19.04.2014

    Kanada Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi

    Kanada    Hakkında Bilgi,  Kanada  İle İlgili Ansiklopedik Bilgiler

    Kanada, kapladığı alan bakımından Rusya’dan sonra dünyanın ikinci büyük ülke­sidir. Doğudan batıya ve kuzeyden güneye yaklaşık 5.000 km uzunluğunda olan Kanada, altı zaman dilimini kapsar; yani en doğusu ile en batısı arasında altı saat fark bulunur. Ayrıca üç okyanusta da kıyısı vardır. Bu geniş ülkede yaşayan 25 milyon Kanadah’nın büyük çoğunluğu, güneyde, ABD sınırı boyunca uzanan bölgede toplanmıştır. Ülkenin geri kalan topraklarının çoğunda nerdeyse kimse yaşamaz.
    Kanada 10 eyalet ve 2 bölgeden oluşur. Bunlar Alberta, İngiliz Kolumbiyası, Manitoba, New Brunswick, Newfoundland, Nova Scotia, Ontario, Prens Edward Adası, Quebec ve Saskatchewan eyaletleri ile Kuzeybatı Toprakları ve Yukon’dur.


    Kanada’ya ilişkin bilgiler
    Resmi adı: Kanada
    Yüzölçümü: 9.970.610 km²
    Nüfus: 33.426.600 (2009)
    Yönetim: Federal parlamenter devlet; iki meclisli, çok partili federal devlet.
    Başkent: Ottawa.
    Doğal yapı: Hudson Körfezi’ni çevreleyen Kanada Kalkanı, batıda Kayalık Dağlar’a, doğuda ise Labrador’a doğru yükselir. Kuzeyde yaprakdöken orman­lar ve tundralar, orta kesimlerde ve güneyde geniş çayırlıklar yer alır.
    Önemli kentler: Toronto, Montreal, Vancouver, Ot­tawa, Winnipeg, Edmonton, Quebec, Hamilton ve Calgary.
    Başlıca ürünler: Kereste; buğday, kolza, mısır, ar­pa, sebze, meyve, patates, soyafasuİyesi; sığır, do­muz, koyun; demir, çinko, bakır, nikel, kurşun, mo­libden, uranyum, gümüş, altın, petrol ve doğal gaz.
    Sanayi: Odun hamuru, demir-çelik, çimento, gazete kâğıdı, sülfürik asit, yapay kauçuk, motorlu taşıtlar, çamaşır makinesi, buzdolabı, giyim ve işlenmiş yiye­cek maddeleri.
    Eğitim: Okula 5-6 yaşında başlayan çocuklar eyalet ya­salarına göre 14, 15 ya da 16 yaşına kadar eğitim görür.
    Doğal Yapı

    Kanada’da yaşamı etkileyen en önemli öğe­lerden biri ülkenin yüzey şeklidir. Bütün Kuzey Amerika kıtasının tabanında çok eski dönemde oluşmuş büyük bir granit kaya vardır. Kıta ters duran dev bir yemek tabağını andırır. Milyonlarca yıl sonra, sığ denizler, tabağın kıyılarının büyük bölümünü örttü. Minik deniz kabuklularının oluşturduğu ki­reçtaşı ve içinde aşınmış küçük kaya parçaları bulunan kumtaşı katmanları ortaya çıktı. Bu katmanlar, eski orman ve canlıların toprağın altına gömülü kalıntılarıyla karıştı ve yerka­buğunun hareketiyle kırılıp, büküldü. Bu katmanlar, zamanla basınç ve sıcaklığın etki­siyle sertleşti ve değişime uğradı. Böylece,kayalar oluştu. Kanada, kayaların geçirdiği değişimlere ve bu değişimlerin geçmişte hangi jeolojik zamanda gerçekleştiğine bağlı olarak beş bölgeye ayrılabilir.
    Bu bölgelerin en büyüğü Kanada Kalka-nfdır. Bu bölgede, 570 milyon yılı aşkın bir zaman önce, Prekambriyen Zaman’da oluş­muş kayalar, yüzeyde ya da yüzeye yakın konumda bulunur. Burada 4 milyar 300 mil­yon yıllık dünyanın en eski kayaları yer alır. Kalkan, Kuzey Buz Denizi kıyılarında Amundsen Körfezi’nden başlar, bütün Ku­zeybatı Toprakları’nı, Ontario ve Quebec’in büyük bir bölümünü, Labrador’un tümünü kapsayarak Atlas Okyanusu’na ulaşır. Kana­da topraklarının neredeyse yarısını kaplayan bu bölge, herdemyeşil (yaprak dökmeyen) ormanları, yuvarlak tepeleri ve sayısız golle­riyle çok güzeldir. Kuzeybatıda toprak, turba­lıklar ve bodur çalılıklarla kaplıdır. Daha ku­zeyde kalan bölgelerse çok soğuktur ve ağaçların yetişmesine elverişli değildir. Kana­da Kalkanfnda zengin maden yatakları vardır.
    Kanada’nın Atlas Okyanusu kıyılarındaki eyaletler ve Ouebec’in bir bölümü, çok eski tortul kayalıklardan oluşan ve Appalaşlar’ın da içinde olduğu dağlık bir bölgededir. Bu ağaçlarla kaplı yumuşak eğimli tepeler ve kıv­rımlı vadiler, aynı zamanda, ABD’nin doğu bölgelerini de içine alan uzun zincirin bir par­çasıdır. Appalaşlar’ın görece ılık geçen yaz ve yumuşak olan kış mevsimleri, bu bölgede iğne yapraklıların yanında, yaprakdöken ağaçla­rın da yetişmesine olanak sağlar. Yaprağı, Kanada’nın ulusal simgesi olan akçaağaç or­manları da burada yetişir.
    Atlas Okyanusu kıyısındaki eyaletlerin ba­tısında, Appalaş Dağları ile Kanada Kalkanı arasında uzanan verimli topraklara Büyük Göller-St. Lawrence düzlükleri adı verilir. Burası Kana­da’nın en güney bölgesidir. İlk göçmenler, yazları ılık, toprağı verimli, suyu ve yapı gereçleri bol olan bu bölgede yerleşmeyi seçmiş­ti. Kanada Kalkanı’ndaki madenlere ve ır­maklar yoluyla Atlas Okyanusu’na ulaşmak kolay olduğu için burası zamanla Kanada’nın en canlı bölgesi oldu. Ülkenin en büyük kent­lerinin bulunduğu Güney Ouebec’le Ontario arasında nüfusun yarısından çoğu yaşar.
    Kalkanla batıdaki dağlar arasında, Kuzey Buz Denizi’ne kadar uzanan geniş topraklara İç Ovalar denir. Kanadalılar’ın çoğu, tahıl ye­tiştirilen ve hayvancılık yapılan bu ağaçsız bölgeyi çayırlık olarak adlandırır. Manitoba, Saskatchevvan ve Alberta eyaletleri bu bölge­dedir. Bölgedeki tortul kayaçlar yerkabuğu hareketlerinden hiç etkilenmemiştir ve bu ne­denle de İç Ovalar hemen hemen dümdüzdür. Topraklarının verimliliği ve yağışların uygun olması yüzünden bu bölge ülke tarımının bel­kemiği durumundadır. Petrol, doğal gaz ve potas yatakları da bölgenin zenginliğine kat­kıda bulunur.
    Kayalık Dağlar ile Büyük Okyanus arasın­da, yalçın dağlar, derin vadiler ve geniş yayla­lardan oluşan Cordillera bölgesi yer alır. Kısa bir süre önce bazı jeologlar Kanada’nın bu bölümünün, milyarlarca yıl önce bir kıtadan koparak ülkenin batı kıyılarıyla çarpıştığını ve bölgedeki inişli çıkışlı görünümün bu nedenle oluştuğunu ileri sürmüştür. İngiliz Kolumbiyası’nın büyük bölümü ile Yukon, Cordillera’ dadır. Alaska sınırı yakınlarında Kanada’nın en yüksek noktası olan Logan Dağı 6.050 metre yüksekliğindedir. Kanada’nın en çok ve en az yağış olan yerleri İngiliz Kolumbiyası’ndadır. Batıdaki bu bölgede yaşayanlar or­mancılık, madencilik, çiftçilik, hayvancılık ve balıkçılık yaparlar.
    Kanada’nın yüzölçümünün yüzde 7′si suyla kaplıdır; bu da dünyadaki tatlı suların yüzde 25′idir. Dünyanın en büyük tatlı su gölü olan Superior Gölü kıtanın ortalarından Atlas Okyanusu’na kadar uzanan 3.000 km uzunlu­ğundaki suyolunun bir parçasıdır. Kanada, Superior, Huron, Erie ve Ontario gibi dört büyük gölünü ABD ile paylaşır. Büyük göl­lerden Michigan ise tümüyle ABD sınırları içindedir. Gölleri okyanusa bağlayan suyolu ve St. Lawrence İrmağı bu iki ülke arasında paylaşılır.

    Kanada’da ters yönlere akan büyük ırmak sistemlerini ayıran iki büyük doğal sınır var­dır. Kayalık Dağlar, Büyük Okyanus’a suları­nı boşaltan ırmak ve gölleri kıtanın öbür göl ve ırmaklarından ayırır. Daha az göze çarpan bir sınır da, kuzeye doğru akarak Kuzey Buz Denizi’ne ve Hudson Körfezi’ne dökülen ır­maklarla, güneyde Meksika Körfezi’ne ve At­las Okyanusu’na dökülen ırmakları birbirin­den ayıran topraklardır. Bu sınır, kabaca 49. enlemi izler.

    İngiliz Kolumbiyası’nda bulunan Fraser Ir­mağı eyaletin güney yarısını akaçlar. Kayalık Dağlar’ın doğusunda bulunan Kanada’nın en uzun ırmağı Mackenzie, kollarıyla birlikte çok geniş bir alanı akaçlayarak Kuzey Buz Denizi’ne dökülür. Daha güneyde, Saskatchewan Irmağı Kayalık Dağlar’daki kar suları­nı toplar, geniş çayırları geçerek Winnipeg Gölü’ne dökülür. Büyük Göller’i akaçlayan St. Lawrence, Atlas Okyanusu’na dökülen en büyük ırmaktır.

    İklim ve Yabanıl Yaşam

    Nevvfoundland, Prens Edward Adası, Nova Scotia ve New Brunswick gibi Atlas Okyanu­su kıyısındaki eyaletler ile Ouebec’in güney bölümleri ve Ontario’da yazlar sıcak, kışlar ise dondurucu soğuk olur. Bu eyaletlerde, okyanusa yakın oldukları için, sıcaklık farklı­lıkları iç bölgelere göre daha azdır. Bütün bölgede yağış yıl içine eşit olarak dağılır. Kanada Kalkanı’nda kışlar çok uzun ve aşırı soğuk, yazlar ise kısa ve ılıktır. İç Ovalar’da ise kara iklimi egemendir. Ama burada yaz ayları, sıcak ve kuru geçtiğinden, iklim tahıl üretimine çok elverişlidir. Yükseklik bakı­mından büyük farklılıkların olduğu Cordillera’da ise değişik iklimler görülür. Çoğu yerde kışlar soğuk ve karlı, yazlarsa ılık ya da sıcak geçer. Dağların batı yamaçları çok yağış alır. Vancouver ve Victoria kentlerinin de bulun­duğu güney kıyılar, Kanada’nın en sıcak yöresidir. Kuzey Buz Denizi kıyıları ve bura­daki adalar ise en soğuk bölgedir. Bu bölgede toprak bütün yıl boyunca donmuş olarak kalır. Burası Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunduğu için altı ay gece, altı ay gündüz olur. Kışlar uzun, çok soğuk ve çoğunlukla karanlıktır. Yazlar kısa ve serin geçer; hava genellikle açıktır. Yazın buzlar yarım metre kadar çözülür.
    Kanada’nın üzerinde üç ayrı hava akımı bulunur. Büyük Okyanus’tan serin ve nemli hava, Kuzey Kutup Bölgesi’nden soğuk ve kuru hava, Meksika Körfezi ve Karayib Deni-zi’nden ise sıcak ve nemli hava akımları gelir.
    Batıdaki dağlarda ve Kanada Kalkanı’nda bulunan geniş yerleşilmemiş alanlar, yüzyıllar boyunca çok değişik yabanıl hayvanların yur­du olmuştur. Bugün yeryüzündeki boz ayı, dağ koyunu, rengeyiği, kurt ve volverin gibi hayvanların çoğu Kanada’da bulunur. Bir geyik türü olan sığın, kara ayı, kunduz, mink, misk sıçanı, tilki gibi eti ya da kürkü değerli olan daha birçok hayvan ve çok sayıda kuş büyük ormanlarda yaşar. Atlas Okyanusu’n-daki Labrador Akıntısı’nın soğuk suları kü­çük deniz canlılarıyla doludur ve sayısız balığı Grand Sığlığı’na çeker. Bu sığlık Newfoundland açıklarında balıkların beslendiği ve ço­ğaldığı bir bölgedir. Bu bölgede en çok ringa, morina ve yassıbalıklara rastlanır. Benzer biçimde, soğuk sular Büyük Okyanus kıyıla­rında yaşayan sombalığı ve ringa gibi birçok balığa besin taşır. Her iki okyanusta da balinalar büyük ölçüde azalmıştır, hatta bazı türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bazı hayvanların, özellikle de bazı kuş türleri­nin tükendiğini, bazı türlerin de tükenme teh­likesiyle yüz yüze bulunduğunu gören Kana­dalılar yabanıl yaşamın korunması konusunda duyarlıdır.

    Halk

    Kuzey Amerika’ya ilk gelenler, bir zamanlar Sibirya ile Alaska arasında bulunan dar bir toprak şeritten geçmişlerdi. Kanada’nın Yerli nüfusunun ataları olan bu insanlar doğuya ve güneye doğru yayıldılar. Sonra gelen göçmen­ler Kuzey Kutup Bölgesi’nin kıyılarını izledi­ler. Kanada ve Alaska’daki Eskimolar, bu sonraki göçmenlerin soyundandır. Kanada’ da, Yerliler ile Eskimolar’a “Yerli halk” denir. Bunların sayıları yaklaşık 600 bindir.

    Avrupalılar, Kuzey Amerika’ya 16. yüzyılda gelmeye başladı. Kanada*da ilk sürekli yerleşimi 17. yüzyılda Fransızlar kurdu. Ülke­nin denetimi, 18. yüzyılın sonlarından başla­yarak İngilizler’in eline geçti. İngiltere’den çok sayıda insan, daha iyi bir yaşam kurmak amacıyla Kanada’ya göç etti. 15 milyonun üzerinde Kanadalı İngilizce, 6 milyon Kana­dalı da Fransızca konuşmaktadır (1981). 19. yüzyılın sonlarında kıtayı bir uçtan bir uca geçen demiryolunun tamamlanmasından son­ra, Batı Kanada’nın yerleşime açılması ve her iki dünya savaşını izleyen göçler sonucu, Doğu ve Güney Avrupa’dan çok sayıda insan bu ülkeye yerleşti. Parasız ya da çok ucuza toprak edinme olanağı, özellikle inşaat sana­yisinde sürekli iş bulma umudu insanları Ka­nada’ya çekti. Bugün Kanada’da anadili İtal­yanca olan 500 binin üstünde insan yaşar. Bundan başka 500 bin Almanca, 500 bin Uk­rayna ya da başka Slav dillerini konuşan insan vardır. Hong Kong, Güneydoğu Asya ve Hindistan’dan son yıllarda gelen göçmenlerle, Kanada’da konuşulan diller listesine birçok Asya dili de eklendi.

    Kanada’nın İngilizce ve Fransızca olarak iki resmi dili vardır ve etnik grupların çocukları­nın okullarda ya da başka kurumlarda ana dillerini ve geleneklerini öğrenmelerine ola­nak sağlanmaktadır.
    Kanadalılar spora düşkündür. Kışın, en yaygın sporlar buz pateni, kayak ve buz üstünde altı düzleştirilmiş taşlarla oynanan curling’dir. Kanada dünyanın en iyi profesyo­nel buz hokeyi takımlarından birine sahiptir. En önemlisi Quebec’de düzenlenen kış karna­valları da oldukça yaygındır. Yazın ise en gözde spor beyzboldur. Amerikan futboluna benzeyen Kanada futbolu da yaz aylarında oynanır. Kentlerde yaşayanların yazın oyna­dıkları başlıca spor golftur. Federal hüküme­tin düzenlediği, içinde kamp alanları ve çeşitli olanaklar bulunan 28 ulusal park vardır.

    Tarım, Hayvancılık, Ormancılık ve Balıkçılık
    Kanada topraklarının yüzde 7′sinden azında tarım yapılmasına ve 500 binden az Kanada-h’nın toprakla uğraşmasına karşın, tarım ürünleri ve bu ürünlerin işlenmesiyle elde edilen üretim, toplam üretiminin altıda birini oluşturur. Tarım büyük çiftliklerde, makine­lerden yararlanarak, doğal ve kimyasal gübre­lerin yaygın olarak kullanılmasıyla yapılır. Nüfus ülke büyüklüğüne oranla oldukça azdır ve tarımsal üretim ülkenin tüketebileceğinden çok fazladır. Bu nedenle Kanada tarım ürün­leri satışında dünyanın önde gelen ülkelerin­den biri olmuştur. Örneğin buğday satan ülkeler arasında dünyada ikincidir.
    Buğday, yulaf, mısır gibi tahıllar dışında Kanada’da kolza, keten, tütün, patates, mey­ve ve sebze yetiştirilir. Sığır, koyun, domuz beslenir; bunlardan et ve süt ürünleri elde edilir. Büyük Göller Yöresi ve St. Lawrence vadisinde tütün, hayvancılık ve sebze üretimi önde gelir. Ontario ve Erie gölleri arasında üzüm bağları ve meyve bahçeleri vardır. Manitoba, Saskatchewan ve Alberta eyaletle­rinin geniş düzlükleri tahıl üretiminde ülkenin en önemli bölgeleridir.
    Kanada’da 15. yüzyıldan beri ticaret ama­cıyla balıkçılık yapılmaktadır. Deniz ürünleri­nin zenginliği nedeniyle Kanada’nın Büyük Okyanus kıyıları çok sayıda balıkçı gemisini bu kıyılara çeker. Uluslararası anlaşmalar Kanada’ya kendi 200 millik sınırlarının dışın­da da balıkçılığı denetleme yetkisi vermiştir. Öbür ülkelerle arasında rekabet olmasına karşın, balıkçılık Kanada’da bugün de çok önemlidir.
    Kanada, dışarıya sattığı ürünlerin beşte birini ormanlarından elde eder. Kanada Kal-kanı’nda toprakların önemli bir bölümünü kaplayan Boreal Ormanı, toplam ülke orman­larının yüzde 80′ini oluşturur. Buradan elde edilen odun, çoğunlukla kâğıt hamuru ve kâğıt üretiminde kullanılır. Ontario ve Quebec ormanlarının sert odunlu ağaçlarından mobilya yapımında yararlanılır. İngiliz Kolumbiyası’nda Büyük Okyanus’tan gelen nemli rüzgârlarla büyüyen köknar ve ladinler görkemli boyutlara erişir. Toplam ormanların yüzde 3′ünü oluşturan bu ormanlardan, top­lam kereste üretiminin yaklaşık yarısı karşı­lanır.

    Madencilik

    Dünyanın önde gelen mineral kaynaklarına sahip olan Kanada mineral satışında dünya birincisidir. Bu mineralleri arama çabasıyla yürütülen çalışmalar sırasında ülkenin en uzak köşelerine kadar ulaşan kara ve demir­yolları yapıldı ve bu bölgelerde yerleşim birimleri kuruldu. Kanada’da elde edilen mineraller, ****ller, a****ller ve yakıtlar olarak üç gruba ayrılabilir. Demir, bakır, nikel, çinko, altın, gümüş ve uranyum gibi ****ller, Kanada’nın başka ülkelere sattığı mineralin değer olarak yüzde 30′unu oluştu­rur. Alçıtaşı, kum ve çakıl gibi a****ller, yapılarda kullanılır. Kömürden elektrik üreti­minde yararlanılırsa da bu maden elverişsiz yerlerde bulunduğu için ülke ekonomisi açı­sından büyük önem taşımaz. Potas kimyasal gübre üretiminde kullanılır ve Kanada dünya potas gereksiniminin yüzde 40′ını sağlar. As­bestin önemi, sağlığa zararlı olduğu anlaşıldı­ğından beri azalmıştır. Ham petrol ve doğal gaz Kanada’nın önemli dış ticaret ürünlerindendir.
    Kanada’da batıdaki kuyulardan çıkarılan petrol ve gaz, doğuda bulunan rafinerilere ve ABD pazarına petrol boruhatlarıyla taşınır. Alaska’nın petrol ve doğal gazını, Kanada üzerinden ABD’ye ulaştıracak yeni bir boru-hattı da yapılmaktadır. Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki araştırmalar burada çok büyük gaz ve petrol yataklarının bulunduğunu göstermiştir, ama bunların çıkarılması ve pazarlanması çok pahalıdır.

    Sanayi

    Kanada maden, orman, yapı gereçleri ve gerek sanayide, gerek ucuz elektrik üretimin­de yararlandığı tatlı su kaynakları bakımından çok zengindir. Bu kaynaklar ülkeye gelişmiş ve çeşitlenmiş bir sanayi kurabilme olanağını sağlamıştır. Sanayinin en yoğun olduğu bölge Ontario ve Ouebec eyaletlerindeki Büyük Göller-St. Lawrence düzlükleridir. İş ve tica­ret etkinlikleri gene bu bölgedeki iki kentte yoğunlaşmıştır. Bunlar 3 milyonun üzerindeki nüfusuyla Kanada’nın en büyük kenti olan Toronto ve nüfusu 2.850.000 dolaylarındaki Montreal’dir.

    Ulaşım

    Kanada gibi geniş bir ülkede ulaşım büyük önem taşır. Kanada-Pasifik Demiryolu’nun
    1885′te tamamlanmasıyla ülkenin doğusu ile batısı ilk kez gerçek anlamıyla birleşmiş oldu.
    Karmaşık bir karayolu sistemi Kanada’nın kentlerini birbirine bağlar. Yaklaşık 8.000 km uzunluğundaki Trans-Kanada Karayolu, Nevvfoundland’deki St. John’s ile İngiliz Kolumbiyası’ndaki Vancouver arasında uzanır.
    İki büyük ve çok sayıda küçük havayolu şirketi Kanada içinde ve dışında insan ve yük taşımacılığı yapar. Kanada’da pek çok göl ve ırmak olmasına karşın, ülke içinde tek önemli suyolu St. Lavvrence üzerindedir. Okyanustan gelen gemiler bu suyolundan yararlanarak, kıtanın ortalarında bulunan Minnesota’nın Duluth limanına kadar ilerleyebilir.

    Eğitim ve Güzel Sanatlar

    Kanada 1867′de bağımsızlığını kazandığında, yasama yetkisi federal hükümet ve eyalet yönetimleri arasında bölünmüştü. Eğitim, Yukon ve Kuzeybatı Topraklan’nda federal yönetimin, öbür bölgelerde ise eyalet yöne­timlerinin sorumluluğundadır. Her eyaletin kendi eğitim sistemi vardır. Okula gitmenin zorunlu olduğu yaşlar eyaletten eyalete deği­şir. Genellikle 6 yaşında başlayan zorunlu eğitim çağı 14, 15 ya da 16 yaşlara kadar uzanır. Eğitimin ilkokul, lise ve yüksekokul ya da üniversite olarak üç düzeyde yürütüldüğü Kanada’da 65 üniversite ve 196 yüksek­okul vardır.
    Ülkede İngilizce ve Fransızca olarak, gün­lük, haftalık ya da aylık 1.30()’den fazla dergi ve 1.250′yi aşkın gazete yayımlanır. Ayrıca, azınlıkların dillerinde basılan 20ü’e yakın yayın vardır.
    Federal hükümet 1957′de, güzel sanatları özendirmek için bir kurul oluşturdu. Bu kurulun çalışmaları gösteri sanatlarının geliş­mesine katkıda bulundu. Kurulun yanı sıra özel kişi ve kuruluşların parasal desteğiyle çok sayıda tiyatro, konser salonu ve kültür merkezi yapıldı. Ontario eyaletindeki Strat-ford Shakespeare Tiyatrosu ve Shaw Festival Tiyatrosu ülkenin en önemli gösteri merkez-lerindendir. Montreal, Toronto, Vancouver ve Hamilton senfoni orkestraları ile Ottawa’daki Ulusal Sanat Merkezi Orkestrası uluslararası düzeyde ünlüdür. Ayrıca Kanada bale toplulukları da özgünlükleri ve yetkin gösteri düzeyleriyle dünyaca tanınmaktadır.
    Kanada resim sanatı ve edebiyatı ilk başlar­da Avrupa’dan etkilendi. Resimde modern akım James Wilson Morrice’le başladı. 20. yüzyılın başlarında Yediler Grubu adıyla bili­nen ve ilk üyeleri Lavvren Harris, A. Y. Jackson, J. E. H. Macdonald ve Tom Thom­son olan bir grup ressam özgün Kanada resminin gelişmesinde öncülük etti.

    Anayasa ve Yönetim

    Kanada parlamenter sistemle yönetilen fede­ral bir devlettir. Ottovva’daki Kanada Parla­mentosu savunma, dış politika, ticaret, mali­ye, bankacılık ve ceza hukuku gibi bütün ülkeyi ilgilendiren konularda yasa yapar. Ay­rıca, 10 eyaletin her birinde kendilerini ilgi­lendiren konulardaki yasaları düzenleyen ya­sama organları vardır. İngiltere kral ya da kraliçesi simgesel olarak devlet başkanı sayılır ve Kanada başbakanının önerisiyle atanan bir genel valice temsil edilir. Kanada Parlamen­tosu, Senato ve Avam Kamarası olarak iki meclisten oluşur.
    Avam Kamarası’nın 295 üyesi beş yıl için seçilir. Genel vali, genel seçimlerde en çok oyu alan partinin önderini başbakan olarak seçer ve hükümeti kurmasını ister.

    Senato’nun, başbakanın önerisiyle genel vali tarafından atanan 104 üyesi vardır. Yasa tasarılarının yasalaşabilmesi için her iki mec­liste de onaylanması gerekir. Meclislerden geçen yasalar genel valinin de onayıyla yasa-laşır.

    İngiltere kral ya da kraliçesi eyaletlerde, gene başbakanın önerisiyle genel valinin ata­dığı bir vali vekilince temsil edilir. Bütün eyaletlerde seçimle gelen bir meclis vardır. Eyalet yönetimleri eğitim, çalışma koşulları, mülkiyet yasaları ve sağlık gibi konulardan sorumludur. Her eyalette, ayrıca yerel işlerle ilgilenmek üzere seçilen belediye meclisleri de bulunur.
    Yukon ve Kuzeybatı Toprakları, Avam Kamarası’nda temsil edilir. Her ikisi de bir ölçüde özerktir.
    Kanada’da mahkemeler bağımsızdır ve ge­rek federal, gerek yerel yasalar tek bir mah­keme sistemi tarafından uygulanır.

    Kanada Tarihi

    Leif Eriksson’un öncülüğündeki Vikingler’ in Kanada’ya İS 1000 dolaylarında geldiği sa­nılıyor. Avrupalılar’ın Kanada’yı keşfi ve ora­da yerleşmeleri ise ancak 15. yüzyılın sonları­na doğru başladı. İngiltere Kralı VII. Henry’ nin hizmetinde çalışan İtalyan John Cabot 1497′de gemisiyle Kuzey Amerika kıyılarında Newfoundland ya da Cape Breton Adası açık­larına geldi. Cabot’tan önce Basklı ve Porte­kizli balıkçıların bölgeye geldiğini gösteren bazı buluntulara rastlanmıştır. Bu denizlerde zengin balık yataklarının bulunması birçok Avrupalı’yı bu kıyılara çekti.
    1534′te, Kral I. François Fransız denizci Jacques Cartier’yi Çin’e ulaşacak bir geçit bulmakla görevlendirdi. Cartier, ilk seferinde Newfoundland’e ve St. Lawrence Körfezi’ne gitti. İkinci yolculuğunda, çoktandır aranan Kuzeybatı Geçidi’ni bulduğu düşüncesiyle, St. Lavvrence Irmağı boyunca ilerledi ve bu­gün Montreal’in bulunduğu bölgeye kadar geldi. Cartier tüm bu toprakları Fransa’ya kattı.
    Bu arada, İngiliz kâşifler de Kuzeybatı Ge­çidi’ni bulmaya çalışıyorlardı. Kuzeye ilerle­yen Martin Frobisher, 1876-77′de Baffin Adası’na ulaştı. Sir Humphrey Gilbert de 1583′te Newfound­land’i İngiliz topraklarına kattı; Henry Hud-son 1610′da Hudson Körfezi’ne girdi ve bura­ya kendi adını verdi.

    İlk Fransız Yerleşimleri

    Kanada’da ilk kez 1605′te Port Royal’de bir koloni kuruldu. Bu kalıcı yerleşimin başlangı­cıydı. Bu bölge bugün Nova Scotia olarak anı­lır. Üç yıl sonra Cjuebec’te de küçük bir yerle­şim birimi kuruldu. Burası, kısa sürede Port Royal kolonisini gölgede bıraktı ve Yeni Fransa denen bölgenin merkezi oldu. 1613′te Port Royal, Virginia kolonisinden gelen İngi­liz birliklerince neredeyse tümden yok edildi.
    1627′de Kanada’yı denetlemek üzere Yeni Fransa Kumpanyası kuruldu. Kumpanya as­ker ve sömürgecilerden oluşan, gerekli dona­nıma sahip bir filo kurdu. Ne var ki, İngiliz­ler, Quebec’e Fransızlar’dan önce vararak, Fransız donanmasını ele geçirdi; Quebec İngi-lizler’e teslim oldu, böylece Kanada üç yıl İn­giltere’nin denetiminde kaldı. 1632′de yapılan bir anlaşma ile bölge Fransa’ya geri verildi. Ama, Fransızlar koloni kurmakta başarılı ola­madılar. 1641′de, yani Quebec’in kuruluşun­dan 32 yıl sonra, Yeni Fransa’da yalnızca 240 kişi yerleşmişti.
    Fransızlar yeni keşiflerde bulunmakta, ko­loni kurmaktan daha başarılı oldular. 17. yüzyılın sonuna gelmeden, Büyük Göller’in batısındaki çayırlıklarda ve güneyde Missis-sippi Irmağı boyunca ilerleyerek Meksika Körfezi’ne ulaşmışlardı. Bu ilk kâşifler, Yerli­ler ile ilişki kurmaya çalışan papazlar ve mis­yonerlerdi.
    Yerleşim bölgeleri, St. Lavvrence’den yuka­rıya doğru yayılmaya başladı. 1634′te Trois-Rivieres kuruldu. 1642′de bir grup din adamı ve kolonici Ville Marie de Montreal kolonisi­ni kurdu.
    1670′te kurulan Hudson Körfezi Kumpan­yası, Hudson ve James körfezlerine akan ır­mak ağızlarında ticaret bölgeleri oluşturdu. Bu bölgelerde, mal ve yiyecek getiren, karşılı­ğında Yerliler’in kıyıya taşıdıkları kürkleri alan gemilerin gereksinmeleri karşılandı.
    Bu gelişmelere karşın, 1660′larda koloni nüfusu ancak 3.000 kişiye ulaşabilmişti. 1663′te, Kral XIV. Louis, Yeni Fransa Kum­panyasının ayrıcalıklarını kaldırdı ve bölgeyi eyalet yaparak krallığa bağladı. 1665′te kala­balık bir grup, sığırları ve atlarıyla yerleşmek üzere Kanada’ya geldi. Bu gruba düzenli as­keri birlikler eşlik ediyordu. İlk yönetici Jean Baptiste Talon bölgeye yeni koloniciler ge­tirdi.

    Kanada Üzerindeki Mücadele

    İspanya Veraset Savaşı (1701-13) Amerika kı­tasına da sıçradı. Bu kıtadaki savaşta Fransa, İngiltere’ye karşı topraklarını korumayı başardıysa da Avrupa’da yenildi. 1713′de imza­lanan Utrecht Antlaşması ile Hudson Körfezi’ni, Acadia (daha sonraki adı Nova Scotia) ve Newfoundland’i İngiltere’ye bıraktı. Fran­sa bu tarihten 1760′a kadar Kanada’yı deneti­minde tutmaya çalıştıysa da başarısız oldu. İn­giltere ile Fransa bir yandan Avrupa’da sava­şırken, öbür yandan da Kanada topraklarını ve buradaki kürk ticaretini ele geçirmek için mücadele ettiler.
    Sonunda, Avrupa’daki Yedi Yıl Savaşı (1756-63) Amerika’daki kolonilere de yansıdı. Fransa direnmesine karşın yavaş yavaş gerile­di. 1759′da Abraham Ovası’nda İngilizler’e yenildi; 1760′ta da Montreal düştü. 1763′te imzalanan Paris Antlaşması ile Yeni Fransa, İngiliz toprakları arasına katıldı; burada İngil­tere’ye bağlı Ouebec kolonisi kuruldu. İngi­lizler Kanadalılar’ın kendi dinlerini, yasaları­nı ve dillerini korumalarına izin verecekleri konusunda güvence verdiler.

    İngiliz Yönetimi

    Bölgenin ele geçirilmesinden sonra, çoğunlu­ğu Amerikan kolonilerinden gelen İngilizler ülkeye yerleşmeye” başladı. Amerikan Bağım­sızlık Savaşı sırasında Kanadalılar İngiltere’ye bağlı kaldı. İngiltere’ye bağlı kalan Amerikan kolonicilerinin birçoğu da savaştan sonra ku­zeye giderek Ontario Gölü kıyılarına ve Nova Scotia’ya yerleşti. Bu göçler İngiliz kültürü­nün etkisini güçlendirdi ve daha da yayılması­na yol açtı. Bu sırada Fransız ve İngiliz kö­kenliler arasındaki ilişkiler giderek gerginleş­ti. 1791′de İngiliz Parlamentosu’nda Kanada Yasası’nın kabul edilmesiyle Kanada, İngiliz-ler’in çoğunlukta olduğu Yukarı Kanada (da­ha sonra Ontario) ve Fransızlar’ın çoğunlukta olduğu Aşağı Kanada (daha sonra Ouebec) olarak iki eyalete ayrıldı. Her eyaletin, seçim­le gelen kendi meclisi vardı.
    1812′de ABD ile İngiltere arasındaki savaş sırasında, Kanada savaş alanının bir parçasıy­dı. Bu savaşın Fransız ve İngiliz kökenli Ka­nadalılara birleştirme gibi bir yararı oldu. Ay­rıca savaş, ABD’ye karşı bugün bile belli bir düzeyde var olan eleştirel bakış açısının doğ­masına yol açtı. Bu arada meclislerin iyi çalış­mamasının neden olduğu hoşnutsuzluk küçük ayaklanmalara neden oluyordu. Bunun üzeri­ne İngiltere durumu değerlendirmek için Lord Durham’ı Kanada’ya gönderdi. Lord Durham hazırladığı raporda, Yukarı ve Aşağı Kanada’nın birleştirilmesini ve ülkeye içişle­rinde özerklik verilmesini önerdi. 1841′de İn­giliz Parlamentosu, iki eyaleti bir yönetim al­tında birleştiren Birlik Yasası’nı kabul etti. İçişlerinden sorumlu hükümet ise bundan ye­di yıl sonra kuruldu.
    Bu dönem bir gelişme ve bolluk dönemi ol­du. Dış ülkelere buğday ve kereste satıldı, yollar ve kanallar açıldı, kürk ticareti giderek gelişti. 1816′da ilk buharlı gemi Ontario Gölü’nde suya indirildi. 1835′te Ouebec’e ilk de­miryolu döşendi.
    Bu arada, ABD ile Kanada arasında sınır sorunları ve Kanada’nın, Amerikan İç Savaşı’ndaki tutumu gibi konularda bazı anlaşmaz­lıklar çıktı. Temel sorunlar 1871′de Washington’da yapılan bir toplantıda tartışıldı ve iki ülke arasında anlaşmaya varıldı.

    Kanada Dominyonunun Kuruluşu

    Askeri ve ekonomik nedenlerle İngilizler’in çoğunlukta olduğu Kuzey Amerika eyaletleri tek bir ülke olarak birleşmeyi gerekli gördü. Bir yönetim altında birleşmek, dış saldırılara karşı daha güçlü olmayı ve ülkenin zengin kaynaklarından daha iyi bir biçimde yararlan­mayı sağlayacaktı. Eyalet yöneticileri sonun­da federal bir birlik oluşturmayı kabul etti. Kanada Dominyonu 1867′de İngiliz Kuzey Amerika Yasası ile gerçekleşti. Yeni ülke iki Ouebec, Ontario, Nova Scotia ve New Brunswick eyaletlerinin birleşmesiyle oluştu.
    1869′da Hudson Körfezi Kumpanyası Ontario’nun batısında kalan ve Rupert Toprak­ları diye bilinen bölge ile batıda Kuzeybatı Toprakları üzerindeki haklarından vazgeçti. Yeni toprakların yerleşime açılmaya başlama­sı Metisler diye adlandırılan melezlerin ayak­lanmasına neden oldu. Ayaklanma bastırıl­dıktan sonra, 1870′te Manitoba eyaleti kurul­du. Sonraki yıl İngiliz Kolumbiyası 1873′te de Prens Edward Adası dominyona katıldı.
    Daha sonra gelenler, Superior Gölü’nün batısına, Güney Manitoba’daki bereketli top­raklara doğru ilerledi. Onların peşi sıra döşe­nen demiryoluyla, Winnipeg’e ilk tren 1886′da ulaştı. 1905′te Saskatchewan ve Al-berta eyaletleri kuruldu. Bundan önce, 1896′da Yukon’un bir kolu olan Klondike Irmağı’nda altın bulunmasıyla, Kuzeybatı Top­raklarına hızlı bir göç başlamıştı. 1898′de Yukon ayrı bir bölge olarak Kuzeybatı Topraklarından ayrıldı. New-foundland ise 1949′a kadar bağımsız bir kolo­ni olarak kaldı.
    1867′den 1896′ya kadar ülke, çoğunlukla hep Muhafazakâr Parti’nin yönetiminde kal­dı. John Macdonald, 1891′de ölünceye kadar partinin değişmez önderi oldu. Macdonald yönetimi sırasında ilk kez doğuyla batıyı bağ­layan Kanada Pasifik Demiryolu 1885′te ya­pıldı ve ticareti koruyucu bir siyaset izlendi.
    1896′da Liberaller seçimi kazandı. Fransız Kanadalıları’ndan Sir Wilfrid Laurier, 1911′e kadar ülkeyi yönetti. Batıyı yerleşime açmak ve yıllık buğday üretimini artırmak için bin­lerce göçmen batıya yerleştirildi.
    20. yüzyılın başlan hızlı büyüme yılları ol­du. Yeni demiryolları yapıldı ve maden yatak­ları bulundu. 1911′de Laurier başkanlığındaki Liberal hükümet düştü ve yerine Robert Laird Borden yönetimindeki Muhafazakârlar geldi.

    İki Dünya Savaşı

    1914′te I. Dünya Savaşı çıkınca Kanada İngil­tere’nin yanında yer aldı. Savaşı sona erdiren Versay (Versailles) Antlaşması’nı imzalayan ülkelerden biri olan Kanada daha sonra Milletler Cemiyeti üyesi oldu.
    Kanada, bağımsız yönetim hakkını yavaş yavaş kazandı. I. Dünya Savaşı’na kadar içiş­lerinde özerk olan Kanada, dış ilişkiler konu­sunda İngiltere’ye bağımlıydı. Kanada her alanda kendi kendini yönetmeye 1926′da baş­ladı. Bu durumun İngiliz Parlamentosu’nda resmen kabul edilmesi ancak 1931′de gerçek­leşti. Bu tarihten sonra Kanada, İngiliz Ulus­lar Topluluğu’nun bağımsız bir üyesi oldu. Bu konuda son adım, Kanada Yüksek Mahkeme-si’nin yasal işlerde en yüksek yargı organı ol­duğunun onaylanmasıyla 1949′da tamamlan­dı. 1982′de İngiliz Parlamentosu, Kanada Yasası’yla Kanada’nın İngiltere’den bağımsızlı­ğını tanıdı.
    1920′ler Kanada’nın hızlı büyüme yıllarıy­dı. Bu sırada Ouebec’te gelişen Fransız ulus­çuluk hareketi, ülkenin yönetiminde Fransız asıllı Kanadalılar’ın daha fazla söz hakkı ol­masını savundu. Sanayideki İngiliz egemenli­ğine karşı Fransızlar’ın kendi yaşama ve çalış­ma koşullarını belirlemede söz sahibi olması için mücadele etti.
    1929 Dünya Bunalımı sırasında, birçok kişi işsiz kaldı. Bunalımın en şiddetli olduğu dö­nemde Kanada’da 1.500.000 işsiz vardı ve kır­sal bölgelerde açlık önemli bir sorun oldu.
    1939 Eylül’ünde Kanada, Almanya’ya sa­vaş ilan etti. İngiltere’ye gemiler ve askeri bir­likler gönderdi. İngiliz Uluslar Topluluğu’na üye ülkelerin havacıları Kanada’da eğitildi.
    1941 Ağustos’unda ABD ile Kanada, savun­ma konusunda işbirliği yapmaya başladı. Ara­lıkta Pearl Harbor baskınından birkaç saat sonra Kanada, Japonya’ya savaş ilan etti. Ka­nada birlikleri Avrupa’da çeşitli cephelerde ve Büyük Okyanus’ta savaştı. II. Dünya Savaşı’nın Kanada açısından en önemli sonucu, ekonomisinin hızla gelişmesi, Müttefikler’e gönderdiği hammadde, gıda ve sanayi ürünle­riyle ülkenin zenginleşmesidir.

    Savaş Sonrası

    Kanada, 1945′te San Fransisco’da toplanan Birleşmiş Milletler Konferansı’nda kurucu üyeler arasında yer aldı. 1949′da NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne) girdi.
    Kanada ekonomisi 1945-57 arasında sürekli bir büyüme gösterdi. Toplumsal refah prog­ramlarına daha fazla kaynak ayrıldı ve devle­tin eğitime verdiği destek arttı. Ülkeye gelen göçmen sayısında da büyük artış oldu. 1945-56 arasında 1 milyonun üzerinde göçmen Ka­nada’ya yerleşti.
    1957-61 arasında ise Kanada ekonomisi bir durgunluk dönemine girdi. Bu durgunluk özellikle tarım bölgelerini etkiledi. 1959′da St. Lawrence Suyolu’nun 1957′de 22 yıllık Liberal Parti yönetimi ye­rini John Diefenbaker önderliğindeki Muha­fazakârlara bıraktı. Lester Pearson önderli­ğindeki Liberaller, 1963′te yeniden iktidara geldi. Bu dönemde en önemli iç sorun Kana­da Birliği’nin korunması oldu. Fransızca ko­nuşulan Ouebec’te ayrılıkçı bir grup güçlendi. Fransız kökenli Kanadalılar hükümetin ken­dilerine adaletli davranmadığı düşüncesindey-diler. Ayrılıkçılar Pierre Trudeau’nun 1968′ de başbakan olmasından sonra da çalışmaları­nı sürdürdüler. 1976′da Rene Levesque’nin ayrılıkçı partisi Ouebec’te yönetime geldi. Ne var ki, 1984′te Ouebec, bu partiye, dolayısıyla da ayrılıkçılara karşı oy kullandı. Aynı yıl ya­pılan seçimlerle, Ouebec’ten Birleşik Kanada yanlısı muhafazakâr Brian Mulroney başba­kan oldu. 1988′de ABD ile ticaretin serbest­leştirilmesi tartışmaları nedeniyle yapılan erken seçimde Muironey ve ekibi yeniden seçil­di. 1 Ocak 1989′dan başlayarak ABD ile Ka­nada arasındaki tüm ticari kısıtlamalar ve gümrükler kaldırıldı.
    Yürürlükteki federal sistemin geleceği son yıl­larda Kanada’da gündemdeki en önemli ko­nuydu. 1987′de hazırlanan Meech Lake Söz­leşmesi, İngilizce konuşan Kanadalılar arasın­da Fransızca konuşan Ouebeclilerin “ayrı bir toplum” olarak konumunu güçlendirmeye yö­nelik çeşitli anayasa değişikliklerini öngörü­yordu. Quebec, sözleşmenin öbür eyaletler tarafından da onaylanması durumunda, 1982′de Başbakan Pierre Trudeau ve öteki dokuz eyaletin çabalarıyla değiştirilen anaya­sayı onaylamayı kabul ediyordu. Sözleşmenin geçerli olması için Haziran 1990′a değin feda-ral parlamento ile 10 eyalet tarafından onay­lanması gerekiyordu. Uzun tartışmalardan sonra süre doldu ve sözleşme geçerlik kazana­madı. Bu, Ouebec’te büyük tepki yarattı. Ba­ğımsız Quebec hedefi gittikçe daha fazla des­tek kazandı. Politikasını Ouebec’le uzlaşma üzerine kurmuş olan Başbakan Brian Mulroney’nin saygınlığı da sarsıldı.
    Başbakan Mulroney ile eyalet başbakanları ve yerel önderler Ağustos 1992′da Prens Ed­ward Adası”ndaki Charlottetown kentinde bir araya gelerek anayasa değişiklikleri konusun­da yeni bir öneri paketi hazırladılar. Ekim ayında halkoylamasına sunulan öneri, ülkeyi oluşturan 12 eyalet ile bağlı toprakların yedi­sinde reddedildi. Bu durum, ülkedeki federal sistemin geleceği konusunda ciddi kuşkulara yol açtı.
    Son yıllarda Kanada ekonomisinde yavaş da olsa bir canlanma görüldü. Enflasyon ve faiz oranları düştü. Uzun görüşmelerden son­ra, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika arasında bir serbest ticaret bölgesi oluşturmayı amaçlayan Kuzey Amerika Ser­best Ticaret Anlaşması Ağustos 1992′de imza­landı. Bazı eyaletler ile işçi sendikaları, ser­best ticaret bölgesinin ücretlerin düşük oldu­ğu Meksika’nın işine yarayacağı görüşüyle, anlaşmaya karşı çıkıyorlardı. 

    Etiketler:kanada nın özellikleri, kanada tarihçesi, kanada tarihi, kanada tarihi eserleri, kanada tarihi yerleri, kanadanın bitki örtüsü, kanadanın tarihi, kanadanın tarihi eserleri, kanadanın tarihi yerleri, kanadanın özellikleri

    Sponsorlu Bağlantılar
    DMCA.com

    Özbekistan Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi

    Hollanda Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi

    Bu sayfadaki "Kanada Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Tek Yorum

    1. 2 Aralık 2013

      kanda’da sırf justın bıeber yaşıyo die araştırıyom..:D ♥♥♥ justın ♥♥♥

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *