Otizm Nedir, Neden Olur, Nasıl Geçer, Sebepleri ve Tedavisi Hakkında Bilgi

Sponsorlu Bağlantılar

İlk olarak 1943’de tanımlanmış olmasına rağmen, otism göreceli olarak az bilinen bir özürdür. Buna rağmen otistik gurubu bozukluklarının BK’da yaklaşık olarak 500.000 ailenin hayatını etkilemekte olduğu tahmin edilmektedir.
Otistikkişiler, omurga felci geçirenler gibi fiziksel olarak özürlü değildirler: tekerlekli iskemleye gerek duymazlar ve dışarıdan görünüşleri herkes gibidir. Görünmesi mümkün olmadığı için, bu hastalığa dikkati çekmek ve hastalığı anlamak daha da zor olabilir.
”Otistik bir çocuk ’normal’ göründüğü için, herkes onun çok yaramaz olduğunu veya ebeveynlerin çocuğu kontrol edemediğini düşünür. Yabancılar genelde bu kontrolsüzlükten bahsederler.”

Otisim nedir? 

Otisim, hayat boyu sürecek, bir kişinin iletişim yeteneğini ve diğer insanlarla olan ilişkileirni etkileyen, zamanla gelişen bir özürdür. Otistik olan çocuk ve yetişkinler, başkalarıyla anlamlı bir şekilde ilişki kurmakta zorluk çekerler. Arkadaş edinme ve aynı zamanda başkalarının duygularını anlayabilme yetileri genelde kısıtlıdır.

Otistik Kişiler

Otistik kişilerin çoğunlukla , ek olarak öğrenme zorlukları da vardır ama, otistik olan herkes dünyaya bir anlam vermekte zorlanır.
Aynızamanda Asperger sendromu adı verilen, otismin daha farklı bir şekli olan, otistik gurubun daha üstlerinde yer alanları tanımlayan bir durum da vardır. Daha fazla bilgi için, Asperger sendromu nedir? başlıklı kitapcığımıza bakınız.
”Otistik birisi için gerçek, birçok insanın, yerin, sesin, görüntünün ve olayın birleştiği bir kargaşadır. Onlar için net sınırlar yoktur, veya herşey kuralsız ve anlamsızdır. Hayatımın büyük bir kısmı, herşeyin arkasındaki düzeni anlamaya çalışmakla geçmektedir.”

Otisim’in özellikleri nelerdir? 

Otistik kişilerin, genelde zorlandıkları üç ana alan vardır; bunlar üçlü bozukluklar olarak bilinir.

  • Toplumsal kaynaşma (toplumsal ilişkilerde zorluk çekme, örneğin, diğer kişilere uzak ve vurdum duymaz görünmek).
  • Toplumsal iletişim (sözlü ve sözsüz iletişimde zorluklar, örneğin, genelde kullanılan mimiklerin, hareketlerin veya ses tonunun anlamını kavrayamama).
  • Hayal gücü (kişiler arası oyun ve hayal gücünün gelişmesi konusunda zorluklar, örneğin, belkide, sürekli yapılmaktan öğrenilmiş ve kopyalanmış, sınırlı hayal gücü gerektiren aktivitelerin olması gibi).

Bu üçlüye ek olarak, rutini değiştirmeye karşı koyma ve tekrarlama düzeninde olmak da çok yaygındır.

Otisim’e ne sebep olur? 

Otisimenelerin veya neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir ama araştırmalar genetik faktörlerin önemli olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmalar aynı zamanada, doğum öncesi, hemen doğumdan sonra veya doğum sırasında olan beyin gelişmesini etkileyen bir dizi durumun, otisimle ilgili olduğunu kanıtlamıştır.

Tanı 

Otistik tanısı ne kadar erken konursa, o kişinin gerekli destek ve yardımı alma şansı da o kadar artar.

Otistik kişilere yardım edilebilir mi? 

Yetenekleri en fazlaya çıkarmak ve yetişkin olarak tam potansiyelini bulması için, özel eğitim ve uzmanlaşmış destek, otistik bir kişinin hayatında gerçekten de büyük değişiklik yapabilir.

Ulusal Otistik Birliği (NAS) (UOB) 

1962’de kurulmuş olan Ulusal Otistik Birliği (National Autistic Society (NAS)), Bk’da otistik kişilere yardım eden, ulusal ve uluslararası insiyatiflerde, otistik kişilerin güçlü bir sesi ve onlara bakan en önemli bir gurup olarak gelişmiştir. Birlik, otistik kişilere hayatlarını mümkün olduğunca bağımsız bir şekilde yaşamaları için gerekli her türlü yardımı sağlayacak alanlarda çalışmalarını sürdürmüştür.

Bugünlerde UOB

  • yetişkinler ve eğitim merkezlerini yürütür
  • yerel yönetimlerikendi uzmanlık hizmetlerini geliştirmeleri için destekler
  • bir dizi kitapcık ve kitap yayınlar
  • ebeveyn ve araştırmacıların randevu alarak kullanabilecekleri bir kütüphane hizmeti sunar
  • bakıcı ve ebeveynler ve otistik gurubu bozukluğu olanlar için, bir otistik yardım hattı yürütür
  • konferans ve eğitim programları düzenler
  • arkadaşlık kurma ve ebeveynlerin birbirlerini desteklemesi için, ulusal çapta, gönüllü çalışmalar düzenler
  • uzmanlaşmış, tanı ve değerlendirme hizmetleri sunar
  • otisimin nedenlerini araştırmayı destekler
  • ülke çapında, yerel gurupları ve aileleri destekler
  • otisim konusuna dikkati çeker ve kişilerin daha anlayışlı olmaları için çalışmalar yaparlar
  • otism alanında çalışan, profesyonel kişi ve organizasyonlara danışmanlık hizmeti sunar
  • otisme ait eğitim ve bakım konusundaki hizmetleri kredilendirme programları sunar
  • otistik gurubu bozukluğu olan yetişkinler için destekli bir iş bulma hizmeti olan, Prospects adlı bir organizasyonu yönetir.

İÇE KAPANIKLIK

İçe kapanık çocuklar, duygu ve düşüncelerini kolaylıkla başkalarıyla paylaşmazlar. Yeni durumlara zor uyum sağlarlar. Arkadaş edinmede problem yaşarlar, grup oyunlarına katılmaktan zevk almazlar ve genellikle yalnız oynamayı tercih ederler. Güvensizlik hissettiklerinden bu çocukların güven duyguları güçlendirilmelidir. Yeterli ilgi ve sevgi gösterilmelidir. Kendini ifade etmeye özendirilmeleri gerekir. Genellikle bu özellikteki çocuklar, sessiz ve uslu olduklarından toplumca onaylanırlar. Bu durum çocuğun hoşuna gitmekte ve yetişkinlerin beğendiği bu kimliğe daha çok bürünmektedirler.Son olarak, okul öncesi çağı adı verilen bu dönem, çocukluğun en renkli, en hareketli dönemlerinden birisidir. Bu dönemde çocuk hızlı dil gelişimi etkisiyle konuşkan, cıvıl cıvıl, yaşam doludur.

İçe kapanıklık
Soru Merhaba sorum kardeşimle ilgili olacak 17 yaşında kız kardeşim var 6 aylıkken normal kontrol için annemle kardeşimi doktora götürmüştük doktor kardeşimin avucunun içine baktı ve ileride zeka durgunluğu olacağını söyledi morelimiz çok bozuldu tabi ama kardeşimde herhangi bir zeka durgunluğu yoktu çok aktif okula gitmeden ismini vs. yazabiliyordu ancak ilkokul 1. sınıftan itibaren kardeşimde bir içe kapanıklık oldu okulla mesafesi bayağ vardı hergün servis belli bir yere kadar getirirdi ordan ben alırdım. İlk başlarda bundan dolayı sandık ancak gün geçtikçe daha kötüleşti bişey sorsanız duvar gibi yüzünüze bakıyor olmadık küçük çocukların soracağı soruları soruyor zekası geri desem lise 3. sınıfta.Çok daha fazla detay var ancak şu an asıl öğrenmek istediğim bir bebeğin eline bakılarak zekasının anlaşılıp anlaşılamayacağı. Bu zamana kadar herhangi bir psikoloğa götürmedik ücretleride çok fazla. Yardım ve önerilerinizi bekliyorum

Cevap Cansu hanım,
Avuç içine bakarak kehanette bulunmanın bir bilimsel dayanagı olmadıgını,ancak hekimin küçük bir çocukla diyalog kurmak için yapmış oldugu şakadan kaynaklandıgını tahmin ediyorum.
İçe kapanıklık hakkında bu forumdaki Psikiyatri uzmanımıza soru yöneltmeniz sizin için daha yararlı olabilir.
Dr.Ateş Ülker

Otizm Nedir?

Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler

Bir annenin doğum sonrası çocuğunun (tüm özür grupları dahil olmak üzere) özürlü olma oranı %2dir; Otistik olması oranı ise %0.5′tir (eskiden bu oran 4/10.000 olarak değerlendirilirdi). Bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çıkması riski %3 dür. Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla görünmektedir Her çocuktaki otistik belirtiler ve bunların seviyesi farklılık gösterebilir, bu nedenle otizmin seviyelerini kategorize etmek güçtür. Ayrıca, Asperger Sendromu ve Rett Sendromu olarak bilinen otizm formları da bulunmaktadır.

Otizmin Belirtileri Nelerdir?
Otistiklerde, etkilenme dereceleri değişse de, aşağıdaki ortak belirtiler görülür;

  • Sosyal ilişkilerde güçlük Konuşma güçlüğü
  • Sessiz iletişimde zorlanma
  • Oyun oynama ve hayal gücünü kullanmada zorlanma
  • Değişikliklere karşı tepki ve direnç gösterme

Otizmin tipik özellikleri

Otistik Bir Çocuk,
  • Başkalarına karşı ilgisizdir.
  • Göz temasından kaçınır.
  • Başkaları ile kendiliİinden iletişim kurmaz.
  • İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtir.
  • Diğer çocuklarla oynamaz.
  • Sürekli bir konu üzerinde konuşur. Sebepsiz şekilde ağlar, güler ve sebepsiz davranışlarda bulunur.
  • Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar.
  • Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır. Değişikliklerden hoşlanmaz.
  • Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamaz.
  • Bazıları yaratıcılık gerektirmeyen bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar.

Otizmin Tipik Belirtileri
Otistikler aşağıdaki tipik davranışların en az yarısını gösterirler.Bu semptomlar çok hafif ya da çok şiddetli olabilir. Her bir semptomun etkisi de diğerinden farklı olabilir. Ayrıca, Bu davranışlar birçok farklı sebeple ve yaşlarına uygun olmayacak bir şekilde sergilenebilir.


Diğer Çocuklarla ilişki kurmakta zorluk

 


Herşeyin aynı olmasını istemek, rutin yaşama bağlılık, değişikliklere aşırı tepki vermek

 


Uygunsuz ve sebepsiz gülmek ve ağlamak

 


Tehlikeye karşı duyarsızlık

 


Sürekli aynı oyunları oynamak

 


Acıya karşı duyarsızlık

 


Ekolali (Cevap vermek yerine, kendisine söylenenleri aynen tekrar etmek)

 


Yanlız kalmayı tercih etmek

 


Temastan, kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmamak

 


Objeleri kendi etrafında çevirmek

 


Seslere karşı aşırı duyarlılık ya da aşırı duyarsızlık

 


Objelere gereksiz yere bağlanmak

 


İhtiyaçlarını belirtmekte zorlanmak. Konuşma yerine hareketlerle ihtiyaçlarını belirtmeye çalışmak

 


Aşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik

 


Bir sebep olmadan strese girmek, üzüntü duymak

 


Normal öğrenme metodlarına karşı duyarsızlık

 


Motor hareket gelişiminde düzensizlik. (Topa vuramaz ama küpleri üst üste dizer)

ÖNEMLİ NOT: Yukarıdaki tipik belirtilerin gözden geçirilmesi, otizm teşhisi koyulması için yeterli değildir. Otizm teşhisi bu konunun uzmanları tarafından, detaylı inceleme yapıldıktan sonra koyulabilir. Profesör Rendle Short’un çalışmasından adapte edilmiştir*.
* Brisbane Children’s Hospital, University of Queensland, Australia. 

Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği
ODER Resmi Web Sitesinden Alınmıştır

Otizm

Otizm, pek çok dilde olduğu gibi Türkçe’de de her türlü otistik bozukluk anlamında kullanılabilmektedir. Ancak, otizm, otistik spektrum bozuklukları şemsiyesi altında yer alan kategorilerden yalnızca biridir. Otizm üç yaştan önce başlar ve üç alanda önemli yetersizliklerle kendini gösterir: 
(a) sosyal etkileşimde yetersizlikler, 
(b) iletişim becerilerinde yetersizlikler, 
(c) sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlar. 
Bu özelliklerin her biri, aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. 

Asperger Sendromu 
Asperger sendromunun otizmden farkı, dil gelişiminde sorunlara rastlanmamasıdır. Diğer bir deyişle, Asperger sendromu otizmden daha hafif seyreden bir otistik spektrum bozukluğu kategorisidir. Asperger sendromunda da sosyal etkileşimde önemli sorunlar görülür. Ayrıca, ilgi ve davranış sınırlılıkları ve takıntıları da mevcuttur. 

Atipik Otizm 
Atipik otizm, başka şekilde sınıflandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluklar (PDD-NOS: Pervasive developmental disorders not otherwise specified) için kullanılan genel bir terimdir. Atipik otizm, otizm ya da Asperger sendromunun bazı özelliklerinin görülüp, bazılarının görülmemesi durumlarında; diğer bir deyişle, kuşkulu durumlarda konulan tanıdır. Örneğin, hafif otistik belirtiler gösterme durumunda ya da yüksek işlevli otizm özelliği gösterme durumunda, genellikle, atipik otizm tanısı konmaktadır. 

Çocukluk Disintegratif Bozukluğu 
Çocukluk disintegratif bozukluğu iki yaştan sonra başlar. Bozukluğun başlamasıyla, önceden edinilmiş yetiler hızla yitirilir. Çocukluk disintegratif bozukluğu tanısı alan çoğu çocuğun zihinsel becerileri, ileri derecede zihin özürlü düzeyine kadar geriler. Bu çocuklar, birkaç yıl içinde, ileri düzeyde otizm tanısı alanlarla çok benzer hale gelirler. Tabloya, çoğu zaman, tuvalet kontrolü yitimi ve havaleler de eşlik eder. Çocukluk disintegratif bozukluğuna, çok seyrek rastlanmaktadır. Ayrıca, bu tanıyı alan çocukların büyük bir bölümü erkektir. 

Rett Sendromu 
Rett sendromu 6-18 aylar arasında başlar. Neredeyse yalnızca kızlarda görülen bu sendrom, kalıtsaldır. Sendromun başlamasıyla, tüm zihinsel, sosyal, iletişimsel ve devinsel beceriler geriler; ayrıca, denge bozuklukları ortaya çıkar. Rett sendromunun otistik spektrum bozuklukları arasında yer almasının doğru olmadığı yönünde görüşler vardır. 

Otizm ile ilgili ilk makaleler, 1940’lı yıllarda yayımlanmıştır. 
1950’lerde, otizmin, annenin ‘;soğuk’ ve ‘;ilgisiz’ olmasından kaynaklandığı yönünde bir görüş öne sürülmüştür ancak günümüzde bu görüş geçerli değildir. 
Otizme ilişkin ilk bilimsel dayanaklar 1960’larda ortaya çıkmıştır. 
Otizm ile ilgili ilk bilimsel tanı ve sınıflama çalışmaları 1990’ların başında sonuç vermiştir. 
1992 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-IV’de, otistik bozuklukların tanılanmasına ilişkin ölçütleri netleştirmiştir. 
1993 yılında benzer bir sınıflama Dünya Sağlık Örgütü tarafından da önerilmiştir (ICD-10: International Classification of Diseases). 
Tanı ve sınıflama çalışmaları gibi otizmle ilgili ilk biyomedikal çalışmalar da 1990’lı yıllarda görülmektedir. 
Otizm terimi, zaman içinde yerini, otistik spektrum bozukluğu terimine bırakmıştır. 
Otistik spektrum bozuklukları (autism spectrum disorders-ASD), yaygın gelişimsel bozukluklarla (pervasive developmental disorders-PDD) eşanlamlı olup, ileri düzeyde ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik anlamında kullanılmaktadır. 
Otistik spektrum bozukluklarının nörolojik nedenlerden kaynaklandığı sanılmaktadır. 
Otistik spektrum bozuklukları ruh hastalığı değildir; ancak, belirtileri bazı ruh hastalıklarını çağrıştırabilir. 
Yapılan bilimsel araştırmalar, otistik spektrum bozukluklarının çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyo-ekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir. 
Otistik spektrum bozukluklarının kalıtsal olabileceği yönünde bulgular vardır; ancak, geni ya da genleri henüz bulunmuş değildir. 
Son verilere göre, otistik spektrum bozuklukları yaklaşık her 150 çocuktan birini etkilemektedir. Ayrıca, erkeklerdeki yaygınlığı kızlardan dört kat fazladır. 
Otistik spektrum bozukluğuna sahip bireylerin çoğunluğunda, farklı düzeylerde zeka geriliği görülür. 
Otistik spektrum bozukluğuna sahip bireylerin pek azında (yaklaşık %10), çok güçlü bellek, müzik yeteneği vb. üstün özelliklere rastlanır. 

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin 2000 yılında yayımladığı kılavuza göre (DSM-IV), otistik spektrum bozuklukları kapsamında beş ayrı kategori yer almaktadır:

  • Otizm
  • Asperger sendromu
  • Atipik otizm
  • Çocukluk disintegratif bozukluğu
  • Rett sendromu

Otistik spektrum bozuklukları; 
(a) sosyal etkileşim sorunları, 
(b) iletişim sorunları, 
(c) sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlarla kendini gösterir. 
Şimdi bu özelliklerin her birini, DSM-IV’e göre ele alalım. 

Sosyal Etkileşim Sorunları

1)Sosyal etkileşim için gerekli sözel olmayan davranışlarda yetersizlik
Sıra dışı göz kontağı özellikleri: Göz kontağı hiç kurmamak, çok kısa süreli kurmak ya da alışılmadık biçimde kurmak. Örneğin, birden bire gözlerini karşısındakinin gözlerine dikmek ve kaçırmak.
Jest ve mimik kullanımında sınırlılık: Konuşurken çok az jest ve mimik kullanmak. 
Başkalarına ne kadar yakın ya da uzak duracağını ayarlayamamak: Sosyal ortamların gerektirdiği uzaklıkları ayarlayamamak; başkalarına fazla yakın ya da uzak durmak. 
Ses kullanımında sıra dışılık: Konuşurken alışılmadık ses kalitesi ve vurgu özellikleri göstermek.

2)Yaşa uygun akran ilişkileri geliştirememek
Arkadaşlık kurmakta zorlanmak: Çok az sayıda arkadaşa sahip olmak ya da hiç arkadaş edinememek. 
Akranlarla etkileşimde bulunmamak: Kendi yaşıtlarıyla oynamada, konuşmada vb. çok isteksiz davranmak; örneğin, yalnızca kendisinden çok küçük ya da büyük kişilerle etkileşmek. 
Yalnızca özel ilgilere dayalı ilişkiler geliştirmek: Belli kişilerle, yalnızca belli ilgilere dayalı olarak (örneğin, favori konularda) etkileşimde bulunmak. 
Grup içinde etkileşimde bulunurken zorlanmak: Örneğin, işbirliğine dayalı oyunların kurallarına uymakta zorlanmak. 

3)Başkalarıyla zevk, başarı ya da ilgi paylaşımında sınırlılık
Yalnızlığı yeğlemek: Başkalarının genellikle aile üyeleriyle ya da arkadaşlarıyla birlikte yaptığı pek çok şeyi (örneğin; TV izlemek, yemek yemek, oyun oynamak vb.) yalnız başına yapmayı yeğlemek. 
Belli olay ya da durumlara başkalarının dikkatini çekme çabası göstermemek: Örneğin; şaşırtıcı bir durum karşısında başkalarına işaret etmemek, bir şey başardığında başkalarıyla paylaşmamak vb. 
Sözel övgü karşısında tepki vermemek: Başkalarının kendisine yönelttiği övgü sözleri ya da sözel onaylamalar karşısında çok az tepki vermek ya da hiç tepki vermemek. Örneğin, hoşnutluk belirtisi göstermemek. 

4)Sosyal-duygusal davranışlarda sınırlılık
Başkalarının ilgisi karşısında tepkisiz kalmak: Birileri kendisine seslendiğinde ya da kendisiyle etkileşmek istediğinde tepki vermemek, duymuyormuş ya da fark etmiyormuş gibi davranmak. 
Başkalarının yaptıklarına karşı ilgisizlik: Ortama birinin girmesi, ortamdan birinin çıkması, birinin konuşmaya başlaması gibi, başka çocukların çok ilgisini çeken bazı olaylar karşısında ilgisiz kalmak; böyle durumlarda, gülümseme gibi hoşnutluk ifadeleri ya da ağlama gibi hoşnutsuzluk ifadeleri göstermemek. 
Başkalarının duygularını anlamada yetersizlik: Üzülen, ağlayan, kızan, sevinen vb. kişiler karşısında duyarsız davranmak; örneğin, üzgün birini rahatlatma çabası göstermemek. 

İletişim Sorunları

5)Dil gelişiminde gecikme
İki yaşından büyük olup da tek bir sözcük bile söylememek. 
Üç yaşından büyük olup da iki sözcüklük basit ifadeler (örneğin, ‘;baba git’) kullanmamak. 
Konuşmaya başladıktan sonra basit bir dilbilgisi yapısı kullanmak ya da belli yanlışları tekrarlamaya devam etmek. 

6)Karşılıklı konuşmada zorluk
Karşılıklı konuşma başlatmada, sürdürmede ve sonlandırmada önemli sorunlar göstermek: Örneğin, bir kez konuşmaya başlayınca, konuşmayı uzun bir monolog şeklinde sürdürmek ve karşısındakilerin yorumlarını göz ardı etmek. 
Konuşma konularında seçicilik: Kendi favori konuları dışındaki konularda çok zor ve isteksiz olarak konuşmak. 

7)Sıra dışı ya da yinelenen dil kullanmak
Başkalarının kendisine söylediklerini yinelemek. 
Televizyondan duyduklarını ya da kitaplardan okuduklarını, ilişkisiz zamanlarda ve bağlam dışı olarak yinelemek. 
Kendisinin uydurduğu ya da yalnızca kendisine anlam ifade eden sözleri yinelemek. 
Aşırı resmilik ve didaktiklik gibi konuşma özellikleri göstermek. 

8)Gelişimsel düzeye uygun olmayan oyun
Senaryolu oyunlarda sınırlılık: Oyuncaklarla evcilik, okulculuk, doktorculuk vb. hayali oyunlar oynamamak. 
Sembolik oyunlarda sınırlılık: Bir nesneyi başka bir nesne olarak (örneğin, küpü mikrofon olarak) kullanarak oyun oynamamak. 
Oyuncaklarla alışılmadık biçimlerde oynamak: Örneğin; topu zıplatmak yerine sürekli olarak bir eliyle vurmak, Legoları birbirine takıp bir şeyler yapmak yerine sıraya dizmek vb. 
Sosyal oyunlara karşı ilgisizlik: Küçük yaşlardayken, ‘;ce-e’ vb. sosyal oyunlara karşı ilgi göstermemek. 

Sınırlı/Yinelenen İlgi ve Davranışlar

9)Sınırlı alanda, yoğun ve sıra dışı ilgilere sahip olmak
İlgi takıntıları: Bazı konulara karşı aşırı ilgi duymak ve başka konuları dışlayarak sürekli o konularla ilgili konuşmak, okumak, ilgilenmek vb. istemek. 
Bazı sıra dışı konulara aşırı ilgi duymak: Örneğin; astrofizik, uçak kazaları ya da sulama sistemleri. 
İlgi duyduğu konularla ilgili ince ayrıntıları anımsamak: Kendi favori konularındaki en ince ayrıntıları bile ezbere bilmek. 

10)Belli düzen ve rutinlere ilişkin aşırı ısrarcılık
Belli etkinlikleri her zaman belli bir sırayla yapmak istemek: Örneğin, arabanın kapılarını hep aynı sırayla kapatmak.
Günlük rutinlerde değişiklik olmamasını istemek: Örneğin, eve gelirken hep aynı güzergahı izlemek ya da eve geldiğinde önce televizyonu açıp sonra tuvalete gitmek. 
Günlük yaşamdaki değişiklikler karşısında aşırı tepki göstermek: En ufak bir değişiklik karşısında aşırı kaygılanmak ya da öfke nöbeti yaşamak. 
Değişiklikleri daha kolay kabullenebilmek için, meydana gelecek değişikliklerle ilgili önceden bilgi sahibi olmaya gereksinim duymak. 

11)Yinelenen (kendini uyarıcı) davranışlar
Sıra dışı beden hareketleri: Örneğin; parmak ucunda yürümek, çok yavaş yürümek, kendi ekseni etrafında dönmek, durduğu yerde sallanmak, farklı bir beden duruşuna sahip olmak vb. 
Sıra dışı el hareketleri: Örneğin; ellerini sallamak, parmaklarını gözlerinin önünde hareket ettirmek, ellerini farklı biçimlerde tutmak vb. 

12)Nesnelerle ilgili sıra dışı ilgiler ve takıntılar
Nesneleri sıra dışı amaçlarla kullanmak: Örneğin, oyuncak arabanın tekerleklerini çevirmek ya da oyuncak bebeğin gözlerini-açıp kapamak vb. davranışları tekrar tekrar yapmak. 
Nesnelerin duyusal özellikleriyle aşırı ilgilenmek: Örneğin, eline aldığı her nesneyi koklamak ya da gözlerinin önünde tutarak ve evirip-çevirerek incelemek. 
Hareket eden nesnelere aşırı ilgi göstermek: Örneğin; tekerlek ya da pervane gibi dönen nesnelere, akan su ya da yanıp sönen ışık gibi hızlı hareket eden görüntülere uzun sürelerle bakmak. 
Nesne takıntıları: Bazı sıra dışı nesneleri (örneğin, bir silgi ya da küçük bir zincir parçası) elinden bırakmak ya da gözünün önünden ayırmak istememek. 

Otistik Bozukluk Tanısına İlişkin Ölçütler 
Amerikan Psikiyatri Birliği, otistik spektrum bozuklukları içinde yer alan otizm tanısı için: çocuğun yukarıda sıralanan 12 belirtiden en az altısına sahip olmasını; bu belirtilerden en az ikisinin sosyal etkileşim sorunları kategorisinden, en az birer tanesinin ise diğer iki kategoriden (iletişim sorunları ve sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlar) gelmesini kabul etmektedir. Ayrıca, bu belirtilerden en az birinin 36 aydan önce varlığı da aranmaktadır. 

Otistik spektrum bozukluğu şemsiyesi altında yer alan diğer kategoriler için daha farklı ölçütler söz konusudur. Örneğin, Asperger sendromu tanısı için, iletişim sorunları alanında herhangi bir belirti görülmemesi gerekmektedir. 

Norm içi kabul edilen çocukların yaşlarına göre gösterdikleri gelişim basamakları aşağıda çıkartılmıştır.

GELİŞİM BASAMAKLARI
0 – 8 AY 
Dil Gelişimleri
Müzik dinlerler,
Seslere karşı tepki verirler,sesler çıkarırlar,
Gülümseyebilirler,isimleri söylendiğinde tepki gösterirler.
Bilişsel Gelişimleri
Bir nesneden diğer nesneye bakabilirler,
Düşen bir nesneyi takip edebilirler,
Nesneleri çekebilirler.
Özbakım Becerileri
Biberonlarına uzanabilirler,
Parmaklarını emerler,
Bir nesneyi ağızlarına götürebilirler,
Yardımla bardaktan içebilirler,
Yardımla kaşıktan yiyebilirler.
Sosyalleşme
Çevresindekilere gülümseyebilerler,
Tanıdıklarına uzanırlar,aynadaki yansımalarına gülümserler,
İnsanların kendileri ile konuşmalarına gülümseyerek karşılık verirler.
İnce Motor Becerileri
Elerini kaldırıp,bakarlar.
Gözleriyle 180 derece takip edebilirler.
İki eli kullanarak kavrayabilirler.
Uzanabilirler
Nesneleri bir elinden diğerine geçirebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Kafalarını tutabilirler
Dönebilirler
Oturabilirler
Emekleyebilirler
Tutunarak kendilerini çekebilirler.

14.Ay 
Dil Gelişimleri
Objeleri isimlerinden tanıyabilirler
Müzik dinlemekten hoşlanırlar
İki kelimeli basit cümleler kurabilirler
Bilişsel Gelişimleri
Oyuncaklarıyla oynayabilirler
Kaybolan oyuncaklarını arayabilirler
İsmi söylenen nesneyi bulabilirler.
Özbakım Becerileri
Dökmeden bardaktan içebilirler
Kaşığı kullanmaya çalışırlar
Çoraplarını çıkarabilirler
Sosyalleşme
Evet ve hayır kelimelerinin anlamını bilirler.
İnsanların duygu durumunu anlayabilirler
Kısa süreli yalnız oynayabilirler
Çevresindeki insanlarla ilişki kurmaya çabalarlar
İnce Motor Becerileri
Avuçlayıp koparabilirler
Oyuncaklarını itebilirler
İki parmağını kullanabilirler
Bir eliyle diğer eline yardım edebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Tek başlarına yürüyebilirler
Tutunarak merdiven çıkabilirler
Topu takip edebilirler.

14-24 Ay
Dil Gelişimi
Kelimelerin sayısı artmıştır
Resimleri isimlendirebilirler
Çok basit komutları gerçekleştirebilirler
Teknik bir dil kullanabilirler.
Bilişsel Gelişim
Objeleri aletler gibi kullanabilirler
Nesnelerin görevlerini ilişkilendirebilirler.
Deneme-yanılma yoluyla öğrenebilirler
Nesneleri büyüklük sırasına göre dizebilirler.
Özbakım Becerileri
Yardımsız bardaktan su içebilirler
Saçını tarayabilirler
Kaşığı kullanarak yemek yerler
Fermuar açıp kapatabilirler
Düğmesiz,lastikli kıyafetlerini çıkarabilirler
Tuvalet ihtiyaçlarını söyleyebilirler.
Sosyalleşme
Hayali oyunlar oynayabilirler
Yaşıtlarının oyunlarına katılmak isterler
Hayır kelimesini kullanırlar
İnce Motor Becerileri
Küplerden kule yapabilirler
Basit yap-bozları yapabilirler
Kitap sayfalarını açabilirler
Kaba Motor Becerileri
Sandalyeye tırmanabilirler
Tek ayak üstünde durabilirler
Zıplayabilir,topu tutup tekme atabilirler.

36.Ay 
Dil Gelişimi
Vücut parçalarını bilir,isimlendirirler
Sıfatları kullanmaya başlarlar.
Oldukça fazla soru sorarlar
Bilişsel Gelişim
Saymaca yapabilirler
İnsan yüzü çizebilirler
Ana renkleri bilirler
Özbakım Becerileri
Ayakkabılarını giyip-çıkarabilirler
Tuvalet ihtiyacını yapabilirler.
Günlük rutin işleri bilirler
Basit kıyafetlerini giyip-çıkarabilirler
Sosyalleşme
Hayali oyunlar kurup oynarlar,
Kendi eşyalarını tanır ve korurlar
Sıralarını bekleyebilirler (kısa süreli)
Yardım isteyebilirler
İhtiyaçlarını önce kendileri karşılamaya çalışırlar
Çevrelerine karşı ilgili ve meraklıdırlar.
İnce Motor Becerileri
Kitap sayfalarını tek tek çevirebilirler
Makasla kesebilirler
Çekmece ve kapıları açabilirler,
Boncukları ipe dizebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Koşup,tırmanabilirler
Oyuncaklarını iterek veya çekerek yürüyebilirler
Üç tekerlekli bisiklete binebilirler.

Klinik Belirtiler

Otistik davranışlar gösteren çocuklarda 2,5-3 yaşından sonra tanı konulmaktadır.
Ebeveynlerin çocuklarındaki farklılığı öncelikle konuşmanın gelişmemesi veya hiç konuşma olmadığı durumlar dikkatlerini çeker.Bu nedenle işitme problemleri olduğu düşüncesiyle bir KBB uzmanına götürürler.
Bu çocukların 1/3 ünde işitmeyi bozan bir ortakulak hastalığı saptanır.tedavi ile kısmi bir iyileşme sağlansa da psikiyatrik değerlendirme yapılması şarttır.
Otistik çocuğu olan ailelerin yüzde 50 si ilk bir yaşına kadar bebeklerinde normal dışı sosyo-duygusal bir gelişim olduğunu farkederler.
İlk yıllarda bebek anne-babanın yüzüne bakmaz,anne kucağına almak istediğinde uzanmaz,sosyal temastan kaçınır.Çevresinde olup-biten olaylara karşı ilgisizdir.Bu her sosyal-duygusal farklılık gösteren bebeklerin otistik olduğu anlamına da gelmez.

Leo KANNER yaptığı çalışmalar sonucunda otizmin doğumda mevcut olduğunu savunmuştur.Günümüz araştırmaları da semptomların bir çoğunda doğumda olmasa da çok erken dönemlerde bir takım sorunların olduğunu vurgulamaktadır.Norm içi kabul edilen bebekler 2. ayın sonuna kadar insanlarla nesneler arasındaki farkı görebilmektedir.Ancak otistik bebekler nesnelerle insanların faklı olduğunu uzun süre algılayamazlar.Bu durum sonucunda da otizmin bu dönemde başlıyor olabileceğini göstermektedir.
Olguların yüzde 25 inde temel problemler erken dönemde kendisini göstermez.Belitiler 2.yaşın sonlarına doğru ortaya çıkmaya başlar.
Birçok otistik çocukta semptomlar kendini göstermekle birlikte aileler farketmaz.Bir çok faktörde belirtilerin tespit edilmesinde gecikmelere neden olabilir.

Otistik

Bin kişiden biri otistik

Otizm çocuğun çevresiyle ilişkisini, iletişim becerilerini etkileyen bir bozukluk. Bu durum, dünyada her 10 bin kişiden beşinde görülüyor. Ayrıca her 10 binde 15-20 kişide de otistik benzeri davranışlar görülüyor. Yüzde 75’inde aynı zamanda öğrenme güçlüğü de oluyor. Ama yüzde 20’si üstün zekalı. Türkiye’de ise 50 bin otistik olduğu düşünülüyor. Otizm erkek çocuklarda kızlara oranla dört kat daha fazla görülüyor. Belirtiler, birbuçuk-üç yaş arası gelişimini normal tamamlamış bir çocukta bile aniden veya yavaş yavaş görülebiliyor. Zeka geriliği ve otizm birarada görülse de toplumda sanıldığından çok daha fazla otistik olduğunu söylüyor uzmanlar. Genetik-nörolojik ve psikososyal bir hastalık olan otizm en hafif ve çok değişik formları da içine alınırsa, her 1000 kişiden birinde görülebiliyor.

‘‘Ne olduğunu tam söyleyemem ama Fırat’ın tavırlarında bir farklılık var. Önce, belki de sağırdır diye düşündük, adını söylediğimizde bize bakmıyordu çünkü. Ama doktorun dediğine göre bizi duyabiliyormuş. Bulmacaları da çok hızlı çözüyor. Demek aklında bir eksiklik yok. Ama akranları gibi oyuncaklarıyla oynamıyor. Onun yerine saatlerce çamaşır makinasının dönüşüne bakıyor. Arkadaşlarım benim biraz evhamlı olduğumu söylüyorlar ama ben onun annesiyim. Bir şeylerin doğru gitmediğinin farkındayım. Ama neler olup bitiyor anlayamıyorum…’’

Bu sözler otistik çocuğu olan bir annenin söyledikleri. Türkiye’de 50 bin otistik bulunduğu düşünülüyor. Otizm erkek çocuklarda kızlara oranla dört kat daha fazla görülüyor. Otistikler, genel yetenek düzeyleri ne olursa olsun, dünyayı normal insanlardan farklı algılıyorlar. Onlar için dünya, parçalarını bir türlü yerleştiremedikleri bir yap-boz oyunu gibi. Baktığını bir türlü bütün olarak göremiyor. Bazı detaylara takılıp kalıyor. Örneğin ormana baktığında sadece bir tek ağacı görüyor.

Bu yüzden çoğu zaman onları parmaklarıyla kulaklarını kapatıp gözlerini yumarak kendi kendilerine birşeyler mırıldanırken görüyor insanlar. Sanki içlerinde yaşadıkları başka bir dünya var, o dünyanın da sesi… Dışarıdan gelen sesler içlerinden gelen sesi duymalarına engel oluyormuş gibi kulaklarını kapatıyor ve gözlerini yumuyorlar. Otistik çocuk yetişkinlere ve özellikle çocuklara karşı çoğu zaman ilgisiz oluyor bu nedenle. Nadiren içlerinden gelerek dış dünya ile sosyal ilişkiye giriyorlar. Zaman zaman insanlara yaklaşıyorlar ama bunu da sıradışı ve basmakalıp hareketle yapıp sonra hiç reaksiyon göstermiyorlar ve de o an çok kısa sürüyor, tekrar kendi dünyalarına dönüyorlar.

GENETİK OLABİLİR

Otizmin sebebi tam olarak bilinmiyor. Çünkü tek nedeni yok. Bağışıklık sistemi bozukluğu, beyincikteki hasarlar gibi fiziksel bozukluklar rahatsızlığın nedeni olarak gösteriliyor. Beyindeki kimyasal dengesizlikler de otizme neden olabiliyor. Doğum öncesi ve sonrası veya doğum sırasında görülen komplikasyonlar bebeğin beyin gelişimini etkilebiliyor. Annenin hamilelikte kızamık geçirmesi, bebeğin doğum sırasında beynine yeterli oksijen gitmemesi, çocuğun tüberküloz, boğmaca ve kızamık gibi ağır hastalıklar geçirmesi ve henüz tam tespit edilmemiş olsa da genetik faktörler de çocuğun otistik olmasına birer neden. Otizmin ruhsal değil fiziksel faktörlerden kaynaklandığı daha güçlü bir kanı olsa da bazen de hiçbir neden görülmeksizin bir buçuk yaş ile üç yaş arasında normal gelişmekte olan çocuk gelişimini durdurup dünyaya ile ilişkisini kopartabiliyor.

Otizmin kesin bir tedavisi yok. Şifozrenide kullanılan bazı ilaçlar bazı otistiklerin tedavisinde kullanılıyor olsa da tek tedavi eğitim. Doğru yöntemlere dayanan eğitim ve destekle otistik çocukların daha bağımsız ve özgür yaşamaları sağlanabiliyor. Sevgi, anlayış ve eğitimden oluşan bir karışım. Geçtiğimiz eylül ayında 3. Cerrahpaşa Çocuk Nörolojisi Günleri’ne Londra Üniversitesi Nöroloji Enstitüsü’nden katılan Dr. Chris Frith ‘‘Otizm ve Şifozreni’’ başlıklı bir konuşma yaptı. Dr. Frith konuşmasında şifozrenlerin düşünce mekanizması ile otistiklerinki arasında benzerlik olduğunu söyledi: ‘‘Aralarında kimyasal bir benzerlik var. Bazı şeyler üst üste çakışıyor. Anlamlı bir ilişki mi, bağı nedir henüz bilinmiyor.’’

Otizmin erken teşhis edilmesi çok önemli. Belirtileri erken teşhis edilebiliyor çünkü. Çocuğun ilk üç yaşına kadar ortaya çıkabiliyor engeller. Bazı gelişme bozuklukları ise bebeğin birinci yaşında dahi fark edilebiliyor. Yine de otizm karmaşık bir durum. Bu nedenle önemli ipuçları kolayca gözden kaçabiliyor. Bozuklukların ağırlık derecesi de çocuktan çocuğa değişebiliyor. İpuçları şunlar: Otistik çocukların dörtte üçü aynı zamanda ağır öğrenim zorluğu çekebilir. Ve çocuğun kişiliği, eğitimi ve sosyal çevresi davranışlarını önemli ölçüde etkileyebilir. Yüzde 40’ında ise epilepsi (sara nöbetleri) görülüyor.

BEN YERİNE O

Otizm zaman içinde kendini açığa vuruyor. Otizmin bebeklikte ortaya koyacağı göstergelerden en önemlisi ebeveynlerin ve çevredeki diğer insanların dikkatlerini çekme yeteneğindeki eksiklik veya yokluk. Normal bir bebek altı aylıktan sonra objelere işaret edip çevresindekileri onun ilgilendiği objeye bakmasını sağlamaya çalışır. İşte otistik çocukta bu tür davranışlar oluşmuyor. Diğer belirtiler ise şunlar: Tekrarlayan tek düze hareketler ve rahatsız edildiklerinde etrafındakilere meydan okuma davranışları. Uzmanlar bu belirtilerin dörtte üçünü gösteren çocuğun otistik olduğunu düşünüyor. Otistik çocuğun konuşma yeteneği bazılarında gelişmiş olsa da yine de çok sınırlı. Konuşma yöntemleri ise alışılmışın dışında. Kendilerinden üçüncü şahıs gibi bahsediyorlar. ‘‘Ben’’ yerine ‘‘o’’ diye hitap ediyorlar. Ya da duydukları cümleyi aynen tekrar ediyorlar. Buna ekolali deniyor. Yani papağan gibi aynen tekrarlıyorlar.

Kelimeleri çoğu kez yanlış kullanıyorlar. Ses tonları ise monoton. Bazı eşya ve davranışlara aşırı bağlılık gösteriyorlar ve kendilerini bunlara yönlendirip değişikliği reddediyorlar. Gözgöze gelmekten kaçınıyorlar. Cisimleri sürekli döndürmeye ve sallamaya meraklılar. İp parçalarına anlaşılmaz tutkuları oluyor. Nedensiz gülüp ağlayabiliyorlar. Zaman zaman gürültülü ve yüksek sese olağandışı tepkiler gösteriyorlar. Kendileri istemedikçe dokunma ve sarılma gibi fiziksel iletişimi reddediyorlar. Soyut kavramları algılayamıyorlar. İnsanlara ve olaylara ilgisiz olup öğrenmeye karşı direnç gösteriyorlar.

Fiziksel olarak çok güzel çocuklar onlar. Tek farkları dünyayı bizden farklı algılayıp farklı davranmaları. Otistik çocukları olan aileler ise toplumdan ilgi, sevgi ve hoşgörü bekliyorlar.

Terapi merkezi

Taylan 24 yaşında. Otistik bir genç. Ama çok iyi eğitim görmüş. Kendi kendine yaşayabiliyor. Piyano çalabiliyor, spor yapıyor. ‘‘Ben yalnızlıktan çıktım. Tekrar karanlığa dönmez bir insan değil mi anne?’’ diyor artık. Hatta kendisi gibi otistik olan arkadaşı Fırat için ‘‘o yalnızlık oyunu oynuyor’’ diyecek kadar da kendisinin farkında.

Otistik kişilerin eğitimi, yetiştirilmesi ve bakımı ile ilgili çalışmalar yapan bir vakıf var. Adı TODEV. Açılımı Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı. 1990 yılından beri otistiklerin eğitim gördüğü Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Hayriye Kemal Kusun Eğitim ve Uygulama Okulu’nun kuruluşuna katkıda bulunmuş ve desteklemeye devam ediyor. Burada 40 otistik öğrenci eğitim görüyor. Bina istenilen sayıda otistik çocuğa cevap veremediği için İstanbul Valiliği’nin de desteği ile Vakıflar’a ait Göztepe’de bir arsa üzerinde Hamit İbrahimiye Otistik Çocuklar Merkezi’nin temeli atılmış. Bu kurum önümüzdeki sene hizmete açılacak.

Yeni binada yüzme havuzu, terapi merkezleri, iş-eğitim merkezleri, toplantı ve seminer salonları, aile danışma merkezleri olacak. Halen eğitim kurumu bulamadığı için ailelerinin çabalarıyla evlerinde oturan çocuklara bireysel terapi ile destek vermek ve bu açılacak okula uyum sağlamaları için vakıf iki ay önce de İstanbul’da Otistik Terapi Merkezi açtı. Merkez otizm ve benzeri davranış bozuklukları hakkında bilgi almak isteyen ailelere gönüllü danışmanlık yapıyor. Seans sayısı isteğe bağlı. Bir seans 50 dakika. Randevu ile gelinebiliyor. Terapist çocukla birlikte anne babayı da terapiye alıyor.

Merkezin terapistlerinden Bahar Topçu otistik çocukların bir çoğunun genelde konuşmadığını söylüyor: ‘‘Dinleme becerilerini geliştiriyoruz. Seanslarda çok fazla tekrar yapıyoruz. Zamanla kelimenin gerisini getirmesini öğreniyor.’’

Ayten GÖRGÜN

Kaynak : Hürriyet Gazetesi 9 Ocak 1999

İnsanlık Tarihi için dönüm noktası

İngiliz, Amerikan ve Japon bilim adamları, bir insan kromozomunun genetik şifresini çözdüler.

Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, bilimsel bir dönüm noktası olarak nitelendirilen bu gelişme sonucunda, kalp hastalığından şizofreniye kadar pek çok hastalığın tedavisi için önemli bir fırsat sağlanabiliyor.

Makalede, bilim adamlarının, 23 çift insan kromozomunun ikinci en küçüğü olan 22. kromozomun protein kodlu genlerinin tüm serisinin haritasını çıkardıkları belirtildi.

Dr. Michael Dexter, bunun hem heyecan verici, hem de önemli olduğunu belirterek, böylece kalan 22 kromozomun şifre çözümünün yapılabilmesi için bir model oluşturulduğunu kaydetti.

Bilim adamları, bazı kanser türleri, kalp hastalığı, sağırlık ve şizofreninin de aralarında bulunduğu 35 hastalığın bu kromozama bağlı bir genetik yönü olduğunu belirtiyorlar.

Öte yandan, Amerikalı bilim adamlarının, otizm hastalığına neden olduğu sanılan bir geni 13. kromozom üzerinde tesbit ettikleri bildirildi.

American Journal of Medical Genetics dergisinde yakında yayınlanacak araştırmaya göre, araştırmayı yürüten ekibin başkanı Kuzey Carolina Üniversitesi Pediyatrik Psikiyatri Bölümü Profesörü Joseph Piven, otizmin şimdiye kadar genetik bir bozukluk olarak değerlendirilmediğini belirterek, bu hastalığın yüzde 90’dan yüksek bir oranda kalıtsal olduğunu ifade etti.

Otizm hastalığı bulunan bir çocuğun ailesinin, ikinci çocuklarının da otist olması olasılığının yüzde 5 olduğunu belirten Prof. Dr. Piven, bu oranın çok yüksek olmamasına karşın, her 10 bin çocuktan 5’inin otizmin pençesine düştüğünü kaydetti.

Aralarında 3 ailenin 3’er otist çocuğu bulunan ve yaşları 3 ve 31 arasında değişen, her biri en az 2 otist çocuğa sahip 75 aile üzerinde yapılan araştırmada, 13 numaralı kromozom üzerinde benzer bulgular saptandı.

Araştırma sonucunda, özellikle 7 numaralı koromoz üzerinde de otizmin gelişimine olanak sağlayacak birçok genin bulunabileceği tespit edildi.

Nörolojik bir bozukluk olarak ortaya çıkan otizm, çocukluktan itibaren dış dünyayla sosyal ve iletişim kaybı ve sürekli tekrar edilen hareketlerin gelişimi şeklinde ortaya çıkıyor.

Kaynak : Hürriyet Gazetesi 2 Aralık 1999

Otizmin Belirtileri Nelerdir?

Otistiklerde, etkilenme dereceleri değişse de, aşağıdaki ortak belirtiler görülür;

  • Sosyal ilişkilerde güçlük Konuşma güçlüğü
  • Sessiz iletişimde zorlanma
  • Oyun oynama ve hayal gücünü kullanmada zorlanma
  • Değişikliklere karşı tepki ve direnç gösterme

Otizmin tipik özellikleri

Otistik Bir Çocuk,

  • Başkalarına karşı ilgisizdir.
  • Göz temasından kaçınır.
  • Başkaları ile kendiliİinden iletişim kurmaz.
  • İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtir.
  • Diğer çocuklarla oynamaz.
  • Sürekli bir konu üzerinde konuşur. Sebepsiz şekilde ağlar, güler ve sebepsiz davranışlarda bulunur.
  • Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar.
  • Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır. Değişikliklerden hoşlanmaz.
  • Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamaz.
  • Bazıları yaratıcılık gerektirmeyen bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar.

 

Çocukların farklı dünyası: Otizm

 

Eğer çocuğunuza otizm teşhisi yeni koyulduysa, büyük ihtimalle şu anda oldukça karmaşık duygular içindesiniz. Otistik çocuğunuzla birlikte hayatınızın geri kalan kısmını nasıl geçireceğinizi ve otizm ile yaşamaya nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız; bu yazıyı mutlaka okuyun. 

Çocukların hemen hemen tümü oyun oynarken çok mutludur. Tüm enerjilerini buna harcar ve hayal kahramanlarını kendileriyle özleştirmekten büyük zevk duyarlar. Ancak çevremize dikkatli gözlerle baktığımızda hayat dolu çocukların yanı sıra bunların tam tersi durumda olan ve hiçbir şeye ilgi duymayan çocukları da görmemiz mümkün. Bunların hepsi toplumdan uzak durmayı seçerler. Bu şekilde ilgisiz, oyun oynamayan, konuşmayan çocuklar otistik olarak adlandırılırlar. Aslında otistik dediğimiz çocuklardaki bu durumla yeni bebek sahibi aileler doğumdan sonraki iki ay içinde karşılaşırlar. Bebekler etrafa donuk gözlerle bakar ve her şeye ilgisizmiş gibi görünebilirler. Ama bu bir süreçtir ve bebek birkaç haftalık olduğunda geçip gider. Ancak otistik olan çocuklar bebekliklerinden başlayan bu durumu sona erdirmeyip devam ettirirler. Aslında çocuğunuzun otistik olup olmadığını anlamak hiç de zor değil. Bebekliklerinden başlayarak oyun oynamak istemeyen, annesi ve babasıyla konuşmayan, sürekli somurtan çocuklar otistiktir. Genel olarak birçok aile çocuğunun otistik olduğunu fark eder, ama bazen onunla ilgilenmekte oldukça zayıf olan aileler bunu fark etmeyebilir.

Otizmin nedenleri

Bir taraftan otizmin gelişimsel bir hastalık olduğu düşünülürken diğer taraftan da nedeni konusundaki araştırmalar devam ediyor. Hastalıkla birlikte zeka geriliği ve epilepsi (sara) nöbetlerinin sık görülmesi de biyolojik nedenlerin daha ön planda olduğunu gösteriyor. Ancak kardeşler ve ikizler üzerinde yapılan araştırmalar, genetik faktörlerin önemli olduğunun altını çiziyor. Uzun yıllar otizmin nedeni olarak anne – bebek arasındaki iletişimsizlik konu edilmiş ve annelerin çocukla duygusal ilişki kurmada yetersizliklerini anlatmak için ‘buzdolabı anne’ yakıştırması yapılmış. Fakat daha sonra aynı anne – babadan doğan diğer çocuklarda benzer sorunların olmaması ve tüm otistik çocukların annelerinin de ‘buzdolabı anne’ modeline uymaması bu görüşü destekleyen verilerin yetersiz kaldığı fikrini doğurdu. Otizmin ensefalit (beyin iltihabı), frajil x sendromu (genetik zeka geriliği), fenilketonüri (aileden kalıtım yoluyla geçen zeka geriliği) ve doğumsal kızamıkçık enfeksiyonu gibi bazı tıbbi durumlarla birlikte daha sık görülmesi, hastalığın nedenini nörobiyolojik alanda arama zorunluluğunu gündeme getirdi. Kısaca, görüldüğü gibi otizmin nedenleri hakkında somut bir açıklama henüz yapılamıyor. 

Otizmin belirtileri

Kendi kendine şiddet kullanma.
Çevresindeki hiçbir çocukla ilgilenmeme ve sürekli yalnız kalma isteği.
Anlaşılmayacak şekilde konuşma ve anlamsız sözcükler söyleme.
Duyduklarını ve gördüklerini sürekli tekrarlama.
Kendisiyle ilgilenilmesini ve insanlarla karşı karşıya gelmeyi istememe.
Kendi yaşıtlarına göre konuşmada gelişememe.
Yeniliklerden hoşlanmama.
Farklı şekillerdeki cisimlere bağlılık gösterme.
Şüpheci olma ve gerilimde bulunma.
Nedensiz ağlama ya da gülme.
Hatırlama ve ezberleme gibi yeteneklere sahip olma. 

Aileye önemli görevler düşüyor

Çocukların otizm olmasının nedeni tam olarak bilinmiyor. Bu nedenle de bugün için otizmin kesin bir tedavisi bulunmuyor. Ne yazık ki hastalık hayat boyu süren kalıcı bir hal alabiliyor. 

Ancak gerek yaşla, gerek erken müdahale ile belirtilerin sıklığında ve şiddetinde değişiklikler görülebiliyor. Otistik çocukların tedavisinde en önemli rol aileye düşüyor. Bu yüzden böyle bir çocuğa sahip olan ailelerin konu hakkında bilgi sahibi ve sabırlı olmaları gerekiyor. Çünkü çocuklarına ancak bu şekilde fayda sağlayabilirler. Bunun yanı sıra bazı davranış bozukluğu görünen çocuklarda ilaç tedavisi uygulanıyor. Yapılan bu tedavinin en önemli bölümü çocuğa uygulanan eğitim programıdır. Bu program, onu çevresine yakınlaştırırken ilişkilerini de kuvvetlendirir. Ancak sadece zeka seviyesi çok düşük olmayan çocukların eğitimle tedavilerinde başarılı olunmuştur. Bunun tam tersi olan çocukların gelişme gösteremedikleri de bilinmelidir. Bu tür tedavilerde sonuca ulaşmak için oldukça uzun süre beklemek gerekir. Ayrıca tedavilerin kesinlikle konu hakkında uzman kişiler tarafından yapılması çok önemli. 

Otizm ve zeka geriliği arasındaki fark nedir?

Zeka geriliği olan bireylerde dengeli bir beceri gelişimi sağlanabilirken, otistik bireyler dengesiz beceri gelişimi gösterir. Otizm, belirli konularda yetersizlik – genellikle diğer insanlarla iletişim ve ilişkilerde – ve bazı alanlarda da olağanüstü beceriklilik olarak kendini gösterir

Sponsorlu Bağlantılar

Virüs Hastalıkları, Virüsler Hangi Hastalıklara Neden Olur, Virüslerin Sebep Olduğu Hastalıklar Nelerdir?

Sonraki Sayfa »

Aort Anevrizması Nedir, Neden Olur, Nasıl Geçer, Sebepleri ve Tedavisi Hakkında Bilgi

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Current ye@r *