Kısaca Sanayi İnkilabının Zararları Nelerdir Hakkında Bilgi Özet Konu Anlatımı Kısa

15 4
Sponsorlu Bağlantılar

Sanayi devrimi kentlerde nüfus yığılmalarına da neden olmuştur. 1920’lerde A.B.D. nüfusunun yarısı kentlerde yaşıyordu. Kentleşme önemli sorunları da beraberinde getirdi. Gecekondu bölgeleri büyüdü. Bu bölgeler havasız, pis ve kalabalıktı.


İşçilerin fabrikalarda toplanması ve fabrikaların da kentsel alanlara yığılmasıyla giderek kentler kırsal alanları yutmaya başladı. Bu gelişme tıp bilimindeki yeniliklerle ortaya çıkan nüfus artışı ve bu nüfusu doyurmak için gıda maddesi bulma çabalarıyla birleştiğinde 20. yüzyılın değişmez özelliği olan kitle toplumu tarihteki yerini aldı.

Sanayi inkılabının çevreye zararları

Sanayileşmeyle birlikte
kimyasal gübre ve ilaç kullanımındaki artışlar da suları kirletmeye başlamıştır. Böylece ortaya
çıkan kirlenmenin üretim ve tüketim faaliyetleri sonucunda oluştuğu ortaya çıkmaktadır
A) SANAYİ ATIKLARI
Sanayinin gelişmesiyle birlikte, kirletici türleri ve miktarları artmıştır. Bu kirleticiler suları da
kirletmeye başlamıştır. Sanayi kuruluşlarının sıvı atıkları suları kirletmektedir. Farklı sanayi
kuruluşlarının kirletici etkileri ve dereceleri de farklıdır.
SU KİRLİLİĞİ VE KİRLİLİĞE KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER 
Su kirliliği , doğada temiz olarak bulunan suyun insan eliyle doğrudan ya da insan yaşamı
için üretim yapan kuruluşlar tarafından kirletilmesidir.20. yüzyılda sanayileşmenin hızlanması
ve insan sayısının artması su kirliliğini de sonuçları tehlikeli olacak kadar arttırmıştır.
1. Şehirlerdeki Atık Suların Arıtma Tesisinde Arıtılmadan Nehirlere,Göllere ve
Denizlere Verilmesi:
Suların hijyenik açıdan kirlenmesine neden olan organizmalar, genellikle hastalıkla veya
hastalık taşıyıcı olan hayvan ve insanların dışkı ve idrarlarından kaynaklanır. Bulaşıcı etki ya
bu atıklarla doğrudan temasla ya da atıklarının karıştığı sulardan dolaylı olarak gerçekleşir.
İçme suyu temini açısından hijyenik kirlenme önemli bir sorun oluşturmaktadır.Su yakınlarına
hayvan barınağı yapılmamalı,mezarlıklar sulardan uzağa yerleştirilmelidir.
Ölmüş hayvan ve bitki artıkları ile tarımsal artıkların yüzeysel sulara karışması sonucunda da
kirlenme ortaya çıkmaktadır. Bu yolla su kirlenmesini önlemek için bitki ve hayvan artıklarının
sulara verilmemesi ya da suların yakınlarında yok edilmemesi gerekir.
Ayrıca,sentetik deterjanlar içerdikleri fosfatlar ile yüzeysel sularda kirlenmeye neden
olmaktadır. Evsel atıkların mutlaka özel tesislerde arıtılması gerekmektedir.
2. Fabrikalardaki Atıklarda Bulunan Ağır Metallerin Suya Karışması:

Çeşitli endüstri faaliyetleri sonucu oluşurlar ve fenol, arsenik, siyanür, krom, kadmiyum gibi
toksik
maddeler içerirler. Önlem olarak fabrikalar sulardan uzağa kurulmalı,sanayi atıklarını
sulara vermeleri önlenmeli. Her fabrikanın artıklarını arıtması için tesisler yapması
sağlanmalıdır.
3.Tarımsal Alanlarda Kullanılan İlaçların Nehirlere Karışması:
Tarımda kullanılan böcek ilaçlarının suya karışması, içtiğimiz su için tehlike yaratır. Bu
sularla sulanan besinleri yediğimizde tarımsal ilaçların maddeleri bizim vücudumuza girer. Bu
sularla sulanmış otları yiyen hayvanlar da hastalanırlar. Tarlaların yeterli miktarda ve
çevreye zarar vermeyen kimyasalları içeren ilaçlarla ilaçlanması sağlanmalıdır.
4.Gemilerin Çöplerinin ve Atık Sularının Denize Dökülmesi:
Denizlerimizde dolaşan yerli ve yabancı gemilerin gezileri sırasında toplanan çöplerini
denize boşalttıklarını görmekteyiz. Ayrıca bu gemilerin atık sularını
da arıtmadan
denizlerimize döktükleri gözlenmiştir. Bu konuda büyük cezalar getirilerek denizlerimizin
kirlenmesi önlenmelidir.
5.Batmış Gemilerin Artıkları ve Petrol Kirliliği:
Denizlerde batan gemilerden denize dökülen metal parçaları ,eşyalar ,kimyasal maddeler ve
sızan petrol doğayı kirletmektedir. Deniz kıyılarında gemi tamir ve söküm yapılması da kirlilik
yaratmaktadır. Tankerler veya boru hatlarıyla taşınan petrolün kazalar sonucunda yüzeysel
sulara karışmasının yarattığı olumsuz etkiler açısından önem taşımaktadır. Bugün suların en
ciddi ve düşündürücü kirlenme şekli, petrol ve petrol ürünlerinin su üzerinde ince bir tabaka
teşkil etmeleriyle meydana gelir. Denilebilir ki çevre bakımından en önemli sorun da budur.
Petrol ve benzeri maddeler suda erimediklerinden dağılıp büyük su kitlelerinde kaybolmazlar.
Aksine suyun yüzeyine yayılırlar. Kaza sonunda suya dökülen büyük miktarlardaki petrol vs
ürünlerini büyük oranda toplayabilen pek çok usuller bulunmuştur. Akaryakıt sızıntısını
önleyecek önlemler alınmalıdır. Zararların önlenmesi için ağır para ve işten uzaklaştırma
cezaları verilmelidir. Deniz kenarlarında fabrikalar yapılması engellenmelidir. Gemi tamir ve
sökme işletmelerinin deniz kenarlarında yapılmaması için önlemler alınmalıdır
.
6.Nükleer Atık Taşıyan Gemilerin Batması:
Nükleer atık taşıyan gemilerin batması sonucu sızan nükleer maddeler suya karışmakta
büyük bir doğa kirliliği oluşturmaktadır. Ayrıca radyoaktif kirlenme hastanelerden, araştırma
kuruluşlarında ve bazı endüstri dallarından da kaynaklanabilmektedir. Nükleer silah
denemeleri sonucunda artan radyoaktivite, yağmur sularım da kirletmekte ve bunun sonucu
olarak yüzeysel sular, radyoaktif kirlenmeye maruz kalmaktadır. Su kaynaklarından çok
uzaklarda nükleer denemeler yapılmalı ,fabrikaların bu tür atıklarını suya bırakmalarına
büyük cezalar verilmelidir.
7.Denizlerde Açılan Petrol Kuyuları,Bu Kuyularda Meydana Gelen Yangınlar ve
Kazalar Sonucu Suya Petrol Karışması:
Deniz yüzeyinden her türlü kirletici madde sürekli olarak sahillere de dağılmaktadır. Özellikle
yağlar, katranlar ve benzer maddeler kıymetli sahilleri, plajları ve her türlü bina ve tesisi
fiziksel olarak kirletmekte ve maddi hasarlara sebep olmaktadır. Deniz içinde yapılan petrol
aramaları ve petrol çıkarma kuyuları ile buralarda meydana gelen yangın ve kazalar sonucu
petrol su yüzeyine dağılmaktadır.
Doğada,suların yüzeyine yayılan akaryakıtın sebep olabileceği sorunları kısaca şöyledir:

1)Suların atmosferden oksijen emmesi zorlaşır, suların kalitesi düşer, yani canlı varlıklar
için gerekli koşullar bozulur.
2)Su yüzeyindeki ince zar, su ile atmosfer arasındaki ısı alışverişini de etkiler.
3)Su üzerindeki ince sıvı tabakası deniz kuşlarının yüzme olanaklarını etkileyebilir, hatta
tamamen yok edebilir. Son yıllarda martı vs. kuş ölülerine sık bir şekilde rastlanmasının
nedeni budur.
4) Denizde yaşayan her türlü bitki ve hayvanın yaşamalarını sürdürmeleri ve üremeleri,
sulardaki kirlenmelerle orantılı olarak zorlaşıyor.
5) Deniz yüzeyinden her türlü kirletici madde sürekli olarak sahillere de dağılmaktadır.
Özellikle yağlar, katranlar ve benzer maddeler kıymetli sahilleri, plajları ve her türlü bina ve
tesisi fiziksel olarak kirletmekte ve maddi hasarlara sebep olmaktadır.Bu etkenin ortadan
kaldırılması için denizlerde petrol araması ve çıkarılması önlenmelidir.
 

ÇOK TEŞEKKÜRLER ÇEVREYİ
Başlıca kirlilik çeşitleri ise şunlardır: Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği olarak sınıflandırılabilir Çevre tüm canlıların yaşamında önemli bir rol oynamaktadır. Nüfusun artışı, kentleşme, sanayileşme gibi faktörler çevre kirliliğinin artmasına önemli katkılarda bulunmaktadır. Çevre sorunları özellikle geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya gündemini işgal eden en önemli sorunlardan biri olmuştur. Kuşkusuz bu çevre sorunlarının daha önce var olmadığı anlamına gelmemektedir. Nüfusun artışı, kentleşme ve sanayileşmenin hızlanması gibi faktörler dolayısıyla çevreye bırakılan atıkların gerek miktarı gerekse türlerinde artış olmuştur. Çevre kirliliği başlıca hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çevre sorunlarının artması çevre kirliliğinin boyutlarını katı atık kirliliği olarak şekillenen yerel kirlilikten, asit yağmurları olarak şekillenen bölgesel kirliliğe ve küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesi olarak ortaya çıkan küresel kirlenmeye genişletmiştir.
Çevre sorunlarının insanlar ve diğer canlılar üzerindeki ciddi tehditleri (çeşitli önemli hastalıklara sebep olması ve bu hastalıkların bazen ölümlerle sonuçlanması) her geçen gün daha da artmaktadır. Çevre kirliliğinin canlılar üzerinde meydana getirdiği hastalıklar çeşitlidir. Bu hastalıkların belli başlıları arasında astım, kronik bronşit gibi çeşitli solunum yolu hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, böbrek rahatsızlıkları, çeşitli kanser vakaları, çeşitli göz hastalıkları, kolera gibi çeşitli bulaşıcı hastalıklar, işitme bozuklukları, saldırgan davranışlar, stres, bitki ve ağaç dokuları üzerinde olumsuz etkiler sayılabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman insanlar, bitkiler ve hayvanlarda ölümle sonuçlanan vakalara yol açmaktadır.

Sanayi inkilabının sonuçları

On dokuzuncu ve yirminci yüzyılda devletler arası ilişkileri etkileyen en önemli iki olaydan biri Fransız ihtilali’nin getirdiği sonuçlar, diğeri ise Sanayi inkılabı’dır.

Sanayi inkilabının olumlu ve olumsuz sonuçları1.jpg

Avrupa’da Rönesans’la başlayan ilmi gelişmeler modern bilimin temelini oluşturdu. Gelişen bilim ve teknolojinin üretime uygulanması sonucunda Sanayi inkılabı doğdu.

On sekizinci yüzyılın ortalarına kadar insan ve hayvan gücüne dayalı bir sanayi vardı. Bu yüzyılın ortalarında buhar gücüyle çalışan makineler bulundu. Bunların fabrikalar, ulaşım ve madencilikte kullanılması Avrupa ve bütün dünyada (sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb.) yeni gelişme ve değişmelere yol açtı.

Sanayi inkılabı’nın Sonuçları:

1. Sanayi inkılabı’yla, insan ve hayvan gücüne dayanan üretim yerine makine gücüne dayanan üretime geçildi.

2. Kurulan birçok fabrikada daha ucuza daha çok mal üretilmeye başlandı.

3. Üretimin artması, sanayileşmiş ülkelerin ham madde bulma ve ürettiklerini pazarlama ihtiyaçlarını artırdı.

4. Ham madde ve pazar ihtiyacı, sanayileşen ülkeleri geri kalmış ülkeleri sömürgeleştirmeye yöneltti. Bu durum sanayileşmiş ülkeler arasında rekabet ve sömürgecilik yarışını hızlandırdı.

5. Sanayileşen ülkelerde hayat şartları iyileşti.

6. Sanayileşen ülkelerde nüfus arttı.

7. Köylerden sanayi kentlerine büyük göçler yaşandı. Şehir nüfusları arttı.

8. İşçi sınıfı ortaya çıktı.

9. Buhar gücüyle çalışan lokomotiflerin, gemilerin yapılması, yeni yol ve kanalların açılmasını sağladı. Ulaşım kolaylaştı. Ulaşımın kolaylaşması, uzak ülkelerden bol ve ucuz ham madde getirilmesini sağladı. Bu durum iç ve dış ticareti geliştirdi.

10.Ülkeler, sanayi ve tarım toplumu gibi sınıflandırmaya tabi tutuldu.

11.Sanayileşemeyip tarım toplumu aşamasında kalan ülkeler Sanayi inkılabı’ndan olumsuz etkilendi. Birçoğu, sanayide gelişmiş Avrupa devletlerinin ekonomik ve siyasi işgaline uğrayıp sömürgeleşti.

12.Sömürgeciliğe girişen devletler silahlanma yarışına girdiler. İtalya (1870) ve Almanya (1871)’nın siyasi birliklerini tamamlaması ve sanayileşmesi ile bu rekabet daha da arttı. Devletler arası bloklaşma (gruplaşma)’lar başladı.

13.Devletler arası rekabet 1. Dünya Savaşı’na neden oldu.

14.Osmanlı Devleti Sanayi inkılabı’nı gerçekleştiremedi. Tarım toplumu olarak kaldı. 

Sanayi inkilabının yararları ve zararları nelerdir?

Tarihi süreç içinde incelendiğinde iki önemli olay toplumları ekonomik, sosyal ve siyasi açıdan olduğu kadar çalışma ilişkileri açısından da etkilemiştir. Bu olaylar sanayi devrimi ve bilgi devrimidir. Sanayi inkılabı 1768’de James Watt’ın buhar makinasını icadı ile başlamış daha sonra 1800’lü yılların başında demir-çelik alanında, 1825 yıllarında ulaştırma sektöründe, 1850’lerde kimya sektöründe, 1875 yıllarında elektrik endüstrisi alanında ve 1900’lü yılların başında benzin motoru alanındaki sanayileşme dalgalarıyla devam etmiştir.

Bilgi devrimi ise kimi yazarlara göre İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde başlayan bir süreçte gerçekleştiği kabul edilmekle beraber genel olarak 20.yüzyılın son çeyreğinde mikro bilgi-işlem teknolojisi ile mikro-elektronik tekniklerin yaygın olarak kullanılmasıyla gerçekleşmiştir.

James Watt’ın buhar makinasını icadıyla başlayan teknolojik atılım zinciri nasıl ki çalışma ilişkilerinde önemli değişim ve dönüşümlere neden olduysa 20.yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan yeni teknolojilerin de çalışma ilişkilerine önemli etkileri olmuştur.

Sanayi devrimine kadar bilim ve teknoloji birbirinden bağımsız gelişmiş, aralarında bir etkileşim olmamıştır. Bilim doğayı, bilinmeyeni öğrenmeyi hedeflerken, pratik amacı olmamıştır. Teknoloji ise tecrübeye dayalı olarak gelişmiş, bilimsel tabanı olmamıştır. Sanayi Devrimi ile aralarında etkileşim başlamıştır. Nitekim buhar gücüyle üretimin birleştirilmesi sonucunda üretim patlaması görülmüştür. İkinci Dünya Savaşı Sonrası dönemde ise yeni bir teknoloji devrimi başlamıştır. 20.yüzyılın son çeyreğinde etkilerini gösteren bu dönüşümün temelinde 1964’de transistörler yerine mikro ve entegre devrelerin kullanılmaya başlaması yatmaktadır. Bu değişim hız ve güvenilirliği artırırken maliyetlerde düşme sağladı. Bilgi teknolojileri, mikro bilgi-işlem teknolojileri de denilen yeni teknolojiler; mikro-elektronik, telekomünikasyon, uydu ve video sistemleri vasıtasıyla bürolarda; şahsi bilgisayarlar (PC’ler), bilgisayar esaslı kontrol sistemleri, bilgisayarla çizim (CAD), bilgisayar destekli eğitim, kablolu TV, bilgi bankası ve elektronik postalama gibi farklı sahalarda çok yaygın bir uygulama alanına sahiptir. Mikro-elektronik teknolojilerinin önemli niteliklerinden birisi de bilgisayar dışında birçok ürün ve süreçle birlikte uygulanabilmesidir. Gerçekten de mikro-chipler sayesinde uzay bilimleri ve teknolojisinde büyük atılımlar gerçekleşmiş, biyo-teknolojilerdeki gelişmelerle genlerle oynanmaya başlanmıştır. Mikro işlemler; ev aletleri, cep hesap makineleri ve saatler olarak kullanılmaktadır.

İhracat ve ithalat artar ve ekonomiye katkı sağlanır.Dış ticaret ve iç ticareti hareketlendirir.Üretim artar ve seri üretime geçilir.Sanayileşme 18’inci yüzyılın sonlanyla 19’uncu yüzyılın başlarında İngiltere’de or*taya çıkmıştır. XV-XVI. yüzyıllarda oluşan fikri ve maddi değişikliklerin etkisiyle baş*ta ticaret olmak üzere, çeşitli ekonomik faa*liyetlerin ve düşüncenin çok yönlü ve bü*yük ölçüde bir değişmeye ve gelişmeye ko*nu olması, sınai faaliyetlerin de kaçınılmaz bir sonuç olarak pek kısa bir süre içerisinde hızlı bir gelişme göstermesine neden ol*muştur. Özellikle her geçen gün biraz daha gelişen sömürge ticareti el emeğinin yerine makine kullanmak ihtiyacını doğurmuş*tur.
Makineleşme yolunda ilk adımı İngilte*re atmıştır. Çünkü ingiltere bu yüzyıllarda sanayi Icşebilmcn in hemen hemen bütün imkânlarına sahip bulunuyordu. İngilte*re’nin sahip bulunduğu bu imkânlar şunlar*dır: Büyük bir deniz ticaret filosunun bulunması, denizaşırı geniş bir müstemleke piyasası, sınai tecrübe için yeteri kadar ser*maye, coğrafi, siyasi ve içtimai şartların el*verişliliği, bol ve ucuz emek ve son olarak fikri ve hukuki ortamın müsait olmasıdır. Bununla birlikte 16. yüzyılda başlayan ge*lişmeler sonucunda ingiltere tarımında pa*zar için üretim yaygınlaşmış, kapitalist üre*tim ilişkileri egemenlik kazanmış ve bu eği*limlere bağlı olarak üretimde verimlilik ar*tışları hızlanmaya başlamıştır. Tarımsal ke*simde kapitalist üretim ilişkileri gelişirken pek çok köylü üretici topraklarından kopa*rılmış, ya kırsal alanlarda ücret karşılığı ça*lışmak, ya da kentlere göç etmek zorunda kalmışlardır. Böylece kapitalist sanayinin en önemli koşullarından biri olan mülksüz-leşmiş emekçiler ordusu da yaratılmıştır. Öteyandan geleneksel teknolojiye daya*nan, basit el aletlerini kullanan ve imalatha*neler çevresinde örgütlenen mamul mallar üretimi kırsal alanlarda yayılmaktaydı. Ma*mul mallar üretiminin gelişmesiyle birlikte sermaye birikimi de önemli ölçüde artmıştı. Tarımdaki ve mamul mallardaki üretim ar*tışları, ulaştırma alanındaki gelişmelerle birleşince, iç ticaret büyüyor; İngiltere’de bir ulusal ekonomi ve ulusal pazar oluşu*yordu. İngiliz hükümetleri de yerli üretimi korumak için gerektiğinde korumacı politi*kalar izlemekten kaçınmıyorlardı, örneğin 18. yüzyıl boyunca Hindistan’ın ucuz emek kullanarak üretilen pamuklu kumaşlarının İngiliz pazarlarına girişine izin verilmemiş*tir.
Sanayileşmeyi hazırlayan icatlar ise önce tekstil alanında olmuştur. Böylelikle maki*neleşme hareketinin ilk başladığı alan teks*til sanayiidir. Daha sonraları kömür üreti*mi, demir-çelik gibi dallar da önem kazanaçaktır. Ancak sanayi devrimi denilince akla herşeyden önce pamuklu tekstil gelmekte*dir.
İngiltere önceleri, İhtiyacı olan pamukla kumaşları Hindistan’dan ithal ediyordu. Fa*kat sonradan dahilde imal edilen yünlü ku*maşların kullanılması amacıyla pamuklu kumaş ithalatı yasaklandı. Bunun üzerine halkın ihtiyacı olan kumaşlar ülke içinde üretilmeye başlandı. Fakat, bu konuda yete*ri kadar kalifiye işçi olmadığı gibi, olanlar da yüksek ücret istiyorlardı. İşte bu durum pamuklu kumaş imal eden iş adamlarını makineleşmeye yöneltti. Böylelikle İcatlar birbirini izlemeye başladı. Maden endüstri*sindeki ilk gelişmeler ise önce “demir” de olmuştur. Dokuma endüstrisinin hızlı bir gelişme göstermesi karşısında odun kömü*rü ile çalıştırılan yüksek fırınlar bu ihtiyaca cevap veremeyince İngiltere; İsveç, Al*manya ve Norveç’ten demir ithal etmek zo*runda kalmıştır. Bu durum kaçınılmaz bir zorunluluk olarak demir sanayicilerinin üretimlerini arttırmaya, bunun için de bu konuda bazı buluşlar yapmaya zorlamıştır. Diğer taraftan, yüksek fırınlarda yakıt mad*desi olarak odunun kullanılması dolayısıyla ormanların büyük ölçüde azalması da sana*yicileri demir üretiminde yeni usuller bul*maya zorlamıştır. Bu nedenlerle demir en*düstrisinde önce maden kömürü kullanıl*maya başlanmıştır. Fakat o zamanki ilkel metotlarla yeraltından maden kömürü çı*karmak çok zordu. Çünkü ocaklarda hem grizu tehlikesi vardı hem de ocakları basan sulan boşaltabilmek mümkün olmuyordu. Diğer taraftan kömür; yüksek fırınların iç*yüzlerinde kalın tabakalar meydana getire*rek fırınlan kullanılmaz hale getiriyor ve böylelikle verim büyük ölçüde düşüyordu.
Maden kömürünü yakıt olarak yüksek fırın*larda en verimli şekilde kullanabilmeyi ilk düşünen ve bu konuda çalışmalar yapan Dud Dudly’ dir. Ancak uzun süren çalışma*lara ve gösterilen çabalara rağmen Dud Dudly’nin çalışmaları başarıyla sonuçlan*madı. Bununla beraber bu konudaki çalış*malar durmamış ve daha yıllarca devam et*miştir. Görüldüğü gibi “kömür” ve “demir,” sınai gelişmenin başlıca iki unsuru olmuş*lar ve bu iki maddeyi yeterli ölçüde elde et*meye muvaffak olan ülkeler, Yeniçağın zengin ve sanayileşmiş ülkeleri haline gel*mişlerdir.

Çevre Kirliliğinin Olumsuz Etkileri

Sanayi devrimi Avrupa’da burjuva sınıfının yapı değiştirmesine ve yeni bir işçi sınıfının doğmasına yol açtı. Eski burjuva sınıfına şimdi fabrika sahipleri de katılmıştı. Burjuva sınıfı artık her ülkede en zengin sınıfı oluşturuyordu. Ancak ülkelerin çoğunda orta sınıf pek çok siyasal ve sosyal haklardan mahrumdular. Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.

Avrupa’da sanayi devrimi öncesinde de bir işçi sınıfı vardı. Ancak bu sınıf her zamançoğunlukta ama bilinçsiz durumda idi. Sanayi devrimi sonucunda işçi sınıfı bilinçlenmeye başladı. Toplumların hemen hepsinde en kalabalık sınıfını oluşturdu. İşçi sınıfı, yoğunluğuna karşın ekonomik ve siyasal haklardan mahrumdu. Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü. Çalışma saatleri uzun, fabrikalar havasız ve her türlü sağlık koşullarından uzaktı.
Siyasal açıdan oy hakları yoktu. Sendikalaşma ve grev yasaktı. Ancak işçiler artık budurumun farkında ve bilincindeydiler ..

Sosyalizmin Gelişmesi

Sanayi devriminin yarattığı işçi sınıfı hakları ile ilgili olarak sosyalizm görüşü ortaya çıktı. Bu görüş önceleri ütopik sosyalizm olarak gelişti, daha sonra Karl Marx ve Friedrich Engelsbilimsel sosyalizmi ortaya koydular. Böylece toplumdaki uzlaşmaz sınıflar (burjuvazi ve proletarya) arasındaki çatışma daha çok keskinleşti. Sosyalizm, komünist topluma geçiş için bir araç olarak kabul edildi.

Kentleşme ve Nüfus Artışı

Sanayi devriminin bir başka etkisi de nüfus artışı konusunda oldu. Sanayileşme sayesinde tarım makineleşmiş, böylece aynı miktar toprak daha fazla insanı besleyebilir hale gelmişti.
Ayrıca kent sanayi tarım sektörü dışındaki insanlara iş sağlayarak daha fazla insanı besleyebilir duruma gelmişti.
Sanayi devrimi kentlerde nüfus yığılmalarına da neden olmuştur. 1920′lerde A.B.D. nüfusunun yarısı kentlerde yaşıyordu. Kentleşme önemli sorunları da beraberinde getirdi. Gecekondu bölgeleri büyüdü. Bu bölgeler havasız, pis ve kalabalıktı.

Kitle Toplumu

İşçilerin fabrikalarda toplanması ve fabrikaların da kentsel alanlara yığılmasıyla giderek kentler kırsal alanları yutmaya başladı. Bu gelişme tıp bilimindeki yeniliklerle ortaya çıkan nüfus artışı ve bu nüfusu doyurmak için gıda maddesi bulma çabalarıyla birleştiğinde 20. yüzyılın değişmez özelliği olan kitle toplumu tarihteki yerini aldı.

Emperyalizm

Sanayileşmenin getirdiği hammadde ihtiyacı ve mamül mallara pazar bulma çabası hızla saniyeleşen devletleri daha yoğun emperyalist (sömürgeci) politikalar izlemeye yönlendirdi.

Çevre Felaketleri ve Küresel Isınma

Endüstri devrimi gerçekte insanlık için bir devrim mi? İsmi doğa adına sorgularsak ‘endüstri felaketi’ olarak yeniden tanımlanabilir. Sanayileşme, nüfus artışı, sömürgecilik ve günümüz kapitalizminin empoze ettiği kitle mesajı ‘Daha Fazla Tüket!’ ile birlikte artan ihtiyaç fazlasi tüketim, refah toplumlarının bilinçsiz ve aşırı kaynak kullanımları gibi birçok etken sonucu insanoğlunun faydası için önemli görünen endüstri devrimi aynı zamanda çevre felaketlerinin de başlangıcı oldu. Asit yağmurları, Çernobil faciası, iklim değişiklikleri, kuruyan göller, nesli tükenen canlılar, buzulların erimesi, sel felaketleri, kuraklık, salgın hastalıklar, göçler ve su savaşları gibi pek çok yaşanan ve yaşanacak senaryolar endüstri devrimi sonucu. Doğa, insanoğlunun verdiği zararı ve bozduğu dengeyi yeniden düzeltmek için endüstri devrimini geri çevirmeye çalışıyor. Endüstri devriminin zararlı sonucu olarak doğa üzerinde yarattığı bu tahribat direkt olarak dünya tarihinde yeni bir sayfa açacak.

Sponsorlu Bağlantılar

4 Yorum --> "Kısaca Sanayi İnkilabının Zararları Nelerdir Hakkında Bilgi Özet Konu Anlatımı Kısa"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *