Huzursuz Bacak (Restless Leg) Sendromu Nedir, Neden Olur, Nasıl Geçer, Sebepleri ve Tedavisi Hakkında Bilgi

Sponsorlu Bağlantılar

Huzursuz bacak sendromu otururken ve yatınca bacaklarda olağandışı bir rahatsızlık hissi ile kendini gösteren genellikle hastalar tarafından tam olarak ifade edilemeyen ancak uyluk, bacak ve ayaklarda, hatta bazı hastalarda kollarda ürperme, kaşınma, ağrıma, ezilme, yanma, karıncalanma olarak ifade edilebilen bazı hastalar ise kas krampı veya uyuşma ile karıştırabilen bir hastalıktır. Bacaklardaki huzursuzluk hissi dinlenme zamanlarında ortaya çıkar. Hem kadınları hem de erkekleri etkiler, herhangi bir yaşta başlayabilir ve yaşla birlikte şiddeti artar. Huzursuz bacak sendromu uyku kalitesini bozar, gündüz uykululuk haline yol açabilir. Hastalık hareketsiz kalma ile ortaya çıkar: bir süre uzanıldığında veya oturulduğunda ortaya çıkar. Hareket etme ile yakınmalar azalır: bazı hastalar önleyemedikleri bir hareket etme isteğinden bahsederler. Bacaklarını gerek yatakta hareket ettirmek gerekse birkaç adım yürümekle yakınmalar azalır. Yakınmalar akşamları artar: gündüz saatlerine göre akşamları aynı koşullarda yakınmalar daha yoğun izlenir. Uykuda bacak hareketleri sıktır: hastaların önemli bir kısmında uykuda bacak hareketleri sendromu olarak adlandırılan ayrı bir hastalık ile birlikteliği sıktır. Yaklaşık hastaların %80inde bu iki hastalık birlikte gözlenir. Huzursun bacak sendromlu hastaların büyük kısmı yatmakta veya yatakta uyanık kalmakta güçlük çekmektedirler. Gündüz yapılan şekerlemelerde de hastalar sıkıntı yaşayabilmektedirler. Hastalardaki belirtiler bacaklarda önemsiz hafif yakınmalardan, depresyonu yol açan, yaşamdan zevk alamama noktasına kadar giden geniş bir yelpazede kendini gösterebilir. Hastalığın şiddeti zaman içinde değişiklikler gösterebildiği gibi bazı zamanlar kaybolup sonra yine ortaya da çıkabilir. Huzursuz bacak sendromu her yaşta hatta çocuklukta bile ortaya çıkabilir. Çocuklarda büyümeye bağlı ağrılar olarak algılanabilir. Hangi yaşta ortaya çıkarsa çıksın zaman içinde ağırlığı genellikle artış gösterir.

Huzursuz bacak sendromuna neden olan etmenler nelerdir?

Hastaların çoğunda huzursuz bacak sendromune neden olan faktörün ne olduğu tespit edilememektedir. Araştırmacılar beyinde dopamin seviyesinde dengesizlik olmasını sorumlu tutmaktadırlar. Ailesel geçiş önemlidir. Yani anne babasında huzursuz bacak sendromu olanlarda bu hastalığın ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Özellikle genç yaşta huzursuz bacak sendromuna yakalanan hastaların bu hastalığı çocuklarına aktarma ihtimali daha yüksektir. Gen haritalarının çıkarıldığı günümüzde huzursuz bacak sendromunun da geni bulunmuştur. Stres ile hastaların yakınmaları daha da şiddetlenmektedir. Gebelik veya hormonal değişiklikler de geçici olarak yakınmaları artırabilir. Bazı kadınlar huzursuz bacak sendromu ile ilk olarak hamilelikte özellikle de hamileliğin son 3 ayında tanışırlar. İlk olarak hamilelikte bu yakınma ile karşılaşan hastalarda doğum yaptıktan 1 ay sonra yakınmalar geriler ve kaybolur. Huzursuz bacak genellikle altta yatan önemli bir hastalık ile birlikte değil iken bazen de periferik nöropati, demir eksikliği veya böbrek yetmezliği ile birlikte görülebilir.

Bu hastalara tanı nasıl konur?

Huzursuz bacak sendromu hastalar yakınmalarını kolay ifade edemedikleri, özellikle ülkemizde doktorlar da tıp fakültelerinin çoğunda ders olarak anlatılmayan bir hastalık olduğu için bu konuda yeterli eğitim almadıklarından kolay atlanabilen bir hastalıktır. Siz de kendinizde huzursuz bacak sendromu olup olmadığınından şüphelenebilirsiniz. Aşağıdaki soruların iki veya daha fazlasına evet yanıtı veriyorsanız sizde huzursuz bacak sendromu olabilir:
Otururken veya uzanırken bacaklarınızda tanımlayamadığınız kötü bir his oluyor mu? Bu his nedeniyle bacaklarınızı hareket ettirmek zorunda kalıyor musunuz?
Bacaklarınızı hareket ettirmek bu yakınmalarınızı azaltıyor mu?
Bu yakınmalarınız günün ilerleyen saatlerinde daha fazla mı oluyor?
Gündüzü uykunuz gelir mi? Kendinizi uykusuz hisseder misiniz?
Uykuda bacaklarınızı veya kollarınızı ritmik olarak hareket ettirdiğiniz söylenir mi?
Ailenizde huzursuz bacak sendromu tanısı konmuş kimse var mı?
Huzursuz bacak sendromu tanısı için ne yazıkki henüz bir kan testi veya başka bir laboratuar testi yoktur. Doktorunuz gerek görürse altta yatan nedene yönelik bazı kan testleri veya diğer testler önerebilir. Huzursuz bacak sendromu nedeniyle uyku testi yapnak genellikle gerekmemektedir, ancak eşlik eden periyodik ekstremite hareketleri sendromunu tespit etmek için bir gece uyku testi yapılması amacıyla uyku laboratuarında kalmanız gerekebilir.

Huzursuz bacak sendromu nasıl tedavi edilir?

Demir eksikliği gibi altta yatan bir neden var ise bunu tespit edip tedavi etmek huzursuz bacak sendromunu da tedavi edecektir ancak bu durum çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bu durumda da tedavi amacıyla yaşam şekli değişikliği önerileri ve ilaçlar ön plana çıkmaktadır. Bazı bulantı ilaçları, depresyon ilaçlarının çoğu ve kalsiyum kanal blokajı yapan ilaçlar (tansiyon ve kalp hastalarında kullanılır) huzursuz bacak sendromunu kötüleştirebilir. Ağrı kesici ilaçlar işe yarayabilir, ılık banyo ve masaj yapmak şikayetleri azaltabilir, bacaklara sıcak veya soğuk (veya her ikisi dönüşümlü) uygulamak bacaklarda rahatsızlık verici hissi azaltabilir. Gevşemek için meditasyon yapmak bazı hastalarda işe yarayabilmektedir. Aşağıda bir tabloda bulacağınız uyku hijyen kurallarına uymak hastaları rahatlatmaktadır.
Her gün aynı saatte uyanın,
Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun,
Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz) Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın,
Aldığınız kafeini (Kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın,
Mümkün ise sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın,
Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın,
Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız,
Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız,
Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır,
Uykuya uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın
Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için)
Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın
Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin.

Huzursuz Bacak Sendromu – Huzursuz Bacak Sendromu Nedir – HBS

Huzursuz Bacaklar Sendromu (HBS) gösteren hastalar da yakınmalar, genellikle akşamları dinlenme ve gece uyku saatlerinde başlar. Hastalar çoğunlukla bacaklarda, genel likle dizlerle ayak bilekleri arasında “bacakları hareket et tirme dürtüsü” şeklinde duyu bozukluğu algılarlar. Bazı hastalarda buna bacaklarda rahatsız edici uyuşmalar (paresteziler) de eklenir. Bu duyu belirtileri uyku başlangıcın da, uykuya geçişte çıktığı gibi uykudan da uyandırabilirler. Duyu belirtilerine zaman zaman, daha çok bacaklarda gö rülen motor bozuklar (hareket artması) eklenir. Bunlar, bacaklarda periyodik hareketler olup, sıçratıcı-atmalar tarzındadır. Anlatılan duyu ve motor belirtilerin gece için de tekrarlayıcı karakteri, uykudan uyandırıp dolaşmalara yol açması, uykusuzluğa ve zamanla bunun kronikleşme sine (devamlı olmasına) varır. HBS, önemli bir uyku bo zukluğu nedenidir. Hastalar çoğu kez uykusuzluk nedeniy le doktora başvururlar.

ilk HBS olgusuyla ne zaman karşılaştınız?

1978 yılında, yani uzun yıllar önce ilk hastamla karşılaştığımda bu sendromun adını bile duymamıştım. Doğal olarak tanısını da koyamadım. O zamanlar yukarıda bugünkü bilgilerimizle yaptığım ta nımlamadan, çoğumuzun haberi olduğunu sanmıyorum. Hastayı bana gönderen doktor arkadaş bacaklardaki is temsiz sıçrama hareketlerine bakarak sara (epilepsi) ilaçla rı kullandığını, ancak hastanın bundan yararlanmadığını, uykusuzluğun nedeni için bütün gece uykusu elektroense-falogramı (EEG) çekmemi istiyordu.

50 yaşında erkek hasta, yirmi beş yıldır şikâyetleri olan kıdemli bir subaydı. Annesi ve kız kardeşinin de benzer yakınmaları varmış. Her gece, geç saatlere kadar şikâyet leri nedeniyle uyuyamayan aile bireyleri, ev içinde dolaşır ve sonunda her biri oda içinde ayrı köşelere kıvrılır, sızarlarmış. Diğer bir deyimle, ayrı uyku köşeleri varmış. Uyu-yamamak temel şikâyetleriymiş.

Huzursuz Bacaklar Sendromu

Uykusuzluk, ailevi oluş, geceleri bacaklarında atmalar ve bunların sara tedavisinden yararlanmaması tanı koy mak için yeterli değildi. Epilepsili olmadığı da anlaşılıyor du. Hastayı izlemek için geceleri Gülhane Askeri Tıp Aka demisi (GATA-Ankara)’nde ana bilim dalı başkanı olarak Nöroloji Kliniği’ne geldiğimde gözlemlediğim iki tabloyu unutamıyorum:

Birincisi, hastanın karyola yatağını yere serip dizleri üzerine çökmesi, bir eliyle ayak bileğini, sırt tarafına doğ ru geriye bükmesi (hiperfleksiyon hali), diğer eliyle baldır kaslarını yumruklaması, ızdıraplı yüz ifadesi, bacakların da onu rahatsız eden bir şeyler olduğunu hatırlatıyordu. Neden bacaklarına vurduğunu sorduğumda, duyu belirti lerine nispeten iyi geldiğini ve evinde “et tokmağıyla” vur duğunu söyledi.

İkincisi ise bazı geceler eşiyle birlikte geç saatlere kadar bezik oynar görmem ve bezik sayı kayıt tahtasının “tak tuk” sesleriyle karşılaşmamdı. Askeri hastane kurallarına ters düşen bu hale, hasta “belirtilerin çıkışını engelliyor, bana iyi geliyor” dediği için susuyordum.
Bugün, yukarıda anlattığım iki davranışın da hastanın kendisini uyanık tutmak veya uykuya geçişi engellemek için olduğunu anlamış bulunuyorum. Çünkü hastalık be lirtileri akşamları ve özellikle geceleri uyku saatlerinde gö rülüyor ve sabaha karşı kendiliğinden düzeliyordu. Gün düzleri uyanıkken, hemen hemen rahattı. Hasta âdeta gündüz halini yakalamak istiyordu.

1969 baskılı geniş hacimli bir İngilizce nöroloji ders ki tabında Restless Legs Syndrome (RLS) “Huzursuz Bacak lar Sendromu” adında tanıya rastladım. O güne kadar RLS adını hiç duymamıştım. Kitap, “sinirsel ağrılar ve si nir iltihapları” bölümünde birkaç satır içinde HBS’den bahsediyor ve başvuru kaynağı olarak İsveçli Dr. Kari Ek-bom’un 1945 yılındaki yayınını gösteriyordu. Bugün HBS için “Sinir Hastalıkları” kitaplarında sayfalar içeren ayrı bir bölüm bulmak mümkün.

Huzursuz Ayak

Dr. Ekbom, sendromu yeterli sayıda olguda incelemiş, özellikle bacaklarda görülen duyu belirtilerine göre hasta ları; uyuşmalı (parestetik) ve ağrılı (aljik) olarak iki tipe ayırmıştı.

Dr. Ekbom’un 1945’deki yayınından öğrendiklerimi kısaca özetlemek gerekirse; hastalık belirtilerinin ilk kez, 1672 yılında İngiliz Hekim Sir Thomas Willis tarafından gözlendiği anlaşılıyordu. O çağda “her derdin nedeni pis kandır” kuramı geçerli olduğu için tüm şikâyetlerin teda visinde genel olarak hastalardan bol kan alınmasının muhtemelen, HBS olgularının belirti verip, göze batışında rol oynadığı anlaşılmaktadır. Çünkü demir eksikliği anemisi (kansızlık) bugün dahi HBS’nin önemli tetikleyici ne denlerinden biri olarak bilinmektedir. Enteresan olan, ay rıca gene o dönemde HBS şikâyetlerinin “morfin” cinsi ilaçtan da yararlanmasıydı.

Morfin cinsi ilaçların bağımlılık yaptığı Amerika’daki Kuzey-Güney savaşından sonra kesin anlaşıldığından, bü tün dünyada kullanımları sınırlandırılmış ve HBS’li hasta lar için bir tedavi imkânı kalmamıştı.

Durumu hastaya anlatınca ne yaptı? Yirmi beş yıldır derdine çare bulunamaması nedeniyle çok üzüldü. Belirtiler ve uykusuzluk şiddetli idi. İntihan dü şündüğünü söyledi. Bunun üzerine “tıp nadiren tedavi eder, ama her zaman teselli eder” tıp kuramından hareketle ken disine bir teklifte bulundum: Sinir hastalıklarının tedavisin de kullandığımız, bilinen ve merkezi (santral) sinir sistemine etkili ilaçları sırayla tek tek deneyip, kendisine nispeten yararlı olanı bulmayı sınamak. Hemen kabul etti. Sırasıyla, sara tedavisinde kullanılan (dört ayrı grup ilaç), depresyon (karamsarlık) ve sıkıntıya karşı (üç ilaç), kas gevşetici (iki ilaç), ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılan (bir ilaç) ve Parkinson hastalarında kullanılan 1-dopa’yı ayrı ayrı ve de ğişik dozlarda gece yatmadan bir saat önce aldı. Bir ilaçtan diğerine geçildiğinde, iki ilaç arasında etkileşim olmaması için bir hafta ara (önceki ilaçtan arınma periyodu) bırakıl dı. Bu uygulamalar, hastanın arada taburcu olup geri gelme dönemleri de sayıldığında bir yıldan fazla sürdü.

18 Nisan 1980 gecesi, hasta 125 mg. 1-dopa + bensera-zide ile (Parkinson hastalarının tedavisinde kullanılan bir ilaç) iki saat, ertesi gece aynı ilacın 250 mg. ile dört saat şikayetsiz uyudu. Tüm gece rahat ve şikayetsiz uyuması için ilacın dozu gece saat 12 de 250 mg. ve sabah 5’te de 125 mg. yani gecede toplam 625 mg. yapıldı ve bu doz hastanın şikâyetlerini tama yakın düzeltti.
İlaç, Parkinson hastalarında, “Dopamin (DA)” denilen ve bedende eksik üretilen ileti maddesinin yetersizliğini ye rine koymakla etkili oluyordu. 1-dopa’ya benserazide eklenmesinin nedeni, 1-dopa’nın etki yapacağı beyin bölgesi ne ulaşamadan bağırsaklarda ve bedende değişik yerlerde parçalanmasını engellemekti. Böylece, 1-dopa’nın ekono mik kullanılması sağlanıyordu.

Hastamızda elde edilen sonuç; HBS’nin de Parkinson hastaları gibi vücuttaki normal ileti maddesi dopaminin yetersiz salınmasından ileri gelebileceğine işaret ediyordu.

Diğer yandan, ruh hastalarının tedavisinde kullanılan ve “dopamin” isimli ileti maddesini (transmitter) aşırı sa lan nöronların-dopamin hücre gruplarının reseptörlerinin DA salgılamaları ve bunları bloke eden ilaçların (nörolep-tikler) varlığı ve HBS’yi artırmaları 1950 yılından beri bili niyordu.

Bu sonuç hastayı ve sizi nasıl etkiledi?

Hasta çok memnundu. “Etekleri zil çalıyor” denir ya, öyle. Ben ise hem ümitli hem de şaşkındım. L-dopa’nın sendroma iyi etkisi, yeni HBS olgularında da gözlenmesi gerekiyordu.

1980’de bir olgu, onu izleyen iki yıl içinde aynı tanıda beş olgu topladım. Bu dört yeni olgu, ailevi özellikler gös teren ve belirtileri şiddetli olan ilk olguya göre HBS yakın maları bakımından daha hafif-orta derecede idi ve olgusu na göre gece yatmadan önce 125 mg. veya 250 mg. 1-dopa + benserazide tedavide yeterli gelmişti.

HBS hastalarında 1-dopa’nın iyi gelmesi yanında, 17. asırda hastaların tedavisinde morfin cinsi ilaçtan yararlan ması dikkatimi çekmişti. Bu nedenle beş hastada 1-dopa’yı yavaş yavaş keserek, ayrı dönemde gece yatmadan bir saat önce 30-120 mg. kodein sülfat (morfin cinsi ilaç) verdim. Hastalar kodeinden de yararlandılar. İlk hastamdan, 1-do-pa’yla kıyaslamasını istediğimde, 1-dopa’nın kodeinden daha etkili olduğunu söyledi.

Beş olguyu tamamlayınca yurt dışında yayınlama nasıl oldu?

Noropsikofarmakolojik ilaçlar ve bunların beynin EEG ile ölçülen fonksiyonlarına etkileri konularındaki bir mik tar bilgi birikimim nedeniyle 1-dopa’nın HBS’deki etkisinin yeni bir bulgu olabileceğini düşünerek, ilacın beş olgudaki etkisini nöroloji dalının önemli mecmuası Neurology der gisine (yeşil dergi) neşredilmek ümidiyle yolladım. Aldığım cevapları faydası olabileceğini umarak anlatmak isterim:

Derginin iki ayrı bilimsel komite üyesi şöyle diyordu: Birincisi, “olgu sayısının az olduğunu, plasebo (görünümü esas ilaç gibi ama içinde etkin madde yerine mesela şeker konmuş) kontrollü bir çalışma olmadığını, hastalara ayrı ca kodein verildiğini, morfin cinsi ilaçların her şeye iyi gel diğini” yazıyordu. İkinci kritikçi ise benzer fikirlerden sonra, “1-dopa’nın, hastalığı tetikleyen yerde (veya hasta lık odağında) etki etmeyebileceğini eklememin doğru olacağını” söylüyor, o da yayını reddediyordu. Diğer bir de yimle “ilaç, hastalık odağında (patolojinin olduğu yer) de ğil de ondan uzakta eksikliği yerine koyuyor olabilir” de memi istiyordu. Bunun ne demek olduğunu ileride daha iyi anlayabiliriz.
HBS’nin uyku bozukluğu yapan önemli bir neden ol duğunu vurgulayarak aynı yazıyı bazı değişikliklerle Arc of Neurology isimli diğer önemli bir nöroloji dergisine yolladım. Hemen kabul edildi ve tıbbi literatürde öncelik aldı (1982).

1987’ye kadar on altı olgu topladımz. Neden yayınını zın başlığını “HBS’nin dopaminerjik ilaçlarla tedavisi” olarak değiştirdiniz?

Huzursuz Ayak Sendromu

On altı olguluk HBS serisinin tedavisini tamamlayınca Clinical Neuropharmacology dergisine yolladım ve 1987’de yayınlandı. Bu seride on üç olgu 1-dopa + bense-razide ile plasebo karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Ge ri kalan üç olgudan ikisi hipotiroidili HBS olguları olup, yan etki olarak aşırı bulantı-kusma yaptığından 1-dopa’yı kullanamadılar. Onun yerine dopamin gibi etki yapan başka bir ilaç bromocriptine (hanımlarda bebeği sütten kesme ilacı olarak bilinen) alabildi. Geri kalan bir hasta ise pribedil (dopaminerjik etkili vazoaktif-damarlara etkili bir ilaç olarak takdim edilen) kullanmıştır.

Bu son ilaç başka bir hekim tarafından o hastaya daha önce verilmiş ve HBS belirtileri hafif derecede iken yeterli olmuş. Bize geldiğinde belirtileri artmıştı. Pribedil’in dozu nu artırmak semptomları giderdi. Pribedil de bromocrip-tin gibi dopamin etkisi yapan (dopaminerjik) bir ilaçtı. Bu nedenle makalenin başlığını daha geniş anlamda “HBS’nin dopaminerjik (dopamin gibi etkili) ilaçlarla tedavisi” olarak belirttim. Bu deyim, 1987’de HBS tedavisinde ilk kez kullanılıyordu.

Bu on altı olguluk HBS tedavisi nörolojiye neler kazan dırdı?

L-dopa, dopaminin ön maddesi olup, ağızdan alındık-dan sonra ilaç, DA hücresi içinde dopamine dönüşür. Do paminerjik ilaçlar ise hücre içi işlem görmeden etki yapa cağı DA hücre reseptörüne dopamin gibi bağlanır.

Her iki örnek ilaç uygulamaları, HBS tedavisinde bize yeni gözlemler kazandırdı. Şöyle ki ailesinde de benzer şi kâyetleri olan ilk HBS’li hastada günlük 625 mg.’lık 1-do pa tedavisi yaklaşık iki yıl süreyle başarılı kaldı. Bu süre sonunda sabah uyandıktan sonraki saatlerde HBS belirti leri çıkmaya başladı. Gece uykuda görülen periyodik ba cak hareketleri (çoğunlukla bacaklarda sıçrayıcı hareket ler) gündüz sabahlan uyanıkken ve daha şiddetli olarak görülüyordu. Uyanıkken bacaklarda çıkan sıçramalara, duyu belirtileri de eşlik ediyordu. Bunun 1-dopa dozunun bir yan etkisi olduğunu düşündüm. L-dopa’yı 125 mg. dü şürüp yerine 2,5 mg. bromocriptine tablet koyulduğunda, sabahları görülen belirti çıkışları kayboldu. Sonuçta hasta ya 500 mg. 1-dopa + benserazide’a ek olarak 2 tablet (5 mg.) bromocriptine vermek gerekti.

HBS olgularında, 1980’den 1996 yılına kadar (yakla şık on altı yıl sonra) 1-dopa uygulamalarında bu örnek yan etkiler (semptomların gece yerine sabah veya öğleden son raları ve daha şiddetli çıkması) görülmüştür. Dr. Ailen ve Earley tarafından bu duruma “augmentation” adı veril miştir. Anlamı, 1-dopa tedavisinin zamanla bir yan etki olarak belirtilerin gündüz saatlerinde ve eskisinden daha şiddetli çıkması demekti. 1984 yılında bunu ilk gözlemle yen olduğum halde, HBS- 1-dopa ilişkisinde yeni bir yan etki olduğunu anlayamamıştım.

O zaman uyguladığım l-dopa’yı azaltıp dopaminerjik bir ilaç eklemek halen de geçerli. Günümüzde “ogmentasyon”un, kullanılan ilacın vücutta zamanla birikim yapma sından ileri geldiğini biliyoruz.

Huzursuz Bacak Sendromu Risk Faktörleri – Huzursuz Bacak Sendromu – HBS Risk Faktörleri

1. Yetersizlik halleri olabilir, demir eksikliği anemisi gi bi: İlk önce akla gelmeli ve kanda demir-ferritin düzeyi saptanmalıdır. Ferritin’in kandaki miktarı 45 mcg/ litre al tında ise demir tedavisi başlatılır ve kanda demir düzeyi belli aralarla kontrol edilmelidir. HBS, kişinin kan verme sini izleyerek çıkabilir. Bu kişilere kan vermemeleri gerek tiği hatırlatılmalıdır.

2. Gebelik: HBS ilk kez gebelikte çıkabilir ve gebeliğin sona ermesiyle belirtiler olguların çoğunda kaybolur. Son raki gebeliklerde tekrarlayıp-tekrarlamayacağını kestir mek güçtür. Az bir kısım olguda belirtiler, gebelikten sonra da devam eder. Bazen de mevcut HBS belirtileri gebelikte şiddetlenir.

Hamilelikte olgular, gebeliğin HBS’yle ilişkileri yönün den bilgilendirilmelidir. Aksi halde; yorgunluk, sıkıntı, ka ramsarlık dönemlerinde HBS belirtilerine hamile kişinin göstereceği tepkiler fazla olur. Şikâyetlerin, bu dönemlerde artabileceği ve doğumdan sonra kendiliğinden geçeceği yönünden güvence verilmesi uygun olur.

Belirtiler, gebeliğin son üç ayında çıkar ve doğumdan sonra dört hafta içinde kaybolur. HBS’nin, gebelikte gö rülme oranı bir çalışmada, 100 hamilenin 23’ünde saptan mış olup, gebe olmayan hanımlardaki görülme oranından (yüzde 13,9 ) yüksektir. Doğum yapmış 486 kişilik bir ça lışmada gebelikte HBS belirtileri 55 kişide (yüzde 11,3) saptanmıştır. Bunların 18’inde belirtiler gebelikten önce de varken, 9 kişide gebelikte arttığı ve geri kalan 37’sinde (yüzde 7,6) gebelik öncesi HBS belirtilerinin olmadığı an laşılmıştır.

Ailevi özellikleri olan HBS olgularında, belirtilerin ge belikte çıkışı daha sıktır.

Huzursuz Bacak

Hamilelikte belirtiler genellikle hafif derecededir; yor gunluk, uzanıp hafif kestirme ve uzun süreli hareketsiz kalma arkası çıkarlar. Hamile kişi, ayak bileklerini ovuş turma, baldır kaslarını sıkma, onlara masaj yapma, vurma veya kalkıp yürüme yoluyla kısa süreli de olsa belirtiler den kurtulmayı öğrenir.
Annedeki HBS belirtilerinin bebeğine bir zararı olmaz. Gebelikte çıkan HBS olgularında dopaminerjik tedavilere de gerek olmayabilir. Gereksinimleri ve gebelik nedeniyle artma nedeniyle demir içeren ilaçlar, B12 ve folik asit veri lebilir ve bunlar belirtileri önlemede yeterli olabilir.

Gebelikte HBS gelişiminde, “demir eksikliği” ve “foleat yetersizliği “ne ek olarak, hormonal değişiklikler, bacak damarlarına karnın büyüyüp basınç yapması nedeniy le konjestiyon (kanın kalbe dönüşünde engel nedeniyle da marda şişme) de risk faktörleri arasında sayılabilir.
3. Son dönem böbrek hastaları: Kronik üremili böbrek hastalarında, diyaliz yapılsın veya yapılmasın HBS çıkabi lir. Bu olgularda HBS görülme oranı, HBS’nin toplumda görülme oranından çok yüksektir.
Kanda üre, parathormon, kreatinin yükselmesi, anemi, üremik polinöropati risk faktörleridir. Bu hastalarda, PLMS endeksinin (bir saatlik uykuda PLMS sayısı) yüksek olması hastalarda “kötü son”a işaret sayılmıştır. Olguların kan basınçları da genellikle yüksek bulunur. Bu hal, sem patik sinir sistemi akışının (adrenalin) artmış olması, do-pamin eksikliğine bir tepki olabilir ve bu da DA gereksini mini daha da arttırır.

4. Polinöropatiler: Alkol veya diyabete bağlı polinöro-patiler (kollar ve özellikle bacaklarda duyu bozukluğu ve kaslarda kuvvetsizliğe yol açan) duyu veya motor sinir hücrelerinin hastalanmaları bazen HBS’yle birlikte görüle bilir. Alkolik veya diyabetik polinöropatilerde (periferik si nir hastalığı) HBS görülme oranı toplumdaki görülme oranından fazla değildir. Bir çalışmada oranlar karşılıklı yüzde 7 ve yüzde 8 bulunmuştur.
Polinöropati HBS’yi tetikleyebilir, polinöropati düzelir, HBS devam edebilir.
Mevcut HBS’ye polinöropati sonradan eklenebilir.

5. Yaşlanma: Primer ve sekonder HBS olguları için ortak risk faktörüdür. HBS olguları yaşlanmayla artan bir çıkış eğilimi gösterir. Bu faktör etkisini yaş ilerledikçe başka bir nedene bağlı olmadan özellikle tek başına (sporodik) olgularda gösterebilir. Etkisini, primer HBS olgularında şikâyetlerin ilerleyen yaşla artmasında da gö rüyoruz.

Yaşlanmanın, HBS’de yaşa bağlı hücre kaybından çok, mevcut subklinik (sessiz) genetik duyarlığın yaşlanmayla dopamine olan ihtiyacın karşılanamaması sonucu tetiklen-mesi olabilir. Risk faktörleri veya çevresel faktörler, HBS’de işe karışan sinir dokularındaki dopamin ileti mad desi gereksinimini artırıp belirtileri tetikleyebilir.

Huzursuz Bacak Özet

Her demir eksilikliği gösterende, hamilelikte veya poli-nöropati halinde (diyabet-şeker hastası olanda veya alkole bağlı periferik sinir hastasında) HBS gelişmediğine göre gelişen hastalarda esas olan “HBS’ye duyarlılığın” da ol ması gerekir. Bu duyarlık belirgin ise “primer” dediğimiz olgular gelişir. Duyarlık sessiz (sublinik), yani saklı ise an cak o takdirde risk faktörleri (başta yaşlılık) bu duyarlığı açığa çıkartabilir ve HBS gelişir.

HBS’deki bu duyarlık sendromdan sorumlu gen değişi minin (mutasyonun) Dopamin Reseptörü’ne Spesifik Bi reysel Duyarlık (DRSBD) şeklinde bozuk olmasındandır. Bu konu ileride ayrıntılı anlatılacaktır.

HBS’nin doğal seyri ve klinik tipleri… 1. Ailevi (familyal) özellik gösteren olgular, 30 yaşın dan önce çıkar ve belirtiler yavaş veya sinsi seyreder ve ile ri yaşta devamlı hal alır. Baskın genle (otosomal domi nant) geçerse de belirtilerin kendilerini ortaya koyuşları değişkenlikler (variyabilite) gösterir. Familyal HBS olgularının hayat ağacından (pedigri) HBS görülmesinde (çıkı şında) bu farklılıkları görebiliyoruz (şekil 2). Ailevi özel likler gösteren hastaların yüzde 65’inde ailede benzer şikâ yetler görülmüştür. Her HBS olgusunda ailevi ilişki gösterilememektedir.

2. Belirtilerin 50 yaş üstünde çıkıp şiddetli seyrettiği ol gulardır. Bunlar, kendiliğinden veya bir nedene bağlı (sekonder) olarak çıkabilir.

3. Ara sıra çıkan ve belirtilerin kendiliğinden yıllarca kaybolduğu olgular.

4. Semptomların ileri yaşta çıktığı, ilerleyici seyir izle yen ve tek başına çıkan anlamında “sporodik” olgular şeklinde de olabilir.

HBS’nin ayırıcı tanısında göz önüne alınacak haller…

1. Bacaklardaki ağrılı haller: Kas, kas bağcıkları (ten-don) ve eklemlerin ağrılı hastalıkları (fibromyalji, romato-id artiritis vb.) akla gelebilir. Bunlar, HBS’nin ağrılı tiple riyle karışabilir. Fibromyaljiya olgularında, birlikte HBS görülme oranı yüzde 30 gibi yüksek olup, adale kramplı fibromyalji olgularında yüzde 40’a varabilmektedir. Hare ketle belirtilerin düzelmemesi “fibromyalji” tanısını des tekler. Kaslarda sertlik, kramp ve romatizmal hallerde de şikâyetler HBS’deki gibi hareket etmekle düzelmez.

2. Nöroleptik kullanımına bağlı akut akatizi (NBA): Akut akatizi: Yerinde duramama, dolaşma dürtüsü al gılaması anlamına gelir. Belirtiler, genellikle psikiyatrik hastaların tedavisinde kullanılan ve dopamin salan nigros-triatal DA sistem hücre reseptörlerini (organellerini) görev dışı bırakan (bloke eden) “nöroleptik” veya “psikotrop-da” denen ilaçların kullanımını izleyen saatler veya gün içinde kısa sürede “akut” gelişir. Kişi, akatizi belirtilerini, HBS’li hasta gibi bacakları hareket ettirme dürtüsü, kalkıp dolaşma zorunluluğu şeklinde algılar. Bu nedenle HBS’ye de “akatiziye benzer sendrom” adı da verilmiştir. Bu hal NBA ve HBS sendromunun aynı dopamin sisteminde -Di-ensefalospinal Dopamin System’in (DDS)- dopamin resep törlerini görev dışı bırakarak, “dopamin iletisinde yeter sizliğe” neden olduklarını düşündürmektedir.

Bacak Huzursuzluğu

DDS, Parkinson hastalığında işe karışan, Nigrostriatal Dopamin Systera’inden farklı olup, görevleri de ayrıdır. Nöroleptik verilince HBS’li hastaların yüzde 75, bazen yüzde 100’ünde, normal populasyonun ise yaklaşık yüzde 20’sinde NBA gelişir. NBA ve HBS olgularında akatizi ge lişmesi benzer bir genetik yatkınlığa bağlı olabilir. DRSBD şeklindeki gen değişimi (mutasyonu) NBA olgularında “sadece nöroleptiklere duyarlı” olup, HBS’deki gibi EEG alfa aktivitesi sinir ağına genetik bir bağlantı taşımaz.
NBA olgularında bu nedenle uyku bozukluğu olmaz, fakat akatizi tüm bedeni içine alır. HBS bu yönlerden NBA’dan ayrılır.

3. Periyodik Bacak ve Kol (ekstemite) Hareketi Bozuk luğu (PLMB):

Buna, “HBS’nin duyu belirtileri (duyu algılama bozuk luğu) olmayan tipi” de diyebiliriz. PLMS’ler HBS’deki gibi 4-90 sn. içindeki aralıklarla tekrarlarlar.
Bacaklarda görülmeleri belirgindir.

PLMB, yaşlanmayla uykuda PLMS görülme oranı faz lalığı şeklinde kendini gösterir. 30 yaş altında görülmeleri nadirdir. Bir çalışmada 65 yaş üstündekilerin yüzde 44, di ğer bir çalışmada 60 yaş üstündekilerin yüzde 5 8’inde, PLMS’ler bir saatlik gece uykusunda beş taneden fazla (anormal) bulunmuştur (Buna PLMS indeksinde “artma” denir).
PLMB’de genellikle bacaklarda uykuda çıkan periyo dik hareketlerin (PLMS) indeksinin artması ve uyku bo zukluğu yapabilir. Uykusuzluk çeken 10 hastanın 2’sinde PLMB saptanmıştır.
PLMB aşağıdaki özellikleri gösterebilir;

a) Hastaların bazıları, geceleri çıkan bu istem dışı hare ketlerin (PLMS) farkında olmayabilir ve bunlar hastanın gündüz yaşantısını etkilemeyebilir.
b) Bacak hareketleri hastanın uykusunu bozabilir. Kişi, sık uyanır ve yeniden uyuyabilmesi güç olabilir. Bu hal, gündüzleri uyuklamalara ve işlerini rahatça yapmada zor luğa yol açabilir. Hasta televizyon seyrederken, kitap okurken ve araba kullanırken uyuklayabilir.
c) Bacak hareketlerinin şiddetinden veya yatak örtüle rinin yer değiştirmelerinden hastanın yatak arkadaşı ra hatsız olur. Hasta, bacak hareketleri nedeniyle yataktan düştüğünde veya eşi tarafından yataktan atıldığında duru mun ciddiyetini daha iyi anlar.
d) PLMB gösteren hastalarda, gündüzleri de periyodik bacak hareketleri çıkabilir. Bunlara “gündüz çıkan periyo dik bacak hareketleri” (PLMW) denir.
PLMS, ayak bileklerinden, dizlerden ve bazen de kal çadan yukarı doğru iki bacakta ani bükülmeler (sıçramalar) şeklinde olur ve bunlara ayak başparmaklarının yuka rı doğru bükülmesi (ekstansiyonu) eşlik eder. PLMS’ler de vamlı olmayıp, gecenin daha çok ilk yarısında öbek öbek-küme halinde (cluster tarzında) çıkarlar.

PLMS’lere bütün gece uykusu kayıtlarında ortaya kon duğu üzere, bazen kısa süreli EEG alfa aktivitesi uyanma (arousal) paternleri (aniden nispeten yüksek amplitüdlü EEG alfa grubu) eşlik edebilir. EEG alfa frekansında uyan ma paternleri tekrarlayıcı olup, bazen PLMS’lerle birlikte uyku bölünmelerine (kısa süreli uyanmalara) yol açabilir. Yukarıda, PLMS’ler için anlatılanlar PLMB’li ve HBS’li hastalarda da görülenler için de geçerlidir.

Huzursuz Bacak Hastalığı

Aktigrafi 24 saat otomatik PLMS kayıt aleti olup, 24 saat içindeki PLMS dağılımının kaydını saptamada yarar lanılabilir.

4. Uykuya geçişte ani, çok kısa süreli irkilmeler veya sıçramalara, “hipnik (uykuda çıkan) jerkler” de denir. PLMS’lerle karıştırılmamalıdır. Bu örnek sıçramalar uyku başlangıcında görülen fizyolojik bir tepkidir. Hareketsiz kalışla ilişkili olmayıp gece içinde tekrarlamaz.

5. Ayaklarda yanma hissi HBS duyu belirtileriyle karış tırılmaz. Bunlar yatağa girdikten sonra başlar. Dağılımı, ge nellikle çorapların kapladığı alan kadardır. Yanmalar nede niyle, hasta ayaklarını yataktan dışarı çıkarmak zorunda kalır. Gizli şekeri olanlar veya şeker hastalarında, alkol kul lanıp da gerekli vitaminleri yeterli almayan kişilerde görü lür. Ayak tabanlarında sinir basısı olanlarda da ayaklarda yanma görülebilir. Hareket veya kalkıp yürüme yakınmala rı düzeltmez. Tedavide nedenlerin araştırılması uygun olur.

6. Bazı kişiler otururken, dizlerini birbirine yaklaştırıp-uzaklaştırma veya ayak tabanlarını tekrarlayıcı yere şap latma hareketlerini farkında olmadan yaparlar. Hareketler HBS’deki gibi bacakları hareket ettirme dürtüsüyle birlik te değildir. Kişilerin içinde bulundukları emosyonel duruma uymayan bir motor tepki olup, sinirsel (nörotik)-kötü şartlanma olarak yorumlanabilir. Bu davranış, gözlemle yenler için karar vermede yanıltıcı olabilir, ancak kişi için kötü bir işaret sayılmaz.

Huzursuz Bacak Sendromu (Restless Leg Syndrome), uyku ya da istirahat esnasında (otururken veya yatarken) bacaklarda hissedilen rahatsızlık, huzursuzluk, hareket ettirme ihtiyacı, uyuşma, karıncalanma bazen de tam olarak tanımlanamayan bir nörolojik kökenli bir rahatsızlıktır. Bu sıkıntı, uyku sırasında devam ettiğinden kişiyi özellikle geceleri rahatsız etmektedir. Bacaklarda hissedilen ağrının tarifinde de kişiye göre farklılık olmaktadır. Bazıları “bacaklarım kıpraşıyor”, “gıdıklanıyor”, “yanma hissi var”, “karıncalanma oluyor” gibi açıklamalarla yaşadığı sıkıntıyı tarif etmeye çalışmaktadır.

Belirtiler
Bacaklardaki rahatsız edici his nedeniyle bacakların hareket ettirilmesi isteği doğar.
Oturma ya da uzanma gibi durumlarda ortaya çıkar veya daha da şiddetlenir.
Yürüme, germe gibi hareketler yapıldğında kısmen ya da tamamen düzelir.
Gündüz saatlerine göre akşam arttığı görülür ya da sadece akşam saatlerinde ortaya çıkar.
Destekleyici Kriterler

Ailede Huzursuz Bacak Sendromu varlığı
Dopaminerjik ilaç tedavisinden fayda görülmesi
Uyku ve/ veya uyanıklıkta periyodik bacak hareketlerinin varlığı (PLMs)
Uykusuzluk(İnsomnia)
Rahatsızlığın kronik olarak artan ilerlemesi ve/veya akut atakları

Teşhis
Yapılan araştırmalar, bu hastalığa her yüz kişiden biri ile onu arasındaki oranda raslandığını göstermiştir. Yaşla birlikte rahatsızlığın görülme sıklığı artmaktadır.Her üç hastanın birinde genetik bir geçiş ilişkisi görülmektedir.

Romatizmalı hastalıklarla karıştırılabilmesi hastalığın teşhisini zorlaştıran bir nedendir. Demir eksikliği (Kansızlık), şeker hastalığı ve kanser hastaların bir kısmında görülmesine rağmen, rahatsızlığı olanların yüzde doksan beşinde bir neden bulunamamaktadır.

Rahatsızlık hissinin hareketle azalmış olması, dinlenme sırasında şiddetlenmesi ayırıcı bir özellik olarak düşünülmelidir. Bu hastalar uzun süreli dinlenmeden ve seyahatten çok rahatsızlık duyarlar. Hastalar TV seyrederken rahatsızlıkları artar, yattıklarında bacaklarındaki huzursuzluk hissi nedeniyle uykuya dalmakta güçlük çekerler. Yataktan kalkıp dolaşmak isterler.

Tedavi
Huzursuz Bacak Sendromu olduğunuzu düşüyorsanız bu konuda uzman bir hekime danışınız. Rahatsızlık bir hastalıkla ilişkili olarak gelişmiş ise (kansızlık ve şeker hastalığı gibi) öncelikle bu hastalığın tedavisi uygulanmaktadır. Bacaklarını hareket ettirilmesi, yataktan kalkıp dolaşılması ya da masajla kısa süreli de olsa bir rahatlama sağlamaktadır. Fakat bu yöntemlerin uygulanması geçici olarak sıkıntıyı gidermektedir. Sebebi belirlenemeyen durumlarda, uzman hekim tarafından önerilen ilaç tedavisi ile hastalığa çare aranmaktadır.

Sponsorlu Bağlantılar

Katarakt Nedir, Neden Olur, Nasıl Geçer, Sebepleri ve Tedavisi Hakkında Bilgi

Sonraki Sayfa »

Solunum Yolu Enfeksiyonları Nedir, Neden Olur, Nasıl Geçer, Sebepleri ve Tedavisi Hakkında Bilgi

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Current ye@r *