Hz. Osman ve Hz.Ali devri olayları

9 0
Sponsorlu Bağlantılar

Hz. Osman devri olayları

Konu etiketleri: hz ali osman dönemindeki olaylar, hz ali hz osman dönemi olayları, hz ali hz osman dönemindeki siyasi olaylar, hz ali dönemi siyasi olaylar, hzali dönemindeki siyasi olaylar, hz osman hzali dönemindeki olaylar, hz ali dönemi, hz osman hz ali döneminde siyasi olaylar, hz ali döneminde olan olaylar, hz osman hz ali dönemi olaylar, hz ali dönemi siyasi olayları, hz ali döneminin önemli olayları, hz osman dönemindeki olaylar, hzali dönemi siyasi olayları, hzali dönemi olayları,

Hz. Ali Dönemi Olayları Nelerdir?

Hz. Ali Dönemi Olayları Nelerdir?

Hz. Osman’ın ölümü üzerine Hz. Muhammed’in damadı ve amcası Ebu Talib’in oğlu olan Hz. Ali halife seçildi. Hz. Ali’nin halifeliği Emeviler sülalesinin hoşuna gitmedi.
656 yılında iki taraf Kufe şehri yakınlarında bir araya geldi.
Yapılan savaşta Hz. Ali galip geldi.

UYARI :Bu olaydan sonra Hz. Ali güvenlik gerekçesiyle devletin merkezini Kufe’ye taşıdı. Böylece İslam Devleti’nin merkezi ilk defa değişti.

Hz. Ali 657 yılında Muaviye’nin üzerine yürüdü.
Sıffin Savaşı’ndea Muaviye’nin hile yapması üzerine sonuç alınamadı ve hakeme başvuruldu.

UYARI : Bu savaş Müslümanlar arasında yapılan ilk savaştır.

HZ. Osman Dönemi

BOŞ YOK
Hz. Osman Dönemi (644 – 656)
• İran’ın fethi tamamlanmış, Trablusgarp ve Tunus fethedilmiştir. Kafkaslara giren İslam Orduları Hazarlara yenilerek Kafkasların güneyine çekilmiştir.
• Şam’ da ilk kez donanma kurulmuş, Kıbrıs bu donanmanın seferleri sonucunda vergiye bağlanmış, Rodos fethedilmiştir.

Kur’an–ı Kerim’in Çoğaltılması
Dört Halife Dönemi’nde sınırların genişlemesine paralel olarak değişik uluslar İslâmiyet’i benimsemişti.
Farklı dil ve şiveleri kullanan toplumlarda Kur’an-ı Kerim’in değişik okuma şekilleri ortaya çıktı. Bu durumu önlemek amacıyla Hz. Osman döneminde bir heyet kurularak Kur’an çoğaltılmıştır (651).

İç Karışıklıkların Başlaması
Hz. Osman döneminde;
• Önemli görevlere Emevi ailesinden kişilerin getirilmesi
• Yahudi asıllı Abdullah b. Sebe’nin ve İslâmiyet’i kabul etmiş gibi görünüp, gerçekte benimsemeyen (münafık) kişilerin çalışmaları
• Ganimet gelirlerinin azalması ve orduda memnuniyetsizlikler isyanları başlatmıştır.
Hz. Osman döneminde yaşanan bu olaylar sonucunda;
• İslâm dünyasında ilk defa anarşi faaliyetleri başlamıştır.
• İslâm dünyasında başlayan görüş ayrılıkları; karışıklıklara ve fetihlerin durmasına neden olmuştur.

Hz. Ali Dönemi – Hakem Olayı

HAKEM OLAYI
Hz. Ali ve Hz. Muaviye taraftarlari arasinda meydana gelen Siffin savasinda daha fazla müslüman kaninin akitilmamasi amaciyla düsünülen, Hz. Ali’nin Ebû Musa el-Es’âriyi Hz. Muaviye’nin ise Amr b. el-Âs hakem olarak tayin ettikleri ve adi geçenlerin H. Ramazan 37/M. Subat 657 tarihinde ortak bir karara varmak amaciyla biraraya gelip bu konuda hüküm vermek üzere anlastiklari olayin adi.
Hz. Osman’in sehid edilmesiyle ortaya çikan karisikligin, Hz. Ali’nin halife tayin edilmesiyle nisbeten hafifledigi görülmüs ve müslümanlar çogunlukla Hz. Ali’ye bey’at etmislerdi. Hz. Aise, Zübeyr, Tâlha ve Sam valisi Muaviye, Hz. Ali’ye bey’at etmeyenlerin basinda geliyorlardi. Bunlarin Hz. Ali’ye bey’at etmemelerinde Osman’in öldürülmesi olayinin Hz. Ali taraftarlarinca gerçeklestirildigi görüsü rol oynuyordu. Ancak Hz. Ali bu olaylarla uzaktan yakindan bir iliskisinin olmadigini, hatta zorla, istemedigi halde tahdit sonucu halife seçilmis oldugunu ileri sürülerek kendisine bey’at etmeyenlerin müslümanlar arasina nifak soktuklarini ifade etti. Hattâ daha sonra meydana gelecek olan Cemel vak’asinda dahi savastan eser yokken, gece vakti nifakçilarin Hz. Aise tarafina saldirmalari neticesi savas çikmis, Hz. Ali bu savasta sehid olan Hz. Zübeyr’e; “Ey Zübeyr, hatirlamiyor musun bir gün Ganemogullari mahallesinde beraberken Hz. Peygamber (s.a.s)’le karsilasmistik. Bize söyle demisti; “Ey Zübeyr bir gün Ali b. Ebî Talib’le savasacaksin ve o savasta sen ona karsi haksiz durumda bulunacaksin”. Bunun üzerine Hz. Zübeyr, ‘Vallahi hatirladim, seninle savasmayacagim’ diyerek savastan vaz geçmeyi düsünmüs, ancak oglu Abdullah Onu zorlamisti (Ibnül-Esîr, el-Kâmil Fit-Tarih, terc. Ahmed Agrakça, III, 284, 349; Ebu’l-Fidâ, el-Muhtasar fî ahbâri’l-Beser, I, 173). Bundan da Hz. Ali’nin bu olayda hakli oldugu ve kendisine beyat edilmesinin gerektigi sonucu çikmaktadir. Nitekim Hz. Aise de bu savastan sonra gerçegi anlayarak Medine’ye evine dönmüstür.
Cemel Vak’asindan sonra Hz. Ali, Cerir b. Abdullah el-Becili’yi, kendisine bey’at etmeyen Muaviye’ye beyat almak amaciyla göndermis ve müslümanlarin Cemel vak’asindaki durumundan örnekler vererek kan dökülmemesini istemistir. Muaviye, Cerir’i bir süre oyalayarak Sam halkinin görüslerine basvurdu. Samlilar Hz. Osman’in kanini dökenlerle savasincaya kadar uyumayacaklarina ve intikam almaya dair yemin etmis olduklarini söylediler. Diger taraftan Muaviye Hz. Osman’in kanli gömlegini Dimask’ta mescide asarak halka teshir etti. Muâviye, danismani Amr b. el-Ass ve Sam ileri gelenleriyle görüserek Hz. Ali’ye beyat etmeyecegini söylemis ve Cerir b. Abdullah’i geri göndermisti (Ibn Kesîr, el-Bidâye, VII, 254).
Cerir, Hz. Ali’ye gelerek olanlari anlatti. Muaviye’nin kendisi aleyhine hazirlik yaptigini hatirlatarak Hz. Ali’yi bu konuda uyardi. Bunun üzerine Hz. Ali Medine’deki müslümanlari ve onlara tabi olanlari toplayarak Muaviye üzerine hareket etti. Iki ordu Siffin ovasinda karsilastilar. Hz. Ali, Besir b. Amr el-Ensârî, Saîd b. Kâys el-Hemdâni ve Sebes b. Rabî’ et-Temimi’yi göndererek itaat etmesini bildirmelerini söyledi. Ancak Muaviye, itaate yanasmayarak diretti. Hicri 36 yili zilhicce ayina kadar savas öncü birlikler ve mübarezeler seklinde devam etti (Ibnü’l-Esîr, a.g.e, III, 285; Ebu’l Fida, el-Muhtasar, I,175). Haftalarca karsilikli elçi gönderme seklinde geçen olaylar Hz. Ali’nin Muaviye’nin beyat etmeyecegine kanaat getirerek muharrem ayindan sonra hakka su ilani yaptirmasiyla son buldu: “Mü’minlerin emiri der ki: Hakk’a dönmeniz ve ona yönelmeniz için sizi tesvik etmek istedim. Size, Allah’in kitabiyla delil getirdim ve ona davet ettim. Siz ise taskinliktan, azginliktan vazgeçmediniz. Hakk’a icabet etmediniz. Ben de size ayni sekilde ahdimi bozdum. Zira Allah hâinleri sevmez” (Ibnu’l-Esir, a.g.e, III, 298). Bu ilan sonunda Sam halki emir ve reislerine sigindilar.
Yüzon gün boyunca devam eden bu bekleyis, safer ayinin dördüncü günü baslayan savasla son bularak Hz. Ali taraftarlarinin saldirisiyla alevlenmisti. Ester en-Nehâî’nin basarisi Hz. Ati taraftarlarinin Muaviye’nin karargâhina kadar varmalarini saglamis ve beyat edenleri üstün bir duruma geçirmisti. Bu sirada Ammâr b. Yâsir Sehid düsmüs, bunu Veysel el-Karanî izlemisti. Bunlarin sehid oldugunu duyan Muaviye’nin bas komutani Amr b. el-Ass, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Ammâr âsîler tarafindan öldürülecek” (Buhârî, Salât 63; Müslim, Fiten 70, 72, 73; Tirmizî, Menâkib 34) hadisini hatirlayarak savastan vazgeçmeyi düsündü. Ancak Muaviye’nin baskisiyla vazgeçti ve Muaviye ona sonlarinin kötüye gittigini, Hz. Ali’nin kendilerini öldürecegini söyleyerek derhal bir seyler yapip Ali safindaki müslümanlari durdurmasini söyledi: “Haydi bakalim maharetini göster ey Ibnü’l-Ass, yoksa mahvolduk demektir” diyerek Amr’i önledi. Bunun üzerine Amr da Muaviye askerlerine “Ey nâs! Kimin yaninda Mushaf varsa mizraginin ucuna takarak havaya kaldirsin” diye hitab etti (Hasan Ibrahim Hasan, Târih’ul-Islâmü’s-Siyâsî, I, 400). Amr, bu hareketinin Hz. Ali taraftarlari üzerinde büyük bir etki gösterecegini biliyordu ve nitekim öyle oldu. Müslümanlar Kur’ân’a karsi gelemezlerdi. Basra kurrâsindan Mis’ar b. Fedeki ile el-Esas b. Kays’in baskanliginda bir grubun baskisiyla Hz. Ali de savasi birakmak zorunda kalmisti. Hatta tehdit edilerek kendisine söyle denildi: “Allah’in kitabina çagrildiginda ona uy, yoksa seni kalabaliga birakiriz veya Osman’a yaptigimiz gibi yapariz!…”
Bunun üzerine Hz. Ali “Ey Allah’in kullari: Hakkinizi almaya ve dogru olan isinizi yapmaya devam edin. Zirâ Mu’âviye, Amr bin-Ass, Ibni Ebi Muaye, Habib b. Mesleme, ibni Ebi Seher ve Dahak b. Kays dine ve Kur’ân’a sahip ciddi ve samimi insanlar degillerdir. Ben onlari sizden daha iyi bilirim…” Fakat bu tür konusmalari bir fayda vermedi. Askerler: “Biz Kur’ân’a karsi kendimizi ortaya atip meydan okuyamayiz, Hz. Ali’nin sözlerini kabul edemeyiz” diyerek savasmaktan vazgeçtiler (Ibnu’l-Esîr a.g.e. 321, 322, Dogustan günümüze büyük Islâm tarihi, II, s. 244; Irfan Abdulhamit, Islâm’da itikâdî mezhepler ve Akaid esaslari, tic. M. Saim Yeprem s., 82).
Böylece sulhun akdedilmesi konusunda, Kurrâ ehlinin büyük tesiri olmustur. Kurrâ ehli, müslümanlarin arasindaki sorunun çözümünde Kur’ân’i hakem olarak kabul ve tavsiye ediyorlar, herkesi de bu görüse göre yönlendirerek Hz. Ali’nin de bu görüsü benimsemesi için ona baski yapiyorlardi. Sonunda Hz. Ali, Muâviye’ye elçi olarak gönderdigi komutani Ester’i geri çagirarak; “yaziklar olsun! Ester’e söyleyin geri gelsin. Zira fitne çikti: Artik harbi birakmaktan baska çare yok” diyerek sulhe ister istemez razi oldu… Sonra Muaviye’ye Es’as b. Kays’i göndererek ne istedigini ögrenmesini söyledi. Hz. Muâviye gelen elçiye; “Siz ve biz Allah’in kitabinda emrettigi seye dönecegiz. Sizden, razi oldugunuz bir kisiyi gönderiniz, biz de bir kisi göndeririz ve bu kisilerin Allah’in Kitabinda olan hükümle karar vermelerine, Kitaptan sasmamalarina dair onlardan söz aliriz. daha sonra da anlastiklari seye uyariz (Ibnü’l-Esîr a.g.e; 323), diyerek planini açikladi. Es’as bu teklifi alarak disariya çikti ve bazen bizzat kendisi okumak suretiyle bazen de halka verip okutmak suretiyle ilân etmeye basladi. Nihayet Temim ogullarindan bir gruba götürdü. Aralarinda Urve b. Üdeyye’nin de bulundugu bu grup, sözkonusu mektubu okuyunca Urve b. Üdeyye “Allah’in emri dururken tutup ta baska sahislari mi hakem tayin ediyorsunuz? Oysa Allah’tan baska hiç kimsenin hüküm verme yetkisi yoktur” (La hükme illa lillah) dedi.
Hakemlerin seçimi konusunda Muâviyenin tayin edecegi kisi belli idi ki bu Amr b. el-Âs’dan baskasi olamazdi. Ancak Hz. Ali taraftarlarindan Es’as ve ona tabi olanlar da “biz Ebû Musa el-Esâri’ye raziyiz” dediler. Bunun üzerine Hz. Ali “siz daha isin basinda bana isyan ettiniz, su an bana karsi gelmeyiniz” diyerek Ebû Musa hakkindaki endisesini açikladi ve onlara ihtarda bulundu. Hz. Ali’ye göre Ebû Mûsa el-Es’ârî insanlari Muâviye tarafina yönlendirerek kendi sirlarini onlara anlatiyordu Ancak taraftarlari Ebû Musa üzerinde direttiler. Hz. Ali de bunlarin görüslerine istemeyerek de olsa uymak zorunda kaldi. Hz. Ali’nin bu kanaati ise Hâricilerin ortaya çikmasi neticesinde dogrulanmis oluyordu. Onlarin da yanlis davranislari hem yeni bir sapik firkanin dogmasina hem de bir çok kimsenin itikadinin bozulmasina yol açti (Taberî III; Ibnü’l-Esir a.g.e 330-331). Iki taraf, arasinda hakem tayini ile ilgili sözlesmeyi yazarak bunun kabul ve tasdikini garanti altina aldilar. Sözlesmenin özeti söyle idi: “Bismillahirrahmanirrahim”. Bu, üzerinde Ali b. Ebi Talib ve Muâviye b. Ebi Süfyan’in anlastigi bir metindir, Allah’in hükmüne ve Kitabina göre hareket edecegiz. Bizi Allah’in kitabindan baskasi birlestiremez. Allah’in Kitabi bastan sona kadar elimizde oldugundan, onun dirilttigini bir de diriltir; terkettigini biz de terkederiz. Her türlü hükmünü kabul ederiz. Iki hakem; Ebû Musa Abdullah b. Kays el-Es’ârî ve Amr b. el-Âs el-Kureysî, Allah’in kitabinda ne bulurlarsa onunla amel edeceklerdir. Allah’in kitabinda bulamadiklarini, bir araya getirici âdil sünnette arayacaklardir. Ali ve Muâviye, Allah’a karsi ahid ve misak içindedirler. Her biri derler ki: “Ben bu sahifedeki seye raziyim.” Abdullah b. Kays el-Es’arî ve Amr b. el-Âs, Allah adina yemin etmislerdir. Karâri Ramazan ayina ertelemislerdi. Sonra ikisi, bu sayfada olan sey üzerine: bu husuta zulüm ve saptirmak isteyen ve bu sahifede olan seyi terkeden kimseye karsi sâhitlerin yardimci olacaklarina dair sehadetlerini yazarlar. Onbes safer, hicrî 37.”
Iki hakem yetkilerini gösteren sahifeleri alarak Ramazan 37 H. (M. 657)’de bir araya geldiler. Erzuh’ta Dumetü’l-Cendel’de her iki taraftan dörtyüzer kisilik birer grup hakem kararini almak üzere toplantiya katildi. Iki hakem önce niçin toplandiklarini konusarak karara vardilar. Bunun amaci halkin arasindaki gerginligi azaltmakti. Önce Amr söz aldi. “Hz. Osman’in haksiz olarak öldürdügü fikrine katiliyor musun?”. Ebû Musa “evet” diyen Amr, el-Isrâ suresi 33. âyette haksiz yere insan öldürülemeyecegini gösteren delilini ileri südü. O halde ey Ebû Musa! Seni Hz. Osman’in velisi Muâviye’ye karsi çikaran nedir? O Kureystendir deyince Amr da Hz. Ali’nin Peygamber (s.a.s.)’in soyundan oldugunu ve damadi olarak Muâviyeden önce geldigine isaret etti. Bu tür çekismeler uzun bir süre daha devam etti. Onlar sulhün böyle devam edemeyecegini, hem Hz. Ali hem de Muâviye’ye bey’at edilmemesi gerektigine inanarak fikir birligine vardilar. O halde yeni halife müslümanlar tarafindan seçilmeliydi. Simdi yapilacak is bu kararlarini müslümanlara bildirmeye gelmisti. Bu karari cemaate açiklamak üzere Ebû Musa minbere çikti ve Allah’a hamd ve senadan sonra “Ey nas! Biz ümmetin durumunu düsünüp bir formül bulmakta epey zorlandik. Hem benim, hem de Amr’in görüsü sudur: Hz. Ali ve Muâviye’yi hilâfetten uzaklastirmak ve ümmetin kendisinin istedigi birisini hafife tayin etmelerini saglamak gerekir. Bundan dolayi ben, Hz. Ali ve Muâviyeyi hilâfet görevinden aliyorum” dedi. Sira Amr’a gelince O da minbere çikti ve söyle konustu; “Süphesiz Ebû Musa’nin söylediklerini duydunuz. O Ali’yi görevden almistir. Ben de onun yerine Muâviye’yi halife tayin ettim” deyince herkes saskinliktan ne yapacagini, ne diyecegini bilemedi. Bu karara Ebû Musa derhal itiraz ederek ” Sana ne oluyor ki anlasmaya ihanet ediyorsun, sen facir oldun. Allah seni basariya ulastirmasin” diyerek orayi terketti. (Ibnü’l-Esîr a.g.e 340).
Ebû Musa bu olaydan duydugu utanç ve üzüntü üzerine insanlardan uzaklasmak amaciyla Mekke’ye giderek orada yalniz basina yasamayi tercih etti. Bu olay üzerine müslümanlar dagilmis, Muâviye kendisini mesrü halife ilan ederek Islâm tarihinde çift halife dönemi baslamistir. Bu durum Hz. Hasan’in elinden halifeligin alinmasina kadar devam etmistir. Ancak Hz. Ali hiç bir zaman Muâviye’yi mesru halife olarak tanimamis, sehîd edilinceye kadar Sam hariç bütün müslümanlarca halife olarak kabul edilmistir.

Hakem Olayı

İslâm tarihinin ilginç olaylarından biridir.

Hz. Ali ile Muaviye arasında cereyan eden Sıffîn savaşında (656) Muaviyenin ordusu yenilmek üzere iken Muaviye’nin akıl hocalarından Amr Îbni’l-As bir hileye başvurdu. Askerlere mızraklarının ucuna Kur’­an sayfaları takmalarını, “Kur’an aramızda hakem olsun” diye bağır­malarını söyledi. Hz. Ali bunun bir hile olduğunu anlamıştı. Bu nedenle askerlerine savaş devam emri verdi. Ama askerler Kur’an’a karşı savaşıl­maz diye karşı tarafın isteğine uyma arzusu gösterdiler. Hz. Ali de isteme­den Kur’an’ın hakem olması önerisini kabul etti. Muaviye taraftarları Amr lbni’l-As’ı, Hz. ali taraftarları da Ebu Musa el-Eşarî’yi hakem seç­tiler, iki taraf hakemlerin Allah’ın ki­tabı (Kur’an) ve Resulünün sünneti üzere verecekleri karan kabul edecek­lerini açıkladılar. İki hakem arasında uzun tartışmalar cereyan etti. Arala­rında ortak bir nokta aradılar. Amr îbni’l-as ne yapıp edip Muaviyeyi başa geçirmek istiyor buna göre taktik güdüyordu. Ebu Musa Hz. Ali’yi hali­felikten almaya yanaşıyordu ama ye­rine Muaviye’nin halife olmasını is­temiyordu. Ebu Musa’nın “Müslü­manları fitneden korumak için her ikisini de halifelikten azledip bu işi bir şûraya bırakma önerisi Amr tarafın­dan da kabul edildi (Daha doğrusu kabul edilmiş göründü.)

Hakemler bu kararlarını iki tarafa ilân edecekler­di. Amr Ebti Musa’ya “Önce kürsü­ye sen çık, Ali ve Muaviyeyi halife­likten azlettiğimizi ilan et” dedi. Ebu Mûsa da öyle yaptı. Arkasından kür­süye çıkan Amr ibni’l-As ise “Ali ve Muaviye’yi halifelikten uzaklaştırdık­larını, şimdi ise Muaviye’yi halife seç­tiğini söyleyerek konuyu karara bağ­lamış göründü. Bazı kaynaklarda, Amr ibni’l-As kürsüye çıktığında şöy­le demiştir: Parmağımdaki şu yüzü­ğü nasd çıkarıyorsam, Ali’yi de hali­felikten öyle azlediyorum. (Çıkardı­ğı yüzüğü parmağına takarken de) şu yüzüğü parmağıma nasıl geçiriyor-sam, Muaviye’yi de halifeliğe öylece nasbediyorum” Tabii bu hileli seçimi Hz. Ali taraftarları kabul etmemiş, “Hakem olayı” denen bu olay Müs­lümanlar arasında fitnelere sebep ol­muştur.

Hz.Osman dönemi ve olaylar Video


Hz.Osman dönemi ve olaylar ile mehtapkulturu

Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yapılmamış --> "Hz. Osman ve Hz.Ali devri olayları"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *