Yeni bir tarz istiyorum kendi tarzımı nasıl yaratabilirim, tarz değiştirmek istiyorum dış görünüşümü nasıl değiştirebilirim?

106 2
Sponsorlu Bağlantılar

Etiketler:tarz değiştirmek imajımı nasıl değiştirebilirim imajımı değiştirmek istiyorum tarz kıyafetler tarz değiştirme tarzımı nasıl değiştiririm tarz kızlar şifon bluz tarz görünüşümü nasıl değiştirebilirim

25 yaşını devirmiş kadınlar için imaj yenileme önerileri..

25'inden Sonra İmaj Nasıl Değiştirilir

25’inden Sonra İmaj Nasıl Değiştirilir?
25 yaşını devirmiş kadınlar için imaj yenileme önerileri..  
20 – 25 yaşından kalma makyajınız artık size uygun olmayabilir. Makyaj çantalarınızı ve çekmecelerinizi düzenlemenin zamanı geldi. Eğer sizde stilinizi değiştirmeyi düşünüyorsanız işte sizlere önerilerimiz…

Yaşınız:
20 – 25 yaşındaki makyajınız size uygun olmayabilir. Tonları ve yapıyı değiştirin. Aynı zamanda saç renginiz de farklı makyaj gölgeleri ve yapıları gerektirebilir. Doğru makyaj yılların etkisini kolaylıkla silebilir.

Yüzünüzün şekli ve cilt renginiz:
Makyajda illüzyonlar yaratarak yüzünüzün şeklini, cilt rengini ve yapısını değiştirebilirsiniz.

Göz renginiz ve göz şekliniz:
Marifetli bir biçimde uygulanan bir makyaj; küçük gözlerin daha büyük, mavi gözlerin daha mavi, yuvarlak gözlerin daha geniş görünmesini sağlayabilir.

Saç renginiz:
Makyajınız saçınızı tamamlamalıdır. Eğer saçınız kuzguni siyahsa ve cildiniz solgunsa koyu kırmızı bir ruj ve koyu siyah bir göz makyajı (maskara – rastık) sizde enfes görünecektir. Eğer sarışınsanız toprak tonları size çok yakışan tonlar olacaktır. Eğer saçlarınız siyah ya da kahverengiyse istediğiniz rengi uygulamak için sınırsız özgürlüğe sahipsiniz.

Yaşam tarzınız:
Makyaj yapmak çok kolaydır. Eğer yoğun bir yaşam tarzınız varsa uygulanması çok zor bir makyaj tarzını tercih etmenizin bir anlamı yoktur.

Kendinizi ifade eden tarzı bulun ve modayı siz yaratın

Sadece geceleri, gökyüzü yorganın altında siyah renge büründüğünde, moda da uykuya dalıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gardıroplarınızın karşısına geçtiğiniz andan itibarense tıpkı bir puzzle’ın parçaları gibi yeni benliğinizi giymek üzere zamanı kullanmaya başlıyoruz.

Bugün ne giyeceğiniz ajandanıza bağlı olabilir; şirket içinde toplantı, ardından çocuklarla buluşma… Gün içinde ruhsal bir dalgalanmaya maruz kalacağınız çok açık.

Hava ve yol durumu

Bu durumda, zaten modacıların şu sıralar fazla yüz vermediği düşük bellilerden medet ummaya gerek yok. Siyah mini bir etek de üzerinize fazladan seksapel yükleyebilir. Tebrikler, rahat kesimli bir jean pantolon ve ona uygun bir üstle bu sabahki sınavı başarıyla geçtiniz. Şimdi sıra ayakkabılarda… Hava biraz yağmurlu mu olacak ne? Marc Jacobs bugün için için iyi bir seçim olmayabilir. Yine de yüksek topuk tercih edebilirsiniz.

Kıyafet iletişimdir

Giydiklerimiz, kişisel hikayemizdir. Kıyafet iletişimdir. İster modanın bize dikte ettiği şekilde giyinelim ister modayı tamamen reddedelim. Nasıl yaşıyorsak, bunu giydiklerimizle tüm dünyaya gösteririz. Kısacası, kişisel hikayemizi aslında üzerimizde taşırız. Çevremizdekilerin stilleri de tanıyalım ya da tanımayalım ilk önce dikkatimizi çeken özellikleridir. Örneğin, başarılı bir akademisyeni üzerinde imitasyon yılan derisi bir pantolon, yün çorap ve safari ceketle gördüğünüzde şaşırmaz mısınız? Ya da terapistinizi derin dekolteli bir mini elbiseyle…

Kariyerlerinin zirvesinde olsalar da bu görüntüleriyle sizde cidd bir imaj oluşturmayacakları kesin. Demek ki, hepimiz kıyafetlerimizle dünyaya birşeyler söylüyoruz.

Kendimizi ifade biçimimiz

Eteğin uzunluğu, jean pantolonun dar ya da bol olan paçala1arı, seçtiğimiz renkler, aslında içinde bulunduğumuz ruh halinin dışavurumundan başka bir şey değil. Şaşırtıcı olansa, tüm bu karakterlerin bilinçaltında topluma kişinin kendisiyle ilgili mesajlar veriyor olması. Akademisyen, sıra dışı kıyafetiyle kadınlığının altını çiziyor aslında. Belki baskıcı bir ailenin kızıydı belki de erken yaştaki hamileliğinin travmatikliğiyle özgüvenim geliştiremedi. Şimdi kaybettiği tüm o zamanları daha da önemlisi kadınlığını bulmanın peşinde.

Ve giyim stiliyle bunu gösteriyor. Giydiklerimiz kişiliğimizin resimli bir albümü gibi. Herkes albümün sayfalannı çevirebilir. Çünkü kıyafetimiz kendimize çehre kazandırmadan önce okuduğı bir şeydir. Uzmanlara göre de “dresscode”olarak adlandırılan stil anahtarı bizim yabancılara karşı kendimizi güvenceye aldığımız en önemli oryantasyondur. Yeniden farkına vardığımız psikolojik şemamızı giysilerimizle bir daha gözden geçirmiş oluruz. Aynı zamanda giydiğimiz mantonun markası, sezona ait ayakkabı ve modaya uygun pantolon formuyla tanımlandığımızı biliyoruz.

Çünkü giyim tarzımız sosyal zekamızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Moda dışarıdan, stil duygusu ise içten gelen bir özellik. Üzerimize daracık oturan bir kazak giyip, pekala onu göz rengimizi yansıtan taşlı bir kolyeyle dikkat çekici hale getirebiliriz. Stil, içimize ve dışımıza giydiklerimizin arasında hareket alanı bulur kendine. Tıpkı baştan çıkarma ve aynı zamanda reddetme gibi… Tabii ki, hepimizin amacı giyinirken mümkün olduğunca varlığını hissettirme isteğinden geçiyor. Topluma ideal bir karakter sunmayı hayal ediyoruz.

30’lu yaşlarda stilimiz oturuyor

Karakterlerimizi bir anlamda kıyafetler oluşturuyor. Ve annelerimiz hayatımızdaki ilk moda tasarımcılarımız. Vücudumuzu kendi zevkine ve kurallarına göre forma sokuyurlar. Kıyafetlerini kirletmelerine izin verilmeyen küçük erkek çocukları büyüdüklerinde bambaşka bir giyim tarzını benimsiyorlar. Günün birinde annenin satın aldığı kazak kaşıntı yapmaya başlıyor, ceketler dar geliyor ve şapkalar terletiyor. Annemizin bizim için seçtiği giysilerinin içinde mutsuzlaşıyoruz.

Artık ne giyeceğimize kendimiz karar vermek istiyoruz, alışverişe tek başımıza çıkmak en büyük arzuya dönüşüyor. Ergenlik döneminde kıyafetler, ebeveynlerden uzaklaştıran birer savaş alanlarına dönüşüyor.

Ergenlikten sonrası

Bu dönemde giyilenler hiç olmadığı kadar önem taşımaya başlıyor. Marka kıyafetler gelişen kişiliğe cesaret veriyor. Küresel ısınma dahi istenmeyen bir saç kesimi kadar kulağa dramatik gelmiyor.

Moda trendlerine bağlı kalanlar 30 yaşla birlikte kendi stillerini oluşturmaya başlıyor. Bu dönemde, sosyal araştırmacıların ortantasyon arayışı olarak adlandırdıkları bu uzun süreç aile oluşturma ve meslek edinmeyle birlikte sona ermiş oluyor. Stil sosyal kimlikle birlikte oturuyor.Sonrası mı…?

Ama zaman içinde biryerlerde yeni bir kırılmaya hazır olun. Kalçalarımız giydiğimiz jean pantolonun içinde bize fazla gelmeye başlıyor. Onu gardıroba kaldırırken derin yırtmaçlar ve mini etekler için geçkin olduğumuz aklımıza bile gelmiyor.

Kafamızdaki resimlere pek de uyum sağlayamadığımız gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Bazı parçaları giymek için hakikaten yaşlıyız. Psikolojinizin giyimlerin önüne geçmeye başladığı bir döneme hoşgeldiniz!

Postmodern zamanların değişimi

Trend danışmanları insanların zaman zaman başka biri olmak için kendilerine başvurduklarını söylüyorlar. Görünümü değiştirmek kolay. Bir alışveriş günü, kuaförde kararlaştırılan başka bir saç modeli… İşte, sembolik olarak yeni bir role geçtiniz bile. Postmodern zamanlarda değişim geçirmek zor değil. Yaşam seçimlerimiz arasında gidip gelmek oldukça normal karşılanıyor. Yeniden evlenmek, yeni bir iş bulmak, hobileri değiştirmek kısaca tüm yasanı tarzını değiştirek mümkün.

Bir bakmışsınız, en sevdiğiniz kazak artık dolabın en arka köşesinde. Gözünüzdeki eski ihtişamını kaybetmiş. O artık verilmiş bir söz değil, sizi bile baştan çıkarmıyor. Işıltısını kaybetmiş, size kendinizi mükemmel hissettirmekten çok uzak. Bir zamanlar vitrinlerde rastladığımız aşk, zaman içinde sıradan bir ritüele dönüştüyse, oradan uzaklaşmak gerekir. Rüzgarına kapıldığımız ve bizim için hayatı kolaylaştırdığını düşündüğümüz satın almanın büyüsü artık yoktur. O zaman, içinde kendimizi değerli hissedeceğimiz yeni bir “aşkı” aramaya başlamak gerekir.

Giysilerin dili

Hepimiz giysilerin söylemek istedikleri konusunda uzmanız. Yine de örtülerin altındaki insanların ne anlattıklarını sormadan yada tanımadan bilemeyiz. Derin yırtmaçlı eteği ve buram buram parfümüyle erkeklerin akıllarını başlarından alan kadının baştan çıkarıcı görüntüsünün ardında belki de yaralı bir genç kız var. Geçmişte yaşadığı cinsel baskıyı bu şekilde ortaya çıkarıyor. Travmalarını ve yaralarını bir anlamda giydikleriyle gösteriyor.

Marilyn Monroe da gençliğinde cinsel istismara uğramıştı. Kimse stiliyle bir efsane olmuş bu kadının ucuz bir kıyafet aldığını görmedi. O, çocukluğunun zedelenmiş özgüvenini bu yolla koruyordu.

Makyajın altın kuralı: Kendi tarzını yaratmak

Dünyaca ünlü kozmetik markası Bobbi Brown’un özel ekibindeki makyaj artistlerinden Eduardo Ferreira, makyaj trendlerini anlatmak için Türkiye’ye geldi. Ünlü makyöz, makyaj sırlarını ve hilelerini tek tek açıkladı

Eduardo Ferreira, kozmetik dünyasının önemli makyaj markalarından Bobbi Brown’un 10 kişilik özel ekibindeki makyaj artistlerinden… Aynı zamanda Avrupa, Ortadoğu ve Güney Afrika bölgesinin makyaj artisti, güzellik ekibi üyesi ve eğitmeni. Geçen hafta Türkiye’ye gelen Ferreira’ya göre makyajda önemli olan kendi tarzınızı yaratabilmek. “Son dönemlerde trendler o kadar zorlayıcı ki hemen herkesi belli kalıplara sokmaya çalışıyor. Ancak makyajın sizi iyi gösterebilmesi için kendi tarzınızı yaratmanız şart” diyen ünlü makyöz işin inceliklerini şöyle sıralıyor:

Fondöten pembe olmamalı
Mümkünse doğal ışığın olduğu bir yerde aynanın karşısına geçin ve yüzünüzde sevmediğiniz noktaları değil sevdiğiniz yerleri bulmaya çalışın. Sonra da makyajla onları ortaya çıkarın.

Doğru yapılmış bir cilt bakımı olmadan asla iyi bir makyaj elde edemezsiniz. Cildiniz pürüzsüz ve katmansız görünmeli. Bu noktada fondöten seçimi önemli. Fondöten sizin gizli arkadaşınız olmalı. Yani onu kimse görmemelidir. İyi bir fondöten yalnızca kusurları kapatmaz aynı zamanda cildinizin tonunu da nötral hale getirir. Aslında her şey doğru cilt bakımı, doğru kapatıcı ve doğru fondötenle ilgilidir.

Bobbi Brown kapatıcıların evrenin sırrı olduğunu söyler. Çünkü gözlerinizin altında mor halkalar varsa onları iyi bir kapatıcı ile gizleyebilirsiniz. Fondöten seçerken de dikkat etmeniz gereken şey renginin pembe olmamasıdır.

Asla pembe tonlarında bir fondöten kullanmayın. Fondöten sarı tonlarında olmalıdır. Çünkü cildimizin tonu sarıdır.

Türk kadınlarının hatası
Allık rengi olarak asla kahve ve oranj tonlarına başvurmayın. Oranj ve kahve tonlu allıklar yüzü yorgun ve yaşlı gösterir. Asla taptaze görünemezsiniz. Türk kadınlarında bu hatayı çok görüyorum. O yüzden yanaklarda pembe allık kullanmalılar.

Cildiniz için doğru allık rengini bulmak için kozmetik ürünleri satılan tezgaha gidin. Elinize bir ayna alın. Aynaya bakarken bir elinizle elmacık kemiğinizin üstünden yanağınızı çimdikleyin. Ortaya çıkan kırmızılığı gördünüz mü? İşte seçeceğiniz allık ortaya çıkan bu renge en yakın pembedir. Ve asla oranj değildir.

Allık sürerken gülümseyin 
Allığınızı nereye süreceğinizi belirlemek için, gülümseyin. Böylece elmacık kemikleriniz ortaya çıkacaktır. Allık fırçanızı elmacık kemiğinizin üst kısmına götürün, gülümsemeye devam edin ve fırçayı aşağı doğru hareket ettirin. Böylece doğallığı yakalayabilirsiniz.

Cilt temizliği önemli
Makyaj ürünleri maksimum 12 saatlik kullanım için üretilmiştir. Makyajın uyurken yüzünüzde kalması cildin kendisini yenilemesini engeller ve cildiniz okside olur, siyah noktalar çıkar. Yüzünüzde makyaj olsa da olmasa da uyumadan önce cilt mutlaka makyaj temizleyicisi ve tonikle temizlenmeli ve nemlendirilmelidir.

Hangi göz rengine hangi renk far?
Temel olarak kahve renkli gözlüler dünyadaki tüm renkleri kullanabilir.

Akdeniz insanı buna Türk kadınları da dahil göz çevrelerinde mor halkalar çok yaygındır. O yüzden mavi ve mor renkleri gözlerde kullanmamalılar. Çünkü bu renkler koyu halkaların daha da koyu görünmesine ve belirgin olmasına yol açar. Bu da makyajın taze görünmesine engel olur cildi yorgun gösterir.

Yeşil gözlüler yeşil fardan, mavi gözlüler de maviden kaçınmalı. Aslında tüm göz renkleri için mavi çok dikkatli kullanılması gereken bir renktir. Nadiren mavi bir farla güzel görünürsünüz.

Artık moda Audrey Hepburn
Bu sezonun makyajında tüm dikkat gözlere çevrilmiş durumda. Ancak bunun ilk şartı pürüzsüz bir cilt. Ayrıca yanaklar ve dudaklar da doğal tonlarında kalmalı. Böylece gözler ön plana çıkıyor. Bunun için de eyeliner çok önemli. Bobbi Brown’un Pink Quartz koleksiyonundaki 1950’leri yansıtan eyeliner’ı bu görünüm için ideal. Eyeliner gözlere Kleopatra gibi değil, Audrey Hepburn gibi çekilmeli.

Yılbaşı gecesi içinse yılın trendi metalik makyaj tercih edilebilir. Bunun için de gözlere odaklanılıyor. Ancak eyeliner değil farlar ön plana çıkıyor. O yüzden makyaj uygularken önce eyeliner daha sonra göz farı sürülmeli. Dikkat edilecek nokta metalik renklerdeki farı sadece göz kapağına uygulamak. Asla dışına taşmamalı.

İyi bir etki yaratmak için doğru giyinmelisiniz

GİYİM TARZINIZ KİŞİLİĞİNİZLE İLGİLİ ÖNEMLİ İPUÇLARI VERİYOR

Üstad olarak da bilinen ünlü tasarımcı Hikmet Alcan, iş yaşamında kalıcı bir imaj yaratmanın yolunun doğru kıyafet ve aksesuvarlardan geçtiğini söylüyor

Çalıştığı firmanın düzenlemiş olduğu davete katılacak olanlar, iş hayatına yeni atılanlar, iş toplantısına katılacak olanlar, yani bulunduğunuz ortamda iyi bir etki bırakıp, kişilik özelliklerini de ortaya koyarak etkili bir izlenim yaratmak isteyenler, bu haftaki yazımızda sizlere sesleniyoruz.
İş yaşamında doğru kıyafet ve aksesuvarları kullanarak iyi ve kalıcı bir etki bırakabilirsiniz. Bu konuyla ilgili bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak üzere Erkek giyimi ve imajı konusunda Türkiye’de öncülüğü üstlenmiş biri olan ve yurt içinde hatırı sayılı portföye sahip olduğu gibi Atina, Dubai ve Hindistan vb. yerlerden birçok müşterisi bulunan üstad Hikmet Alcan ile görüştük. 
Kalıcı etki
Kendisine başvuran kişileri “kendi kupunu hissetmek isteyen ve giyimi bir sanat olarak algılayanlar” olarak tanımlayan Hikmet Alcan’ın doğru bir gardroba sahip olmak isteyenlere birinci sıradaki tavsiyesi toplama giyimden uzak durmak. Yani kişinin gömleği, kravatı, pantolonu, aynı markanın ürünü olmalı. Eğer farklı markalardan giyinilecek olursa her markanın kendisine özel olarak ayarlanmış olan kuplarının farklılıkları nedeniyle takım elbise içerisinde rahatsız edici bir uyumsuzluk yaratacak olmasıdır. Bu uyumsuzluğun iletişime geçmek istediğiniz kişiler tarafından yorumlanarak kişiliğinizle uyumlandırılacağını unutmayın.

Stil oluşmalı
Alcan, kıyafet tasarladığı kişilerle öncelikle arkadaşlık kurmaktan yana. Bunu yapmakta ki amacı ise; karşısındaki insanın karakterine, kişilik özelliklerine ya da iş yerinde bulunduğu pozisyona göre yansıtması gereken imajı belirleyebilmek. İş hayatında kıyafetin yanı sıra kullanılan aksesuvarlarda büyük önem taşımakta. Ama öncelikle kişiliği ortaya koyan bir kıyafet stili oluşturulmalı ve bu tarzı tamamlayıcı aksesuvarları kullanmalıdır. Ünlü tasarımcı kendine güvenenler için; kişiliklerini ön planda bırakacak şekilde göze batmayan füme bir takım, soft açık mavi bir gömlek, bordo kravat ve aksesuvar olarak ta beyaz metal (kalem, saat, gözlük, çakmak gibi) kullanılmasını tavsiye ediyor.
Kendine güveni olmayanlar için ise; göz alıcı, insanların dikkatini çekecek, renkli kıyafetler ve aksesuvar olarakda yine renkli sarı metallerin kullanmasını öneriyor.
Bunlara ilaveten bu günün tarzına bakacak olursak son iki yıldır en güzel giyim tarzını yaşıyoruz. Ceket; klasik ama gömlek kadar rahat yani omuzları oturan, evazesi olan, yanlardan çan gelen. Pantolon; plesiz dizler geniş değil ama paçaları biraz daha genişlemiş olan. Yani klasik giyim ama kravat takılmıyorsa gömlek renginden cep mendili kravat takılıyorsa kravatın renginden cep mendili kullanılmalı. Giyimin iş hayatındaki önemini değerlendirecek olursak. Bir iş adamı günlük yaşamda kullanabileceği doğru bir gardroba sahip olduğunda ve bilgisi ile donanımları ile görüntüsünü bir araya getirdiği zaman %35 gibi bir motivasyon artışı gözlenebiliyor.
Renklerin dili

Renklerin dili
Alcan’a göre insanlar dört renge ayrılıyor. İlkbahar, sonbahar, kış ve yaz rengi. Örneğin açık tenli biri ilkbahar, açık parlak benizli ten yaz, koyu soluk benizli ten kış, koyu fakat canlı olan ten ise sonbahar rengi olarak ifade edebiliriz. kişler kendi ten gurubunu tayin edip renklerinin zıttını seçerek kıyafetlerini belirleyebilirler. Örneğin sonbahar tenine sahip olan biri renkli kıyafetleri seçmelidir.
AKLINIZDA TUTMANIZ GEREKENLER
Bunları yapın: Eğer metal aksesuvar kullanıyorsanız tüm metallerin renginin aynı olmalı. Deri kayış bir saat kullanıyorsanız üzerinizdeki kıyafetle uyumlu bir kayışı tercih etmelisiniz. Takım elbise kullanıyorsnız ayaktayken düğmeleriniz ilikli olmalı.
Bunları yapmayın: Kısa kollu gömlek giymek hatta bunla yetinmeyip üzerine kravat takmak kadar abesle iştigal bir durum yok, güzel bir takımın altına giyilen spor ayakkabı giymek, çorap amblemlerinin bileklerin iç tarafına denk gelmesi, beyaz bir takım altına giyilen siyah ayakkabı. Bir kokteyle giderken tek ceket altına tek pantolon giymek. Ceket kullanan bir kişinin alt düğmesini açık bırakması. 

Her ayrıntı düşünülmeli
Kravat: 
Dokuma olmalı, amacımız kişiliği ön planda bırakmaksa bordo tonları seçilmeli, diyagoneller aşırı belirgin olmamalı. Takım elbisenin içindeki tonla uyumlu olmalı gömleğe göre bakacak olursak ise gömlek renginin zıttında olmalı.
Takım elbise: 160 S (ipliği ince, bükümü çok, saf yün kumaş türü) çok kırışmayan kumaş kullanılmalı sentetik karışım olmamalı.
Gömlek: Saf koton olmalı, beyaz, mavi ve mavinin tüm tonları seçilmeli, günlük iş yaşamında 1/50 dokuma denilen kumaş türü hem randıman verir hemde rahatlık sağlar. Terikoton denilen gömlek türü kullanılmamalı vücudun hava almamasından dolayı günlük motivasyonu oldukça kötü etkiler.
Ayakkabı: Açma deri önerilir, renk olarak taba ve tabanın tüm tonları, siyah ayakkabı kullanıyorsak mutlaka açma deri tercih edilmeli. ayakkabımız kullandığımız deri kayış saat kemer ve çanta ile uyumlu olmalı.
Beyaz yakalılar renklere dikkat
Bankacı, sigortacı ve üst düzey pazarlamacılar, karşılarındaki insanları öncelikle kişilikleriyle ve ürünleriyle etkilemeleri gereken ve güven telkin etmeleri gereken kişiler oldukları için genellikle füme, lacivert, siyah renklerini ağırlıklı olarak kullanabilirler mavi gömlek ve beyaz gömlek dışında gömlek kullanmamalı ve çok canlı renkli kravatları tercih etmemeliler.
Aksesuar olarak da parlak sarı metal kullanmak yerine kalem çakmak saat gibi ürünlerde tamamen beyaz metalleri kullanmalı. Ve kahverengi asla takımda kullanılmamalıdır. Ancak kahverengi bir kıyafet giyilmesi zorunluluğu oluşacak olursa da kahverengi bir ceketin içine mavi bir gömlek kullanarak kahverengini pozitif hale getirebilirsiniz.

Etiketler:giyim tarzı yaratma, etki yaratmak, günlük hayatta giyim tarzı nasıl olmalı, giyimde tarz yaratmak, kravat cep mendili uyumu, giyim tarzını yarat, iyi ve doğru giyim, giyim tarzı yarat, bankacı giyim tarzı, tarz yaratmak erkek, kravat mendili uyumu, açık kahverengi pantolon üzerine ne renk gömlek giyilir, giyimde tarz oluşturmak, kendi giyim tarzını yarat, füme rengi takımın içine ne renk gömlek giyilir, kendi tarzını yaratmanın sırrı, kahverengi elbise altına hangi renk gömlek giyilir, kahverengi ceket içine ne renk gömlek, giyim tarzı yaratmak, kahverengi ceket altına ne giyilir, korku yaratma nedir, kahverengi deri ceket altına nasıl ayakkabı giyilir, insan kendi giyim tarzını nasıl yaratır, füme rengin zıttı, renk uyumu kıyafet erkek, 

Sponsorlu Bağlantılar

2 Yorum --> "Yeni bir tarz istiyorum kendi tarzımı nasıl yaratabilirim, tarz değiştirmek istiyorum dış görünüşümü nasıl değiştirebilirim?"

  1. Admin

    dış görünüş çok önemlidir ama iyi ve entelektüel bir karaterle güzelleri bile kıskandıracak birisi olabilir ve herkese daha güzel ve çekici görünebilirsin. bunun da yolu en başta kitap okumaktan ve sonra da bolca gezmekten geçer.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *