Hz.Muhammed’in ve ailesinin örnek davranışları

72 14
Sponsorlu Bağlantılar

Hz.Muhammed’in ve ailesinin örnek davranışları

Konu ile alakalı etiketler: hz öuhammedin örnek davranışları, hz muhammedin örnek davranışları, hazretimuhametinörnekdavranışı, hazreti muhammetin örnek davranışı, hazreti muhammedin örnek davranışları, hz muhammedin örnek davranışlar, hz muhammetin örnek davranışları, hzmuhammedin örnek davranışları, peygamberimizin örnek davranışları, hz muhammed davranışları, hz muhamedin örnek davranışı, hz muhammedin davranışları, hz muhammedin örnek davranışı, hz peygamberimizin örnek davranışları, hzmuhammedin davranışları, hz muhammedin hayatı ve davranışları, hzmuhammedin güzel davranışları, hz muhammedin örnek davranışları nelerdir, hz muhammed in davranışları, hz muhammedin güzel davranışları, peygambermizin örnek davranışlaı, hz muhamedd in güzel davaranışları, örnek davranışlar, hz muhammed in ırkçılığa karşı tutumu, resulullahın hayatın dan örnek davranış lar, 

HZ.Muhammed’in (S.A.V.) Örnek davranışları

Her işe besmeleyle başlardı. “BESMELE ile başlamayan işin hayrı ve bereketi buyurmuştur.
Herkese selam verirdi “Allah katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında önce selam vermek için harekete geçendir.” buyurmuştur.
Boş sözlerden kaçınırdı. “Malayani şeyleri terk etmesi bir kişinin müslümanlığının güzel olmasındandır. ” buyurmuştur.
Evine selam vererek girerdi.
Çocuklarla şakalaşırdı.
Bir evin kapısını en fazla 3 kez çalardı.
İsteyeni reddetmezdi. “Bana infak etmem ve yoksulluktan korkmamam emredildi. ” buyurmuştur.
Karnı acıkmadan yemezdi. “Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın. ” buyurmuştur.
Elbisesini sağdan giyerdi.
Alışverişte sağ elini kullanırdı.
Ölmüş kişileri hayırla yad ederdi.
Yemeğin sonunda şükrederdi.
İnsanlara hediye verir ve hediyelerini kabul ederdi.
İnsanların en güler yüzlüsü idi.
İnsanlara latife (espri) yapardı.
Ondan asla kaba bir söz duyulmamıştı.
Temizliğe çok önem verirdi.
İşçinin emeğinin karşılığını hemen verirdi. ” İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz.” buyurmuştur.
Esnaflara dürüst olmayı tavsiye ederdi.
Komşu ilişkilerinde çok hassastı.
Evleneceklere yardım ederdi. Evlenenleride tebrik ederdi.
Hz. Ömer (RA) adaleti ONDAN öğrenmişti.
Karşısında titreyen bir adama, ” Korkma ! Ben kral değilim Kureyş’ten kuru ekmek yiyen kadının oğluyum.” demişti.
Hayvanlara iyi bakılmasını ister aşırı yük yüklemeyi yasaklardı.
İyilikleri asla unutmazdı, ayıpları da yüze vurmazdı.
Aksi bilinmedikçe hüsnüzan yapardı. ” Başkası hakkında bana kötü bilgi getirmeyin; ben yanınıza hakkınızda iyi düşünerek serin bir kalple gelmek isterim.” buyurarak hüsnüzannın esas olduğunu belirtmişti.
Allah RASÜLÜ’NÜN hayatında istikrar önemli bir yer tutar. ” İbadetlerin en hayırlısı azda olsa devamlı olanıdır.” buyurmuştu.
Hasta ziyaretini ihmal etmezdi.
Cenaze namazlarına katılırdı.
Irkçılık yapanları sevmezdi.
Hep hayrı tavsiye ederdi.
Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı.
Her konuda güvenilir bir insandı. ” Dürüst ve güvenilir tüccar kıyamette peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber olarak diriltilecektir.”
Ashabının hal ve hatrını sorardı, çok nazikti kimseyi rahatsız etmezdi.
Herkese iltifat ederdi.
Dişlerin bakımına önem verirdi.
” İşkenceye hiçbir mazeret olamaz.” derdi. Allah Rasülü savaş halinde dahi kadın ve çocukların öldürülmesine hatta ölünün cesedine dahi eziyeti yasaklamıştı.
Allah Rasülü, yatmadan önce avuçlarını biribirine birleştirir, İHLAS, FELAK, NAS surelerini okur, sonra da başından mübarek vücudunu mesh ederdi.
Ashabıyla tokalaştığında karşısındaki elini çekmedikçe, kendisi çekmezdi.
Hapşırdığında eliyle ağzını kapatırdı.
Sohbetleri insanları usandıracak kadar uzun değildi.

S&S
Koca YUsuf43

Hz. Muhammed’in Ailesinin Örnek Davranışları

Peygamberimiz ailede sevgi ve saygıyı, merhameti, adaleti ve hoşgörüyü daima ön planda tutmuştur. Peygamberimizin ailesi de ona büyük bir sevgiyle bağlıydı. Peygamberimize yıllarca hizmet eden Enes bin Malik şöyle demiştir:

“Ben Peygamberimiz kadar ailesine ve çocuklarına merhametli olan başka hiç kimse görmedim.”

Peygamberimiz aile halkından hiç kimseyi dözmez, azarlamaz, kötü söz söylemezdi. Onlarla sohbet eder, zaman zaman şakalaşırdı. Peygamberimizin aile halkı da onu küçük düşürecek davranışlarda bulunmaz, iyilikseverlik, hoşgörü, yardımlaşma konularında çevresindekilere örnek olurlardı.

Onlar, Peygamberimizin en yakınlarıydı. Peygamberimize ilk vahiy geldiğinde, onu eşi Hz. Hatice anlayışla karşılamış, ona:

“Endişe etmene gerek yok… Üzülme, Allah senin gibi bir kulunu utandırmaz. Çünkü sen, doğruyu söyler, emanetleri korursun; yoksula yardım eder, misafire ikramda bulunursun; başı darda kalana yardıma koşarsın..” diyerek sakinleştirmiştir.

Hz. Hatice aynı zamanda çocuklarna karşı da çok şefkatliydi. Zengin bir kadın olmasına rağmen, son derece alçakgönüllü biriydi. Peygamberimizle birlikte İslam’ı yaymak uğruna pekçok sıkıntıya katlanmıştır.

Hz. Aişe, bilgi öğrenme sevgisiyle bütün Müslüman kadınlara örnek olmuştur. Peygamberimizin damadı Hz. Ali, kızı Hz. Fatıma, bu ikisinden dünyaya gelen Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, iyilikleri ve güzel davranışlarıyla insanların takdirlerini kazanmışlardır.

Peygamberimiz ve onun ailesi hiçbir zaman, insanların onlara olan sevgi ve ilgilerini kötüye kullanmamış, onları kendilerine hizmet ettirmemiş, peygamberliği bir üstünlük aracı olarak kullanarak insanlara üstünlük taslamamışlardır. Ne Peygamberimiz ne de onun aile halkından biri, çok büyük toprakların hakimi oldukları dönemlerde bile, saraylar içinde yaşamamış, insanları kendilerine kul etmemişlerdir.

Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli

Hz. Muhammed’in Ailesi İçindeki Örnek Davranışları

Hz. Peygamber birçok hadisinde ailenin önemine işaret etmiş ve onun bir huzur yeri olduğunu belirtmiştir. Bir baba olarak çocukları dünyaya gelince sevinmiş; vefatlarında ise üzülmüştür. Sözgelimi oğlu İbrahim’in doğum haberini kendisine getiren Ebû Râfi’e hediye vermiş; İbrahim’in annesi Mâriye’yi de azat etmiştir. Sık sık sütannesinin bulunduğu yere onu görmek için gitmiştir. İbrahim, on altı veya on sekiz aylık iken vefat etmiştir. Onun vefatı üzerine gözlerinden yaş dökülmüştür. Bunun üzerine

 

“-Sen de mi ağlıyorsun Ey Allah’ın elçisi?” diyen Abdurrahman b. Avf’a bunun şefkatten kaynaklandığını söylemiştir.

 

 

‘Bir dost ve bir baba olarak yaratılışın en ince duygularıyla’ bezenmiş olan Hz. Peygamber, bir aile reisinin aile bireylerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleri ile açıkladığı gibi, bizzat kendi uygulamaları ile de ortaya koymuştur. Erkeğin kadına iyi davranması gerektiğini çok açık ve kesin bir şekilde dile getirmiştir. Bu anlamda:

 

“-En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır.”

buyurmuştur.

 

 

Enes b. Mâlik:

“-Ailesine Hz. Muhammed kadar şefkatli bir kimse görmedim”

demiştir. İman, ahlak ve aile fertlerine yumuşak davranma arasında kurduğu bağıntıyı dile getiren şu sözü çok anlamlıdır:

“-Mü’minlerin iman yönünden en mükemmel olanı, ahlakı en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davrananıdır.”

 

 

İnsanın üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile bireyleri gelmektedir. Çünkü kişinin sevincini ve üzüntüsünü ilk önce paylaştığı kimseler aile fertleridir. Hz. Peygamber çeşitli vesilelerle erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları bulunduğunu söylemiştir. Kadınlar hakkında Allah’tan korkulmasını, onlara haksızlık yapılmamasını istemiştir.

 

Hz. Muhammed aile bireylerini sever ve aralarında ayrım yapmazdı. Onların eğlenme ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılar, düzeyli eğlencelerden onları yararlandırmaya çalışırdı. Ramazan ve Kurban Bayramı gösterilerine kızlarını ve hanımlarını da götürürdü. Bir bayramda Habeşlilerin sergiledikleri gösterileri Hz. Âişe’nin seyretmesine izin vermiş ve hatta yardımcı olmuştur. Hz. Âişe ile koşu yapmış, aile bireyleri ile şakalaşmıştır.

Hz. Peygamber çocuklarına olduğu gibi, yanında, kendi korumasında büyüyenlere, örneğin Ali b. Ebû Tâlib’e, Zeyd b. Hârise’ye ve azatlısı Ümmü Eymen’e de son derece şefkatli davranmıştır. Amcası Ebû Tâlip’in yükünü hafifletmek üzere 5 yaşında iken yanına almış olduğu Hz. Ali, babası Mekke’de olduğu halde Hz. Peygamber’in yanında büyümüş ve ömrü boyunca onun yanından ayrılmamıştır. Aynı şekilde Zeyd b. Hârise de Hz. Peygamber’in ailesi içinde büyümüştür. Hz. Hatice, kendisine Hakîm b. Hizâm’ın köle olarak verdiği Zeyd’i Hz. Peygamber’e hediye etmiş; Hz. Peygamber de onu azat etmişti. Zeyd’in babası, oğlunu araya araya Mekke’de bulmuş; Hz. Peygamber onu, kendi yanında kalmak veya babası ile birlikte gitmek konusunda serbest bırakmıştı. Zeyd ise Hz. Peygamber’i babasına tercih etmiştir. Bu da Hz. Peygamber’in ona karşı hareketleri, davranış ve muamelesinin gerçek bir babanın davranışından farksız olduğunu göstermektedir.

Hz. Peygamber, babasından kendisine kalan ve Hz. Hatice ile evlendiği zaman azat ettiği Ümmü Eymen’i de ailesinden sayarak ona bir anneye gösterilen muameleyi göstermiştir. Hanımlarını, çocuklarını, yanında büyüyenleri ve hizmetçilerini dövmemiştir. Medine’de Hz. Peygamber’in hizmetine verilen Enes b. Mâlik, kendisine vefatına kadar hizmet etmiş; bir defacık olsun karşıdakinin davranışlarına bıkkınlık, yılgınlık ve iç sıkıntısının bir ifadesi olan “öf” bile demediğini söylemiştir.

Peygamberimiz aile bireylerine danışır ve görüşlerine değer verirdi.  Kaynaklarımızda bu konuyla ilgili bol miktarda bilgi bulunmaktadır. Ayrıca zaman zaman hanımlarının itirazlarına ve isteklerine maruz kalmıştır. Şayet hep emredici olsaydı, hanımlarına birşey danışmasaydı ve sormasaydı herhangi bir itirazla karşılaşmazdı.

Peygamberimiz, ilk vahiy aldığı zaman, içinde bulunduğu sıkıntılı durumu hanımı ile istişâre etmiştir. Hz. Hatice de hem kendisini teselli etmiş ve hem de onu meseleye kesin çözüm bulacak ve doğru teşhis koyacak bir kişiye, Varaka b. Nevfel’e götürmüştür. Bu olay Hz. Hatice’nin dirayetini, soğukkanlılığını ve isabetli karar verme yeteneğini mükemmel bir şekilde ortaya koymaktadır.

Konumuzla ilgili bir başka örnek şöyledir:

Hz. Peygamber Hudeybiye seferinde barış antlaşmasından sonra sahâbîlere kurbanlarını kesmelerini ve tıraş olmalarını emreder. Sahâbîler antlaşmanın şartlarını Müslümanların aleyhine buldukları için isteksiz davranırlar; hiçbiri kalkıp da bu emri yerine getirmez, o emir verdikçe yüzüne bakarlar. Buna çok üzülen ve hatta kızan Hz. Peygamber hanımı Ümmü Seleme’nin çadırına girerek durumu ona anlatır. Ümmü Seleme şunları söyler:

“-Ey Allah’ın Elçisi! Sen çıkıp kurbanını kes, başını tıraş et. Onların hepsi sana uyacaktır.” Peygamberimiz Ümmü Seleme’nin tavsiyesini yerine getirir. Sahabe de duyguları ile hareket etmeyi bırakır ve ona uyar.

Hz. Muhammed (s), ailenin tüm bireyleriyle konuşur, onların düşüncelerini alırdı. Aileyi ilgilendiren herhangi bir konuda tek başına karar vermezdi. Örneğin kızlarını evlendirirken onların düşüncelerini sormuş ve istekleri doğrultusunda hareket etmiştir.

Peygamberimiz akrabalarıyla ilişkilerine çok önem verirdi. Kendisine emeği geçmiş olan büyüklerini hiç unutmamış, onlara hep iyilikle davranmış, hatırlarını saymıştır. Örneğin ona süt annelik yapmış olan Halime’ye büyük bir saygı beslerdi. Onu her gördüğünde “Anneciğim” diyerek iltifat eder, ona yer gösterir, halini hatırını, bir ihtiyacı olup olmadığını sorardı.

Bir defasında Halime annemizin yaşadığı köyde kuraklık olmuş, hayvanlar hastalıktan ölmüştü. Geçim sıkıntısı çeken Halime annemiz, Peygamberimizin yanına geldi ve derdini anlattı. Peygamberimiz o zaman Hz. Hatice ile evliydi. Süt anneye her türlü ikramda bulundular, ayrılırken ona kırk adet koyun hediye ettiler. Bu duruma çok memnun olan Halime annemiz aldığı hediyelerle birlikte köyüne döndü.

Hz. Muhammed (s), dedesi, amcaları ve diğer akrabalarıyla ilişkilerini sürdürmüştür. Onlara iyi davranarak güler yüz göstermiştir. Hasta olanları ziyaret etmiş, onların iyilşemesi için elinden geleni yapmıştır. Mekke’nin fethinde, çoğunluğu akraba olmakla birlikte kendisine çok eziyet eden müşrikleri bile affetmiştir.

Peygamberimiz, biz Müslümanları da akraba ilişkilerini sıkı tutmayı öğütlemiştir.

“Akrabalık bağını koparan (cezasını çekmeden) cennete giremez” (Buhari, Edeb, 11);

“Faziletli işlerin en üstünü senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek ilişkiyi sürdürmendir” (Ahmed, III, 438) anlamındaki hadisler akraba ziyaretinin ne kadar önemli olduğunu belirtmektedir.

Bu nedenle, akrabaların sevinçli ve acılı günlerinde yanlarında bulunmak hem insanlık hem de dini görevlerimizdendir. Onlara fiili veya sözlü olarak her hangi bir zarar vermemeli, onları kötülememeli, unutmamalı ve dargın durmamalıyız. Akrabalık ilişkilerini sürdürmek farz, bu ilişkileri koparmak ise haramdır. Akrabasını unutmayan, onlar ile ilişkisini sürdüren kimse sevap, aksine davranıp koparan da günah kazanmış olur.

Bir adam Peygamberimize:

– Ey Allah’ın Elçisi! Bana cennete girmeme neden olacak bir salih amel söyle, dedi. Peygamberimiz:

– “Allah’a ibadet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekatı verir, akrabayı gözetirsin.” buyurdu (Buhari, Edeb, 10)

Anlatım: Y.Doç.Dr. Ali KUZUDİŞLİ

 

Sponsorlu Bağlantılar

14 Yorum --> "Hz.Muhammed’in ve ailesinin örnek davranışları"

  1. Damla Coşkun

    bence biraz daha detaylı ve maddeler halinde yazılsadı daha güzel OLURDU!!!!!

  2. Damla Coşkun

    BU SİTE HARİKADA Peygamberimizin,aile bireylerinin görüşlerine değer verdiğini gösteren bir örnek olay anlatınız ı BULAMADIM!!! :)

  3. Çikolata

    Ayrı ayrı ve liste halinde olsa daha iyi olurdu. Din kitabına lista halinde yazmamız gerekiyorda.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *