29.07.2014

    Macaristan Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi

    Sponsorlu Bağlantılar

    Macaristan    Hakkında Bilgi,    Macaristan İle İlgili Ansiklopedik Bilgiler

    Macaristan
    Macaristan Cumhuriyeti , Orta Avrupa’da denize çıkışı olmayan bir ülke. Avusturya,SlovakyaUkraynaRomanyaSırbistanHırvatistan ve Slovenya ile komşu olan ülkeAvrupa Birliği ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü gibi birçok önemli örgüte üyedir.

    Bugünkü Macaristan, I. Dünya Savaşı sonunda yenilgiye uğrayan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu‘nun parçalanmasıyla ortaya çıkmıştır.

    Coğrafya
    Macaristan Yaylası (Felföld)

    Macaristan’ın kuzey kesimleri dağlık bir bölgedir. Doğu komşusu Romanya‘nın kuzey sınırından içeri giren bu dağ zinciri batıya doğru uzanarak Avusturya Alpleri ile birleşir. Ama bu dağlar akarsulara sık sık geçit veren sayısız birtakım tepelere parçalanmıştır. Dağların en yüksek noktası Kekes Tepesidir (1014 m). Yer yer vadilerle yarılan dağların yamaçları sık ormanlarla kaplıdır. Tepelerden vadilere inildikçe “lös” adı verilen kil ve kum karışımı sarı renkli balçıkla kaplı araziler görülür. Bunlar çok verimli topraklardır. Bağlar, meyvebahçeleriyle dolu olan vadilerde sırtlarını yamaçlara dayamış kasabalara rastlanır. Tuna Nehri‘nin batısında Bakony Ormanları bulunur.
    Macar Denizi diye anılan Balaton Gölü‘ne kadar uzayan bu dağlık bölge çoğunlukla kireçtaşından oluşmuş bir yayladır. En yüksek tepesi Kőröshegy Dağı‘dır (713 m). Buralarda da tepeler ormanlarla kaplı olup vadiler tarıma ayrılmıştır. Vadilerde de yer yer lös toprağına rastlanır. Balaton Gölü‘nden güneye doğru, Sırbistan sınırı yakınlarındaMecsek Dağları (En yüksek noktası 682 m) bulunur. “Felföld” diye anılan Macaristan Yaylası burada sona erer.

    Macaristan Ovası (Alföld)

    Batı Macaristan Ovası’nda ilk planda tepelerin çokluğu göze çarpar. Buralarda akarsular bulanık ve çamurludur. Bunlardan daha çok ormandan kesilen ağaç kütüklerini taşımak için faydalanılır. Tuna’ya dökülen Raba, Repce ve Marcal nehirleri arasında kalan topraklarda buğday ekimi yapılır. Tuna’yı geçip doğuya ilerlendikçe Büyük Alföld denilen karakteristik Macar Ovası ile karşılaşılır. Macar halkının yarısını barındıran baştanbaşa düz, engin bir çayırdır. Büyük Alföld’de büyük ısı farkları göze çarpar. Kuzeyde dağlarla çevrili olduğu için yazın şiddetli sıcaklar olur. Kışın ise dondurucu rüzgârlar ovayı kaplar. Karpatlar’dan inen Tisza Nehri ovayı enlemesine keserek güneyde Sırbistan’a girer (Voyvodina Özerk Bölgesi) ve orada Tuna’ya karışır. Büyük miktarda çamuru da birlikte sürükleyen bu ırmak, ilkbahar taşkınları sırasında oldukça geniş bir çevreyi sular altında bırakır. Yazın kızgın güneşle kuruyan bu çamurlar Tuna ile Tisza arasındaki bölgenin karakteristik manzarasıdır. Kuzeydoğuda Romanya sınırına yakın Debrecen dolaylarında buna benzer kumlu, balçıklı yerlere rastlanır.
    Tarıma çok elverişli löslü topraklar çoğunluğu meydana getirirler. Macaristan’ın tarım yönünden zenginliğinin belli başlı kaynağı bu bereketli ovalardır. 

    İklim   

    Sıcaklık ocak ayında -1 ve 2 derece arasındadır. Yaz aylarında ise sıcaklık en fazla 29 derece’dir. Denize kıyısı olmadığı için ülkede karasal iklim hâkimdir.


    750 yılında balkanlar

    Macaristan tarihi

    Macaristan tarihi, Macarların ya da Avrupa’da bilinen adları ile Hungarların kökenine ilişkin genel olarak kabul edilen görüş belirsiz ve tartışmalı olmasına karşın; onların İsa’dan sonra 9. yüzyıla kadar Avrasya’nın ovalarında yaşayan göçebe topluluklar oldukları yönündedir.
    Macarların yurdu, Fin-Ugor kavimlerinin ana yurdu olan Ural dağları ile Volga nehri dolaylarıydı. Fin-Ugor kavimlerinin doğudaki kolu olan Ugorlar daha sonra güneye inerek Onogurlar karıştılar. Daha sonra batıya göç eden Hunlarla karıştılar. Bu üç boyun karışmasıyla Volga bölgesinde “Macar” kavmi meydana geldi. Sabirlerin baskısıyla yurtlarından ayrılarak Kuban Irmağı dolaylarına yerleştiler. Daha sonra Hazar hakimiyetini kabul ettiler (460). Daha sonra bu boylara Hazarlar’dan olan Kavar adlı üç boy katıldı. Yani günümüz Macarları üçü Türk dört kavmin birleşmesinden doğmuştur: Onogurlar, Ugorlar, Hunlar ve Kavar Hazarları.
    Yaşadıkları bölgede, 7 Macar ve 3 Hazar Boyu birleşerek örgütlenmişlerdir. Macarların Avrupa’da yaygın biçimde kullanılan adlarının nerden geldiğine yönelik en güçlü olasılık o dönemin Türkçesinde “on ok” anlamına gelen “on ogur” sözcüğünün değişerek Hungarsözcüğüne dönüşmesidir. “On ogur” sözcüğü 10 boyun bir araya gelerek oluşturduğu birliği simgeler. Macarlar 896 yılında Transilvanya’ya gelerek bu bölgeye yerleştiler. Ardından bugünkü doğu Avusturya ve güney Slovakya topraklarının bir bölümünü işgal ettiler. 995 yılında yapılan Lechfeld Savaşı’nın sonucunda aldıkları büyük yenilgiden sonra daha fazla ilerleyemeyerek Karpatya Ovası’na kesin olarak yerleştiler. 
    Arpad, 9. yüzyılda Macar Boyları’na önderlik ederek Avrupa’da fetihler yapan ve kendi soyundan gelenler ile Árpádlar Hanedanı’nı kuran Macar hükümdardır. Árpád’dan sonra yerine gelen Prens Géza, 7 Macar Boyu’nun başkanıydı. Géza bu Macar boylarını Hristiyan Avrupa ile bütünleştirmeye çalışmış, yaşadıkları yerleri Avrupa mimarisine göre düzenletmiştir. Hristiyanlığı Macarlar arasında büyük ölçüde yaymış ve yerine kizi Viktoriya’ın geçmesini vasiyet ederek, hanedanın en yaşlı üyesinin tahta geçmesi kuralını kaldırmıştır.


    Prens Arpad
    Macaristan Krallığı 

    Orta Çağ’ın sonları (1000 – 1526)

    Macaristan, tahta çıkan I. István tarafından 1000 yılının Aralık ayında Estergon merkez olmak üzere Hristiyan bir krallık olarak ilan edildi. István, Géza’ın oğlu, yani Árpád’ın soyundandı. 1006 yılına gelene kadar István, hem eski Macar pagan dinsel inançlarını sürdürmek isteyen, hem de Bizans İmparatorluğu’nun Ortodoks Kilisesi’ne bağlanmayı savunan tüm karşıtlarını alt ederek gücünü pekiştirdi. Daha sonra Macaristan’ı bütünüyle Hristiyan inanç ve geleneklerine göre yönetilen feodal bir ülke yapmak için tüm reformları kaldırmak ile uğraştı.
    István’in tüm yaptıklarının sonucunda ortaya, Alman Krallarına ve Macaristan topraklarından geçen Haçlı Orduları’na, Macar boylarını takip ederek doğudan buralara gelen yağmacı konar göçer boylara karşı tüm gücüyle ayakta duran bir krallık çıktı. Bu dönemde aralarında Hırvatistan ve doğu Slovakya topraklarında bulunan birçok küçük Slav krallığıda egemenlik altına alındı.
    1241 – 1242 yıllarında bu krallık Avrupa’yı darma dağın eden Moğol İstilası nedeni ile büyük darbeler aldı. Macar ordularının Muhi Savaşı’nda ağır bir yenilgi ile geri çekilmesinin ardından Kral IV. Béla ülkeden kaçtı ve nüfusun üçte birlik bölümü gerek daha sonraki saldırılarda, gerekse batıdan ve güneyden, komşulardan aldıkları saldırılar ile yok oldu. Yalnızca iyi ve güçlü kaleler ile korunan şehir ve manastırlar bu saldırılara karşı koyabildi. Sonuç olarak Moğollar geri çekilince Kral Béla, sınır bölgelerindeki önemli noktalara végvárdenen korunaklı kaleler yapılması emrini verdi. Bu kaleler gerek o dönemde, gerek ise gelecek çağlarda, özellikle 14. yüzyıl sonlarından başlayarak Osmanlı saldırılarına karşı Macaristan için oldukça büyük öneme sahip olmuşlardır. Fakat bu yapılar kralı derebeylere karşı büyük borçlara soktuğu için merkezî otorite oldukça güç kaybetmiştir.
    Árpád’ın soyundan gelenler Macaristan’ı 1301 yılına kadar yönettiler. Árpád Hanedanı’nın egemenliği süresince ülke en geniş sınırlarına ulaştıysa da, Osmanlı Türkleri’nin ülkeye olan saldırıları artmasına karşın derebeyler de etkilerini ve güçlerini bir o kadar arttırdılar.

    İkinci büyük Macar kralı, I. ya da Nagy Lajos’dur. 1342 – 1382 yılları arasında Macaristan’ı yöneten kral, yaşadığı dönemde ülke topraklarını Karadeniz’den Adriyatik Denizi’ne kadar genişletti ve kardeşinin öldürüldüğü Naples Krallığı’nın topraklarını bir süre işgal altında tuttu. 1370 yılından sonra Polonya’nın da kralı o oldu. Kasimir ve babası I. Charles’ın yapmış oldukları antlaşma tarih boyunca süregelen Macar – Leh dostluğunun başlamasını sağladı.
    Lüksemburglu bir prens olan Sigismund, Louis’nin kızı Mary ile evlenerek tahta geçti. Fakat onun dönemi yoğunlukla güneyde büyük toprak kayıplarının yaşandığı bir çağ oldu. Osmanlı Türkleri ile yapılan Haçlı Savaşlarında ağır yenilgiler alındı.
    Macaristan’ın son büyük kralı Rönesans Dönemi kralı Matthias Corvinus’dur. Corvinus, 1456 Nándorfehérvár Kuşatması’nda Macar ordularını yöneten derebeyi ve kumandan János Hunyadi’nin oğludur. Babasının çizdiği çizginin üzerine Osmanlı Devleti ile mücadeler üzerine yenilerini ekledi. Ülke içi reformların yanı sıra ülke topraklarını kuzeye ve güneye genişletmek için yola çıktı. Yönetmiş olduğu ordu Fekete Sereg (Kara ordu) olarak adlandırıldı. 1485 yılında aralarında Viyana’nın da bulunduğu bir çok yeni yer fethtettiler.
    Matthias’ın ölümünden sonra, onun yerini alan Kral II. Ladislaus döneminde ülke geçmişteki gibi yönetilemedi. Ölümünden önce bir çok ayaklanma yaşandı. Merkezî otorite zayıfladığından, her dönem ülkeye saldırılar düzenleyen Osmanlı’nın eline büyük bir fırsat geçti. 1521′de Belgrad (Nándorfehérvár) elden çıktı ve 1526′da Macar ordusu Mohaç Savaşı’nda, tarihindeki en büyük yenilgilerinden birini yaşadı.
    Yüzyıllar boyunca Macaristan Krallığı, soyluların bağımsızlığına, bir takım milletlerin ayrıcalıklarına ve bağımsız kent krallıklarının kurulmasına izin veren geleneksel yasalarından hiç vaz geçmedi.

    Yeni Çağ’ın başları (1526 – 1718)

    Osmanlı Devleti ile 150 yıl boyunca değişik dönemlerde, ülkenin güney bölümlerinde yapılmış birçok savaşın sonrasında Türkler, Macaristan’ın bir çok bölgesini ele geçirdi ve ilerleyişlerini 1556′ya kadar devam ettirdi. Bu dönemden sonra ülke politik kaoslar içine sürüklendi. İkiye bölünmüş olan Macar soyluları eş zamanlı olarak iki kral seçtiler; John Zápolya (1526-1540) ve Ferdinand Habsburg. (1527-1540) Bu iki krala bağlı ordular da dönem dönem birbirleriyle çatışarak ülkenin içinde bulunduğu durumu daha da kötüye soktular. 1541 yılında Türklerin Buda’yı fethetmesiyle ülke üçe bölündü. Bugünkü Slovakya ve batı Hırvatistan toprakları ile Burgenland adı verilen bölge Habsburg tarafından yönetildi. Bu bölgenin kralları Macaristan Kralları olarak tahtta çıktı. Ülkenin doğu toprakları ve Erdel Beyliği Osmanlı Devleti’ne vergi vermeyi kabul ederek, Osmanlı’nın üstünlüğünü tanıdı. Başkent Buda ve geri kalan orta Macaristan toprakları Osmanlı Devleti’nin bir eyaleti yapıldı.
    Ülkenin büyük bir bölümü bu savaşlar süresince tahrib oldu. Küçük yerleşim birimlerinin birçoğu tümüyle yıkıldı. Aynı dönemde Macaristan üzerinde hâkimiyet kurmak için uğraş veren bir başka devlet de Avusturya’ydı. Protestan Avusturya’yı istemeyen Tökeli İmre önderliğindeki Macarlar ayaklandı ve Osmanlı Devleti’nden yardım istediler. Veziriazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında Osmanlı Ordusu Avusturya üzerine sefere çıktı. Bu seferde bozguna uğrayan Osmanlı Ordusu, bu dönemden sonra bölgede hep toprak kaybetmeye başladı. Bunun üzerine Papa önderliğinde Kutsal İttifak Osmanlı’yı Avrupa’dan tümüyle çıkartmak için saldırıya geçti. Avusturya Buda’yı yeniden ele geçirdi. Gelecekteki bir kaç yıl içinde Temeşvar ve çevresindeki bölgeler dışında tüm Macaristan Osmanlı Devleti’nin elinden çıktı. İngiltere ve Hollanda ara buluculuğunda, Lehistan, Venedik, Avusturya ve Osmanlı arasında imzalanan Karlofça Antlaşması ile bu toprak değişiklikleri resmen kabul edildi. 1718 yılında Pasarofça Antlaşması ile birlikte Temeşvar’da elden çıktı ve Macaristan bütünüyle Osmanlı’dan ayrıldı. Yeni başkent Poszony, yani bugünkü Bratislava yapıldı.

    1604 ve 1711 yılları arasında Avusturya karşıtlar ile Katoliklik karşıtları arasında (=Hristiyanlık’ın tek çatı altında birleşmesini savunanlar) tarafından ayaklanmalar çıkarılırdı ve bu isyanlar – sonuncusu hariç – genelde Transilvanya’dan yönetilirdi. Slovakya’da başlayan bu son ayaklanma halk tarafından başkan II. Ferenc Rákóczi’nin kral olması için çıkarıldı. Avusturya tarafından, isyan bastırıldığında Lehistan’da olan Rákócsi önce Fransa’ya sonrada Türkiye’ye kaçtı ve yaşamının sonuna kadar Tekirdağ’da yaşadı. Ayaklanmanın ardından Avusturya Macarlar’ın tüm kalelerini yıkarak gelecek olası ayaklanamalar için önlem aldı. Kalelerden çıkan taşlar köylülere ev yapmaları için dağıtıldı.
    Daha fazla bilgi için bakınız : II. Viyana Kuşatması, Karlofça Antlaşması, Pasarofça Antlaşması

    18. yüzyıl (1718 – 1780) 

    Bu dönem Macaristan tarihinde toparlanma dönemi olarak tanımlanır. Habsburg hanedanının hükümdarları iş başına geldiklerinde kuzeyden ve doğudan, bugünkü Avusturya, Almanya, Slovakya, Romanya ve Sırbistan’dan ülkeye yeni göçmenler getirerek, savaşlarla tahrip olmuş köy, kasaba ve kentleri yeniden bayındır hâle getirmişlerdir.

    Aydınlanma Çağı (1780 – 1848) 

    Fransız İhtilali’nden etkilenmeyle, ülke üzerinde büyük bir Almanlaştırma çalışması yürüten II. Joseph’e karşı, Macarlar’da ve Macaristan’da yaşayan diğer azınlık topluluklar arasında büyük bir ulusal diriliş hareketi başladı.
    Napolyon Savaşları süresinde ve sonrasında Macaristan kurultayı hiç bir toplantı ve işbirliğine katılmadı. 1820′lerde İmparator zorlanarak Reformlar dönemi başlatıldı. Soyluların vergi ödememe, oy kullanma gibi ayrıcalıklarından vazgeçmemek için karşı çıkmalarından dolayı bu süreç oldukça yavaş ilerledi. Tüm bu yavaş ilerlemelere karşı birçok ulusal adım atıldı. Laince resmî dil statüsünden çıkarılarak yerine Macarca getirildi.
    Macaristan Krallığı’nda ilk kez nüfus tespiti -Hırvatistan da dahil olmak üzere- 18. yüzyılın sonlarında yapıldı. Hırvatistan toprakları da dahil edilirse Macarlar’ın toplam nüfusa oranı %29, edilmezse %42′ye denk geliyordu. 1850 nüfus sayımlarına göre toplumda Slovaklar (18.6%), Almanlar (11.8%), Rumenler (10.1%), Sırp ve Hırvatlar (5.6%), Ukraynalılar(4.8%) ve diğer azınlıklar (% 3.7)’lik bir dilim oluşturuyordu.

    1848 İhtilali (1848 – 1849) 

    İhtilal 15 Mart 1848 tarihinde Peşte ve Budin’de, İmparatoru halkın tüm isteklerini kabul etmesi yönünde tüm krallıktan destek gören protestolar yapan geniş bir halk kitlesi tarafından, kansız olaylar ile başlatıldı. Tüm gösteriler Macaristan’ı Habsburg İmparatorluğu’ndan kopararak özerk hâle getirmek için yapılıyordu ve sonuçta Macar reformistler Lajos Kossuth ve Lajos Batthyány önderliğinde Macaristan’ın özerklğini ilan edildi. Ardından çıkan iç savaşta Macarların ve yabancı devrimcilerin çıkarttıkları ayaklanmalar bastırıldı. Ülkede yaşayan Macar olmayan toplulukların da isyan çıkarmasındaki neden bağımsız olma istekleridir.
    Başkennte, Viyana’da da büyük bir başkaldırı ile karşı karşıya olan Avusturya ilk önce Macaristan’ın özerkliğini tanıdı. Daha sonra Avusturya’daki ayaklanma bastırılınca Franz Joseph zekâ özürlü amcasını imparator yaptı. Avusturya, Macaristan’ın özerkliğini tanımadığını belirtti ve bir iç savaş daha çıktı. İsyancıların direnişinin kırılmasında güçlükler yaşanınca Rus Çarı I. Nikolas’dan yardım istendi. Rusya’nın Macaristan’ı işgal etmesi üzerine Macarlar ve Ruslar arasına düşmanlık başladı. Daha sonra Macaristan yöneticisi olan Avusturyalı Julius Freiherr von Haynau Macar ordusundaki 13 görevli kumandanın idamına karar verdi. Lajos Kossuth sürgüne gönderildi.


    1850 Macaristan Kralllığı

    Devrimin sonrası (1849 – 1867) 

    1849 – 1867 yılları arasında yaşanan savaşın ardından tüm ülke pasif direnişe geçti. Arşidük Albrecht von Habsburg Macaristan Krallığı’nın başına geçti ve Çek yetkililerin yardımıyla Almanlaştırma hareketleri tekrar başladı.


    1911 Avusturya-Macaristan
    Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (1867 – 1918) 

     

    Kırmızılar ve Beyazlar (1918-1919) 

    1918 yılında I. Dünya Savaşı’nda alınan yenilginin etkisiyle Avusturya-Macaristan birliği dağıldı. 31 Ekim 1918′de Mihály Károly başbakan olarak Macaristan’ın başına geçti. Yeni hükûmet savaşın ardından ülkeyi, kasım ayında resmen bağımsız bir devlet ilan etti. 22 Kasım 1918 tarihinde Romanyalılar Macar Hükûmeti’ne Erdel’in yönetiminin kendilerine ait olduğunu söylediler. 1 Aralık 1918′de düzenlenen Alba Iulia (Gyulafehérvár) toplantısında Erdel’in Romanya’ya bağlanması kararı alındı.
    Yeni Macar Hükûmeti 1919 Şubatı’na kadar toplumsal hizmetlerin yetersizliği ve askerî başarısızlıklar nedeniyle halk desteğini büyük oranda yitirdi. 21 Mart’ta askerî ittifak güçleri Macaristan’dan daha fazla toprak isteyince Károlyi istifa etti. Bunun üzerine Béla Kun başkanlığında Macaristan Komünist Partisi iktidara geldi ve Macar Sovyet Cumhuriyeti’ni ilan etti.
    “Kırmızılar” adıyla tanınan Komünistler ülkedeki tek organize silahlı birlik olmaları nedeniyle ve (Rusya yardımıyla) Macaristan’ın geçmişte elinden çıkmış olan tüm toprakları geri alma sözü ile iş başına geçtiler. Komünistler ayrıca eşitlik ve toplumsal adaletin iyileştirilmesi üzerine vaatte bulundular. Başlangıçta Kun’un ordusu bir çok etkileyici zafer kazandı: Albay Aurél Stromfeld sayesinde Çekoslovak askerler işgal edilmiş bazı topraklardan atıldı, bölgede geçici bir Slovak Sovyet Cumhuriyeti kurarark Romanya’ya bırakılmış olan Erdel’i almak için üzerine gidilmesine karar verildi. Toplumsal hizmetlerde komünist hükûmet endüstriyel ve ticari kuruluşları devletin tekeline aldı, konutlaşmayı, ulaşımı, bankacılığı, ilaç sanayiini ve ülkedeki her türlü kuruluşu kamulaştırdı
    Tüm yapılanlara karşın Komünist Hükûmet de oldukça kısa ömürlü oldu Birkaç başarılı darbenin ardından hükûmete “Kırmızı Terör” adı altında yarı askerî ve yarı düzenli gruplardan karşı ataklar gelmeye başladı. Bu dönemde toplumu ayarttıkları gerekçesiyle tutuklanan 590 kişinin tümü yargılanmadan idam edildi. Devlet tarafından toprak reformu yapılmıştı; yalnız devletin soylulardan aldığı toprakları düşük sınıftakiler arasında etkili biçimde dağıtamamıştı. Sovyet Rus Ordusu da hiç bir zaman Macar Hükûmeti’ne tardım edemedi. Hiç bir savaşı kaybetmemelerine karşın Macarlar aldıkları toprakları yavaş yavaş müttefiklerin baskısı nedeniyle bırakmak zorunda kaldılar. Romanyalı’ların ilerlemesi ve toplumun tepkileri nedeniyle Béla Kun ve adamları ülkeden kaçarak Avusturya’ya sığındılar. 6 Ağustos günü Budapeşte işgal edildi. Bunun üzerine verilen sözleri tutmadıkları gerekçesiyle Macar toplumunda Sovyet Birliği’ne ve meclisin büyük bir bölümünü oluşturan Yahudilere karşı büyük bir hoşnutsuzluk duygusu belirmeye başladı.
    Macaristan’ın yeni savaş güçleri artık mufafazakâr devrim karşıtları; “Beyazlar” idi. Erdelli bir soylu olan István Bethlen ve Avusturya-Macaristan Donanması’nda eski bir komutan olan Miklós Horthy önderliğinde Viyana’da kurularak, Szeged’de ilan edildi. Ülkenin batısında başlayarak, genele yayılan Beyaz Terör, polis teşkilatı dağıldığı için ülkede kendilerine karşı koyabilecek herhangi bir güç olmadığından birçok komünist ve diğer sol görüşlüleri yargılamadan idam etti. Ülkede Macaristan’ın içinde bulunduğu durumun gerekçesi oldukları bahanesiyle Yahudilere karşı bir çok saldırı yapıldı. Ülkeden çekilmeye başlayan Romanya ordusu da çıkmadan ülkedeki heryeri yağmaladı ve yakıp yıktı. Ortaya çıkan zarar öylesine büyüktü ki 1919 yılındaki Barış Konferansı’nda Macaristan’dan Romanya’ya savaş tazminatı ödemesi istenmedi. 16 Kasım günü Romanya Ordusu’nun izni ile Horthy’nin ordusu Budapeşte’ye girdi. Yeni yönetim güvenliği sağladı, terörü durdurdu, bir önceki hükûmetin destekçileri hapse atıldı ve siyasi hareketler bastırıldı.


    Trianon öncesi ve sonrası
    1920-1944 kral naipliği dönemi

    1920 Ocak ayında Macar kadın ve erkekler ilk kez gizli usulde oy verdi. Önceki oylamalar, oylamanın gizli olmamasından dolayı demokratik ölçülerde değerlendirilmiyordu. Sağ kanat bu oylamadan birinci çıktı. 1867 Uzlaşması’nı ortadan kaldırarak, monarşiyi yeniden düzenledi.

    Macaristan 4 Haziran 1920 tarihinde Trianon Antlaşması’nı izmalayarak ülkenin parçalandığını kabul etti. Antlaşmaya göre Macaristan topraklarının bir kısmı, komşu ülkeleri arasında paylaştırıldı. Yaklaşım 10 milyon Macar ülke dışında kaldı. Ülkenin etkin yapısında değişiklikler oldu. Bu değişim sonucunda Macaristan’ın etnik yapısı; %90′ı Macar, %6′sı Alman, geriye kalan kısmı ise Slovaklar, Hırvatlar, Romenler, Yahudi ve Çingene olarak değişti.
    Belirlenen yeni sınırlar, Macaristan’ı maden yatakları ve ticari yolların kazancından uzaklaştırdı. Macaristan yeni sınırları ile orman havzasının %84′ünü, ekilebilir arazisinin %43′ünü ve demir madenlerinin %83′ünü kaybetti. Macaristan 1. Dünya Savaşı öncesi savaş endüstrisinin önemli merkezlerinden birisiydi. Başken Budapeşte nüfusunun %51′i endüstride çalışmaktaydı. Endüstriyel alanda çalışanların %82′si de ağır sayaniyde çalışmaktaydı.
    Haziran 1920 yılında Honthy meclise başbakan olarak atandı. Kendisinin de içinde bulunduğu sağ kanat hükümeti, numerus clausus yasasını uygulayacağını, siyasetteki ve üniversitelerdeki yozlaşmaya çözüm bulacağını, kırsal alanın sorunlarıyla ilgileneceğini vaadetti. Teleki’s hükümeti, Avusturya kralı 1. Charles’in Mart, 1921′de tekrar tahta geçmesi ile devrildi. 1. Charles, Hasburgta’ki milliyetçi sağ kanadın bütün siyasi faaliyetlerini engelledi. Bu durumu değerlendiren parlementer István Bethlen, Birlik Partisi adında yeni bir sağcı parti kuruldu.
    Horthy bunun üzerine Bethlen başbakanı olarak atandı. 4. Charles ‘in tahtını güvence altına alma çabaları yine sonuçsuz kaldı.

    Bethlen’in iktidarda durduğu süre istikrarlı geçti(1921-1931). Yeni bir politik anlayış ile seçmenlere yaklaştı, bürokratik konumlara kendi destekçilerini yerleştirdi, siyasi becerisini kırsal alanda hissettirdi. Bethlen devlet mekanizması üzerinde radikal devrimler yaptı. Yahudi ve sol kesim üzerindeki baskıları azalttı. 1921 yılında Sosyal Demokratlar’a ve ticari birliğe yeni haklar sağladı. Legal olarak çalışmalarını sağlayacak yasaları çıkarttı. Anti-Macar ve siyasi suçlulara af sağladı. Bethlen 1921′de Macaristan’ın Milletler Birliği’ne girmesini sağladı.1927 yılında İtalya ile yeni bir dostluk antlaşması imzaladı. Trianon Antlaşması ülke gündemine geldi. Bethlen bu antlaşmanın etkilerini; ticari, sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik alanda yükselirken basamak olarak kullandı.
    Büyük Bunalım dönemi yaşam standardında olduğu gibi, sağ kanadın politik kariyerinde de büyük düşüşe neden oldu. 1932 yılında Horthy’nin yerine, Almanya ile sıcak ilişkiler olan Gyula Gömbös atandı. Gömbös aşırı milliyetçi kanattaydı ve Maygarizasyon politikasını güden bir politika izlemekteydi. Gömbös ekonomik krizden kurtulmak için Almanya ile yeni bir ticari anlaşma imzaladı. Bunun sonucu olarakta Macar pazarı ve madenleri Almanya kontrolüne geçmiş oldu.
    Adolf Hitler’in Macarlara Trianon Antlaşması ile kaybettikleri toprakları geri verme sözü ile Macarlar Nazi’lere Yahudi Politikası’nd yardımcı olmaya başladılar. 1935 yılında, Macaristan’ın faşist partisi olan Çapraz Ok partisi Ferenc Szálasi tarafından kuruldu. Gömbös’ün danışmanı Kálmán Darányi Birinci Yahudi Yasası’nın çıkmamasını sağlayarak Nazileri ve antisemist Macarları memnun etti. Macar meclisi bu rahatsızlık verici gelişmeler üzerine Béla Imrédy’i Darányi’nin istifası üzerine başbakan olarak atadı(1938).
    Imrédy ilk olarak İngiltere ile diplomatik ilişkileri geliştirme politikasını izledi. Bu gelişmeler, Almanya ve İtalya tarafından rahatsızlık verici olarak yorumlandı.

    Arpad hanedanlığı

    Orta Avrupa’da kurulan Macar Krallığı’nın ilk hanedanlığı. (896 – 1301)
    Uzun yıllar Kuban nehri bölgesinde yaşayan MacarlarPeçeneklerin baskısı sonucu batıya göç ettiler. Bu göç olayı sırasında Macarların başına Arpat bulunuyordu.
    Macar boyları, 896 yılında bugünkü Macaristan‘a gelerek yerleştiler. 955 yılına kadar Balkanlarda büyük bir devlet kurdular. Bu devlet, 955 yılında Germenler tarafından yıkıldı. Macar kabileleri 10. yüzyılda Hristiyanlığı kabul ettiler. Ancak daha sonra tekrar kurulan Macar Krallığı’nda 1301 yılında kadar Arpad hanedanlığı hüküm sürdü. Avrupalı tarihçiler ve o dönemki Avrupa devletleri, özellikle Bizanslılar Macar devletini “Batı Türkiye”olarak adlandırmışlar, Macar hanedanına “Türklerin Prensi” olarak hitap etmişlerdir. Çünkü Macarların arasında Hazarlar’dan gelen üç Kavar boyu ve Kavar aristokrasisi ön plana çıkmaktaydı . Bu Hazar Kavarları, Hazar Kağanlığı’ndaki iktidar kavgalarında yenilen ve iktidarla ters düşen üç Hazar boyuydu.


    Macar Göcü
    Macarların Kökeni

    Macarlar’ın büyük bir kısmı Fin-Ugor kavimlerininUgor kolundandır. Bu Ugor kavimlerinin ana yurdu olan Ural dağları ile Volga nehri dolaylarıydı.
    Fin-Ugor kavimlerinin doğudaki kolu olan Ugorlar daha sonra güneye inerek Onogurlar‘la karıştılar. Daha sonra batıya göç eden Hunlarla karıştılar. Bu üç boyun karışmasıyla Volga bölgesinde “Macar” kavmi meydana geldi.
    Sabirlerin baskısıyla yurtlarından ayrılarak Kuban Irmağı dolaylarına yerleştiler. Daha sonra Hazar hakimiyetini kabul ettiler (460). Hazarlar’ın bir boyu olan ve Türki dil konuşan Kavarlar da Macarlar’a karıştı. İşte Arpad’ın Macarlar’a daha sonra karışan bu üç Kavar kabilesinden geldiği iddia edilmektedir. Zira Arpad hanedanlığında yönetimde en etkili boylar Kavar boylarıydı 
    Yani günümüz Macarları dört kavmin birleşmesinden doğmuştur: Ugorlar, Onogurlar ve Hunlar. Daha sonra da Üç hazar boyu, Kavarlar.
    Bu kavimlerin Türki kökenli idi: Onogurlar, Hunlar ve Hazar Kavarları.

    Soyağacı
    Ugor kavimleri——-+——–Onogurlar——+——Hun Boyları
    Ön Macarlar—————-+————–Üç Hazar Boyu Kavarlar
    Orta Avrupa Macarları
    Politika

    Parlamento tarafından her dört yılda bir seçilen devlet başkanının rolü semboliktir, ancak görevleri arasında başbakanı atamak vardır. Başbakan ise hükümet üyelerini seçer ve görevden alır. Her bakan adayı, devlet başkanı tarafından bir formalite olarak onaylanmalıdır.
    Yasama organı 386 üyeli Parlamento’dur (Országgyűlés). Bir siyasî parti parlamentoya girebilmek için oyların en az %5′ini almalıdır. Sonuncusu Nisan 2006′da yapılan milletvekili seçimleri 4 yılda bir yapılır. 15 üyeli Anayasa Mahkemesi, yasaların anayasaya uygunluğunu denetler.

    Etnik Yapı

    Macarların atalarının büyük bir çoğunluğu Fin-Ugor kavimleri’nden olan Ugor kavimleridir. Daha sonra bu Ugor kavimlerine Onogurlar ve Hunlardan bazı boylar karışmıştır. Karışan bu üç kavim, Hazarlar’ın egemenliğini kabul etmiştir (460). Daha sonra Hazar Kağanlığı’ndaki iktidar kavgalarında yenilen ve iktidarla ters düşen üç Hazar boyu Macarlara karışmıştır. Daha sonra Macarlar, bugün bulundukları yere göçmüşlerdir. Sonuç olarak Macarların üç kavmi Türktür, toplamda dört kavimden meydana gelmiştir. Türk olanlar: Onogurlar, Hunlar ve Kavar Hazarları. türk olmayanlar ise Ugorlar’dır. Ancak ilk dönemlerde nüfus bakımından en büyük grubun Ugorlar olduğu; yönetimde etkili grubun ise Kavar Hazarları olduğu görüşü yaygındır.

    Macar———— %94
    Roman———–%2
    Alman————%1.2
    Slovak————%0.4
    Diğer————-%2.3
    Macaristan İdarî Bölgeleri
    Bölgenin Adı—–Bölge Merkezi—-Alan(km²)—Nüfus–Yoğunluk
    Kuzey Macaristan—-Miskolc——-13.428——1.289.000—-96—–
    Kuzey Alföld—–Debrecen——17.749——1.554.000——–88—-
    Güney Alföld——-Szeged——18.339——-1.367.000——75—-
    Orta Macaristan—-Budapest——-6919——2.825.000—408———
    Orta Transdanubi—Székesfehérvár–11.237—1.114.000–99—-
    Batı Transdanubia—–Győr——11.209—–1.004.000——-90
    Güney Transdanubia—–Pécs——14.169—–989.000—–70–

     

    Sponsorlu Bağlantılar

    Jamaika Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi

    İrlanda Cumhuriyeti Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi

    Bu sayfadaki "Macaristan Nüfusu, Coğrafi Özellikleri, Ekonomisi, İklimi, Kültürü, Yönetimi, Dini İnancı Hakkında Bilgi" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *