Okuldan korkan çocuklara ne söylemeli ve nasıl davranmalı?

15 0
Sponsorlu Bağlantılar

Okulların açılmasına az bir süre kaldı ve her yıl olduğu gibi bu yılda bazı velilerin  okuldan korkan çocuklarla başı dertte.

Her ailede yaşanabilecek bu sorunun çözümü için neler yapılması gerektiği konusunda sizlere yardımcı olacağını düşündüğüm bir kaç makaleyi burada sizlerle paylaşıyorum.

Çocuklarda okul korkusu oluşturmayın

 Çocuklarda okul korkusu oluşturmayın

Okulların açılmasına az bir zaman kaldı. İzmir’de bu yıl yaklaşık 628 bin öğrenci ders başı yapacak.

Bu öğrencilerin yaklaşık 55 bini ilk kez okulla tanışacak. Yeni eğitim öğretim yılı öncesi anne babalar da çocukları kadar heyecanlı ve telaşlı. Bu yıl 66 aylık çocukların okula gitmeleri için istenen rapor sistemi kaldırılınca karar verme sorumluluğu artık velilerde.

Bu durumda anneler ve babalar ne yapmalı? “Çocuğumun gelişim düzeyi yeterli mi? Eğitim yaşamına başlamaya hazır mı? Daha hala ‘küçük’ mü, yoksa artık ‘büyüdü’ mü? Okulda düşmeden sınıfına kadar gidebilecek, tuvalet, el yıkama gibi gereksinimlerini kendi kendine karşılayabilecek mi?” Ve daha birçok soru, okula yeni başlayacak çocukların anne ve babalarını, karar verme sürecinde zorlayacak. Bu zorlu süreçte, Yaşar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ilgın Başaran, velilere tavsiyelerde bulundu.

ÖNEMLİ OLAN ÇOCUĞUN HAZIR OLMASI

Yrd. Doç. Dr. Ilgın Başaran, anne babaların bu kararları kendilerinin verebilecekleri gibi uzmanlardan da yardım alabileceğini belirterek, “Önemli olan çocuğun ilkokula hazır olma düzeyidir. Dil ve bilişsel gelişim düzeyleri izlenmelidir. Çocuğun dil gelişimi, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edecek düzeye gelmiş midir? Çocuğun bilişsel gelişimi ise müfredatı kavrayacak düzeyde midir? Renk, sayı, şekil algısı, karşılaştırma ve muhakeme becerisi yeterince gelişmiş ve yaş grubuna uygun mudur? Bu değerlendirmeleri, eğer çocukları kreş, anaokulu gibi eğitim ortamlarında bulundularsa, okullarındaki eğitimcilere danışarak yapabilirler. Ancak eğer çocuk evde bakıldı ise ve bakan kişiler aşırı korumacı bir tutum içinde çocuğu yetiştirdilerse, karar vermede zorlanacakları kaçınılmaz. Hele bir de aile bireyleri birbirine çok bağlı ya da bağımlı iseler, genellikle biri öbürüne bir şey olacağı korkusunu yaşayacağı için ‘okul korkusu’na zemin hazırlayabilir ve çocuk okula gitmek istemeyebilir.” dedi.

KORUMACI TUTUM SORUN OLABİLİR

Bu durumla karşılaşacak anne babaların, çocuklarının korkularını ortadan kaldırabilmek için hiç tanımadığı bir ortam olan okul ile ilgili çocuklarına bilgi vermeleri gerektiğini ifade eden Başaran, “Anne ya da babada çocuğundan ayrılma kaygısı varsa, bu kaygı çocuğa da geçecek, çocuk kendi başına kalacağı için kendini güvensiz hissedecek ve okula gitmek istemeyecektir. Ya da aşırı korucu anne baba tutumundan sıkıldığı için çocuk kendisi okula gitmek isteyecek ama onun ‘yeterince büyümedin, seneye başlarsan daha iyi olur, bensiz ne yaparsın okulda’ gibi korumacı tutumlarla özgüveni sorgulanacaktır.” diye konuştu.

66 AYLIK ÇOCUKLAR OKULA GİTMELİ Mİ?

Daha önce okul deneyimi olsun ya da olmasın, 66 aylık bir çocuğun gerekli gelişimleri göstermişse ve okula gitmeye kendini hazır hissediyorsa eğitime başlayabileceğini belirten Başaran, “Anne babalar da karar verirken kendi korumacı tutumlarını bir kenara bırakıp, çocuklarının zihinsel ve fiziksel gelişimlerini dikkate alarak bu kararı almalı ya da eğitim alanında uzmanlardan yardım almalıdır.” dedi.

İZMİR’DE 49 BİN 309 ÖĞRENCİ ORTAOKULA BAŞLAYACAK

Bu yıl İzmir’de 208 bin 250 öğrenci ortaokullarda öğrenim görecek. 49 bin 309 öğrenci ilkokuldan ortaokula geçerken 8. sınıf öğrencisi 54 bin 495 öğrenci ise Seviye Belirleme Sınavı’na (SBS) girecek. 8. sınıftan mezun olan 54 bin 779 öğrenci ise liseye başlayacak.

BU YIL 1. SINIFA YAKLAŞIK 55 BİN KAYIT BEKLENİYOR

Geçen yıl 66 aylık çocukların da ilkokula kayıt olması nedeniyle İzmir’de 71 bin 990 olan 1. sınıf öğrenci sayısının, bu yıl getirilen 66 aylık çocukların isteğe göre kayıt edilecek olması nedeniyle yaklaşık 55 bin olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.

SBS’YE 54 BİN 495 ÖĞRENCİ GİRECEK

Bu yıl İzmir’de 208 bin 250 öğrenci ortaokullarda öğrenim görecek. 49 bin 309 öğrenci ilkokuldan ortaokula geçerken, 8. sınıf öğrencisi 54 bin 495 öğrenci ise Seviye Belirleme Sınavı’na (SBS) girecek. 8. sınıftan mezun olan 54 bin 779 öğrenci ise liseye başlayacak. İzmir’de geçtiğimiz yılın rakamlarına göre, toplam 628 bin 92 öğrenci öğrenim görüyor. Bunların 222 bin 109’u ilkokul, 213 bin 720’si ortaokul, 192 bin 263’ü ise liselilerden oluşuyor.

Okul korkusu (fobisi)

 Okul korkusu (fobisi)

Okul korkusu olan çocuklar bile bazen okula hevesle hazırlanır. Ayakkabı forma, kitap gibi okul almaya giderken sevinçlidir. Eve gelir gelmez okul kıyafetlerini giyer, çantalarını hazırlar, okla gider gibi odadan bir odaya yürür. Anne- baba onu öyle gördükçe sevinir. Ancak okul günü gelip çattığında işler değişir. “okula gitmek istemiyorum” diye tutturur. Aslında bu çocuklar okuldan değil de anneden ayrı kalmaktan korkmaktadırlar. Temel sorun anneye aşırı bağlılıktır. Bu çocukların sabahları okula hazırlanması problem olur. Üstünü giyinmede çantasını hazırlamada yavaş davranır. Kahvaltı yapmaya nazlanır. “karnım ağrıyor, başım ağrıyor” diyerek hastalık bahaneleri uydururlar. Okul gitmesi için zorlandığında duyduğu büyük sıkıntı yüzünden gerçektende başı veya karnı ağrıyabilir.

Bazen anne babalar çocuklara farkında olmadan, uyarma niyetiyle okul hakkında olumsuz şeyler söyleyerek çocuğu korkuturlar; “sakın biz gelmeden okulun kapısından dışarı çıkma. Yabancılarla konuşma. Kötü niyetli insanlar seni kaçırıp zarar verebilir.” Okulla tehdit edilen yaramaz çocuklarda okuldan korkabilir: “seni ancak okul adam edebilir. Okulda yaramazlık yap da başına neler gelirmiş gör. Öğretmeninden her gün dayak yersin” daha evvel okulla ilgili hiçbir tanışması olmayan çocuk okul hakkında korku geliştirebilir. (Çankırılı, 2004 s. 60-61)

Ülkemizde kim bilir kaç çocuk okul fobisini yaşıyor / yaşamakta ve kim bilir kaçına okul fobisi teşhisi konuldu, dolayısıyla bu yönde tedaviye gidildi.

Çoğunlukla ana-babalara, okul fobisini ve belirtilerini bilmediklerinden dolayı çocuklarını çeşitli doktorlara götürürler ve yanlış teşhise neden olurlar.

Genellikle okul fobili çocuklara romatizma veya brusella gibi teşhisler konup, tedaviye gidilmeye çalışılır. Çünkü her ikisinde de belirtiler benzeşmektedir.

Okul fobisi, okula devamla ilgili şiddetli korku, huysuzluk, çeşitli hipokondriyak belirtilerle kendini gösteren bir kaygı (anxiety) bozukluğudur.

Her çocuk, okuldan, az-çok korkar. Bu korku, ta ilk zamanlardan vardır. Ama okuldan korkma kavramının ilmi, sosyal, psikolojik ve özellikle psiko-analitik açıklanması ve buna çare bulma üzerindeki çalışmalar çok yenidir.

İzleyen bölümlerde fobi ve okul fobisinin tanımları, tarihçesi, okul fobisinin çocuk, ana-baba yönünden nedenleri, çocuğun ve ebeveynlerin karakteristik özellikleri, okul fobisinin görülme sıklığı, yaş cinsiyet, zeka, ailedeki çocuk sayısı ve sırası, ailenin ruh sağlığı durumu gibi özelliklere göre değişmesi, okul fobisinin sonuçları, tedavisi ve psikodinamik özellikleri açıklanmıştır. Son olarak da, örnek vakalarımızla, okul fobisi daha anlaşılır hale getirilmiştir.

Fobi Nedir?

“Fobi” terimi kaçma, haşyet, panik, korku anlamlarına gelen “phobos” kelimesinden gelir. Şayet bir korku objektif olarak tehlike kaynağı olmayan, ya da daha doğrusu kişi tarafından tehlike kaynağı olmadığı bilinen, çevredeki nesne (obje) veya durumlara bağlı ise buna “fobi” denir.

Hasta kendi davranışının ve bu korkunun anlamsızlığını bilir, fakat bu korku nesnesinden kaçar, kişi kaygısını bir nesneye ya da duruma bağlamıştır; bununla karşılaştığı zaman kaygı, korku ve panikte meydana gelen kalp çarpıntısı, solunumda sıklaşma, titreme, terleme vb. gibi fizyolojik belirtiler gösterir.

Okul fobisi okula devamla ilgili şiddetli korku, huysuzluk, çeşitli hipokondriyatik şikayetlerle kendini gösteren bir kaygı (anxiety) belirtisidir. Çocuk bizzat okuldan, öğretmenden, diğer çocuklardan, okul yemekhanesinde yemek yemekten ya da okul hayatına ait her şeyden isteksizlik duyar . Okula gitmesi zorlandığı zaman kaygının bütün ruhi ve bedeni belirtilerini gösterir; kendisini evde tutmaları yolunda anne-babasını ikna etmeye çalışır.

İngiliz Psikiyatrist Berg aşağıdaki 4 noktada okul fobisini sınırlandırmıştır.

1. Çocuk okula gitmek istemez. Zorluk gösterir. Bu zorluk uzun süre okula gitmeyen çocukta ilk defa okula gitmesi istendiği zaman görülür (Örn. Bir hastalıktan sonra).

2. Çocuk duygusal bozukluklar gösterir.

– Aşırı korku

– Sevinç ve üzüntü arasında gidip gelmeler

– Herhangi bir organik nedeni olmayan bedensel yakınmalar gibi

– Okula gitmeme anne-babanın bilgisi dahilinde olur.

– Çocukta herhangi bir bozuk olan sosyal davranış görülmez. Örneğin; çalma, yalan söyleme, cinsel bozukluklar ya da saldırgan davranışlar gibi.

Okul fobisiyle okul kaçağı olmayı birbiriyle karıştırmamak gerekir. Okul fobisi olan çocuk, değişik zamanlarda okula gitmemesinin temelinde başarısızlık korkusu ve sınıf içinde aktif olamama endişesi bulunur. Okuldan kaçan çocuklar ise okulu sevmezler, aynı zamanda tembeldirler ve akademik bir amaçları yoktur.

Bu çocuklar okuldan kaçtıkları zamanı anne-babasının bilgisi olmaksızın ev dışında gönüllerince geçirirler. Buna karşılık okul fobisi olan çocuklar evden uzaklaşmazlar; evde mutlu ve neşelidirler. Bu çocukların okul başarıları orta düzeydedir. Ödevlerinin aksamasıyla yakından ilgilidirler.

OKUL FOBİSİNİN BELİRTİLERİ

Okul fobisi ya yavaş yavaş ya da birdenbire meydana gelir. Okul fobisi gösteren çocukların çoğu daha 2-3 yaşında iken annelerinden ayrılmak istemezler, anneyi evde adım adım izlerler, onu yalnız bırakmazlar. Okul fobisinin temel belirtisi çocuğun okuldan korkması ve okula gitmek istememesidir.

Korku, tüm okula karşı olabileceği gibi okuldaki herhangi bir derse karşı da olabilir.

Önce çocuk evden ayrılmak istemez, zorlanırsa ağlar, sıkıntılıdır, korkar ve terler; bu durumda anne çocuğu kendisi okula götürür. Çocuk anne ile beraber olduğu sürece rahat ve usludur. Anne çocuğu okula bırakıp eve dönünce çocuk tekrar yukarıda açıkladığımız kaygı belirtilerini gösterir.

Başlangıçta ifade ettiğimiz gibi okul fobisi ya çocuğun ilk defa okula gitmesi ile başlar, aralıksız devam eder, belki hastalıklardan ve tatillerden sonra hafif bir isteksizlik gösterebilir. Fakat sonradan ya okul veya öğretmen değişince öğretmenden azar işitince kendisine yeteneğinden yüksek bir okul ödevi verilince uzunca süren bir hastalık veya ameliyattan sonra evde herhangi bir kaza ya da ölüm olunca çocukta okul fobisi başlar, söylediğimiz bütün kaygı belirtilerini gösterir, hipokondrik ve bedeni şikayetler başlar.

Zamanla okul korkaklığı çocuğun diğer faaliyetlerine de etki yapar. Nihayet ana-baba yanında olmadan evden ayrılmayacak ve arkadaşlarıyla oynamayacak hale gelir. Az olmakla birlikte bir kısım çocuklarda okul fobisi bir psikozun yani ağır bir ruh hastalığının başlangıcı olabilir.

OKUL FOBİSINİN NEDENLERİ

Okul fobisinin sebepleri çoktur. Toplayabildiğimiz kaynaklardan ve özellikle örnek vakalardan anladığımıza göre okul-fobisinin sebepleri şunlardır:

Çocuk Yönünden :

Çocuk ters, sinirli sık sık ceza veren, şikayetçi, merhametsiz ve çok acele iş isteyen bir öğretmenden; disiplinsiz bir sınıftan; okul ödevlerini yapamamaktan; sınıfta kalmaktan; özellikle kendisinden yeteneğinin üstünden başarı bekleyen bir anne ya da babanın isteklerini yerine getirememekten korkar.

Çocuk ev ile okul arasındaki yolda rastlandığı hayvanlardan, köprüden, akarsudan, kalabalık trafikte çiğnenmekten, hoyrat ve kendisinden büyük çocukların dövmesi, laf atmaları ve alaylarından onların cinsel sarkıntılıklarından korkar.

Çok fazla şişmanlık, çok ileri zayıflık, biçimsiz diş, biçimsiz burun, şaşılık, büyük kulak, albinizm, tavşan dudağı, kurt ağzı veya buna benzer çirkinlik oluşturan diğer yüz kusurları, topallık, körlük, sağırlık vb. gibi sakatlarda ve müzmin hastalıklarda çocuk diğer çocuklardan, özellikle onların alayları ve isim takmalarından utanır ve korkar.

Çocuk daha okul öncesi dönemde anneye aşırı derecede bağımlıdır. Anneden ayrılma korkusu vardır. Bağımsız hareket etme kendine yetme gibi davranış tarzları gelişmemiştir. Çocuk aile dışındaki ilişkilerinde genellikle korkulu ve çoğunlukla sosyal ilişkileri zayıftır. Bu tip çocuklar okulda başarıları nedeniyle öğretmenleri tarafından kabul edilmek isterler ve bunun için çaba sarf ederler. Öğretmen ile bu tarzda kurulan ilişkisi sağlıklı değildir. Çocuk ailesi dışında özellikle okulda kendini baskı altında hisseder.

Bu tip çocuklar annesinin hastalanmasından, annesini yeni doğmuş bir kardeş ile evde yalnız bırakmaktan, anne sevgisinin azalacağı ya da kalmayacağından; evde kalan annesinin alkolik, huysuz ve geçimsiz baba tarafından dövüleceğinden, ya da annenin hayal edilen birisi tarafından hücuma uğrayacağından korkar.

Anne-Baba Yönünden

Okul fobisi olan çocukların babaları da aşırı bağımlılık ve koruma konusunda eşleriyle işbirliği içindedir. Baba da pasiftir ve çocuğun eğitim sorunlarıyla az ilgilenir. Bu konuda aile içinde genellikle ikinci rolü alır. Bu nedenle çocuğun eğitiminde anne ile eşit durumda değildir. Çocuk aile içinde gerçek rehberi bulamaz. Baba, ev içinde bir takım kurallar koymaya da disiplin uygulama yerine, sürekli bir barış ve sakinlik ortamının olmasını yeğler. Çoğunlukla çocuğun isteklerine göre hareket edilir.

OKUL FOBİSİNİN;

Görülme Sıklığı

– Yaş

– Cinsiyet

– Zeka Dereceleri

– Ailedeki Çocuk Sayısı ve Sırası

– Ailenin Ekonomik, Sosyal ve Öğrenim Durumu

– Ailelerin Ruh Sağlığı Durumu

OKUL FOBİSİNİN SONUÇLARI VE TEDAVİSİ

Okul fobisi çocuğu okuldan, sosyal faaliyetlerden ve öğrenme yaşantısından uzaklaşmasına neden olduğundan, akademik ve sosyal gelişmeyi ciddi bir biçimde etkilemektedir. Suçluluk duygusu gelişir, aşırı duyarlı olan çocuğun tekrar okula uyumu çok zorlaşır. Okul fobisi özellikle kronik olduğu taktirde, ergenlik döneminde gençliğin diğer nörotik belirtilerinden daha zorlu bir takım psikolojik sorunların oluşumuna yol açar.

Okuldan uzak kalmanın getireceği sorunlar nedeniyle okul fobisi olan çocukların elden geldiğince bir an önce okula dönmeleri amaçlanır, uzmanların çoğu, çocuğun okula dönmesinden önce sorunun nedenlerini anlamasına yardımcı olmak ve endişelerini azaltmak amacıyla bir süre için psikoterapi yapılmasını önermektedirler. 6-12 ay gibi bir tedavi sürecinden sonra çocukların okula dönmelerinin başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür.

1. Çocuğu hastaneye yatırmaları için anne-babayı ikna etme

2. Okul fobisinin arkasındaki sorunların çözümlenmesi (Ortalama 1.5-2 ay)

3. Çocuğun tekrar okula başlaması (ortalama 3-4 hafta)

5. Hastaneden ayrılma

4. Aile ortamına dönüş (ortalama 3-4 hafta):

KAYNAKLAR:

ÇANKIRILI, A., Kötü Çocuk Yoktur, Zafer Yayınları, İstanbul- 2004
PAK, Nergül, Okul Fobisi, Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık A.B.D.(Lisans Tezi), Erzurum – 1998

KIYAK, Yahya, Çocuklarda Okul Fobisi, Öğretmen kitapları, 115, İstanbul, 1965.
YAVUZER, Haluk, Çocuk Psikolojisi,
ONUR, Çocuk ve Ergen Gelişimi,
ÖZDOĞAN, Berka, Çocuk ve Oyun,
BALTAŞ, Zuhal, Ana- Baba Okulu, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1995.
UĞUR, Serpil, Çocuk Sağlığı,
CÜCELOĞLU, Doğan, Yetişkin Çocuklar, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1994.
YAVUZER, Haluk, Çocuk Eğitimi El Kitabı.

İzzet BAT                                                                  Selim KEİYİNCİ

Rehber Öğretmeni (Psikolojik Danışman)          Rehber Öğretmeni (Psikolojik Danışman)

ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSUNU YENMEK

 

Okul fobisiyle başa çıkma formülleri
Okula yeni başlayan çocuğun en büyük sorunlarından biri, okul fobisi. Uzmanlara göre bu fobiyi basit bir kaç stratejiyle aşmak mümkün

Okul korkusu, ’’Okul çağı içindeki çocuğun okula gitmeme yönünde direnmesi, arkadaşlarını kabul etmemesi ve ağlamak gibi tepkiler geliştirmesi’’ olarak tanımlanıyor.

Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü’nden Pedagog Güzide Soyak, okul korkusunun, çocuğun eğitim alacağı ortama uyum sağlamasını engellediğini belirterek, ’’Çocuk ailesinin kendisini oraya bıraktığını, almayacağını bile düşünür. O yüzden bazı çocuklarda okul fobisi gelişebiliyor. Aslında korkulan şey sadece okul değil, çocuğun güveni, kontrolü, beslenmeyi, onaylanmayı, korunmayı kaybetme korkusudur’’ diyor.

Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşlarıyla oyunu reddeden, anneyle ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun okula başlarken sorun yaşamasının beklenebildiğine dikkat çeken Soyak, şunları söylüyor:

’’Bu çocuklarda ilgi ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir.
Okula karşı negatif duygular beslememeleri için çocuklara, okul ile ilgili gerçekçi bilgiler verilmelidir. Okula başlama dönemi öncesinde anne, çocuğu farklı arkadaşlıklar kurması için cesaretlendirebilir. Ayrıca çocuğun güven duyabileceği başka aile bireyleri kendi okul deneyimlerini çocuğa aktarabilirler.’’

’’Bu korkuya yakalanan çocuğa nasıl davranmalı?’’ sorusunu da Güzide Soyak şöyle yanıtlıyor;

Okula gitmeyle ilgili aile bireyleri ortak tutum içinde olmalı ve çocuğun okula gitmemesine izin verilmemeli.

Okul korkusunun çocuktan olduğu kadar okul ve öğretmen tutumlarından kaynaklanabileceği de unutulmamalı.

Her anne ve baba çocuğuna kaygılarını anladığını, bu kaygıların zamanla geçeceğini ve okulda öğrendiklerinin kendileri için de önemli olduğunu vurgulamalı.

Ev içinde de çocuğun anne babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı, tek başına da oynayabileceği oyuncaklar ve oyunlar alınmalıdır.

Bu dönemde öğretmenleri de çocuğa okula gelmesi gerektiğini ve onun öğrenmesini önemsediğini anlatmalıdır. Öğretileni yapamıyor olmasının çocukta kaygı uyandıracağı unutulmamalı ve öncelikli olarak öğretmek kaygısı taşınmamalıdır. Katı tutumun sorunları artırdığı unutulmamalıdır.

Tatlı sert otorite uygulayın

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu da okula yeni başlayacak çocuklar için ailelere şu önerilerde bulunuyor:

Anne babalar kararlı olmalı, tatlı sert bir otorite uygulamalı. Genellikle bu tip sorunlara, kararları sürekli çocuğa soran ya da çok özgürlükçü davrandığını söyleyen ailelerde daha çok rastlanır.
Çocuk ’’Okula gitmeyeceğim’’ diye ağlayınca dediğini yaptırmayın. Çocuğa, ’’Okula gitmek istiyor musun?’’ diye sormayın. Okula gitmenin zorunlu olduğunu davranışlarınızla da hissettirin.
Okulun ilk başlarında örneğin ilk bir ay çocuk okula bir ebeveyniyle bırakılabilir.
Okulun onun hayatında önemli olduğunu, zamanla alışacağını anlatın.

Yazar: Ayşegül Aydoğan Atakan

Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yapılmamış --> "Okuldan korkan çocuklara ne söylemeli ve nasıl davranmalı?"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *