22.07.2014

    Peygamber efendimizin çocuk sevgisi

    Sponsorlu Bağlantılar

    Bu yazıda Peygamber efendimizin çocuk sevgisi ile ilgili detaylı bilgiler yer almaktadır.

    Peygamber efendimizin çocuk sevgisi

    Bir çocuk gördüğü zaman Peygamberimizin mübarek yüzünü neşe ve sevinç kaplardı. Onu tutar, kollarının arasına alır, kucaklar, okşar, sever ve öperdi. Peygamberimizin şefkatinin en canlı örneğini çocuklar üzerinde görüyoruz. Peygamberimizin çocuklara olan şefkati ve sevgisi bambaşkaydı.
    Gördüğü ve karşılaştığı her çocuğa selâm verir, halini hatırını sorardı. Binekli bulunduğu zaman çocukları atın terkisine alır, gidecekleri yere kadar götürürdü. Çocuklarla arkadaşça konuşur, onların yanında çocuklaşır, anlayış seviyelerine göre sohbet eder, öğütler verirdi.
    Çocuklarla o kadar içiçe olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu.
    Peygamberimiz özellikle kendi çocuk ve torunlarına çok düşkündü. Onlar için şefkatli bir baba, merhametli bir dedeydi.

    Mesciddeki çocuklu anneler
    Peygamberimiz Mescitte namaz kıldırırken cemaatte çocuklu anneler de bulunurdu.
    Sahabelerin bu husustaki anlatımı şöyle:
    “Resulullah bize sabah namazını kıldırmıştı. Namazda iki kısa sûre okudu. Namaz bitince Ebû Said el-Hudrî sordu:
    “Yâ Resulallah bugün daha önce yapmadığınız bir şekilde namazı kısa kıldırdınız…‿
    “Peygamberimiz şöyle açıkladı:
    “Geride kadınlar safındaki çocuk sesini duymadın mı? Annesinin onunla ilgilenmesini temin edeyim dedim.‿
    Çocuğa en çok annesi şefkat gösterir. Bir hadis-i şerifte annenin çocuğuna gösterdiği şefkatten dolayı büyük sevap kazanacağı müjdelenir. Olay şöyle gelişir:

    Çocukları hakkıyla korumak
    Bir gün fakir bir kadın iki kızı ile Hz. işe’yi ziyarete gelmişti. Hz. Aişe de evde onlara ikram için bir tek hurmadan başka verecek bir şey bulamamıştı. O hurmayı anneye verdi. Anne de hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirdi. Hz. Aişe bu durumu Peygamberimize anlatınca, Peygamberimiz o kadın için şu müjdeyi verdi:
    “Çocukları hakkıyla sevmek ve onları korumak, Cehennemden kurtuluşa vesiledir.‿
    Peygamberimiz, çocuklara olan şefkatinde bir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği aynı sevgi ve merhameti, diğer Sahabe çocuklarına da gösterirdi.
    Peygamberimizin hizmetçisi Hz. Zeyd’in oğlu Üsame anlatıyor:
    “Resulullah bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan’ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve ‘Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim’ diye dua ederdi.‿

    Din ayrımı yapmazdı
    Peygamberimiz çocuklara gösterdiği şefkatte din ayırımı yapmazdı.
    Bir Yahudinin çocuğu hastalanmıştı. Bunu duyan Peygamberimiz çocuğu ziyarete gitti. Ona Müslüman olması için telkinde bulundu. Çocuk, Müslüman olmak için babasından izin istedi. Babası müsaade etti ve çocuk Müslüman oldu.
    Peygamberimizin barış zamanındaki bu güzel davranışı savaş esnasında da devam ederdi. Savaş sırasında çocukların öldürülmemesini öğütler, onlara iyi davranılmasını tembih ederdi.
    Bir savaş esnasında birkaç çocuk iki tarafın arasında kalmış ve öldürülmüşlerdi. Peygamberimiz bu hadiseye çok üzüldü.
    Sahabîler, “Ya Resulallah, onlar müşrik çocuklarıdır, niçin üzülüyorsunuz?‿ diye sordular.
    Peygamberimiz, “Onlar doğdukları gibi duruyorlar. Sakın çocukları öldürmeyin, aman çocukları katletmeyin. Her can ilk yaratılışta tertemizdir‿ buyurarak konuya dikkatlerini çekti.
    Çünkü, çocukların babası gayr-i müslim de olsa, kendileri erginlik çağına gelmedikçe mükellef sayılmamaktadır. İslâm fıtratı üzere doğdukları için, o masumluklarını mahafaza etmektedirler.

    Kız çocuklarını da çok severdi
    Peygamberimizin eşsiz şefkatim kız çocukları üzerinde de görmekteyiz. İslâm’dan önce kız çocuklarının Arapların gözünde hiçbir değeri yoktu. Kız babası olmayı bir ayıp olarak görürlerdi. “Falan adamın damadı demesinler‿ diye kızlarını evlendirmek istemez, diri diri toprağa gömerlerdi. Bu vahşeti de atadan, babadan kalma bir âdet olarak görür, uygularlardı.
    İşte Peygamberimiz bu zavallı masumların böyle acımasızca öldürülmelerini büyük bir cinayet olarak görüyor, bu kötü âdetin bir an önce kaldırılması için mücadele ediyordu. Kendisi kızların babası olmakla iftihar ettiği gibi, üç, iki veya bir kızı olup da onları büyütüp yetiştirenleri, İslâmî bir eğitim verenleri Cennetle müjdeliyordu.
    Peygamberimiz, huzuruna bir kız çocuğu gelirse ona yakın ilgi gösterirdi.
    Enes bin Mâlik anlatıyor:
    “Peygamberimizin yanında bir adam oturuyordu. Bir ara adamın erkek çocuğu geldi. Adam çocuğu aldı dizlerine oturttu. Az sonra bir de kız çocuğu geldi. Onu da yanına oturttu.
    “Peygamber Efendimiz adama sordu: “Niçin ikisini bir tutmadın?‿
    Peygamberimiz çocuklar arasında sevgide eşit davranılmasını istediği gibi, bağış, hediye, ikram ve hibe konularında da eşit davranılmasını isterdi.

    Numan bin Beşîr anlatıyor
    “Babam malından bir şeyler hibe etmişti. Annem, ‘Bu hibeye Peygamberimizi şahit tutmazsan kabul etmem’ dedi.
    “Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahitlik yapması için babam beni alarak Peygamberimize gittik. Durumu öğrenen Peygamberimiz:
    “Başka çocukların var mı?’ diye sordu. “Babam, ‘Evet, var’ dedi.
    “Bütün çocuklarına aynı şekilde hibede bulundun mu?‿
    “Babam, ‘hayır’ dedi.
    “Allah’tan korkun, çocuklarınız arasında eşit davranın.’
    “Babam Peygamberimizin huzurundan çıktıktan sonra bana yaptığı hibeden vazgeçti.‿
    Peygamberimizin kendi şahsında bu eşit davranışı daha açık görüyoruz. İlk anda basit gibi görülse dahi, önemli ve kalıcı bir ölçü olması bakımından şu olay çok dikkat çekici

    PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED’İN ÇOCUK SEVGİSİ NASILDI

    Peygamber Efendimiz, çocuklarla arkadaşça konuşur, onların yanında çocuklaşır, anlayış seviyelerine göre sohbet eder ve öğütler verirdi. Peygamberimiz çocuklar arasında sevgi, bağış, hediye, ikram ve hibe konularında eşit davranılmasını isterdi.

    Peygamberimiz'in çocuk sevgisi nasıldı?Peygamberimiz’in (s.a.s.) çocuklara olan şefkati ve sevgisi bambaşkaydı. Bir çocuk gördüğü zaman mübarek yüzünü neşe ve sevinç kaplardı. Onu kollarının arasına alır, kucaklar, okşar, sever ve öperdi. Gördüğü ve karşılaştığı her çocuğa selâm verir, halini hatırını sorardı. Binekli bulunduğu zaman çocukları bineğinin arkasına alır, gidecekleri yere kadar götürürdü. Çocuklarla arkadaşça konuşur, onların yanında çocuklaşır, anlayış seviyelerine göre sohbet eder, öğütler verirdi. Çocuklarla o kadar iç içe olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu. Peygamberimiz kendi çocuk ve torunlarına da çok düşkündü. Onlar için şefkatli bir baba, merhametli bir dedeydi. Peygamberimiz, kızı Fatıma’yı çok severdi. Bir sefere çıkacağı zaman en son ona uğrar, dönüşünde ise önce onun yanına giderdi. Hz. Fatıma babasını ziyarete geldiğinde ise, Peygamberimiz sevgili kızını karşılamak için ayağa kalkar, alnından öper ve yanına oturturdu.

    TORUNLARINA DÜŞKÜNDÜ

    Hazret-i Fatıma’nın iki oğlu vardı: Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. Peygamberimiz bu torunlarını çok severdi. Onları kucağına alır, omuzuna çıkarır, okşar, sırtında taşır, oyun oynar, isteklerini yerine getirirdi. Bir gün peygamberimiz minberde hutbe okurken Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin düşe kalka mescide girdiklerini görür. Konuşmasını yarıda keserek aşağı iner, onları tutar, bağrına basar ve şöyle buyurur: “Cenâb-ı Hak, ‘Mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan vesilesidir’ buyururken ne kadar doğru söylemiştir. Onları görünce dayanamadım.” Ebû Hüreyre anlatıyor: Peygamberimiz bir yere davet edilmişti. Yolda Hz. Hüseyin’i gördü. Hz. Hüseyin kollarını açıp koşarak dedesine geleceği anda birden bire yön değiştirip bir tarafa kaçtı. Bu hareketi birkaç defa tekrarladı. Peygamberimiz de peşinden koşuyordu. Sonunda yakaladı, bağrına bastı: “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim” buyurdu. Bazen Hz. Hasan’ı da omzuna alır ve “Allah’ım bu çocuğu seviyorum, Sen de onu sevenleri sev” buyururdu. Peygamber Efendimiz çocukların ağlamalarına dayanamaz, onların susturulmasını, yorulmamasını isterdi. Sevgisi ve şefkati çocukların ağlamasına dahi müsaade etmezdi. Hanımlarını sıkı sıkıya tembih eder, Hüseyin’den söz ederek, “Bu çocuğu ağlatmayın” der, ağlayan çocuğun susturulması konusunda da şöyle buyururdu: “Kim ağlayan çocuğunu susturuncaya kadar gönüllerse, Cenâb-ı Hak ona Cennette memnun olacağı kadar nimet verir.” Öyle ki, bazen ağlayan bir çocuk sesi duysa namazını bile kısaltır, annenin çocukla meşgul olmasına imkan verirdi.

    ÇOCUKLARI SEVERDİ

    Peygamberimiz çocuklarla olan şefkatinde bir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği aynı sevgi ve merhameti, diğer sahabi çocuklarına da gösterirdi. Peygamberimiz’in hizmetçisi Hz. Zeyd’in oğlu Hz. Üsame anlatıyor: Allah Resulü bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan’ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve “Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim” diye dua ederdi.

    AYIRIM YAPMAYIN!

    Peygamberimiz çocuklar arasında sevgide eşit davranılmasını istediği gibi, bağış, hediye, ikram ve hibe konularda da eşit davranılmasını isterdi. Sahabeden Hz. Numan bin Beşîr anlatıyor: Babam malından bir şeyler hibe etmişti. Annem, “Bu hibeye Peygamberimizi şahit tutmazsan kabul etmem” dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahitlik yapması için babam beni alarak Peygamberimize gittik. Durumu öğrenen Peygamberimiz: “Başka çocukların var mı?” diye sordu. Babam, “Evet, var” dedi. “Bütün çocuklarınıza aynı şekilde hibede bulundun mu?” Babam, “Hayır” dedi. “Allah’tan korkun, çocuklarınız arasında eşit davranın.” Babam Peygamberimiz’in huzurundan çıktıktan sonra bana yaptığı hibeden vazgeçti.

    Bugün

    EFENDİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİ

     

    Hz. Peygamber (s.a.v), sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i kucağına alır, okşar, öper ve severdi. Hatta namaz kılarken sevgili torunları mübarek omuzlarına çıkarlardı. O yine bir şey demezdi. Bir hadis-i şeriflerinde: “Küçük çocuğu olan, onun hatırı için çocuklaşsın”.buyurmuşlardır.
    Kalbinin katılığından şikâyetçi olan birine, Yetimin başını okşamayı, onları sevmeyi ve onlara ikram etmeyiöğütlemiştir.
    Yine bir hadis-i şeriflerinde: Cennette ferahlık ve sevinç evi denilen öyte gösterişli bir yer vardır ki, oraya yalnız çocukları sevindirenler girebilir.buyurmuşlardır.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayatında hiç bir çocuğu üzmemiş ve kalbini kırmamıştır. Küçük yaşta Rasululah’a (s.a.v) hizmet etmeye başlayan Enes (r.a) diyor ki: On sene Hz. Peygamber’e hizmet ettim. Bana bir defa olsun üf demedi. İnsanların en güzel huylusuydu.Çocuklarınıza iyi bakınız! Onları güzel terbiye ediniz.
    Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim vermek, evlâdın baba üzerindeki haklarındandırbuyurmuştu.
    Dünya ve âhiret saadetimiz için islâm ahlâkına sahip olmak ve bu kaideleri hayatımızda yaşayıp, yaşatmak gerekir. Zaten İslâm’ın gayesi, güzel ahlâkı tesis etmek değil midir?

    Peygamberimizin Çocuk Sevgisi

    Sevgili Çocuklar Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Çocuklari çok severdi. Çocuklara karsi çok sefkat ve merhametliydi. Her konuda oldugu gibi çocuk sevgisi” konusunda da müslümanlara en güzel örnek olmustur. Çocugun önem ve degerini beIirten hadis-i seriflerinden bazilari sunlardi:

    Çocuk, cennet nimetlerinden biridir.”

    Çocuk kokusu, cennet kokularindandir.”

    ”Her agacin bir meyvasi vardir. Gönülün meyvasi da çocuktur.”

    Sevgili Çocuklar ,

    Hz. Peygamber (s.a.s.), sevgili torunlari Hz. Hasan ve Hz. Hüseyinli kucagina alir, oksar, öper ve severdi. Hatta namaz kilarken sevgili torunlari mübarek omuzlarina Çikarlardi.

     

     

    Sevgili Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v.) sokak ve çarsilarda karsilastigi çocuklara selâm verir , saçlarini oksar ve onlara ikrâmda bulunurdu. Çocuklara karsi çocuk gibi davranir, onlarin dünyalarina girebilmeyi en iyi O basarirdi. Bir hadis-i seriflerinde: “Küçük çocugu olan, onun hatiri için çocuklassin. buyurmuslardir. Kalbinin katiligindan sikayetçi olan birine “Yetimin basini oksamayi, onlari sevmeyi ve onlara ikrâm etmeyi ögütlemistir. Yine bir hadis-i seriflerinde: Cennette ferahlik ve sevinç evi denilen öyle gösterisli bir yer vardir ki, oraya yalniz çocuklari sevindirenler girebilir.” buyurmuslardir.

    Bir gün Rasûlullah (s.a.s) Hz. Ali’nin oglu Hasan (r.a.)’i öpmüstü. Yaninda bulunan Akra: Benim on çocugum var, hiç birini öpmedim.”dedi. Rasulullah (s.a.s) hayretle Akra’nin yüzüne bakti ve buyurdu ki: Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.”

    Peygamber Efendimiz (s.a.s.), hayatinda hiç bir çocugu üzmemis ve kalbini kirmamistir. Küçük yasta Rasululah’a hizmet etmeye baslayan Enes (r.a) diyor ki: “On sene Hz. Peygamber1e hizmet ettim. Bana bir defa olsun üf demedi. insanlarin en güzel huylusuydu. 

    Sevgili Çocuklar ,

    Örnegimiz ve önderimiz Peygamber Efendimiz (s.a.s.), çocuklarin egitimiyle yakindan ilgilenmis; onlarin hayirli bir nesil olarak yetismelerine çok büyük ehemmiyet vermistir. Bakiniz bu konuda neler buyurmuslar ve ne güzel bir egitimci örnegi vermislerdir:

     

    “Çocuklariniza iyi bakiniz! Onlari güzel terbiye ediniz.”

    “Çocugu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim vermek, evlâdin baba üzerindeki hakIarindandir.”

     

     

    Sevglili Çocuklar ,

    Bir anne ve babanin birakacagi en güzel ve degerli miras: islâm’a, Kur’an’a tâbi olan, vatanini, milletini seven, çaliskan, dürüst ve terbiyeli çocuklar yetistirebilmektir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) su hadis-i serifiyle bunu beyan etmislerdir: ”Hiç bir baba çocuguna güzel ahlâk ve terbiyeden daha üstün bir hediye vemis olamaz.”

    Dünya ve âhiret saadetimiz için islâm ahlâkina sahip olmak ve bu kaideleri hayatimizda yasayip, yasatmak gerekir. Zaten islâm’in gayesi, güzel ahlâki tesis etmek degil midir?

    Sevglili Çocuklar ,

    Görüldügü gibi, Yüce Peygamebirmiz (s.a.s.) bu konuda da gereken seyleri bizlere açiklamistir. O halde, Peygamberimizin emirlerine itaaat edelim ki; dünyamiz huzurlu ve sen, âhiretimiz mutlu ve gülsen olsun. Ne mutlu Peygamber‘ini örnek alan, O’nu, önder ve sünnetine uygun hayat yasamayi düstûr edinen Müslüman çocuklara!..

    PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİ

    Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz ümmetini, evlenip çocuk sahibi olarak çoğalmaya teşvik etmiş, çocukları sevmiş ve herkesin  sevmesini istemiştir. Kendileri deve üzerinde bir yerden gelirken çocukları görürse, onları devesine alır ve sevindirirdi. Çocukları sevdiği için rastladığı yerde selâm verir, böylece hem onların gönüllerini hoş eder, hem de terbiye ederdi.

    Bir gün Hâlid bin Saîd (r.a.)isimli bir sahabî, yanına aldığı küçük kızı ile beraber Peygamberimiz (s.a.v.)’i ziyarete gelmişdi. Kız Habeşistan’da dünyaya geldiği için ona Habeş dili ile ‘güzel kız’diye hitap etmiş, onu yanına almış, kızın kendisi ile oynamasına ve bu arada, iki kürek kemiği arasındaki ‘peygamberlik mührü’ile oyalanmasına izin vermişti. Bilâhare kendisine bir yerden etrafı işlemeli kumaş parçaları hediye edilmiş, bunu kime vereceğini bir müddet düşündükten ve yanındakilere sorduktan sonra, Hâlid’in bu küçük kızını çağırtarak kumaşları ona vermiştir. Bir başka gün yoksul bir kadın, iki çocuğu ile beraber Hz.Âişe’ye gelir. Âişe vâlidemiz bunlara, verecek başka bir şey bulamadığı için, bir tek hurma verir, kadın da bu hurmayı iki parçaya böler ve çocuklarına verir. Müsâfirler ayrıldıktan sonra Resûlüllah (s.a.v.) Hz.Âişe’nin yanına gelince, Âişe vâlidemiz hâdiseyi kendilerine anlatır.  Efendimiz şu cevabı verirler:
    ‘Allah, kimlere çocukları sevdirir, onlar da hakkıyla severlerse ateşten kurtulurlar.’

    Çocukluğunu Peygamberimiz(s.a.v.)’inyanında geçiren Hz. Enes (r.a.), Resûlüllah’ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
    ‘Uzunca kılmak üzere bir namaza durduğum zaman, bir çocuğun ağladığını duyarsam, namazımı kısaltırım; çünkü çocuğun ağlaması anneyi üzer.”

    O’nun çocuklara karşı sevgisi ve merhameti yanlızca Müslüman çocuklarına ait değildir. Bir savaşta, iki ordu arasında kalan birkaç çocuk ölmüştü. Sonradan Resûlüllah (s.a.v.)vaziyeti haber aldı ve son derece üzüldü. Ashab O’nun bu derece üzüldüğünü görünce
    ‘Ey Allah’ın Resûlü!Niçin bu kadar üzülüyorsunuz, onlar nihayet kâfir çocukları değil mi? dediler ve şu cevabı aldılar:
    ‘Bu çocuklar, Allah’a şirk koşan kâfirlerin çocukları da olsalar, dikkat ediniz; çocukları öldürmeyiniz, aslâ çocukları öldürmeyiniz! Her insan, Allah’ın insan rev’ine verdiği fıtrî hususiyetlerle doğmaktadır!’

    Efendimiz (s.a.v.) elindeki meyveleri en küçük çocuklara verir, onları sever, okşar ve öperdi. Birgün yine çocukları severken bir bedevî gelmiş,
    ‘Siz çocukları böyle severmisiniz? Benim on torunum var, daha bir tanesini kucağıma alıp sevmedim’ demişti.
    Resûl-İ Ekrem (s.a.v.),
    ‘O halde Allah seni, şefkat duygusundan mahrum etmiş’buyurdu.

    Kâinat, yüzü suyu hürmetine hürmetine yaratılan Sevgili Peygamberimiz, Mekke’den Medîneye ulaştığı sırada ensâr kızları -diğer kalabalık içinde- karşılamaya çıkmış, kasîdeler okumuşlardı… Bu çocukları okşadı ve onlara sordu:
    ‘Beni sever misiniz?’hepsi birden ‘evet’diye cevap verdiler; O da,
    ‘Bende sizi, hepinizi seviyorum’buyurdu.

    Sponsorlu Bağlantılar

    Hz. Ali Resimleri Gerçekmi Caizmi, Hz. Ali’nin Tasvir Fotoğrafı

    Dini konularda camilerde öğüt veren kimse

    Bu sayfadaki "Peygamber efendimizin çocuk sevgisi" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Tek Yorum

    1. 30 Mart 2012

      cok güzel………..,,,,,,,,,,,

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *