Sevgiliye yazılacak en güzel doğum günü mektupları kısa ve öz, duygusal ve romantik

394 0
Sponsorlu Bağlantılar

Yeni Değişik Doğum Günü Mektupları Sevgiliye Göndermek İçin İdeal

Doğum gününde sevgilinize gönderebileceğiniz  farklı romantik mektuplar…

Doğum Günün Kutlu Olsun

Bugün senin doğum günün. Bugün mutlu günün. Sen yeni yaşına girebilme heyecanını yaşıyorsun, ben ise böyle özel bir günde yanımda olmamanın üzüntüsünü ve hayal kırıklıklarını yaşıyorum. Benden çok uzaktasın aşkım. Ne kadar çok yanında olmayı istesem bile yanında olamam aşkım. Gelmeni beklemekten başka çarem yok.

Bugün senin doğum günün ve ben yanında yokum. Sen her günümde yanımda oldun. Ama ben yanında olamıyorum. Elim kolum bağlanmış aşkım. Oysa ki ne hayaller kurmuştum, ne planlar yapmıştım. Doğum günü pastanı bile hazırlamıştım. Ama gelmedin aşkım. Daha doğrusu gelemedin. Elinde olsaydı kesin yanımda olurdun ve beraber kutlardık doğum gününü.

Bugün senin doğum günün aşkım. Ama bugün yanında olamadım. Sana içimden geçenleri yazdım. Belki yokluğumun yerini tutar diye. Ne yapayım elimden başka bir şey gelmiyor aşkım. Sana verebildiğim tek hediye BENsizlik. Kendimi saymıyorum. Çünkü ben zaten sensiz çaresizim.

Bugün senin doğum günün aşkım. İyi ki doğdun, iyi ki benimsin! Sende her türlü mutluluğu gördüm ve mutlulukların zirvesine ulaştım. Sen herşeyim oldun, beni hayata tekrar bağladın. Ne kadar çok şükretsem Allah’a azdır. Şükürler olsun Allah’ım sana Hayatımın aşkını ve en büyük mutluluğu bana yaşattığın için!
Bugün senin doğum günün aşkım.

İyi ki doğdun, iyi ki benimsin! Bugün 365 günlük yeni bir sayfa açılıyor. İnşallah her yıl yeni sayfalarını beraber doldururuz, beraber oluruz aşkım. İnşallah bir sonraki doğum gününü Allah görmeyi, beraber olmayı nasip eder ve kutlarız aşkım..

Sevgiliye Doğum Günü Mektubu 

Bir ömrün en ıssız yerindeydim, sonra birden sen geldin. Geldin ve bildiğim her şeyi değiştirdin. İçinde umut olan bir yolculuğun başlangıcıydın benim için ve seninle sanki yeniden dünyaya geldim

Bazen, hani o gözlerine dalıp gittiğim düş saatlerinde, seninle geçirilen günlere dua ediyorum ve teşekkür ediyorum Tanrı’ya, senin sevgini hediye ettiği için bana.

Varlığın, yıllarca içimde birikip sertleşen bütün korkuları tek tek çözüyor. Siyah olan ne varsa yeryüzünde, seninle beyaza dönüyor.

Aklımı, ruhumu, bedenimi teslim alıyorsun hangi vakit öpsen dudaklarımı. Bir sevişmenin dua gibi, tören gibi yaşandığı dakikaları tadıyorum seninle.
Her şey büyük bir kaosken hayatımda, sen gelince duruluyor yaşamın kargaşası. Sanki senden daha fazla değil dünya ve o kadarı bana yetiyor.

Ömrümün en güzel anlarına şahitlik eden yol arkadaşım, elbette hesapsız bir düş peşindeyim seninle ve hiçbir beklentisi olmadan sevdalanıyor sana aklım.
Yüreğimin bitmeyen cümleleri var, oysa ben hep başka zalimlerin ellerinde tükendim sanırdım. Seninle anımsamaya çalıştığım bir şarkı gibi, dilimin ucunda geçmişin kötü günleri….

Yağmurlu gecelerde camıma vuran damlalar, yaz güneşi ve hatta baharda bir anda odamdan içeri dolan çiçek kokusu sensin. Sensin ömrümün sebebi ve hiç bitmeyen bir şiir gibi sevileceksin.

Gün ışığıyla yıkadığın kalbimin, artık sahibi de sensin, nedeni de… Ne kadar sevebiliyorsan sev çünkü bedenimi de sana sundum ben tüm kalbimle.
Şimdi uzun yıllar bu şehirde hiç sana rastlamadan geçirdiğim o ıssız günleri düşündükçe; seni bir defa daha seviyorum. Varlığın iyi geliyor özüme, bir yerlerde beni seviyor olduğunu bildiğimde sakinleşiyorum.

Seni aklımda saklıyor, içimde hissediyorum. Doğum günün kutlu olsun sevdiğim! Hiç bıkmadan ve tüketmeden sevdamı, her yeni yaşında yanında olmayı istiyorum. Bu ömrü birlikte bitirelim diye dua ediyorum çünkü seni çok seviyorum.

İyiki Doğdun Sevgilim

Çok önceleri planlamıştım bu yazıyı zihnimde. Beynimdeki yazıp yazıp çöpe attığım taslaklar gibi olmayacağını bildiğim bu yazıya her gün bir cümle eklemiştim. Seninle beraber geçirdiğim her gün ayrı bir paragrafa ilham olmuştu. Sana doğum günü hediyesi hazılarken aynı zamanda mutluluklarımı da arşivlediğimi fark ettim sonraları. Bu bloga yazılan iki satır çok önemliydi çünkü benim için. Birsürü hayalin izi olan bu blogda en net sen olmalıydın. Sen ve sana olan aşkım. Sen ve senin adın..

Çünkü en büyük suçlu bu blogdu benim hayatımda. En büyük itirafım bu blogda yazılanlardı. Ilk ayrılığımız bunun yüzündendi bizim. Sana söyleyemediğim sırrım mecazlara kinayelere olan ilgimdi benim. Ama anlatması zordu. Bir bakış açısını başkasına empoze etme zor bir işti. Hafızası zayıf bir insan olarak, sağdan soldan, sokaklardaki birsürü insanlardan, başkalarının hayatlarından topladığım parçaları bir araya getirip kendime bir hayal yarattığımı sana anlatmaya çalışmak zordu. Bunun hastalıklı bir iş olduğunu kabul etmek ise en zoruydu.

Yaşadıklarıma değil ama senden bişeyler saklamama kızdın. Anlatamazdım. Göze alamazdım bazı şeyler için hesap vermeyi. Ben bi hayal kurdum sevgilim. Içinde sen de vardın. Birçok şey vardı. Durdum durdum hayal kurdum ben. Çünkü bu ayıp değildi. Bişeyleri istiyordum ve bunu kendime söylüyorum sürekli. Hatta bunun ardından da “Gün olur hayaller gerçekleşir” diyerek pekiştiriyordum tüm bunları. Ama öyle olmadı. Yani bu benim hayalim değildi. Taslaklarımdaki doğumgünü yazısı bu şekilde değildi.

Sana neden sevgili olmamız gerektiğini açıklarken demiştim ki “Eğer sevgili olursak sabahlarımız bile bi başka olur, hayatımıza anlam gelir..” Bu sözün ne kadar doğru olduğunu ikimiz de bir yıldır yaşayarak onaylıyoruz. Benimle hemfikir olduğum güden beri nerede uyanırsam, ne şekilde uyanırsam uyanayım sabahlar bi başka oldu benim için. Hayatımda sen vardın artık ve günler eskisi gibi boş, eskisi gibi anlamsız geçmiyordu. Bir amacım, bir kaçışım, bir huzurum, bir mutluluğum, bir balım, bir sevgilim yani bir senim vardı.

Mutluydum. bunun güzel bir şans olduğunu biliyordum. Zaten herkes de “o kız sana fazla”, “çok güzel bir çift olmuşsunuz” diyerek beraberliğimizin güzelliğini tarif ediyordu. Ama ben ağzımı pek açmadım. Nazara inandığımdan tarif etmedim, çaktırmadım ayaklarımın yere basmadığını. Birisi fırsat bilip çelme takar diye korktum. Sana bile göstermedim belki de mutluluğumu. Çok seversen çok üzülürsün. derler ya hep. o yüzden çok sevdiğimi göstermekten korkmuşum kaybetmeyeyim diye. Ama gidecek adamı hiçbirşey durduramıyor. Yeter ki bir muavin çıkıp “Istanbul yolcusu kalmasın!” desin. Siz ne kadar ağlasanız, sızlasanız gitme deseniz de faydasız.

Şu andaki halim iyi mi diye sorarsan; “yıkıldım” sevgilim. Yıkığım ama isyanım sana değil. Son gün bana sarılmayışını, kaçarak gidişini, cesaret gösterisi yapar gibi birçok şeyi dile getirmene rağmen sana kötü sözüm yok. Çünkü sen tüm bunlarla meşgulken ben son bikez kokunu duymak, gözlerine bakmak, tenine dokunmakla meşguldüm. Duymadım, görmedim olumsuz hiçbirşeyi.

Nice mutlu anıyı beraber yaşamış iki kişi olarak sana sitemim yok. Lakin anılar peşimi bırakmıyor. Bugünlerde uyanık kaldığım her an kendime ağırım. Neyin bana seni hatırlatacağını tahmin bile edemiyorum. Bu saatten sonra nasıl temizlerim bütün o izleri o da merak konusu. Muhtemelen gücüm yetmez bunu başarmaya. Şunu da biliyorum ki günden güne de aramızdaki uçurum daha da açılıyor. Iki yabancı değil, iki düşman olma yolunda ilerliyoruz. Hayat işte. Bilemiyor insan. Belki de “Bu kadar hayal kurma, kaptırma kendini” derken haklıydın. Ama geç dimi? herşey için çok geç. Tekrar yoluna koymak ve özellikle başka birisi olmak için çok geç.

Yukarıda da söylediğim gibi bu gün için çok söz hazırlamıştım. Ama bunlarla tamamen alakasız şeylerdi. mecaziyasam ve ben gönlünü almak istiyorduk senin. Ama dayanamadık iki hafta daha. olmadı. ve beni bilirsin doğaçlama yapmakta pek başarılı değilimdir. kelimeleri bulamam bazen konuşurken. “bu aksam adres defterınde t harfının oldugu yeri bulup ya çiz yak adımı ya da sessızlık koy yerıne” gibi başkalarının sözlerini kullanarak sana bi mesaj verebilirim ama sana duygularımı, düşüncelerimi ulaştırmam o kadar zor ki bunu kendi sözümle yapamıyorsam başkasının sözüyle hiç yapamam.

Haksız bir ayrılık, saçma bir ayrılık, lanet bir sevgi, ve geçmeyen zaman. Daha ne diyeyim. Bu ayazın ve ızdırabın tadına varmak lazım. Hoşgeldin Hüzün!
ve Iyi ki doğdun sevgilim!

Seni Seviyorum

Hiçbir zaman, duygularımı ve düşüncelerimi ertelemedim… Yaşamak istediğim hiçbir anı yarına ertelemedim… Yarınlara bırakıpta tehlikeye atmadım isteklerimi… Hep yarınlar için hayaller kurmak, gelip gelmeyeceği belli olmayan günleri beklemek bana göre değil…

Aşk vardır, hep “O” var olandır. Aşkı bir kenara koyup, öylece onu seyredemezsin. Bir adım atmalısın aşka doğru, bir el uzatmalısın…

Aşkın anahtarı nedir? Cesarettir. Cesur olmak gerekir bir sevdayı yaşamak ve büyütmek için?

Sana Aşık oldum.

Erteleyemezdim seni, seninle aynı atmosferde nefes alıp uyumayı, senin kokunla uyanmayı, birlikte yemek yemeyi, kahve içmeyi, kavga etmeyi, sevişmeyi…
Seni Seviyorum…

Bugün doğum günün. Ertelemediğim aşkımın “İyi ki doğmuş dediğim Sevgilim” in doğum günü. İyi ki doğmuşsun benim canım, en bi’ tanecik eşim, sevgilim…

İyi ki doğmuşsun ki, bana AŞKların en güzelini yaşatıyorsun…
İyi ki doğmuşsun ki, her şeyin en güzelini yaşamamı sağladın…
İyi ki doğmuşsun ki, benim eşim olmuşsun!!
SENİ SEVİYORUM.

Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yapılmamış --> "Sevgiliye yazılacak en güzel doğum günü mektupları kısa ve öz, duygusal ve romantik"

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *