Kitaplardan en güzel alıntılar anlamlı sözler

192 0
Sponsorlu Bağlantılar

Romanlardan ve kitaplardan en çok sevilen ve hoşumuza giden alıntılar. Kitaplardaki en fazla beğenilen özlü sözler:

ece temelkuran sözleri, kitaplardan alıntılar, kitaplardan alıntı aşk sözleri, aşk kitaplarından alıntı sözler, şeker portakalı sözleri, ahmet ümit sözleri, kitaplardan alıntı sözler, kitaptan alıntı sözler, nazan bekiroğlu sözleri, şeker portakalı alıntılar, kitaplardan alıntı cümleler, nazan bekiroğlu kitaplarından alıntılar, aşk kitaplarından alıntılar, şeker portakalı oku, alıntılar, ece temelkuran aşk yazıları, ece temelkuran kitaplarından alıntılar, şeker portakalından alıntılar, kitaplardan güzel alıntılar, alıntı sözler, aşk kitaplarından sözler, kitaptan alıntı aşk sözleri, şeker portakalı alıntı, şeker portakalı sözler, kitaplardaki aşk sözleri

 

Sabah, uyuyakalmış çocukla uyuyakalamamış annesinin üzerine doğarken farketti kadın:
Asıl acının çekilen acı değil de sevilenin çektiği acıyı bilmek demek olduğunu

Nazan Bekiroğlu-İsim ile Ateş arasında

İbrahim Tenekeci-Son Düzlük

Kimi insanı sadece ayakları ayakta tutar.Kimi insanı ise idealleri,hayalleri.Mesela şiir gibi,dava gibi şeyler…

“Siz de deneyin bakın: Bir odanın kapısını, pencerelerini sımsıkı

kapayın. Sırtüstü yatıp gözlerinizi kara bir bezle bağlayın. Kafanızdaki

bütün fikirleri kovarak, bütün dikkatiniz saatin tiktağında, zamanın

geçişini düşünün. Yaşadığınızı düşünün. Bir vapur olduğunuzu, zamanı yara yara ilerlediğinizi, hayatın saniye saniye yanınızdan kayıp gittiğini…”

(Haldun Taner/On İkiye Bir Var)

Fatih-Harbiye,Peyami Safa

”Acaba her oturan adam tembel,her koşan adam çalışkan mıdır?”

Bana bir isim ver,varlığım olsun.Bana sen isim ver varlığım senin olsun…

Nazan Bekiroğlu-Lâ&Sonsuzluk Hecesi

Beni yakmaya hayalin yeter…

İskender Pala-Leyla ile Mecnun

”Önce kelimeler vardı ” diye baslıyor Yohanna’ya göre incil.Kelimeden önce de Yalnızlık vardı.Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etdi Yalnızlık…Kelimenin bittiği yerde başladı;Kelime söylenemeden önce başladı.Kelimeler Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde.Kelimeler Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu.Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.

Oğuz ATAY – Tutunamayanlar

Bir karakter rolünü oynayabilmek için kişiliğimi terk etmenin kolay olduğunu sanma. Derinlerde bir yerde isyan etmeyi sürdürüyordum, bir yanım kendim olmayı sürdürmek istiyordu, öteki yanımsa sevilebilmek için dünyanın gerektirdiği kurallara uyum sağlamak istiyordu.
Ne zor bir savaş !

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git – Susanna Tamaro

Bir köşesinde meleklerin olduğuna inanmadan da,bir bahçenin güzel olduğunu görmek yeterli değil midir?

Tanrı yanilgısı

Oysa bizim bütün güzelliğimiz, yaşadıklarımızla düşündüklerimiz arasındaki acıklı çelişkinin yansımalarından ibaretti.

Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar

Ne ölüm, ne de hayat! Hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda.. Hiçbirinin eli bana değmiyor.. Çünkü ellerim ceplerimde hiç olmadıkları kadar.. Varlığıma nedensizlikten delirdim ben.. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan.. Hepsini giydim.. Hiçbiri olmadı.. Hepsi dar geldi.. İnansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim.. Okyanuslar kırmızı olurdu.. Pıhtılaşmış kanlardan siyah dağlar yükselirdi.. Ama inanamadım.. Bir türlü inanamadım.. Bütün hayat bir illüzyon..
Hakan Günday – Kinyas ve Kayra
Öyle bir suçluluk duygusu var ki bende, yemeğin yemediğim yarısının bile kalbinin kırıldığını düşünüyorum.. Böyle yaşamak kolay olmuyor elbette.. İnsan, yaşamayı becerebilenlerin karşısında donup kalıyor.. Yani merak ediyorum, insanlar nasıl oluyor da yaşamaya ara vermek istemiyorlar.. Bana gelince, ara vermek bir yana, yaşamak istediğimden bile o kadar emin değilim.. O tür bir saplantım -ya da kararlılığım diyelim- hiç olmadı.. Kendimi dünya için o kadar zorunlu veya yararlı da görmüyorum üstelik.. Soğuk makarna gibiyim, ne dünyaya zarar vermek istiyorum ne de büyük bir yarar sağlamak gibi önlenemez bir isteğim var.. Var olmak, o kadar da heyecan verici gelmiyor bana.. Buna karşılık, yok olmanın da anlamlı bir yanını göremiyorum.. Tavşan boku gibiyim bir bakıma; kokmaz, bulaşmaz.. Sizin anlayacağınız, eğer ölümü anlamlandıran yaşadığınız sürece yaptıklarınızsa, pek şansım yok..

Ece Temelkuran – Bütün Kadınların Kafası K

”Öülme son çare olarak bakmalısın. Hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama Ölüme gidebileceğin için, onu yedekte tut; sonuna kadar. Diyelim ki gece bir kâbus gördün. Bunun bir kâbus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hale gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa,en yakınların çirkin maskeler takmışsa… hayat budur de, ikinci kez çağrılmayacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatma oyunu, maskeler oyunu, onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu ister izleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. ‘Son kurtuluş çaresi’ yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım. Ama ahiretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım.”
Doğunun Limanları / Amin Maalouf
Düşümde sana,

“Kalbin dille bir olduğunu nereden anlarız?” diye sordum.

“Doğrudur,

insanın dili kalbiyle bir olmalıdır.

Sözün dağınıklığı, kalbin perişanlığındandır.

Gönül denizdir, dil kıyı;

deniz dalgalanınca

içindekileri sahile atar” dedin…
Sadık Yalsızuçanlar – Cam ve Elmas

 Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, “-Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur,” demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!
Aylak Adam – Yusuf Atılgan
”Çünkü ben hayatta sadece zambakların, güllerin,
manolyalar ve yaseminlerin niye açtıklarını, beni ne
biçim sevdiklerini ve bende ne bulduklarını biliyorum.

Çiçeğin açması da bir tür şiir belki.Bilmiyorum.”

Seyhan Erözçelik Gül ve Telve kitabından

“Sakın,” dedi kendine, “korkma.” Bir hafta önceydi, anlamıştı. İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde, “Korkma,” desin diye.. 

Ece Temelkuran – Muz Sesleri
Ben bir şeye özlem duydum mu, ne yaparım bilir misin? Bir daha hatırlamayacak kadar bıkıp da kurtulmak için yerim, yerim….Ya da tiksinti ile hatırlamak için. Bak bir zamanlar çocukken kirazlara karşı anlatılmaz bir tutkum vardı. Param olmadığı için azar azar alıyor, yiyor yine istiyordum. Gece gündüz kiraz düşünürdüm,salyalarım akardı, işkenceydi bu! Günün birinde, kızdım mı utandım mı bilmiyorum baktım ki kirazlar bana istediklerini yaptırıyorlar ve beni rezil ediyorlarö ne plan kurdum bilir misin? Geceleyin yavaşça kalktım, babamın ceplerini yokladım, gümüş bir mecidiye bulup çaldım. Sabah sabah da kalktım bir bahçeye gidip bir sepet dolusu kiraz aldım. Bir çukurun içine oturup başladım yemeye. Yedim, yedim, şiştim, midem bulandı, kustum. Kustum Patron! O zamandan beri de kirazlardan kurtuldum bir daha da istemedim.Özgür oldum. Artık kirazlara bakıp şöyle diyorum: Size ihtiyacım yok! Şarap için de aynı şeyi yaptım, sigara için de. Yurdum için de…Hasret çektim, bıktım, kustum, kurtuldum.“
Zorba– Nikos Kazancakis;
Ne bu eski , sarı kazak oluyor üzerime , ne de bu siyah pantolon..Büsbütün başkasının hikayesini giyinmişim üzerime.Ben de artık rüzgarla alabora olan çakıl taşlarından biriyim .Şimdi bir hikaye anlatabilirim.
Toza dönebilirim … 

Ece TemelKuran-Muz Sesleri

Ben, her insanın ayrı bir kokusu olduğuna inanırım. Biz bunu anlamıyoruz, çünkü kokular birbirine karışıyor, hangisi senin, hangisi benim olduğunu bilemiyoruz; yalnız havanın pis bir koku yaydığını anlıyor; buna da insanlık adını veriyoruz.

Zorba-Nıkos Kazancakıs

Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türk’tür, bu Bulgar’dır ve bu Yunanlı’dır. Ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim… Neden? Çünkü bunlar Bulgar’mış, ya da bilmem neymiş… Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: Hay kahrolasıca pis herif, hay yok olası *****! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk. Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum. Ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça da, buna bile bakmamaya başladım. Ulan, ister iyi, ister kötü olsun be! Hepsine acıyorum işte… Boşversem bile, bir insan gördüm mü içim cız ediyor. Nah diyorum, bu fakir de yiyor, içiyor, seviyor, korkuyor, onunda Tanrı’sı ve karşı Tanrı’sı var, o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek… Hey zavallı hey! Hepimiz kardeşiz be… Hepimiz kurtların yiyeceği etiz…

Zorba-Nıkos Kazancakıs

Köpeğim seni kokladı , neşeyle zıpladı .İyi bir cins köpek olduğunu hemen anladın ve şöyle dedin:
Onu zincire vursana huysuzlaşsın havlasın ? Bu köpek gereğinden çok dostluk gösteriyor insana 
Zincire vurulmuş huysuz bir köpek istemiyorum ben dedim.Huysuz köpekleri sevmem
Ey zavallı küçük oduncu , bu dünyada senden daha çok düşmanım var ama gene de , herkese dostça davranan , doğallığını yaşayan bir köpeği yeğliyorum ; düşmanlardan korunmak için olsa bile , bir köpeğe acı çektirmek , onu bozmak istemiyorum 

Dinle Küçük Adam – Wılhelm Reıch

Onların ekmekleri çöplerin yanında.Çöp yiyorlar aslında.Ama onlara bunu anlatamayacak kadar bitkinim.Yaşlandım artık. Hem söyle bana , ihtiyar olmayıp genç olsam ne yapacağım?İnsanların çöpten topladıgı ekmegıde elındne almak ister gibiyiz.Solcuları öyle görüyorlar.
Onlara diyoruz ki:
koy o ekmegı geri.Biz sana daha onurlu , daha eşit ekmek vaat ediyoruz.’
Niye inansın?İnsanlık tarihinde bir kere bile eşit dağıtılmıs mı bu ekmek? Dağıtanı sağ bırakmıslar mı?Niye bu acaip hayal için yiyebildiği ekmeği bıraksın?
Ne yapıyorlar şimdi?Şurdaki müslümanlara dikkat et!Hiç eşitlik demezler. Onlar ”adalet” isterAdalet istiyorlar durmadan.Ne olduugnu Allah bilir.
Eşitlik isteyemezler çünkü eşitlik isterlerse ekmek meselesı çıkar ortaya.Dikkat et! 

Ece Temelkuran – Muz Sesleri

hayat gölge ve ışığın oyunlarıyla süslüdür. Işığın altındayken rehavete kapılmamak
gölgelendiğindede karamsarlığa kapılmamak olgunlaşmanın eseridir.
-Niçin kalbimi kırıyorsun Joy?
-Dokunmuyorum bile ona ..
-İşte ondan kırılıyor ..

-Sık sık gülen insanların içinde daha fazla acı vardır

bunu biliyor musun Andre? (Gorki-Ana)

Arafat’ı gördüm rüyamda peygamberle dolaşırken ama ses vermedi sesime..
sadece ağladı benle tavaf turunda ve sel oldu gözyaşları müminlerde adına zemzem dediler..

Murat Çuhar – Son Nefes Bana Kalsın

Seni düşünmek güzel şey ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek deil
Şarkı söylemek istiyorum….


Canan Tan- Yüreğim Seni Çok Sevdi
Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yapılmamış --> "Kitaplardan en güzel alıntılar anlamlı sözler"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *