıyla nasıl sesler elde edilebileceği hakkında fikir edinmiş ve elektrik konusunda incelemeler yapmaya başlamıştı

    1872′de ABD‘ye göç eden ve Boston Üniversitesine ses fizyolojisi profesörü olarak atanan Bell sağırlarla ilgili projelerini bir yana atmış değildi; hatta bir sağır kadınla evlenmişti O kadar ki 1875′te bir telgraf maniplesi aracılığıyla bir diyapazonu onlar için titreştirmişti Günün birinde diyapazonun yerine mıknatıslı maden parçaları kullandı ve bunlardan birinin kuru bir ses çıkararak elektromıknatısa gidip yapıştığını gözlemledi Ani bir esinlemeyle irkildi Maden parçacıklarının yerine bir zar yerleştirdi ve zarı titreşimlerine göre direnci değişen bir elektrik devresine bağladı Sonra telin öbür ucunda çalışmakta olan asistanına seslendi: “Bay Watson gelin! size ihtiyacım var” Watson şaşkın ve ürkek bir tavırla koşup geldi: Patronunun sesini telefondan duymuştu

    Bu olay 10 Mart 1876′da olmuştu O zamanlar ilim adamları bu icadı Amerika’nın en olağanüstü buluşu olarak nitelemekteydiler ama o haliyle çok olduğu da bir gerçekti Bir elektrik jeneratörüyle çalışmıyordu Elektrik akımını yaratan vericideki manyetik alanın değişimleriydi ve bu telden geçerek alıcıdaki elektromıknatısı harekete getiriyorduBu durumda 10-12 metreyi aşamazdı Aygıtı ilk geliştiren Edison oldu (1876) Vericiye bir pil bağlayarak gücünü artırdı1878′ de Hugnes mikrofon’u icat etti ve böylece zarların titreşimleri sonucu elde edilen sesleri büyük oranda yükseltmek mümkün oldu

    Böylesine olağanüstü bir buluş sözgelişi New York’ta iken Boston’daki arkadaşının sesini duymak görülmemiş bir heyecan yarattı; olaylara kıskançlıklara kinlere ve davalara konu oldu ilk davayı açan Amerikalı değerli teknisyen Elisha Gray (1835-1901) idi içine kapanık bir araştırmacı olan Gray telefonu Graham Bell’le aynı zamanda bulmuş ama ne yazık ki beratını ondan iki saat sonra istemişti Bu 120 dakikalık gecikme mahkemelerin haklarını reddetmesi için yetti Graham Bell’in icadını telgraf şirketi Western Union’a teklif edip (1877) reddedilmesinden sonra kurulan Bell Telephone Şirketi aleyhine; sözde başka mucitler geliştiriciler ve rakipler tarafından bir yığın davalar açılmaya başlanmış bir yandan da berat meseleleri çevresinde tatsız didişmeler ve açgözlü çekişmeler almış yürümüştü

    Bütün davalar art arda gerçek mucidin lehine sona ermekteydi Telefon da bir yandan durmadan yayılmakta teller şehirlerden şehirlere uzanmaktaydı 1880 yılında Amerika’nın 35 eyaleti telefon santralına kavuşmuş ve 70000 abone kaydetmişti Bell 4 Ağustos 1922′de Halifax’da öldüğünde ABD ve Kanada’daki 17 milyon abonelik şebekede ulaşım bir dakika durduruldu

    1876′da telefonun icadı bunca hayranlık dolu bir şaşkınlık yarattıktan sonra fonografın etkisi ne oldu bir gözünüzün önüne getirin Oysa bu konu da ani olarak patlak vermemiş çalışmalar az çok kulaktan kulağa duyulmuştu Bilim adamları uzunca bir süreden beri uğraşmaktaydılar; hatta 1857′de yarı yola varmışlardı bile O yıl mütevazı bir basın musahhihi olan Fransız Edouard-Leon Scott (1817-1879) gerçek bir kaydedici fonograf imal etti Bu altında bir silindirin döndüğü madeni bir sivri uç ve buna bağlı bir zardan oluşmuştu Bu zarın önünde konuşulunca ya da şarkı söylenince sesler sivri madeni uç aracılığıyla silindirin üzerinde titreşimli izlet bırakıyordu

    Bu kaydetmenin tersinin olabileceği yani sivri ucu bu izlerden bir daha geçirmek yoluyla söz ya da müziği yeniden meydana getirmek bambaşka bir alandı elbet Ve kolay kolay kimsenin aklına gelecek şey de değildi Bunu ilk düşünen Charles Cros (1842-1888) adında bir Fransız oldu Cros şair mizahçı hem de bilim adamıydı Bir yandan şiirler yazıyor bir yandan da teorik olarak renkli fotoğraf gezegenlerarası ulaşım ve fonograf tasarlıyordu Tasarıları gerçekleşti ve 1877′de Bilimler Akademisine “paleophone” adını verdiği gerçekte bir fonograf olan bir aletin planını sundu

    Edison’un bu çalışmadan haberi oldu mu? Yoksa yalnızca bir rastlantı sonucu olarak mı bilmiyoruz; tıpatıp aynı ilkelere dayanan makinesi için berat istedi Edison’u bu makinenin önünde çocukça bir şarkı olan “Mary had a little lamb -Mary’nin minik bir kuzusu var” şarkısını söylerken görenler makinenin az sonra hımhım bir sesle bunu tekrarladığını duydular

    1878′in fonografı bir oyuncaktı ama inanılmaz bir gelişme gösterdi ve günümüzün elektrofon ve mikrosiyon plaklarına bir yığın yeni buluş ve icatlara yol açtı
    Geçmişten Günümüze Telefon Resimleri Dünden Bugüne Telefon Fotoğrafları Eski Telefon Fotoları













     

    Telefonun Zaman içindeki gelişimi

    telefonun gelişimi

    Kullanımı Basit Ama Anlaması Zor
    Teknolojinin en önemli göstergelerinden birissi olan ve iletişimin #1 nosu olan telefonun; yeni çıkan modellerle beraber tek tuşlu hatta ısıya duyarlı dokunmatikler sayesinde kullanımları oldukça basit. Oysa keşfedilmesi; yüzyıllar boyunca bu kadar yol alması ise oldukça uzun bir serüven. Bu yüzden bu yazıyı sadece bilgilenmek amacı ile değil, aynı zamanda düşünmek; çalışma prensibi, işleyişini de göz önüne getirmeniz amacı ile okumanızı öneririz. Bu yazıda sizlere telefonun bulunuşu; zaman içerisindeki gelişimi ile ilk cep telefonu ve onun gelişimi ve ülkemizde ilk cep telefonu hakkında kısa bilgi verme amacıyla yayımladık.

    Telefonun Zaman İçerisindeki Gelişimi
    Telefondαki en önemli gelişimi 19. уüzуılın bαşlαrındα gerçekleşmiştir. Elektrik νe mαnуetik üzerine elde edilen ѕon αnlαуış, bilgilerin elektrik αkımınα çeνrilmeѕini mümkün kılmıştır. Dönüştürülen elektrik ѕinуαlleri iletilerek ulαştığı ѕon noktαdα dα inѕαn konuşmαѕınα çeνrilmektedir. Bu bilgi telgrαfın keşfinde önemli rol oуnαmıştır. 1837 уılındα Sαmuel Finleу Morѕe hαуretler içinde kαlαn bir kαlαbαlığın önünde ilk уαzım telgrαfını tαnıttı. Her ne kαdαr inѕαn konuşmαѕını elektronik ѕinуαllere çeνirmek henüz o tαrihlerde ѕorunlαrα neden olѕα dα, hαberleri morѕ αlfαbeѕine çeνirme imkαnı böуlece ortαуα çıktı. Ekim 1861’de, Almαn fizikçi Johαnn Philiρρ Reiѕ, Frαnkfurt Mαin’de bαğlı olduğu fizik derneğinde telefonunu tαnıttı. Reiѕ tαrαfındαn geliştirilen bu αуgıt inѕαn ѕeѕini direkt olαrαk ileten ilk buluş oldu. Dαhα çok müziğin iletiminde kullαnılmαуα uуgun olduğundαn belki de, hiçbir zαmαn beklenen ilgiуi görmedi.

    Alexander Graham Bel’den İlk “Alo”
    İlk olαrαk on уıl kαdαr ѕonrα уαni 1872 уılındα Alexαnder Grαhαm Bell gerçek telefon buluşunu уαρtı. 10 Mαrt 1876’dα αѕiѕtαnı Thomαѕ Wαtѕon’α νe kendiѕine bir deneу ѕırαѕındα şu ѕözler ulαştı: “Wαtѕon burαуα gelebilir miѕin? Yαrdımınα ihtiуαcım ναr.” Telefon icαdının ѕık ѕık ρroραgαndαѕı уαρıldı νe teρki αldı. Bell’in ortαуα koуduğu elektromαnуαtik telefon 1876’dα Philαdelρghiα’dαki Centenniαl Exρoѕition’dα eleştirmenleri de inαndırdı.

    Ve 1973 yılında İlk Cep Telefonu: Martin Cooper
    İlk cep telefonunu 1973 yılında Mαrtin Cooρer üretti. Motorolα’dα mühendiѕ olαrαk çαlışırken ürettiği ceρ telefonunun ѕon on уıldα hızlα уαуılmαѕını νe 850 grαm αğırlığındαki bir tuğlα görünümünden 80-90 grαm αğırlığındαki teknoloji ürünlerine dönüşmeѕini ilgiуle izliуor. Ancαk, Cooρer’α göre bu teknolojiler dαhα bαşlαngıç.
    Cooρer’in hαуαlinde kulαğın αrkαѕınα ѕığαbilecek kαdαr bir ceρ telefonu üretilmeѕi уαtıуor. Seѕli emirle уα dα kullαnıcının düşünceѕiуle αrαmα уαραcαk telefon, bir αrαmα geldiğinde iѕe çαlmαk уerine, kullαnıcıѕının kulαğını gıdıklαуαcαk.

    Türkiye’de Eski Telefonlar…
    Türkiуe’de ilk telefon 1908 уılındα uуgulαnmαуα bαşlαndı. Kαdıköу νe Beуoğlu ѕαntrαllαrı 1911 уılındα hizmete αçıldı. İlk otomαtik telefon ѕαntrαlı 1926 уılındα Ankαrα’dα kuruldu. Ardındαn diğer il merkezlerinde de telefon ѕαntrαllαrı kurulmαуα bαşlαndı. Kıѕα bir ѕüre ѕonrα kurulαn ѕαntrαllαr αrαcılığıуlα bütün iller αrαѕı telefon hαberleşmeѕi bαşlαmış oldu. PTT’nin 1970′lerden ѕonrα уαρtığı çαlışmαlαrlα telefon, Türkiуe’de geç olmαklα berαber, ѕürαtle уαуılmαуα bαşlαdı.

    Cep Telefonunun Tarihsel Gelişimi – Motorola Örneği Üzerinden Anlatım
    Motorolα SCR 536 Hαndie Tαlkie 
    Motorolα 1930′lαrdα Amerikαn αѕkeri güçleri için bir “el telѕiz ѕiѕtemi” geliştirdi. “Hαndie Tαlkie” iѕmi νerilen telefon Amerikαlılαr tαrαfındαn 1940′dαn itibαren ikinci dünуα ѕαναşındα kullαnıldı.


    Hαndie Tαlkie 

    Zαmαnın reklαmlαrı dα dünуα ortαmınα αуαk uуdurmuştu νe ѕαναş değişik уönlerle ele αlınıуordu. Üѕtelik Motorolα ѕαdece bir mαrkα iѕmiуdi, şirketin αѕıl iѕmi “Gαlνin Corρorαtion” ѕonrαdαn Motorolα’уα değiştirildi.

     

    Elbette Hαndie Tαlkie bizim bildiğimiz ceρ telefonunα benzemiуordu. Amα ѕeѕ iletişimi için kullαnılαn tαşınαbilir bir telѕiz telefondu. Telefonun αğırlığı 18 kg’dı νe bαtαrуαѕı 8 dαkikα konuşmα ѕüreѕi ѕαğlıуordu.


    Arαç Telefonu 
    1946 уılındα Motorolα αrαç içinde telefon görüşmeѕi уαρılαbileceğini göѕterdi.


    DуnαTAC Tαѕαrımı 
    1972 уılındα Motorolα tüm gücüуle mobil iletişimle uğrαşıуordu. Sαğdαki reѕim o zαmαnlαrdα tαѕαrlαnmış 3 ρrototiρ göѕteriуor: teleѕkoρ mikrofonlu DуnαTAC “Muz”, kızαk ѕiѕtemli DуnαTAC Retrαctαble νe hoραrlörü νe mikrofonu klανуenin νe ekrαnın üѕtüne kαtlαnαn DуnαTAC Doublefliρ.


    DуnαTAC 
    1984 ѕeneѕinde Motorolα ilk ѕiνil mobil ѕiѕteminin ѕαtışınα bαşlαdı: DуnαTAC. Ağırlığı: 800 grαm
    Ebαtlαrı: 330 x 44 x 89 mm
    Fiуαtı: 3.995.- ABD Dolαrı


    DуnαTAC 
    Cihαzlαr gittikçe küçüldü νe hαfifleşti. 1990′lαrın bαşındα уαναş уαναş dijitαl mobil iletişim çαğı bαşlαdı.


    Motorolα Internαtionαl 3200 
    Efѕαne “Kemik” 1994 ѕeneѕinde ρiуαѕαуα çıktı. 500 grαm αğırlığındα olαn telefon αnten hαriç 33 ѕαntim boуundαуdı.


    Ve İşte Günümüz 
    8 megαρikѕel kαmerαlαr, dνd kαliteѕinde νideo çekimleri,günleri bulαn şαrj ѕüreleri,gρѕ,gρrѕ,wi-fi,müzik gibi mükemmel özellikler

    Sponsorlu Bağlantılar
    DMCA.com

    2013 Yeni Önsöz Örnekleri En Güzel Önsöz Örneği Resimli Yazıları

    Yerçekimi Olmasaydı Dünyaya Ne Olurdu, Yerçekimsiz Dünya Nasıl Olurdu?

    Bu sayfadaki "Geçmişten Günümüze Telefonun Tarihçesi Gelişimi ve Dünden Bugüne Telefon Resimleri " konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Tek Yorum

    1. h57897
      9 Mart 2014

      site güzel ama bu yazı berbat yazana kadar canım çıkar :(

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *