22.08.2014

    Sezaryenin zararları, Sezaryen doğumun bebeğe zararı, sağlık riski sakıncası ve tehlikesi hakkında bilgi

    Sponsorlu Bağlantılar


    Sezaryenle Doğanlarda Çocukluk Obezitesi Riski Büyük
    ABD’nin Massachusetts eyaletindeki Boston Çocuk Hastanesi’nde yapılan araştırmaya bin 255 anne ve bebekleri katıldı.Gebeliklerinin 22. haftasından önce araştırmaya katılan annelerin dörtte biri sezaryenle, diğerleri ise normal doğumla bebeklerini dünyaya getirdi.Bebeklerin, doğumdan sonra kilo ve boy ölçümleri yapıldı. Ölçümler, çocuklar 3 yaşına geldiğinde tekrarlandı.Bilim adamları, vücut kitlesi, deri kalınlığı ve bebeğin doğum şekli arasında bir ilişki olduğunu belirledi.Sezaryenle doğanların, normal doğumla dünyaya gelen çocuklara oranla daha kilolu olduğu ortaya çıktı.

    Sezaryenle Doğumun Zararları

    Doğumdan korkuyor olmanız doğal. Haklı olarak normal doğum veya sezaryen ile doğumun nasıl olduğunu bu gebelik ilk olduğundan dolayı bilmiyorsunuz. İlk gebeliği olan ve çocuğun ters olduğu durumlarda doğum şekli olarak sezaryenin seçilmesi sizin ve çocuğunuzun sağlığı açısından son derece doğru bir karar. Her ne kadar doğum öncesi hekiminiz sezaryenin nasıl yapıldığı hakkında bigi verecekse de bazı uygulamaları önceden bilmeniz gerekir.
    Sezaryenle doğum Hastaneye yattığınızda hem zihinsel hem de duygusal olarak sezaryene hazır olmanız sizin açınızdan bu operasyonu çok kolaylaştıracaktır. Sezaryen olacağınız saatten önce 12 saat süre ile aç kalmanız gerekecektir. Hastaneye yattığınızda kasık bölgenizde temizlik yapıldıktan sonra hem ameliyat sonrası saatlerinizi rahat geçirmeniz hem de ameliyatınızın daha rahat olabilmesi için idrar torbanıza sonda olarak isimlendirdiğimiz bir tüp konacaktır. Ameliyathananede siz uyumadan önce çocuğunuzun daha az anestezik madde alması sebebi ile karnınız tentürdiyot benzeri bir madde ile silinip üzeriniz yeşil örtüler ile örtülecektir. Bu işlemden sonra anestezi verilerek uyuyacaksınız.
    Narkoz almaktan korkan veya daha konforlu bir ameliyat sonrası dönemi geçirmek isteyen gebelere ise önerimiz epidural anestezi ile sadece belinden alt kısmının uyuştuğu ve uyanık bir şeklide sezaryen olabildikleri anestezi şeklidir. Ayrıca epidural anestezi ile eşinizi de sezaryen sırasında yanınıza almak ve doğduğunda çocuğunuzu hemen görme imkanı da olabilmektedir. Sezaryen başlaması ile birlikte kilot çizgisinden yaklaşık 10 santimlik bir kesi yapılarak 2-3 dakika içinde çocuğunuz doğurtulmakatadır. Doğan çocuğunuzun önce ağzı temizlendikten sonra kordonu kesilmekte ve ameliyathanede bekleyen çocuk doktoru tarafından ilk muayenesi de yapılmaktadır. Daha sonra sezaryeninizi gerçekleştiren doktor tarafından kesilen rahminiz ve karın duvarınızdaki yapılar dikilmektedir. Uyandıktan sonra odanıza alınıp bebeğinize ve yakınlarınıza kavuşmaktasınız.
    Sezaryen operasyonunun tamamı yaklaşık 45 dakika tutmaktadır. Kendinizi önceden psikolojik olarak hazırlar ve doktorunuza da güvenip önerilerini uygularsanız sezaryen ile doğumun hiç de korktuğunuz kadar olmadığını göreceksiniz.

    Normal doğum ve sezaryen

    Doğum günü yaklaştıkça gebelerin en merak ettiği konu normal doğum mu yoksa sezaryen ile doğum mu yapacaklarıdır. Bu konuda hiçbir neden yokken hiçbir kadın doğum doktoru hastasına şu yöntem daha iyidir, tercih edilmelidir, diye bir tavsiyede bulunamaz.
    Bazı durumlarda sezaryen ile doğum zaten mutlaka seçilecek doğum şeklidir. Bu durumlar: Bebeğin ters yani makat ile gelişi, yan veya oblig dediğimiz düz olmama durumu, annenin kemik yapısı ile bebeğin başı arasındaki uyumsuzluk, annenin doğum sancılarında şiddetli tahammülsüzlüğü veya ıkınma safhasında annenin ıkınmasının sakıncalı olduğu durumlar, annenin normal doğurma isteminin olmaması ve bu olayı şiddetle reddettiği psikolojik durumlarda, bebeğin sıkıntıda olduğunun belirtileri görüldüğünde sezaryen zorunlu hale gelmektedir.
    Ayrıca çoğul gebeliklerde (ikiz, üçüz gibi) de sezaryen seçilmelidir. Sezaryende ölüm ve enfeksiyon riskinden korkulmaktadır. Sezaryen uygun ve steril ortamda yapıldığı takdirde bu riskler hemen hemen hiç olmamaktadır. Tüm şartlar normal ise normal doğum tercih edilir.
    Doğumun normal mi sezaryen mi olacağı gebelik takibinde net olarak bilinemez. Doğum seyri esnasında dahi olabilecek olumsuzluklar doğum şeklinde değişikliğe neden olabilir. İlk çocuğunu normal doğurmuş birinin ikinci doğumunu da normal doğurabileceği garantisi yoktur. Sağlıklı anne, sağlıklı bebek düşüncesi ile ideal doğum şekli doktor tarafından seçilmelidir. Bu durumda gebenin yapacağı en iyi hareket hekimine güvenmektir.
    Sezaryen ile doğurtulması ile planlanan bebekler 37. haftanın sonundan itibaren 40. haftaya kadar herhangi bir zamanda dünyaya gelebilirler. Normal doğumla doğacak olan bebeklerde eğer annenin sancılarının kendiliğinden gelmesi bekleniyorsa en fazla 41. haftanın sonuna kadar beklenmelidir. Ondan sonra bebek ölümleri riski nedeniyle sun’i sancı verilerek bebek doğurtulmaya çalışılır. Bu yöntem de başarısız olur ise doğum sezaryen ile sonuçlandırılır.

    Sezaryen ile doğum ne zaman yapılmalı

    Sezaryen (SCA) bebeğin, “eş”inin ve zarların karın ve rahim duvarlarına yapılan kesiden doğurtulmasıdır. Canlı hastada belgelenmiş ilk sezaryen opersyonu 1610’da yapılmıştır. Günümüzde sezaryen normal doğuma alternatif olarak sunulmaktadır. Oysa sezaryen önemli bir karın ameliyatıdır. Bu nedenle zorunlu durumlar dışında doğumu normal seyriyle gerçekleştirmek gerekmektedir.
    Sezaryen ile doğumun, doğum öncesi ağrı çekilmemesi ve bebeğin en az riske atılması sebebi ile giderek yaygınlaştığı da bir gerçektir. Oysa sezaryenin doğum sayısını ideal olarak 3 doğum ile sınırlaması ve bugün itibariyle sezaryen ile doğumun ardından diğer doğumların da sezaryen ile yapılması gerekliliği en önemli dezavantajlarıdır. Bununla birlikte doğum öncesinde, doğumun başlatılma girişimlerinin başarısız olması durumunda ve doğum başladıktan sonraki dönemde de sezaryen kararı vermek gerekebilmektedir.
    Doğum öncesi dönemde ilk gebelik makat gelişi (ters) ile yerleşmişse, bebek iri ise, bebeğin ‘eş’i önden geliyorsa veya daha önceden myomektomi, sezaryen gibi ameliyatlar geçirmişse, annenin çatı yapısının bebeğe göre nispeten dar olması hali söz konusu ise, bebek doğum kanalına yerleşmiyorsa, sezaryen ile doğumun daha planlı olarak yapılması gerekmektedir.
    Beklenen doğumun başlamadığı (miad-gün geçmesi) ya da doğumun tıbbi zorunluluk nedeniyle başlatılması gerektiği durumlarda (bebeğin suyunda azalma, gebelik zehirlenmesi, yüksek tansiyon, bebeğin sıkıntıda olması vs.) anneye rahim ağzını olgunlaştırıcı ilaç ve suni sancı verilir. Suni sancı etkili olmazsa mecburen bu durumlarda da sezaryen yapılması gerekmektedir.
    Doğum sırasında beklenmeyen durumlar söz konusu olduğunda, örneğin çocuk doğum kanalında ilerlemezse, bebek kalp atışlarında bozulma belirlenirse, kordon sarkması gelişirse, aşırı kanama olursa ya da annede yeterli ağrı olmasına rağmen rahim ağzında gerekli açıklık olmazsa bebek sağlığı açısından hemen sezaryen yapmak gerekmektedir.

    Sezaryen kararı gebeliğin son döneminde beklenen doğum tarihinden ortalama 10-15 gün önce planlı olarak verilebilir. Her ne kadar doğum öncesi hekim sezaryenin nasıl yapıldığı hakkında bilgi verecekse de bazı uygulamaların önceden bilinmesi gerekir. Hastaneye yatıldığında hem zihinsel hem de duygusal olarak gebenin sezaryene hazır olması bu operasyonu çok kolaylaştırmaktadır.
    Sezaryen planlanan saatten önce 12 saat süre ile aç kalınması gerekmektedir. Hastaneye yattıktan sonra kasık bölgesinde temizlik yapıldıktan sonra hem ameliyat sonrası saatlerin rahat geçirilmesi hem de ameliyatın daha rahat olabilmesi için idrar torbasına sonda olarak isimlendirdiğimiz bir tüp konulmaktadır. Ameliyathanede gebe uyumadan önce çocuğun daha az anestezik madde alması için gebenin karnı bir madde ile silinip üzerine yeşil örtüler örtülmektedir. Bu işlemden sonra anestezi verilerek anne adayı uyutulur. Narkoz almaktan korkan veya daha konforlu bir ameliyat sonrası dönemi geçirmek isteyen gebelere ise önerimiz Epidural Anestezi ile sadece belinden alt kısmının uyuştuğu ve uyanık bir şeklide sezaryen olabildikleri anestezi şeklidir. Sezaryen başlaması ile birlikte kilot çizgisinden yaklaşık 10 santimlik bir kesi yapılarak 2-3 dakika içinde çocuk doğurtulmakatadır. Doğan çocuğun önce ağzı temizlendikten sonra kordonu kesilmekte ve ameliyathanede bekleyen çocuk doktoru tarafından ilk muayenesi de yapılmaktadır. Daha sonra sezaryeni gerçekleştiren doktor tarafından kesilen rahmin ve karın duvarındaki yapılar dikilmektedir. Sezaryen opersyonunun tamamı yaklaşık 30- 45 dakika tutmaktadır. Günümüzde ameliyat tekniklerinin ve kullanılan materyallerin ilerlemiş olması, anestezi teknolojisinin gelişmiş olması ve ameliyat ekibinin tecrübesiyle en acil ameliyatlar dahi başarılı bir şekilde sonuçlanmaktadır.

    Soru: İkinci çocuğuma hamileyim. Doktorum bebeğimin normalden iri olduğu için sezaryen olmam gerektiği söyledi. Fakat sezaryen ile doğum yapanların sütü gelmediği söyleniyor. Ne önerirsiniz. Mama vermeli miyim?

    İşin kolayına kaçıp daha doğurmadan çocuğunuza mama vermeyi planlamanızı önermem. Gerçekten normal doğuma kıyasla sezaryen ile doğumda süt biraz daha geç gelebilir. Bunun nedeni normal doğumda doğumu başlatan hormonal dengenin beyindeki süt yapıcı hormonu uyarmasıdır. Ancak hiç moralinizi bozmayın ve çocuk doktorunuzun önermediği sürece sakın kendi kendinize bebeğinize şekerli su ya da mama takviyesi yapmayın. Unutmayın ki bu durumda sütünüzün gelmesi ve süt salgılayıcı hormonun salgılanması için en önemli olan bebeğinizin ısrarla emmesidir. Lohusalıkta bol miktarda sulu gıdalar alın ve emzirmeye devam edin. Sütünüzü arttırır düşüncesi ile çok miktarda lohusa şerbeti, tahin, tatlı yiyecekleri yemek sadece kilo almanıza yol açacaktır. Düzenli ve dengeli beslenmeniz yeterlidir

    Anne sağlığı

    Türkiye’de her yüz kadından 27.5’i sağlık kurumu dışında doğum yapıyor. Bu oran kırsal kesimde %40.3 iken, kentlerde %19.3 oranında. Aynı şekilde doğuda %55.6 iken, batıda %13.4 oranındadır. Eğitim konusunda ise oranlar arasındaki fark çok büyük; ilkokul altı eğitimlilerde %55.5’e çıkarken, ilkokul üstü eğitimlilerde bu oran %3.8’de kalıyor.
    Yıllara göre bakıldığında sağlık kurumu dışında doğum yapan kadınların oranı azalıyor. Fakat kır-kent farkı hemen hemen aynı iken, doğu-batı farkı artış gösteriyor.
    Gelir durumu burada da karşımıza çıkıyor. Sağlık kurumu dışında yapılan doğumlar değerlendirildiğinde, yoksul zengin farkının 8.7 misli olduğu görülüyor. En yoksul kadınların %71’i evde doğum yaparken, en zengin kadınlarda bu oran %8.2’dir.
    Bilindiği gibi doğum öncesi bakım, doğum riskini azaltmak açısından en önemli hizmetlerin başında geliyor. Ülkemizde ne yazık ki her yüz kadından 31.5’inin doğum öncesi bakım almadığı görülüyor. Bu oran kırsal bölgelerde %47.9’a , doğuda 60.5’e ilkokul altı eğitimlilerde ise % 61’e çıkıyor. Kır ile kent arasındaki farkın azaldığı tek konunun korunma yöntemi kullanma konusunda olduğu görülmektedir.

    Doktorlar sezaryenin gerekliliğine neye dayanarak karar verir?

    Doktorlar sezaryenle doğum isterse, anne adayı ne yapmalı? Veya anne hangi doğum biçimini tercih etmeli? Sezaryenle doğumun ve normal doğumun riskleri nelerdir.

    Yanıt: Eskiden doğum sırasında ortaya çıkan problemler nedeniyle çok kadın ölürdü.. Eski filmleri anımsayanlar, kadınların doğum sırasında ölümlerinin, filmin dramatik kurgusunda çok önemli bir sahne olduğunu anımsar.. Tabii bir de verem!..

    Doğum her ne kadar doğal bir olaysa da, sorunları ortaya çıkabilir, nitekim dünyada yılda 500.000 kişi hamilelik sorunları sonucu doğum sırasında veya sonrasında kaybedilmektedir.. Annenin doğum sırasında yaşamını yitirmesi gelişmiş ülkelerde çok azalmış olsa da, normal doğumun başka sorunları da vardır: kanama, günlerce, aylarca devam eden sırt ağrıları ve idrar tutamama.. Ayrıca vajinal doğum bebekler için de zararlı olabilir. Bu, özellikle yaşlıca kadınlar için geçerlidir.

    Bunlar, sezaryen ile yapılan doğumlarda görülen artışın nedenlerinden bazılarıdır. 50 yıl önce ABD’de 50 bebekten biri ameliyatla alınıyordu. Bugün oran dörtte bire yükseldi. Bütün kalkınmış ülkelerde bu gelişme görülüyor.

    Fakat sezaryenle doğumların böylesine tırmanmasına karşı olanlar da var. Onlara göre,

    a) sezaryenli doğumlar büyük bir para gereksiz harcama;

    b) sezaryen doğumları çocuk için daha güvenli değil.

    Ne yapmalı?

    Kadınlar sezaryenle mi yoksa normal doğumla mı çocuğun dünyaya getirmesi konusunda nasıl karar almalı?

    Sorunun yanıtı kolay değil. Bebeği ameliyat ile almak, anneyi doğum sancılarından ve sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlardan kurtarır. Ayrıca doğum zamanına bebek değil, kendisi karar verme lüksüne sahiptir. Ancak ameliyat iyileşme sürecini uzatır. Sezaryen ameliyatı olan kadınlar birkaç hafta boyunca bebekten daha ağır nesneleri kaldıramaz ve araba kullanamaz. Vajinal doğum yapanlara göre bu kadınların daha uzun süre istirahat etmesi gerekir. Ağrıları dindirmek için aldıkları ilaçlar yorgunluk hissini daha da artırır. Güvenlik açısından konu daha da karmaşıktır.

    Ameliyat sorunlu hamileliklerde riskleri azaltır, ancak kimse tercihli sezaryenlerin etkisini tam olarak değerlendiremiyor. Vajinal olarak güvenli bir şekilde doğum yapabilecek bir kadınında sezaryen riskleri azaltır mı yükseltir mi? Tercihli sezaryen son yıllarda sık sık rastlanılan bir olay olduğu için etkileri konusunda kesin bir şey söylenemiyor.

    Doktorların tercihi

    Sezaryen ile doğumların pek çoğuna hálá doktorlar karar veriyor. Ve bu sayının artmasının en önemli nedeni tıbbi gereksinimlerin değişmesinden kaynaklanıyor.

    Kadınlar giderek daha ileri yaşlarda doğum yapmaya başlayınca Ğ ve kısırlık tedavileri sonucu ikiz ve üçüz doğumları arttıkça- bebekler daha aceleci davranarak, beklenilenden önce dünyaya gelmeye başladı. Bunlar genellikle çok küçük ve zayıf oldukları için vajinal doğum ile dünyaya gelmeleri tehlikeli olabilir.

    Bazı araştırmalar, epidural anestezi (omuriliği uygulanan iğne ile yapılan anestezi) veya doğum sancılarını artıran ilaç alan kadınların sezaryene gereksinim duymalarının daha büyük bir olasılık olduğunu gösteriyor.

    Bu arada fetal kontrolun giderek geliştiği günümüz tıbbında, fetüsün doğum sancılarına doğru reaksiyon verip vermediğini anlamak daha kolay.

    Benzer risk faktörleri ile karşı karşıya kalan kadınlarda bile sezaryen sıklığı, doktora ve koşullara bağlı olarak değişir. Küçük bir kasaba hastanesinde tek bir doktor tarafından izlenen bir hamile, doktoru tarafından kalabalık hastanedekilerden daha iyi tanınır.

    Bebeğinize bağlı

    Bu kişisel ilginin artıları olmakla birlikte, bu ortamda bulunan bir kadın, büyük bir olasılıkla tanığı doktorun doğumunu yapmasını garantilemek için doğum ağrılarını suni bir şekilde başlatmayı tercih eder.

    Nerede yaşarsanız yaşayın rahat bir doğum için tercihlerinizi dile getirmelisiniz. Pek çok doktor, anne riskleri anladığı sürece, oyunu tercihli sezaryenden yana kullanır.

    Ancak bir kez sezaryen olduysanız, bu, bütün doğumlarınızı sezaryen ile yapacağınız anlamına gelmez. Diğer risk faktörlerini taşımayan (obezite, ileri yaş, uzamış hamilelik süresi, iri bebek, birden fazla sayıda sezaryen ile doğum yapmış olmak) kadınlar için vajinal doğum ikinci bir ameliyattan Ğacil servisin olduğu hastanelerde yapılmak koşuluyla- biraz daha risklidir.

    Kaldı ki doğum sancıları sırasında neler olup bittiği biraz da bebeğinize bağlıdır. Eğer bebek bütün planlarınızı alt üst ederse cesaretinizi yitirmeyin. Bir şansınız daha olabilir.

    Sezaryenle doğum

     

    Seksenli yıllarda, Amerika Birleşik Devletleri’nde dört çocuktan biri sezaryenle doğuyordu. Bu oran doktorların dikkatini çekti ve şimdi bu sayının azaltılması için çalışılıyor. Hedef, 2000 yılında sezaryenli doğum oranını yüzde 15′e düşürmek. Sezaryenli doğumların üçte biri, kadın daha önce sezaryenle doğum yaptığı için tercih ediliyor.

    Sezaryen bebeklerini bekleyen tehlikeler
    Sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin yumurta, kuruyemiş ve balık alerjisinden yakındıkları saptandı. Ayrıca sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin bakterilere ve mikroplara karşı çok daha savunmasız oldukları biliniyor. Normal doğumlarda bebek, doğum kanalından geçerken pek çok bakteri ile temas eder ve bu yüzden de sindirim sisteminde mikroplara karşı bir savunma sistemi oluşur. Ama sezaryenle doğan bebek için yiyecek maddelerine karşı alerji duyma ihtimali çok yüksektir.

    Doğumda sezaryen oyunu
    Son yıllarda Türkiye’de sezaryenle doğumda ciddi artışlar olduğu ortaya çıktı.
    Normal doğumun mümkün olmadığı veya tehlikeli olduğu durumlarda müracaat edilen sezaryenin yaygınlaşması endişeyle karşılanıyor. Yüksek gelir düzeyli çevrede ‘zahmet çekmemek’ için istenerek kullanılan bu metod, genelde mecbur kalmadıkça kullanılmıyor. Fakat bazı doktor ve sağlık kuruluşlarının hastaların iyi niyetini suiistimal ederek sağlıklarını tehlikeye attıkları ve haksız kazanç sağlamak için bu yolu tercih ettikleri iddiası toplumda şaşkınlıkla karşılanıyor. İlk doğumunu sezaryenle yapan bir kadın ortalama en fazla üç doğum yapabiliyor. Anneyi bütün ömrü boyunca sadece üç doğumla kısıtlamanın, dolaylı bir “nüfus planlaması” olduğuna dikkat çekiliyor.

    GEREKLİ DURUMLARDA UYGULANMALI

    Prof. Dr. Cevat Babuna, doğumda asıl ve en iyi olanın normal doğum olduğunu belirtti. Sezaryenin herşeye rağmen bir ameliyat olduğunu vurgulayan Prof. Babuna, “Kurallar ne kadar tabii olursa, o kadar iyi olur. Nitekim doğumun yüzde 80–90’ı tabii yoldan sonuçlanır. Ancak gebelerin yüzde 10’unda hekimin müdahalesi gerekir. Müdahalenin biri, en çok kullanılan ve birçok hayat kurtarıcı olan sezaryendir. Sezaryen, normal yoldan doğum yapamayacak durumlarda çocuğu karından doğurtmaktır. Bugün emin ve az riskli olmasına rağmen, gene de bir ameliyattır ve sadece gerektiği durumlarda kullanılmalıdır” dedi. Sezaryenle dünyaya gelen çocuğun daha zeki olacağı ve benzeri şeylerin gerçekle ilgisi olmadığını kaydeden jinekolog Prof. Babuna, şu hatırlatmada bulundu: “Normal bir doğum, hem anne, hem çocuk için daha sağlıklı ve daha hayırlıdır.”

    ANNE VE BEBEĞİ KURTARMAK İÇİN UYGULANIR

    Sezaryen operasyonunun bilinen cerrahî müdahalelerin en eski usullerden birisi olduğuna işaret eden Opr. Dr. Canan Arıtman, normal doğum yapması mümkün olan bir bayanın sezaryen talebini kabul etmediğini söyledi. Dr. Arıtman; “Sezaryen, rahim duvarına yapılan bir kesitten çocuğun doğurtulmasıdır. Sezaryen geçmişte gebenin hayatını kurtarmak için uygulanmıştır. Son yıllarda fetüsün hayatını tehdit eden komplikasyonlarda da bu operasyon uygulanmaktadır. Kısaca vaginal doğumun imkansız olduğu hallerde, anne ve bebek hayatını kurtarmak için uygulanır. Çocuk ve anne hayatını riskten koruması en büyük avantajdır. Dezavantajı anne için bir travmadır. Ameliyat ve ameliyat sonrası komplikasyonlardır.”

    DÜNYA STANDARTLARI

    Uzmanlar, sezaryenle doğumun belli bir yüzdenin üzerine çıkması durumunda araştırılması gerektiği fikrinde birleşiyor. Prof. Dr. Cevat Babuna, çocuğun rahim içerisindeki akıbetine tam teşekküllü bir klinikte bakılması gerektiğine dikkati çekerek, bu konuda şunları kaydetti: “Sezaryen hiçbir zaman hekimin bekleme zamanı olmadığı için, ya da para mülahazalarıyla yapılmamalıdır. Normal şartlar altında klinikte sezaryen doğumu yüzde 15’in üzerindeyse o zaman sebebin araştırılması gerekir. Bu normal değildir.”

    Op. Dr. Canan Arıtman ise, dünya ortalamasına dikkati çekerek; “Anlattığım sebeplere bağlı olarak doğumların ancak yüzde 5–7’sinde sezaryen gerekir. Bu rakamların üstüne çıkılmasını haklı gösterecek izah şekilleri olmadığına göre, her hekimin pratik çalışmalarında dünya literatüründe yer alan bu yüzde 5–7 oranını dikkate alması gerektiğine inanıyorum” dedi.

    NÜFUSU AZALTMA KASTI VAR

    Özel Akça Doğumevi Başhekimi Dr. Akif Akça ve Özel Huzur Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ömer Aydın, anormal sayıdaki sezaryen operasyonlarının, nüfus plânlaması kapsamında uygulandığını ileri sürdüler. Dr. Akça, sezaryen ile doğum yapan birinin, en çok iki veya üç doğum yapabileceğini, daha fazla doğumun kadının sağlığını tehlikeye sokabilceğini hatırlatarak, “Bu sebeple kimi nüfus planlamacılar, bu sinsi yönteme başvurmaktadır. Hiç gerekmediği halde sezaryenle doğum yaptırabiliyorlar. Ve böylece haksız bir kazanç da söz konusu olmaktadır. Oysa, olay her şeyden önce insan haklarına karşı yapılan bir suçtur” dedi.

    Opr. Dr. Ömer Aydın da bu tür iddiaları kendilerinin de duyduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: “Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı vakıflar ve dernekler, Türkiye’deki bazı vakıflar aracılığıyla sezaryeni yaygınlaştırarak doğum oranını düşürmeyi ve böylece nüfus planlaması kültürünü yerleştirmek istiyor. Eskiden kadınlar sezaryen istemezdi, fakat şimdi bu propagandanın tesiriyle sezaryenle doğum yapmak istiyor. Hastalar, ‘Acı çekmek istemiyorum’ diyor. Bizim hastalarımız bu propagandanın etkisi altında olmadığı için fazla olmuyor.”

    KANUNÎ DÜZENLEME ŞART

    Bu konuda kanuni düzenlemenin olmadığını, bazı ülkelerde sezaryen için özel tedbirler alındığını bildiren Prof. Dr. Cevat Babuna, “Hastanın istismar edilmemesi, lüzumsuz sezaryen yapılmaması için bazı tedbirler alınması gerekir. Mesela ABD’de ilk sezaryeni yapılacak hastaya hekimi karar verdiği zaman, mutlaka bir ikinci hekimin –boardelygible (yetkili mütehassıs)– onayı lazım. Bizde de bu şekilde bir kanuni düzenlemeye gidilebilir. Ayrıca bu konu tıbbi etiğe (ethik: ahlak) girer. Sağlık Bakanlığı bu konuyla ilgilenmelidir. Tabip odaları da kural koyabilir. Bu, doktorun yapacağı ilk müdahale için gereklidir. Fazla sezaryenlerin haksız kazanç kaynağı olma ihtimali vardır. Türkiye’de sezaryen bir doğum vasıtası olmaktan kurtarılmalıdır.”

    SEZARYEN ANLATILMALI

    Babuna, hastaya sezaryenin anlatılmasının zaruri olduğunu savunarak, “Sezaryen bir ameliyattır. Her ameliyattaki gibi riskler taşır. Anestezi riski, ameliyat riski de olur. Sezaryenden sonra karında yapışıklıkların teşekkülü, karın içi, rahim içi iltihap, idrar yolları komplikasyonları, normal doğumdan çok daha fazla görülebilir. Normal bir doğum, hem anne, hem çocuk için daha sağlıklı ve daha hayırlıdır. Dolayısıyla sezaryen ancak tıbbi endikasyonları olan vakalarda kullanılmalıdır” diye konuştu.

    EN ÇOK ÖZEL HASTANELERDE

    Türkiye’de sezaryenle doğumun yoğun olduğu yerlerin başında özel hastaneler gelmekte. Özel International Hospital hastanesinde 1994 yılında 551 doğum yaptırıldı. Bunların yüzde 22.5’i normal, yüzde 77.5’i sezaryen olarak gerçekleştirildi. Başhekim Dr. Yılmaz Onel, sezaryenin yönetmeliğinin olmaması gerektiğini savunarak, “Dünyanın hiçbir tarafında yok. Alçaklığı ve yüksekliği (adet yönünden) diye birşey olmaz. Bu konuda objektif birşeyin ortaya çıkmasına imkan yok. Hepsi normal değil. Normal gibi doğum yaptırılan kadınlarda ve çocuklarında bazı anormallikler oluyor” dedi.

    Özel Yenibosna Hastanesi’nde de 1994 yılında toplam 503 doğum yaptırıldı. Bunlardan 325’i normal, 178’i sezaryen. Başhekim Genel Cerrah Op. Dr. Ümit Gümüşer konuyla ilgili şunları söylüyor: “Yüzde 15–25 sezaryen doğum olabilir. Sezaryenle doğan çocuklar doğum esnasında çok daha iyi oksijenlenir. Sezaryenle doğan çocuk daha zeki olur. Annenin sancılanması esnasında rahimdeki çocuğun kan akışı azalır, ciddi değişiklikler olur. Sezaryende ise 15 dakikada doğum tamamlanıyor. İlk doğumunu sezaryenle yapan bir anne normal doğum yapamaz.”

    Özel hastanelerden Huzur’da %25, Akça’da ise %15 oranında sezaryen yapılıyor. SSK Bakırköy Doğumevi’ndeki sezaryen oranı ise %15.

    ORANLARI SAKLIYORLAR

    Resmi hastaneler doğum istatistiklerini kolayca verirken, bazı özel hastaneler bunu vermekten özellikle kaçınıyorlar. İnternational ve Yenibosna hastanelerinden rahatlıkla istatistikî bilgi alırken, bazı özel hastanelerin başhekimleri yuvarlak oran vermekle yetindiler. Bir özel hastane başhekim yardıcısı ise ‘bunu mahrem bilgi olarak’ vasıflandırıp, ayrıntılı bilgi vermedi.

    İSLÂM NASIL BAKIYOR?

    Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Karaman, insan vücuduna zaruretsiz zarar verilmesinin dinimizde hoş karşılanmadığını söyledi. Prof. Karaman, “Kitapta ve sünnette bir kayıt yoktur. İslam fıtrî olanı değiştirmeye iyi bakmıyor. Aykırı yapıldığında ona cephe alındığı görülüyor. İnsanın ve hatta hayvanın vücudunda yapılan değişikliğe, bu tür davranışlara Peygamber Efendimiz’in cephe aldığı görülüyor. İslam buna sağlığa aykırılık açısından bakar” diye konuştu. Karaman, “Şayet uzmanlar, ‘Sezaryenle doğum tabii doğuma göre risklidir’ diyorlarsa tabii doğum daha iyidir. ‘Sezaryen ikinci derecede’ derse, o zaman fıkıh buna menfi bakar. Kadın ve çocuk sağlığı bakımından uzmanlar tarafından normal doğuma eşit veya daha iyi denmedikçe din sıcak bakmaz, caiz olmaz” dedi.

    VATANDAŞLAR NE DİYOR?

    N. İ. (34): Üç çocuğum var. Son doğumumu sezaryenle yaptım. Bebeğin durumu riskli olduğu için bu usulü tercih ettim. Sezaryen rahat fakat daha sonraki doğumları engelleyebiliyor.

    K. A. (30): Bebeğim ters olduğu için doğumu sezaryenle gerçekleştirdim. Fakat normal doğumu tercih ediyorum.

    S.U. (24): Sezaryene tamamen karşıyım. Özellikle maddi durumu iyi olanlar bunu tercih ediyor. Bizim doktorlar da fazla parayı görünce onlar bunu destekliyor. Hayati müdahale olmadıkça kesinlikle sezaryen yaptırılmamalı.

    D.E. (26): Normal doğumu tercih ediyorum. Bence sezaryen yapmak cinayettir. Riske girmeye hiç gerek yok.
    Yeni neslin seçimi: Sezaryen
    Son zamanlarda sezaryen ile dünyaya gelen bebeklerin sayısındaki artış, birçok iddiayı da beraberinde getiriyor.
    Özellikle özel hastanelerde yapılan doğumlarda sezaryen oranının daha yüksek olması, bu iddiaları, biraz hastane yöneticilerini, biraz da doktorları suçlayıcı bir biçime dönüştürüyor. Sezaryenin hasta için maliyeti yüksek bir doğum şekli olması “para için sezaryen yapılıyor” iddialarını kuvvetlendiriyor. Konunun doktorlar, ebeler, hastane ve hasta açısından farklı boyutları mevcut. AKSİYON dergisi 37. sayısının kapağını bir yönüyle bütün aileleri ilgilendiren sezaryen konusuna ayırmış.

    Aksiyon’un araştırmasında ortaya çıkan sonuçlara göre sezaryen sayısındaki artışların en büyük sebebi, cerrahi teknikleri ve anestezi uygulamalarındaki gelişmeler. Son yıllarda anestezi metodlarının gelişmesiyle ameliyat esnasındaki risklerde, antibiyotiklerin gelişmesiyle de ameliyat sonrası risklerde iyice azalma meydana geldi. Bu gelişmeler sonucunda isteğe bağlı olarak, doğum yollarının genişlemesini istemeyen, doğumdan hastalık derecesinde korkan ve çocuğun daha sağlıklı olacağına inanan anneler için sezaryen, tercih edilen bir doğum metodu haline ortaya çıktı.

    Tıp ahlakı uyarınca; sezaryeni gerektirecek bir sebep olmadan doğum metodu olarak sezaryen uygulanamaz. Ne doktor, ne de hasta keyfî nedenlerle böyle bir kararı alamazlar. Avrupa ve Amerika’da böyle durumlar suç olarak tanımlandığı gibi, doktorun mesleğinden olmasına sebep olabiliyor. Ancak Türkiye açısından olaya bakıldığında, kimi zaman hasta, kimi zaman da doktorun isteğiyle doğum, sezaryenle neticelendirilebiliyor. Doğum için sancıların gelmesi beklenmiyor. Randevu ile hastaneye geliniyor. Doğum öncesi sancılar, yerini doğum sonrası sıkıntılara bırakıyor. “Doktorumla konuştum, sezaryen ile doğum yapmak istediğimi söyledim. O da kabul etti” iddiaları, doktorlar kabul etmek istemeseler de bir gerçek. Bu konuda geçenlerde gazetelerde de yer alan bir örnek oldukça çarpıcı. Cerrahpaşa Hastanesi Kadın Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Erdoğan Ertünge, Amerika’da yaşayan kızının sezaryen ameliyatı olmak için Türkiye’ye geldiğini söylüyor. Çünkü Avrupa ve Amerika’da isteğe bağlı sezaryen yapılmıyor.

    ÖZEL HASTANELER

    “Para için sezaryen yapılıyor” iddialarına özellikle özel hastaneler daha çok maruz kalıyor. Özel hastanelerin sezaryen yüzdeleri ise oldukça yüksek görünüyor. Bu konuda özel hastaneler kesin rakamlar vermese de doktorlardan aldığımız bilgiler buralarda yapılan doğumların yarı yarıya sezaryen olduğu şeklinde. Hastane için sezaryen hem sıkıntısız, hem de çok kârlı. Adını vermek istemeyen bir doktor, özel bir hastanede çalışırken yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Bir hastam vardı. Bebek ters geliyordu. Sezaryen yapacaktık. Hastaneye de böyle bir vaka gelecek diye haber bıraktık. Ancak doğum sancıları sezaryen için tespit ettiğimiz vakitten önce başlamış, hasta geldiğinde doğum neredeyse sonlanmak üzereydi. Küçük bir bebekti, sezaryen gerektirmeden doğdu. Bu durumda hastane yöneticisi resmen bizi azarladı, ‘Neden normal doğum yaptınız’ diye”.

    Ancak yine de bu tür vakaların oranı çok fazla değil. Bu konuda yaptığımız soruşturmada doktor ve hastane yöneticileri keyfî nedenlerle sezaryen yapılmasını bir ahlakî problem olarak değerlendirdiler. Böyle bir durum hem doktor, hem de hastane açısından itibar kaybına sebep oluyor. Ancak doktorlar, hastaların daha dayanıksız olduğunu ve çoğu zaman sezaryenle doğumu bizzat istediklerini de vurgulamadan geçemiyorlar. Hastanın ısrarları en ufak bir riskli durumda sezaryen kararının verilmesine sebep oluyor.

    DEVLET HASTANELERi

    Devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerinde de durum çok farklı değil. Ancak bu hastanelerdeki sezaryen oranlarının da nisbi olarak yüksek olmasında, onlara gelen vakaların daha çok ebe tarafından çözümlenememiş, riskli gebelikler olmasının payı büyük. Cerrahpaşa Hastanesi’nde sezaryen oranı yüzde 40 civarında. Bu hastanenin Kadın–Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Erdoğan Ertüngeap, sezaryenin artma sebepleri arasında tıptaki gelişmeleri sayarken normal doğuma göre daha avantajlı yanlarını şöyle belirtiyor: “Sezaryen şimdi apandisit ameliyatı kadar kolay. İz bırakmıyor, 25 dakikada bitiyor. Normal doğum gibi hastanın hareketlerini kısıtlamıyor. Bu nedenle yeni nesil sezaryeni tercih ediyor.”

    Son yıllarda sezaryen doğumun giderek yükselen bir hızla artmasının sebeplerinin başında kadınlardaki doğurganlık yaşının artması ve doğurma oranının azalması geliyor. Ayrıca tıptaki gelişmeler bebeğin gelişiminin anne karnında takibinin monitörlerle mümkün olması, en ufak bir aksiliğin hemen tespit edilebilmesi, anestezi metodlarındaki gelişme, bu konudaki riskin iyice azalması, ameliyat kullanımındaki rahatlık gibi etmenler de önemli faktörlerden. Sezaryen durumlarında anne–bebek ölüm oranı çok düşük. Türkiye’de yapılan hastane istatistiklerine göre normal doğumlarda anne ölüm oranı yüz binde 60 civarında iken sezaryende bu oran binde birden daha az. Gelişmiş ülkelerdeki normal doğumlarda bu oran yüz binde on civarında. Ancak Türkiye için verilen doğumların dörtte birinin sağlık personelinin dışında gerçekleşmesi anne–bebek ölüm oranını artırıcı bir faktör olmaktadır.

    Sezaryenle doğumdan kaçının

    Fransa’da hararetli bir tartışma başladı. Paris’teki Tenon Hastanesi Jinekoloji Servis Başkanı Dr. Serge Uzan, kadınların doğum ağrısından kurtulabilmek için sezaryenle doğum yaptırmalarından kaçınmalarını istedi. Doktora göre bu yolla yapılan doğumlar kadınlarda kalp rahatsızlıklarının sebebi olduğu kadar, bebeklerin de yüzde 15 oranında ölüm riskini artırıyor. Açıklamalara göre özellikle taşradaki ufak hastanelerde doğumlar sezaryenle yapılmış ise büyük tehlikelerle dolu. Dr. Uzan, genç anne adaylarının yeterli bilgi eksikliğinden yararlanılarak yapılan sezaryenle doğumların adeta bir soygun unsuru haline getirildiğini de iddia ediyor. Zira bu yolla doğumların normal doğumlara oranla yüzde 200′e kadar daha pahalıya mal olduğunu ve gerek doktorların ameliyat giderleri, gerekse hastane masraflarının fakir ailelere altından kalkamayacakları yüklere sebep olduğunu bildiriyor.

    Yapılan bir inceleme sezaryen doğumlarından sonra çocukların ve annenin bakım masraflarının yıkım olduğunu; ama buna rağmen doktorların ve hastanelerin bu konuda ısrarcı olduklarını ortaya koydu. Buna karşılık mesela Hollanda’da kadınların yüzde 30′unun hala evde doğumu tercih ettikleri anlaşıldı.

    Riskli Bir Operasyon; Sezeryan
    Amerikalı jinekologlar, sezeryanın bir “ameliyat” olduğunu vurgulayarak, normal doğumdan daha riskli olduğunu bildiriyorlar.

    Sezeryan ile yapılan doğumlar bir süre öncesine kadar zorunlu durumlarda bile çok nadir uygulanan bir yöntemdi. Fakat zamanla sezeryan ile yapılan doğumlar da hızlı bir şekilde artış gözlenmeye başladı.

    Amerikan Doğum Uzmanları ve Jinekologları Odası Dergisi’nin son sayısında, sezeryanla yapılan doğumların sıklığı ele alındı. Dergide, Oda sözcüsü Dr. Bruce Flamm’ın “Sarkaç tam aksi yöne kaydı. Hergün daha fazla kadın sezeryanla doğumu tercih ediyor. Tıp mesleği annenin doğum tercihlerine saygı duymaya devam etmesine karşın, hastanın tercihiyle yapılan sezeryan bizim için de kabul edilebilir bir seçenek halini aldı” sözlerine yer verildi.

    Amerikan istatistikleri gösteriyor ki 1996 yılında, gerçekleştirilen operasyonların yüzde 20.7’sini sezeryan doğumlar oluşturuyor, uzmanlar bu rakamın 2002 yılında yüzde 30’ları bulacağını söylüyorlar.

    Makalede, doktorların bir kısmının sezeryan ile gerçekleştirilen doğumları, normal doğum yöntemiyle eşit tuttuğu fakat bazı doktorların da kesinlikle sezeryan doğuma karşı olduğu bildirilmiş.

    New York’ta bulunan Weill Cornell Tıp Üniversitesi’nde yardımcı profesör olarak görev yapan Dr. Caitlin Fiss’in, “Tercihli sezeryan bir ameliyattır ve buna nasıl bakarsanız bakın, vajinal doğuma göre her zaman daha fazla risk olacaktır. Bir hastayı hiç neden yokken bu risklerin öznesi yapmak kötü ilaç vermek gibidir. Bir doktor olarak benim ilk sorumluluğum ‘zarar vermemek’tir ve gereksiz bir ameliyat zarar vermekle eş anlamlıdır” şeklindeki görüşlerini bildiriyor.

    Makalede, sezeryan ile yapılan doğumların kan kaybı, selviks enfeksiyonu, bacaklarda, selvikte veya akciğerlerde kan pıhtılaşması ile bağırsak ve mesanede incinme gibi riskler taşıdığına da yer verilmiş.

    Sezaryenle doğanlar astıma açık oluyorlar

    Sezaryenle dünyaya gelenlerde, normal doğan insanlara oranla astıma yakalanma riskinin daha yüksek olduğu tespit edildi. Fin bilim adamları, 1966 doğumlu 1953 kişi üzerinde yaptıkları araştırmada, sezaryenle doğanların, diğerlerine oranla astım hastası olma ihtimalinin 3 kat daha fazla olduğunu buldular. Saman nezlesi ve egzama gibi alerjik hastalıkları da araştıran bilim adamları, sezaryenle doğum ile diğer alerjik hastalıklar arasında bir bağ bulamadılar. Bu netice, doğum esnasında “gerek olmadıkça müdahaleden kaçınmayı” savunan bilim adamlarına kuvvet verdi.

    Sezaryenle Doğumun Zararları  Sezaryenle Doğumun Zararları hakkinda aciklamalar Sezaryenle Doğumun Zararları konusunda bilgiler.

     

    Anahtar Kelimeler:Sezaryenle doğum ,sezaryenle doğum yapan kadınlar,sezaryenle doğumun zararları,sezaryenle doğumun perde arkası

    Sezaryen kalıcı hasarlar bırakabiliyor!

    Sezaryenin anne ve bebek için büyük riskleri var. Anne sütünü engelliyor, bebeklerde travmaya, annelerde depresyona sebep oluyor.

    İşte doğal doğumun avantajları ve sezaryenin kalıcı hasarları!

    Asude Oflaz 35 yıllık bir ebe. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra kendisini mesleğine adamış ve yüzlerce doğum yaptırmış. Sürekli yenilikleri takip ederek alternatif tıp eğitimleri de almış. Halen “Doğal Doğum” konusunda anne ve baba adaylarına koçluk yaparak mesleğini sürdürüyor. “Doğal Doğum” konusunda anne adaylarına eğitimler veriyor.

    Asufe Oflaz ile sezaryenin riskleri ve doğal doğumun avantajları üzerine konuştuk.

    Sezaryen ne zamandan itibaren yaygınlaştı?

    “Sezaryen bizim toplumumuzda 1950’lerden beri uygulanıyor, 1974 yılından itibaren artarak çoğaldığını görüyoruz. Sezaryen’in artışındaki en büyük etken özel hastanelerin artmasından sonra oldu.”

    Sizce son dönemde Sezaryenin artış göstermesinin sebebi ne?

    “Özellikle büyük şehirlerdeki rekabet ortamı, doktorların kişisel menfaatlerini ön plana alarak hasta başında fazla zaman harcamak istememeleri, asırlardır doğum yaptırmış ebelerin geri plana atılması ve şimdiki modern tıpta sadece doğum hemşiresi olarak yer almaları, annelerin hamilelik ve doğum konusundaki eğitimsizlikleri sezaryenin artma sebeplerinin başında geliyor. Artık günümüzde normal doğum basit geri kalmış bir sistem gibi görülüyor. Diğer tarafta hastalık havasında yansıtılıp anne adaylarına sezaryen pazarlanıyor.”

    Sezaryen tamamen zararlı mı?

    “Biz modern tıp düşmanı değiliz tabiî ki sezaryenin ihtiyaç halinde kullanılması gerektiğini onaylıyoruz. Anneye ait patolojik sebepler, annenin anatomik yapısındaki bir bozukluk, hormonal dengesizlik yüzünden plesentanın erken ayrılması, plesentanın rahim ağzına yerleşmesi, bulaşıcı vajinal hastalıklar ve çoğul gebelikler sezaryen sebebi olabilir. Ayrıca bebeğe ait sezaryen sebepleri de olabilir, patalojik sebepler, bebeğin anatomik bozukluğu, bebeğin çok aşırı kilolu olması bu sebepler arasında sayılabilir. Ancak bu tip sorunlar binde bir diyebileceğimiz kadar çok az ihtimalle görülmektedir.”

    Geçtiğimiz günlerde Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı Prof. Dr. Cihat Şen yaptığı açıklamada Türkiye’de yılda 1,5 milyon doğumun meydana geldiğini, bunun yaklaşık yüzde 30-40’ının sezaryenle yapıldığını söyledi. Ülkemizdeki bu yüksek sezaryen oranının sebebi sizce nedir, anne adayları sezaryene nasıl ikna ediliyor, yoksa sezaryen para tuzağı mı?

    “Türkiye’de annelerin hamilelik, doğum ve doğum sonrası konusundaki eğitimsizlikleri fazla derece sömürülüyor ve bu sömürü hamilelikle başlayıp doğuma hatta doğum sonrasına kadar devam ediyor. Örneğin, Avrupa ve ABD’de anne adayları hamilelik boyunca toplam 2 veya 4 defa ultrasona girerken bizde her ay 1 defa ve son ayda 4 defa olmak üzere ortalama 10 – 15 defa ultrasona giriyor.

    Anne adayı çevreden aldığı korkutucu ve abartılı doğum hikayeleri, basın ve medyanın tüketime dayalı programlarla anne adaylarını yanlış yönlendirmesi, dizilerdeki ağrılı, sancılı, abartılı ve sonu hüzünlü ya da ameliyatla biten doğum hikayeleri, anne adayı üzerindeki psikolojik korku faktörü, doktorun zamanı kendi lehine kullanması ve normal doğumdan caydırması, özel hastanelerdeki maddi menfaatler, v.b. etkilerin hepsi bir araya toplandığında anne adayları kolay zannederek yanlış seçim yapıyor ve sezaryeni tercih ediyorlar.”

    Sezaryenin anne ve bebeğe zararlarını, bıraktığıcı kalıcı hasarları nasıl sıralayabiliriz?

    “Normal doğum ortalama 18 saatlik biyolojik bir süreçtir, ancak sezaryende önceden bir saat belirlenip uygun olmayan biyolojik bir zamanda bebeğin alınması anneden sütün geç gelmesine veye hiç gelmemesine sebep olabilir.

    Normal doğumda anne doğumdan sonra hemen bebeğini kucaklayabilir ve isterse ayağa kalkabilir. Ancak sezaryen bir ameliyat hatta üçüncü derece kalp ameliyatı ile eşdeğer düşünüldüğü için anne bir ameliyata maruz kalır. Annenin bebeği ile buluşması ortalama 24 saat sonra gerçekleşir bu süreç anne ve bebeğin duygusal sorunlar yaşamasına zemin hazırlar.

    Sezaryen bir ameliyat olduğu için annenin hareketleri kısıtlanıyor ve medikal ilaç kullanılıyor, anne ve bebeği ilaçların yan etkilerinden etkilenme riskine maruz kalabiliyor.

    Doğum sonrası depresyonlarındaki artış sezaryenin artması ile beraber ortaya çıktı. Sezaryenden sonra doğum sonrası depresyonu annelerde çok fazla görülüyor, burada en önemli sebep annenin doğal biyolojik bir süreç olan doğal doğumu yaşayamaması ve kendisini suçlu hissetmesi.

    Normal doğumda, anne bebeğine doğumdan hemen sonra süt vermeye başladığında biyolojik olarak rahim daha çabuk toparlanır ve daha çabuk normal hayata geçilir. Sezaryenden bu süreç uzuyor ve ilaçlarla desteklenerek sağlanıyor.

    Sezaryenle doğan bebeklerde duygusal travmalar ömür boyu sürebiliyor

    Normal doğumda bebek doğar doğmaz anne kucağına gelip anne kokusu ve güven duygusu ile huzur buluyor. Ancak sezaryende ortalama 24 saat sonra anne ile buluştuğu için anne ve bebek arasında duygusal soğukluğa sebep oluyor.

    Bebek ilk bilgileri anne karnında anneden aldığı için, sezaryenle doğan bebeklerde annenin doğum öncesi yaşadığı doğum korkusu ve güvensizlik duygusu bebeğe geçiyor. Bunun sonucunda bebeğin ilk travmaları duygusal travmalar olarak ortaya çıkıyor, çocukluğunda kişiliğini olumsuz etkileyebiliyor. Bebek gazlı, huzursuz, korkak ve endişeli olabiliyor. Sezaryenin hiperaktivite sebebi olduğu da düşünülüyor.

    Normal doğumda bebek ilk sütü anneden alıyor ve sağlıklı gelişen bir bebek oluyor. Sezaryenden bebek ilk sütü anneden alamadığı için bağışıklık sistemi zayıf kalıyor ve hastalıklara açık bir çocuk oluyor. Normalde ebeğin ilk yarım saatte anne tarafından emzirilmesi gerekiyor.”

    Bütün bu konuştuklarımızdan sonra insan gerçekten heyecanlanıyor! Doğum büyük bir mucize!  Yaradan’ın kadınlara hediyesi anneliği, doğal olarak yaşamak her anne adayının hakkı… Bebeklerde korku ile değil, güvenle dünyaya gelmeli. Sizce anne adaylarının doğumda doğru tercihi yapmaları nasıl sağlanabilir?

    “Ülkemizde yetersiz bilgi ve ticari çıkarlar yüzünden sezaryen toplumsal bir sorun haline geldi. Sezaryen toplum üzerinde anne çocuk sağlığı üzerinden ekonomik çıkarlarla oynanan büyük bir oyun. Keyfi sezaryen toplum sağlığını ilgilendiriyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda önlemler almalı. Anne adaylarına hamilelik, doğum ve doğum sonrası hakkında eğitimler verilmeli. ABD ve Avrupa ülkelerinde anne adayları doğum öncesi kurslara yollanır, doğum ve doğum sonrası eğitimi alırlar. Bu kursların bedelini devlet öder, çünkü doğum ve doğum sonrası yapılan harcamalar ekonomiyi direk etkiliyor.”

    Sponsorlu Bağlantılar

    Regl Dönemindeki Düzensizlikler Nelerdir Neden Olur Nasıl Geçer, Sebepleri ve Tedavisi Hakkında Bilgi

    Sezaryen ile doğum zararlımıdır, sakıncaları ve riskleri nelerdir?

    Bu sayfadaki "Sezaryenin zararları, Sezaryen doğumun bebeğe zararı, sağlık riski sakıncası ve tehlikesi hakkında bilgi" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *