Süper enfeksiyon nedir – Dr. Mehmet Öz

Sponsorlu Bağlantılar

Vücudunda enfeksiyon olan bir kişide, enfeksiyon iyileşmeden aynı mikroorganizmanın ikinci bir enfeksiyona yol açmasıdır. Sağlıklı hücrelerinizden sızıp vücudunuza girebilecek en az 200 nezle virüsü vardır. Savunma olarak, vücudunuza giren o virüsleri zapt edebilmek için bağışıklık sisteminiz B ve T hücrelerini de içeren bir akyuvar ordusu yollar. Ancak bu ordular nispeten zararsız nezle virüsleriyle savaşmakla meşgulken, daha güçlü ve tehlikeli ‘süper enfeksiyon’a karşı daha savunmasız hale gelirsiniz.

Soğuk algınlığı ve süper enfeksiyon

Ne zaman nezle veya grip olsanız belirtileri atlattıktan sonra iyi hissetmeye başlarsınız. Süper enfeksiyon olduğunda ise aniden vuran ikinci bir belirti dalgasından hemen önce iyileşmeye başlamış olarak hissedebilirsiniz.
Diyabet, obezite gibi kronik rahatsızlıkları, hatta kalp ve damar hastalıkları olan insanlar, süper enfeksiyonlara karşı daha hassas olurlar. Ancak, 2009 yılında ortaya çıkan H1N1 influenza virüsü (domuz gribi virüsü) gibi salgınlar genç insanlarda bile süper enfeksiyon oluşmasına neden olabilir.
Nezlenizin süper enfeksiyona dönüşüp dönüşmediğine karar vermek için bu tehlikeli virüslerin en çok nereden darbelediklerini bilmeniz gerekiyor.

Vücudunuzun tehlike bölgeleri

AKCİĞERLER

Akciğerleriniz belki de en ölümcül süper enfeksiyon olan zatürreye karşı hassastır. Belirtiler arasında, 38 derecenin üzerindeki ateş, göğüs ağrısı, öksürük, nefes darlığı ve titreme nöbetleri bulunuyor. Zatürre olduğunuzu düşünüyorsanız acilen doktorunuzu arayın. Dudaklarınızın morumsu bir renk alması, yeteri kadar oksijen almadığınızı gösterir. Eğer öyle bir şey olursa derhal acil servise ulaşın.

BOĞAZ

Süper enfeksiyonun boğaza yerleşmesi çok yaygındır ve boğaz iltihabı (streptokok iltihabı) en klasik vaka olarak sıralamaya girer. Dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında boğaz ağrısı, yutmada güçlük, ateş, baş ağrısı ve lenf bezlerinin şişmesi bulunuyor.

SİNÜSLER

Akut bakteriyel sinüzit (sinüsleri etkileyen en yaygın süper enfeksiyon) yeşil renkte mukus, özellikle başınızı öne eğdiğinizde veya alnınıza bir baskı uyguladığınızda oluşan baş ağrısı, ve ateşle kendini belli eder. Akut bakteriyel sinüzitten kurtulmak için antibiyotik kullanmanız gerekecektir.

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici tavsiyeler

Fazla şekerden kaçının

Amerika’da bir kişi günde 22 çay kaşığı şeker tüketir. Araştırmalara göre şeker, akyuvarların vücudunuzu istila eden bakterilere karşı tepkisini engelleyebilir. Günde 4 çay kaşığından fazla şeker tüketmeyin. Vücut kitle endeksinizi düzenleyin Beden (vücut) kitle endeksi 40’ın üzerinde olanların grip veya nezleye yakalanma riskleri daha yüksektir. Çünkü fazla kilo, bağışıklığın sağlıklı işlemesi için önemli olan hormonal dengeyi bozar.

Stresten uzak durun

Aşırı stres, bağışıklık sisteminize savaş açar. Baskı altındaki insanların gribe yakalanma riski yüzde 75 daha fazladır. Belirtiler arasında baş ağrısı, uyku problemleri, asabiyet ve kontrolden çıkma hissi bulunuyor.

Bırakın burnunuz aksın

Akan bir burun iyi bir şeydir. Islak, şeffaf mukus bakterilerin dışarı atılmasına yardımcı olurken kuru, akmayan bir burun güçsüz bir bağışıklığa işaret edebilir. Sinüsleri nemli tutmak ve burun yollarını temizlemek için buhurdan kullanmayı deneyin.

C Vitamini Alın

C Vitamini alarak gripli geçirdiğiniz süreyi 2 güne kadar azaltabilir ve böylece süper enfeksiyonun oluşmasını zorlaştırmış olursunuz.

Ellerinizi sık sık yıkayın

Ellerinizi sık yıkamanın, bakterileri köşeye sıkıştırdığını biliyorsunuz. Yıkama işlemini ılık sabunlu suyla 20 saniye veya daha fazla süre boyunca yapın. Sonrasında ellerinizi iyice kurulayın çünkü bakteriler ıslak ellerinizde çoğalabilirler. Ellerinizi kurulamak için kağıt havlu kullanın çünkü kurutma makineleri ciltteki nemi alır ve ellerinizi sürtmek etrafa daha çok bakteri saçabilir.

Ve son olarak besin takviyesi önerileri

En kafa karıştırıcı sağlık konularından birine ışık tutmak istiyorum. Günlük olarak kullanmanız gereken vitaminler… Her gün kullandığım 4 takviyenin hangileri olduğu ve neden kullanmanız gerektiğini bilmek istiyorsanız okumaya devam edin. Eğer vitamin raflarında öylece dikilip duruyorsanız artık korkmanıza gerek yok. İşe size son vitamin tavsiye listem… Hangilerini ne kadar almanız gerektiğini anlatacağım.

MULTİVİTAMİN

3 milyon insanla yapılan bir araştırma, araştırmaya katılanların yüzde 1’inden daha da az bir kısmının yalnızca beslenerek gerekli vitaminleri aldığını ortaya çıkardı. Bu yüzden multivitamin kullanmalısınız. Multivitamin kullanmak ayrıca kalp hastalıkları, meme kanseri ve kolon kanserini önlemeye yardımcı olur.

Dozu:
-B, C, E Vitaminleri ve çinko gibi günlük gereken 12 vitamin ve mineralleri içerenleri kullanın. Not; yalnızca adet gören kadınlar demir içeren multivitamin kullanmalıdır. Postmenopozal dönemi yaşayan kadınlar veya erkeklerin demir içeren bir multivitamin kullanmalarına gerek yoktur.
-Daha fazla demek, daha iyi demek değildir. Aşırı dozlarda kullanımdan kaçının. Yalnızca yüzde 100 günlük doza ihtiyacınız var, yüzde 500’e değil.
-Emilimi maksimuma çıkarmak için sabah bir yarısını, gece de diğer yarısını alın. Vücudunuzda meydana gelen kimyasal tepkiler sırasında multivitaminin çeşitli bileşenlerini kullanırsınız. Yani sabit düzeyde almanız, bu yaşamsal besleyiciler için düzenli bir kaynak oluşturur.

KALSİYUM

Güçlü ve sağlıklı kaslar, kemikler ve dişler için kalsiyum gereklidir. Maksimum faydayı sağlayabilmek için kalsiyumu, magnezyum (kalsiyumun olumsuz yan etkilerini önlemek için) ve D vitamini (kalsiyumun emilmesine yardımcı olmak için) ile birlikte almalısınız.

Dozu:

-Kalsiyum (600 mg); magnezyum (400 mg) ve D vitamini (1000 IU) ile birlikte
- Yemekten iki saat sonra dolu bir bardak suyla birlikte alın. Kalsiyum diğer takviyelerin emilimini engelleyebilir bu yüzden ayrı ayrı aldığınıza emin olun.

D VİTAMİNİ

D vitamini, kalsiyumun emilmesine yardımcı olur ve bağışıklık sisteminizin, damarlarınızın, kas ve sinir sisteminizin sağlığı için gereklidir. Çoğunuz, özellikle de kuzey ikliminde yaşıyorsanız veya koyu tenliyseniz güneş ışığından yeteri kadar D vitamini almıyorsunuz. D vitamini aynı zamanda kolon, rahim, meme ve endometrial kanserlerinin önlenmesinde önemli rol oynar.

Dozu:
-1000 IU bu dozu kullandığınız multivitamin içeriyor olabilir bu yüzden etiketleri dikkatli bir şekilde okuyun.
-D vitamini, yağda çözünen vitaminler arasındadır bu yüzden biraz yağla birlikte alındığında daha çok işe yarar. Kahvaltıda süt veya yoğurtla birlikte almayı deneyin.

BALIK YAĞI

Balık yağında kalbin ve beynin en iyi şekilde çalışması için gereken, DHA ve EPA denilen omega-3 yağ asitleri bulunur. Atardamar iltihabını azaltır ve bu da kalp krizi riskini düşürebilir. Balık yağının aynı zamanda meme kanserini yüzde 32 oranında azalttığına inanılıyor. Bu yıl sunulan bir rapor ise balık yağı takviyelerinin çok az miktarda civa ve/veya PCB (Poliklorlu bifeniller; kirli sularda rastlanan kansere neden olan kimyasal) içerebileceğinden dolayı tehlikeli olabileceğini söylese de, bu miktar endişe oluşturmayacak kadar küçük.

Dozu:

-Günlük dozunuz, omega-3 yağ asidi DHA’dan 600 mg içermelidir.
-Balık yağını kahvaltıyla birlikte alın çünkü aç mideye alındığında gaz yapabiliyor.
-Birçok balık yağı bozulmayı önlemek için buzdolabında saklamayı öneriyor. Bu yüzden etiketleri dikkatlice okuyun.

BEBE ASPİRİNİ

Teknik olarak besin takviyesi olmasa da bebe aspirini kalp krizini önleyebilir ve felç riskini azaltır. Yapılan son araştırmalara göre aspirinin neredeyse bütün kanserleri önlediği düşünülüyor.

Dozu:

- Günde iki bebe aspirini alın.
-Günlük aspirin kullanımına başlamadan önce doktorunuza danışın.

ÇİĞ Mİ PİŞMİŞ Mİ?

ÇİĞ Mİ PİŞMİŞ Mİ?

Günlük beslenmenize taze ürünler eklemek, sağlıklı yaşamın yalnızca küçük bir parçasıdır. Aynı zamanda, besin değerlerini korumak için nasıl hazırlamanız gerektiğini de öğrenmelisiniz.

Havuç: Pişmiş!

Havuç, piştiğinde daha yararlıdır. Çiğ şekilde de sağlıklıdır fakat pişirildiğinde daha çok beta karoten (A vitamini) açığa çıkar. Maksimum yarar için soymadan pişirmek en doğru seçim olacaktır.

Kırmızı biber: Çiğ!

Kırmızı biber, suda çözünen C vitamini açısından zengindir. Kırmızı biberi pişirmek veya haşlamak vitaminin kaçıp, suda çözünmesine neden olur. Kırmızı biberi çiğ tüketmek en doğru seçim olacaktır.

Soğan: Pişmiş!

Soğanda, anti-inflamatuar özellikleri olan kuersetin adındaki flavonoid vardır. Pişirmek, flavonoidlerin miktarını artırır. Kırmızı ve sarı soğanda, beyaz soğanda olduğundan daha çok flavonoid vardır. Soğanı 5 dakika boyunca fırınlayın veya tavada pişirin. Daha uzun süre pişirseniz, soğan ölmeye başlar ve besin maddelerini kaybeder.

Sponsorlu Bağlantılar

DEVAMLI ÖĞRENMEK BEYİNDE NASIL BİR ETKİ YARATIR?

Sonraki Sayfa »

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici tavsiyeler

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Current ye@r *