27.08.2014

    Tek Hücreli Canlılar ve Özellikleri Kısaca

    Sponsorlu Bağlantılar

    TEK HÜCRELİLER

    Bir hücreden oluşmuş canlılardır.Bunların beslenme,solunum,boşaltım ve üreme gibi bütün yaşamsal faaliyetler bir hücrede toplanmıştır.Bu canlıların büyük bir kısmı sulu ve nemli ortamda yaşar.Yeşil su yosunu,diyatome,amip,terleksi hayvan,kamçılı hayvan suda yaşayanlardır.

    VİRÜSLER 

    Genellikle yapıları yönetici molekül ve protein kılıftan oluşmuştur.Virüsler ancak ”Elektron mikroskobu”

    ile görülebilirler.Işık mikroskobu ile görülemezler.Bir virüs bakteriyle karşılaştırıldığında bakterinin yanında çok küçük bir boyuta sahiptirler.Bu boyut nm (nanometre,yani metrenin milyarda biri) birimi ile ölçülebilirler.

    Virüsler genellikle 15 nm ile 450 nm arasında bir büyüklüğe sahiptir. Bu nedenle sadece elektron mikroskopunda görülür.
    Hayatsal olmaması, yönetici moleküllerinin DNA veya RNA olabilmesi, konak hücre içinde canlı, hürce dışında cansız olmaları virüsleri prokaryot ve ökaryot hücrelerden ayırır.
    Bitkilerde, hayvanlarda ve bakterilerde yaşayan virüsler hastalık etkenidirler.
    Bakterilerde yaşayan virüslere BAKTERİYOFAJ veya FAJ denir. Konak olarak bakterileri kullanan fajlar, bakteri içine kendi DNA’sını gönderir. Protein kılıf dışarıda kalır. Virüs DNA’sı bakteri içinde kendini eşler, yeni protein kılıflar oluşturur. Bakteri parçalanır, oluşan virüsler serbest kalır. Bazen de bakteri içine giren faj DNA’sı ona hiç zarar vermeden kalabilir ve birlikte yaşayabilirler. Bakteri bölünerek çoğaldıkça içindeki virüs DNA’sı da çoğalabilir.
    Ökaryot çoğalan (hastalık yapan) virüsler genellikle hücreye yönetici molekülünü göndermez, olduğu gibi girer ve çoğalır. Hücre zarındaki glikoproteinlerin “virüs almaç”ı olarak da görev aldığı, bu yüzden her virüsün farklı dokuların hücrelerine girip çoğalabildiği sanılmaktadır.

    Virüslerin yönetici moleküllerine azotlu bazların türevleri (daha büyük molekülü olanlar) katıldığı için konak hücrenin lizozom enzimlerine karşı dayanıklı olduğu tahmin edilmektedir.
    Genellikle hayvansal virüslerde yönetici moleküller DNA, bitkisel virüslerde RNA’dır.
    RNA ihtiva eden virüslerde enzim bulunur. Enzim sadece konak hücrenin zarını eritmekte kullanılır. Sarı humma virüsleri karaciğerde, kuduz virüsleri beyinde ve omurilikte, çiçek, kızamık, siğil virüsleri deride çoğalır.
    Hücre canlı ve öldürülmüş virüslerde muamele edilirse İNTERFERON salgılar. Kızamık, kabakulak, kızıl hastalığı geçirenler kolay kolay bu hastalıklara yakalanmazlar.


    BAKTERİLER

    Prokaryot hücrelerdir. Monera alemi içinde yer alırlar. Dünyada bulunmadığı yer yok gibidir. Bakteriler 0.2-2 mikron genişliğinde 2.60 mikron boyunda canlılardır. Işık mikroskopunda yuvarlak (küre), virgül, çubuk, sprial şekillerde görülürler. Bakteriler bu şekillerine göre dört gruba ayrılırlar.

    1. Küre biçiminde olanlar (Kok)
    2. Çubuk şeklinde olanlar (Basil)
    3. Burgu biçiminde olanlar (Spirillum)
    4. Virgül şeklinde olanlar (Vibrio)

    Koklardan ikişerli bulunanlara diplakok, tesbih dizisi gibi olanlara streptokek, üzüm salkımı gibi olanlara stafilokok denir. Koklar ve basiller koloni meydana getirirken sprilillumlar nadir koloni oluşturur.
    Bakterilerin gram boyası ile boyananlarına gram(+) pozitif, boyanmayanlarına gram(-) negatif adı verilir.

    Yapısı: Bakteriler bir zar ile, bu zar üzerindeki güçlü ve sert bir hücre çeperi ile örtülüdürler. Hücre çeperi protein ve karbohhidratlardan yapılmıştır. Bu çeper mumsu ve sümüksü yapıdadır. Bu çeper hücrenin korunmasını ve belli bir şekilde olmasını sağlar. Çoğu bakteride çeper yapısında seliloz bulunmaz. Bazı bakterilerde çeper dışında kapsül bulunur. Kapsül çoğunluk karbonhidratlardan oluşmuş bir yapıdadır. Yapışkan ve hücreyi koruyucu özelliktedir. Kapsüllü bakterilerin çoğu hastalık yapıcıdır. Bakterilerin içinde ortalama % 90’ı su olan stoplazma bulunur. Bakterilerde çekirdek zarı ve çekirdekçik yoktur. Tipik bir mitoz bölünme görülmez. Çekirdek materyali stoplazma içinde yer alır. Hücrenin kromozomları stoplazma içindeki DNA dır. Koromozomları daima monoploid (n) sayıdadır. Stoplazma içinde glikojen protein ve yağ tanecikleri bulunur. Ribozom ve ko-ar küçük ve stoplazma içine dağılmış durumdadır. Bakterilerde mitokondri, kloroplast, golgi aygıt, endoplazmik retikulum gibi zarla çevrili organeller bulunmaz. Mitokondri yerine mezozom, kloroplast yerine tilakoit denilen zar kıvrımları bulundurur.

    Bakteri içinde metabolik olayların düzenlenmesini sağlayan enzimler stoplazmik içinde bulunur. Bir kısmıda hücre zarının iç yüzeyinde dizili olarak bulunur. Bu sayede sıvı içinde yüzerek hareket ederler. Ancak toz taneciklerine, su damlacıklarına tutunarak uzak mesafelere taşınabilir.

    Beslenmeleri: Bakteriler beslenmeleri bakımından çok çeşitlilik gösterir. Ototrof olanları arasında fotosentez ve kemosentez yapanları bulunur. Fotosentez yapanlara fotosentetik bakteriler (örneğin kükürt bakterileri), kemosentez yapanlara kemosentetik bakteriler (örneğin azot bakterileri) adını alır.
    Heterotrofların sarofit (çürükçül) olanları, parazit olanları vardır.
    Çürükçül olanlardan büyük bir kısmı faydalı bakterilerdendir. Bu bakteriler bitki ve hayvan artıklarını parçalayarak, organik ve inorganik maddeler haline çevirerek yeniden kullanılmalarını sağlarlar. Saprofit bakteriler organik maddeleri hücre dışı sindirim ile parçalayan gelişmiş bir enzim sistemine sahiptir.
    Bazıları üzerinde yaşadığı konak canlıya fayda sağlar. (Mutualizm). Parazit bakterilerden insanda hastalık meydana getirenlere PATOJEN BAKTERİLER denir. Bunlardaki endotoksin ve ekzotoksin denilen maddeler konak canlıya zarar verirler. Parazitlerin ortama en iyi uyum sağlayanları konak canlıyı öldürmeyenleridir.

    Solunum: Bakterilerin çoğu oksijenli solunum (aerob) yapar. Bununla ilgili enzimler mitokondri yerine hücre zarı üzerinde bulunur. Bazı bakteriler ise oksijensiz ortamda yaşayabilir, (anaerob) örneğin taşınınca ölürler. Bir kısmı da hem oksijenli, hem de oksijensiz ortamda yaşayabilir. Normal olarak, oksijenli ortamda yaşayanlar kısa bir süre oksijensiz ortamda yaşayabilen bakteriler bulunur. Bu tip bakterilere geçici anaerob bakteri adı verilir. (Örneğin tifobasili). Normal olarak oksijensiz ortamda yaşayan, ama kısa bir süre için oksijenli ortamda yaşabilen bakterilere de geçici aerob adı verilir. (örneğin E. coli bakterileri)

    Üreme: Bakteriler bölünerek (Eşeysiz olarak) çoğalırlar (mitozla geometrik oranda artar). Bakteriler uygun şartlarda çok hızlı bölünürler. Bir bakteri 20 dakikada bir bölünerek geometrik dizi ile artar. Ancak bu hızlı artış bir süre sonra su ve besinlerin bitmesi ve zararlı artıkların ortamda giderek çoğalmasıyla yavaşlar, populasyonun büyüme oranı da giderek azalır. Bakteriler zaman zaman (iki bakteri yan yana gelerek) eşeyli üreme yaparlar. (Aralarındaki stoplazmik köprü ile gen alış verişi yaparlar.) Bakterilerin bu şekildeki eşeyli üremesine KONJUGASYON adı verilir.
    Uygun olmayan ortamlarda bakteriler ENDOSPOR oluşturarak varlıklarını sürdürürler. Şartlar düzelince canlılık faliyetlerini hızlandırıp çoğalabilirler.

    BİR  HÜCRELİ  CANLILARA ÖRNEKLER

    Bir hücrelilerin hepsi sularda yaşarlar.

     Kökbacaklılar

    Örnek      : Amip

    Özellikleri:

    —   Vücudun belli bir şekli yoktur.

    —   Beslenme ve hareketleri yalancı ayaklarla olur.

    —   Eşeysiz olarak bölünmeyle çoğalırlar

     

    Kamçılı hayvan

    Örnek                     : ÖGLENA
    Özellikleri               :

    —   Kloroplastları vardır. Fotosentez yaparlar.

    —   Işığa duyarlı göz lekeleri vardır.

    —   Kamçıyla yüzerek hareket ederler.

    —   Eşeysiz olarak bölünmeyle çoğalırlar.

    —   Hem bitki hem de hayvan özelliği gösterirler.

     

    SPORLULAR

    Örnek                                     : Sıtma Plazmodyumu

    Özellikleri                              :

    —   Hepsi parazittir

    —   Hareket organelleri yoktur.

    —   Eşeysiz olarak sporlanarak çoğalırlar

    —   Sıtma plazmodyumu “anofel” denilen sivrisineklerin tük-

    rük bezinde yaşar. Sivrisineğin insan kanını emmesiyle

    insana bulaşır. İnsanda “sıtma hastalığı” nı yaparlar.

    Sıtma hastalığı “kinin” denilen ilaçla tedavi edilir.

     

    HAŞLAMLILAR

    Örnek                      : Terliksi hayvan (paramezyum)

    Özellikleri               :

    —   Hareketleri kirpiklerle(ince titrek tüyler) olur.

    —   Eşeysiz olarak bölünerek çoğalırlar.

    —   Besinlerini ağızla alırlar.

    —   Boşaltım kontraktil ko-arla olur.

    —   Bir hücrelilerin en gelişmiş örneğidir.

     

    Bazı bir hücreli canlıların belirgin özellikleri

    Bir hücreli      Hareket şekli        Üremesi        Besin alınışı             Boşaltım

    Amip              Yalancı ayakla     Bölünerek     Kök ayaklarla              Ko-arla

    (eşeysiz)

    Paramesyum   Sillerle                    Bölünerek    Hücre ağzıyla         Ko-arla

    (eşeysiz ve eşeyli)

    Öğlena            Kamçıyla            Bölünerek      Fotosentez yapar        Ko-arla

    (eşeysiz)             yada hazır besin alır

     

    AŞI ve SERUM

    Bağışıklık: 
    Vücudun herhangi bir hastalık etkenine karşı dayanıklılık kazanmasına bağışıklık denir. Bağışıklık iki şekilde olur.

    1. Doğal bağışıklık: Canlıların doğuştan getirdikleri ve onları mikroplara karşı koruyan, canlının çeşitli özelliklerine (yapısal, genetik) bağlı olan bağışıklıktır.

    2. Kazanılmış bağışıklık: Canlıların hastalık etkeni ile karşı karşıya kalmasıyla ortaya çıkan ve oluştuğu canlıda etkili olan yani sonradan kazanılan bir bağışıklıktır.

    Antijen: Kan ve lenf sıvısına girdiğinde, lenfositlerin antikor üreterek cevap verdiği yani savunmaya geçtiği her yabancı madde antijendir. Antijen, yerine göre yabancı bir kan proteini olabildiği gibi, bakteri zarı veya virüs protein kılıfı vb. olabilmektedir.
    Antikor: Vücuda giren, antijen dediğimiz yabancı maddelere karşı lenfositlerin ürettiği protein yapıda savunma molekülleridir. Organizma milyonlarca çeşit antijene karşı antikor oluşturabilir.

    Toksin: Organizmada çeşitli canlılık reaksiyonlarını inhibe eden (engelleyen), başka bir deyişle zehir etkisi görülen çeşitli maddelere denir.
    Antitoksin: Vücudun dışarıdan giren veya vücuttaki mikropların açığa çıkardığı toksinlere, zehirlere karşı lenfasitlerin açığa çıkardığı protein yapıda moleküllere, pan zehirlere denir.

    a) Aktif Bağışıklık: Hastalık etkeni ile karşı karşıya kalmış canlının kendi savunma gücüyle ortaya çıkan bağışıklıktır. Yavaş yavaş gelişir, fakat bir defa ortaya çıktıktan sonra uzun sürer.
    Bu tip bağışıklık, hastalığı geçirmekle veya aşılanmak suretiyle sağlanır.
    Çiçek, kızamık, kızamıkçık, BCG aşıları canlı aşılardır.
    Difteri ve tetanoz da etkeninin eksotoksinlerinden hazırlanan aşılar ise toksoid (Anatoksin) aşılardır.
    Aşı yapılan insan vücudunda akyuvarlar tarafından antikor üretilir. Kan antikor bakımından zenginleşir. Böylece vücuda girecek mikroplar öldürülür.

    b. Pasif Bağışıklık: Hastalık etkeni ile karşı karşıya kalmış canlının vücudunda gelişen antikorların, korunması istenilen canlıya geçmesiyle oluşan, etkisi kısa süren bağışıklıktır. Çünkü aktarılan antikorların, (korunması istenilen) yenisi yapılmadığı için birkaç hafta sonra parçalanır. Pasif bağışıklık sağlamada serumlar kullanılır.
    Antikor kanın serum kısmında bulunmaktadır.

    Serum: Belirli bir antijene (mikrop, yabancı madde) karşı aktif bağışıklık kazandırılmış bir başka insan veya hayvan kanından elde edilen kanın sıvı kısmıdır.

    Serumda iki ana kısım bulunur. Bunlar;
    Besleyici kısım: Protein, inorganik tuz, şekerdir.
    Koruyucu kısım: Antikor veya antitoksindir.
    Pasif bağışıklığın bir diğer şekli annede oluşan antikorların plasenta yolu ile çocuğa geçmesidir. Bu şekildeki anneden çocuğa antikor geçmesi ile doğuştan pasif bağışıklık sağlanır. Bu tip bağışıklık ortalama 4 – 6 aydan sonra hızla azalarak kaybolur. Bu bağışıklık çocuğu ilk aylarda enfeksiyonlara karşı korur.

    PARAMESYUM (TERLİKSİ HAYVAN)

    Beslenme – Sindirim – Taşıma:

    Heterotrof bir canlı olduğundan ihtiyacı olan organik maddeleri dış ortamdan alır. Besinler, etrafı siller ile örtülü HÜCRE AĞZINDAN alınır. HÜCRE YUTAĞINA itilir. Stoplazmaya ulaştırıldığında çevresinde bir koful oluşur. Buna BESİN KOFUL denir. Besin kofulu stoplazma içinde dolaştırılarak besinler sindirilir. Stoplazmada sentezlenen sindirim enzimlerinin besin ko-arı içine geçerek protein, yağ ve karbohhidratlar gibi besinleri yapı birimleri olan amino asit, gliserin, yağ asitleri, glikoz gibi maddelere ayrıştırmasına SİNDİRİM denir. Besinlerin hücre içine alındıktan sonra sindirilmesine ise HÜCRE İÇİ SİNDİRİM adı verilir. Hücre içi sindirim sonucu oluşan bileşikler sindirim kofulunun stoplazmadaki sürekli hareketi sonucu stoplazmaya yayılır. Stoplazma hareketleri ile her tarafa dağılması sağlanır. Sindirim kofulu içinde kalan artıklar hücre anüsü yardımıyla dışarı atılır. Koful bu olaydan sonra dağılır.

    Özümleme – Solunum – Boşaltım: 
    Sindirim sonucu oluşan ve stoplazmaya karışan ürünlerin hücrenin kendi yapı maddelerinin sentezinde kullanılmasına özümleme denir. Özümleme sonucu organizma kendi yapısına uygun proteinler, yağlar, nükleik asitler, karbonhidratlar elde edilir.

    Suda çözünmüş olarak bulunan oksijen diffüzyon ile stoplazmaya geçer. Stoplazma içinde glikoz, amino asitler gibi küçük moleküller enzimlerinde yardımıyla oksijenli ortamda parçalanarak CO2 , su gibi maddelere ayrışır. Bu esnada açığa çıkan enerji ile ATP sentezlenir. Bu olaya hücre solunumu adı verilir. Solunum sonucu oluşan ATP enerji gerektiren olaylarda kullanılır. Hücrede geçen biyokimyasal olaylar sonucu oluşan CO2, H2O, NH3 gibi artık ürünlerin dışarı atılmasına boşaltım denir. CO2 ve NH3 paramesyumda diffüzyon ile hücre zarından dışarı atılır. Su ise kontroktil koful adı verilen özel bir organel ile dışarı atılır. ancak bu olay ATP harcanarak boşarılır. Bütün canlılar ve hücreler hücre için madde konsantrasyonunu belirli sıvılar içinde tutarak canlılıklarını sürdürür. Bu olaya Homeostazi denir. Söz gelişi paramesyumda su diffuzyonla hücreye girer. Hücredeki su yüzdesi belli bir düzeyin üzerine çıkar. Kontraktil ko-ar suyun fazlasını devamlı dışarı pompalar. Böylece iç şartlardan biri olan su konsantrasyonu devamlı değişmez tutulur.

    ÖRNEK
    I. Yönetici moleküllerinin bir tane olması
    II. Yeterli enzim sistemlerinin bulunmaması
    III. Organellerinin bulunmaması
    özelliklerinden hangileri, onların, canlılık olaylarını gerçekleştirebilmek için, canlı bir hücre içinde bulunmalarını zorunlu kılar?
    A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
    D) I ve II E) II ve III
    (1998/ÖSS)

    ÇÖZÜM
    Virüslerin organellerinin ve yeterli enzim sistemlerinin bulunmaması, canlılık olaylarını gerçekleştirebilmek için canlı bir hücre içinde bulunmasını gerektirir.
    Cevap E’dir.


    ÖRNEK 

    Penisilin ve tek bir bakteri türü ile normal besi ortamı içeren iki petri kabından aşağıdaki şemada gösterilen deney yapılmıştır.

    Bu deney sonucu,
    I. Aynı türe ait bireyler farklı kalıtsal özellikler gösterir.
    II. Aynı besini kullanan bireyler, besin açısından rekabete girer.
    III. Ortamın yeni koşullarına uyabilen bireyler bu koşullarda yaşamaya devam eder.
    ifadelerinden hangileriyle açıklanabilir?
    A) Yalnız I ………….B) Yalnız II ……….C) I ve III
    D) II ve III………….. E) I, II ve III
    (1999/ÖSS)

    ÇÖZÜM
    Aynı türe ait bireyler, farklı kalıtsal özellikler taşıdığından penisilinli ortamda seçilim oluşmuştur. (1. kap) penisiline dayanıklı bireyler II. kapta yaşamlarını sürdürmüş ve çoğalmışlardır.
    Cevap C’dir.

    ÖRNEK 

    Suda yaşayan bir canli kolonisinin bazi özellikleri şunlardir:
    I. Birer çift kamçi taşiyan 16 hücreden oluşmuştur.
    II. Hücrelerin işlevleri birbirinin aynidir.
    III. Hücreler, jelatinimsi bir kilifla bir arada tutturulmuş.
    IV. Hürceler, koloniden ayrildiklarinda da bir birey gibi canliliklarini sürdürebilmektedir.
    Yukaridaki özelliklerden hangileri, bu koloninin çok hücreli canli olmadiginin kanitlaridir?
    A) I ve II B) I ve IV C) II ve III
    D) II ve IV E) III ve IV
    (1999/ÖSS)

    ÇÖZÜM

    Kaloriyi oluşturan hücrelerin işlevlerinin ayni olmasi, bu hücrelerin koloniden ayrildiklarinda da bir birey gibi canliliklarini sürdürmeleri, koloninin çok hücreli canli olmadiginin kanitidir.
    Cevap D’dir

    Sponsorlu Bağlantılar

    Tek hücreli canlılar kısa özet

    Deri Organı ve Derinin Görevleri Ders Notları Kısa Konu Anlatımı Kısaca Özet Bilgi

    Bu sayfadaki "Tek Hücreli Canlılar ve Özellikleri Kısaca " konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *