25.07.2014

    Uluğ Bey Neyi Bulmuştur, Neleri İcat Etti, Çalışmaları Başarıları Hakkında Bilgi

    Sponsorlu Bağlantılar

    ULUĞ BEY (1394 Sultaniye-1449 Semerkant),

    Moğol hükümdarı ve astronomi bilgini.

    Babası Şahruh (Timur’un oğlu) tarafından, 1407 yılında Horasan ile Mazenderan’ın, bir süre sonra da Türkistan ve Semerkant’ın yönetimiyle görevlendirildi. Babasının ölümü üzerine, 1447′de Timur İmparatorluğu’nun yönetimini eline aldı. Ancak imparatorluğunun birliğini koruyamadı. Bir yandan Özbeklerin saldırıları, diğer yandan Timuroğulları arasında çıkan taht kavgaları, imparatorluğun kısa bir süre sonra parçalanmasına neden oldu. Kendisi de, başkaldıran oğlu Abdüllatif’e tutsak düştü ve onun emriyle öldürüldü.

    Uluğ Bey, bilim adamlarını ve sanatçıları korudu. Şiire ve tarihe meraklıydı. Moğolların tarihiyle ilgili bir kitap yazdı. Matematik ve gökbilim alanındaki bilgisiyle tanındı. Semerkant’ta, çağına göre modern bir rasathane yaptırdı. Bu rasathanedeki gözlemlerle Uluğ Bey, “zici” denilen ve gökcisimlerinin konumunu ve hareketini gösteren yeni bir cetvel hazırlattı.

    Türk dünyasının 15′inci asırda yetiştirdiği en büyük astronomi bilgini ve Timur Han’ın torunu olan Uluğ Bey, 22 Mart 1394′te Güney Azerbaycan’daki Sultaniyye’de doğdu. İyi bir eğitim görerek, 13 yaşındayken Horasan ve Maveraünnehir eyaletlerine hakan naibi oldu. Başkent seçtiği Semerkant’ta, müstakil bir hükümdar gibi hareket etti.

    Fen bilimleri ve astronomiye merakı, kendisini dünya tarihinin en büyük astronomlarından biri haline getirdi. İlim adamlığı yanında devlet adamlığı vasfı da yüksek olan Uluğ Bey, Semerkant’ta 38 yıl hükümdarlık yaptı. Bir akademi haline getirdiği sarayı, devrin meşhur alimlerinin toplanıp tartıştığı bir mekan oldu. iktidar döneminde, başta Semerkant ve Buhara olmak üzere tüm ülke, Türk mimarisinin seçkin eserleriyle donatıldı. Oğlu Abdüllatif tarafından tahttan indirilen Uluğ Bey, 25 Ekim 1449′da, Abbas adlı bir düşmanı tarafından öldürüldü ve dedesi Timur Han’ın yanına defnedildi.

    Uluğ Bey’in Semerkant’ta kurduğu rasathanedeki astronomi çalışmaları, astronomi biliminin bugünkü seviyeye gelmesinde büyük pay sahibidir. Uluğ Bey, astronomi çalışmalarının temelini teşkil eden trigonometri ilmi üzerinde geniş çalışmalar yaptı. Kendisinden önceki Doğu – Batı dünyasının tahmini ve yaklaşık bilgilerini bırakıp bilimsel esasları tespit ederek, trigonometride yeni bir araştırma yolu açtı. Dünya onu astronomi alanındaki eserleriyle tanıdı. Semerkant’taki rasathanesinde yapılan çalışmalar, bugünkü astronomiye hala ışık tutmaktadır.

    İlhanlılar zamanında yapılan rasatları tekrar gözden geçiren ve 12 yıl boyunca rasat yapan Uluğ Bey, 1437′de, büyük eseri Uluğ Bey Zici’ni yazdı. Bu eser, daha önce yazılan ‘zic’Ierin yanlışlarını düzeltiyor ve yıldızların hareketlerini daha mükemmel gösteriyordu. Uluğ Bey’in bu eseri 1665′te Oxford’da İngilizce ve 1853′te de Fransızca olarak basıldı. Batı bilim dünyası, Uluğ Bey’e 15. Asır Astronomu unvanını layık görürken, Milletlerarası Astronomi Derneği de Ay yüzeyindeki bir kratere onun adını verdi.

    Devlet adamlığını ve bilge kişiliği şahsında birleştirmesini bilmiş, ö-nemli bir Türk bilginidir. Sultaniye’ de doğmuştur. Ünlü Türk komutanlarından Timurlenk’in torunu olan Uluğ Bey’in gerçek adı olan “Turagan”, bazı kaynaklarda farklı ola-rak,”Taragay” ya da “Turgay”olarak gösterilmiştir.

    Babası Müiniddin-i Şahruh’tur. O, Timurlenk’ten sonra ülke yönetimini eline geçirecek ve bu arada Uluğ Bey’i henüz genç yaşlarında Semerkand merkez olmak üzere, Türkistan ve Maveraünnehir’e genel vali olarak atayacaktır. 1409 da gerçekleşen bu atama O’nun genç yaşında olgunlaşmasına neden olmuştur. Bu görevi babasının öldüğü 1446 yılma kadar, 35 yıl süreyle ve başarıyla devam edecektir.

    16 yaşında getirildiği bu görev süresinde en çok önem verdiği bayındırlık ve eğitim işleri olmuştur Çeşitli medreselerin açılması sağlanmış ve daha da değerlisi, O’nun çabaları sayesinde o zamanlarda dünyanın en gelişmiş rasathanesi Semerkand’da kurulmuştur. Bu rasathane kısa sürede önemli bir eğitim merkezine dönüşmüş ve dünyaca tanınmıştır. Burada geleceğin bilim adamları yetişecektir.

    Bu rasathanenin inşaatı on yıldan fazla sürmüştür. 1424 yılında bittiği sanılmaktadır. Bütün bu sürede Uluğ Bey inşaatın her şeyiyle ilgilenmiştir. Rasathanenin ilk müdürü El-Kaşi (Gıyaseddin Cemşid) olmuşsa da kısa süre sonra ölmüştür. İkinci olarak müdürlük görevi Kadızade Rumi’ye verilmiştir.

    O, bu görevi 1435-1440 yıllan arasında yapmış ve O da öldükten sonra bu göreve Ali Kuşçu gelmiştir.

    Bütün bu gelişmelerle Uluğ Bey’ in yakın ilgisi vardır. Çünkü bölge valisi olarak bütün bu atamaları O yapmaktadır. Uluğ Bey, bütün bu yoğun çalışmaları arasında bilimle uğraşmaya vakit ayırabilmiştir. Sonuç olarak, O, kendisini asla bilimden kopmuş kabul etmiyordu. Bazen istekli olduğu derslere katılıyor, bir öğrenci gibi çalışıyordu.

    Uluğ Bey’in gerçek çalışma alanı Astronomi olmakla birlikte matematiği de çok iyi bildiği bilinmektedir.

    Bilhassa geometriye özel ilgi duyan Uluğ Bey’in en önemli eserleri Zic’teridir.

    Bunlar Zici Gürgani, Uluğ Bey Zici, Zici Cedidi Sultani adlarıyla tanınan bu üç zicin hazırlanmasında Ali Kuşcu’nun da katkısı bulunduğu sanılmaktadır. Bu sonuncu zic uzun yıl-lar doğu ve batı uygarlıklarının hepsinde kullanılmıştır. Bunda 994 yıldıza ait o zaman için ulaşılması olanaklı tüm bilgiler yer almaktadır. Bu zicin ilk çevirisi Farsçaya yapılmıştır. 1650 yılında İngilizceye çevirilen bu eserin biraz gelişmiş şekli, ilk kez … hakkındaki detaylı bilgiyi görüntülemek için tıklayınız.
    Tycho Brahe (1546-1601) tarafından yapılacaktır. Fransızcaya çevirisi A. Sedillot tarafından 1840 yılında yapılmıştır. Bu çevirinin adı Pro-legomenes des Tables Astronomi-ques d’OulougBey ‘dir.

    Osmanlılara ise bu eser, Copernicus’un Güneş-merkezli sistemi, Yermerkezli sistemden çok daha başarılı değildi. Ayrıca henüz yeni fizik kurulmadığından, Güneş’in evrenin merkezinde ve Yer’in de bir gezegen gibi onun çevresinde döndüğünün kanıtı da verilemiyordu. Bu nedenle, astronomlar Copernicus’u hemen kabul etmediler. Ancak astronomların karşısında gök olaylarının hesabını verebilen iki sistem vardı. Bunlardan hangisinin evrenin gerçek yapısını yansıttığının bilinmesi gerekiyordu. Bu da doğru gözlemler yapmakla mümkü

    Ali Kuşçu ve torunu Mirim Çelebi çevirisi ile gelmiş olacaktır. Bütün bilim dünyası astronomideki gelişmeleri bu zicler yardımıyla izlerken, burada yer yer matematik problemleriyle karşılaşılmaktadır.

    Bu problemlenn daha çok geometri ve trigonometri konularıyla ilgili ol-duğu görülmektedir.Uluğ Beyim tük problemlerin bir çoğuyla ilgilenmiş ve güzel çözümler bulmuştur.

    O’nun hocası olan Kadızade Rumi Uluğ Bey zici hakkındaki görüşünü, Düsturiilamel ve Tashihülcedvel adını taşıyan risale şerhinde açıklarken özellikle 1 dereceklik yayın sinüsüne ait buluşun çok dikkat çekici olduğunu üstüne basarak belirttikten sonra, şunu da eklemiştir: “Bir derecelik yayın sinüsüne dair yapılan matematiksel açıklama ve kanıtlardan bağımsız düşünsek bile konu, sadece yazıda belirtilmiş olan değerler bile olsa, bu çalışmanın ne kadar değerli olduğunu göstermeye yeterlidir.”

    Uluğ Bey bilimde ne kadar başarı lı olsa da, sonuçta O ülkesini yönetmekle görevlidir. Babası öldükten sonra çok şeyler değişecek ve bazı siyasi entrikalarla karşı karşıya kalacaktır. Oğullarının ihanetine uğrayacak ve Semerkand’dan ayrılıp He-rat’a giderek ülkesini oradan yönetmeye çalışacaktır. Herat’ta bulunduğu son üç yılını büyük sıkıntılar içinde geçirmiştir. Horasan’da bulunan büyük oğlu Abdüllatif ülkeyi ele geçirmeye kalkışmıştır. O yalnız değildir ve O’nu kışkırtanlar vardır.

    Siyasi baskılar ve entrikalar Uluğ Beyi bunaltmıştır. O da karşı tedbir olarak zaman zaman zecri tedbirler a-hr. Bir ara küçük oğlunu yanına çekmeye çalışır. İş artık çatışma aşamasına gelmiştir. Büyük çatışmalar yaşanır ve savaşı kazanan oğlu tarafından esir alınır ve Semerkand’da halka teslim edilir. Bu O’nun idam fermanıdır. Bu halkın bir kısmı Uluğ Bey ile araları bozuk olanlardır ve onlar oğul Abdüllatif ten kısas isterler. O da babasını bu insanlara teslim eder. Bu kargaşada bir bahane ile kardeşi de halka teslim edilmiştir. Böylece tek başına kalacaktır. Her ikisi de idam edilerek öldürülür. Bir büyük bilim adamı, oğlunun ihanetine uğrayarak, yaşama veda etmiş olmaktadır.

    Sponsorlu Bağlantılar

    Piri Reis Neyi Bulmuştur, Nereleri Keşfetti, Neleri İcat Etti, Çalışmaları ve Başarıları Hakkında Bilgi

    Prof. Dr. Halil İnalcık Neyi Bulmuştur, Neleri İcat Etti, Çalışmaları Başarıları Bilime Katkıları Hakkında Bilgi

    Bu sayfadaki "Uluğ Bey Neyi Bulmuştur, Neleri İcat Etti, Çalışmaları Başarıları Hakkında Bilgi" konusuyla ilgili fikrinizi merak ediyoruz? Tespit ettiğiniz hata ve eksiklikleri bize yazın! Eleştirileriniz de en az övgüleriniz kadar bizim için değerlidir.

    Yorum Yapın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Current day month ye@r *